As primeras 200 linias.
İnanılmaz.
Ailemi hiçbir şeyden mahrum bırakmadım.
Bazen zorunluluktan yanlarında olamıyordum ama o zamanlarda bile
eksikliğim hissedilmesin diye her ihtiyaçlarını karşıladım.
Eşimi de hiç aldatmadım ya.
Belki aklımda aldatmışımdır ama… Çocukların her şeyi vardı.
İstekleri bitmiyor. "Baba, şu kursa gideyim."
"Drone al." "Tablet al."
İstediklerini alıyorum. Hiç durmuyorum. Of be!
Sonra telefon çalıyor. "Bir bağış konusunda aradık."
Nereye ne bağışladığımı bilmiyorum, hepsi otomatik.
Yani anlamanızı istiyorum ki ben iyi biri değilsem,
ben iyi bir baba değilsem,
iyi bir koca değilsem "iyi" kavramı yanlış demektir.
Su!
Anlamanızı istiyorum ki benim açımdan bakarsanız
şu an çok zor bir sınavdan geçiyorum.
HOŞ GELDİNİZ
TELAŞLI BABA
İKİ HAFTA ÖNCE
Harika. Çok iyi.
-Günaydın tatlım. Nasılsın? -Günaydın canım.
Affedersiniz beyefendi, rahatsız ediyorum.
-Tosta bakar mısın? -Olur.
Çocuklarının yemeği.
Çok kolay. Yeşil ışık yanınca hazır.
-Tamam. -Tamam mı?
Anne, çok gıcıksın ya! Her gün klimayı kapatıyorsun.
-Hava çok sıcak. -Anne, drone'um nerede?
-Dolabımın yanında gördüm. -Hayır. Drone uçup gitti.
Yerini bilen yok. Hadi, kahvaltı vakti.
Kızını iyi yetiştiriyorsun demek.
-Tom Tom uyandı. -Merhaba tatlım. Günaydın.
Günaydın. Bana günaydın yok mu?
-Günaydın anne. -Harika.
Başka yemek yok. Babanız tostu yaktı.
Meşgulüm canım.
Her şeyi aynı anda yapamam ya.
-Anne, granola kalmamış. -Bir saniye.
Peynir buzdolabında sulanmış.
-Bir saniye. -Anne, tereyağı taş gibi.
Bir saniye.
Avukatım bana bu sözleşmeyle ilgili yardım eder mi lütfen?
İşe gitmeden önce halletmem lazım.
146, 147 ve 148'inci maddeleri, üçüncü ve birinci fıkraları anlamıyorum.
Hazır olmam lazım.
-Bir bakar mısın? -Ne?
Hadi ama. Koca şirket, bir avukattan yardım iste.
Evet, Vicente yardımcı olabilir
ama en iyi avukat evdeyken ona ne gerek var?
-Eski avukat. -Avukat hep avukattır.
-Sorunlu kısımlar var, bence… -Canım, sana bir şey diyeyim.
Geciktiğim her an trafik daha da birikiyor.
Çocukları okula sen götürsen bilirdin ama götürmüyorsun.
Annen baksın, dön. Bak, bu…
-Düzelir. -Buldum.
Şu an yardım edemem!
Kızın saçını yapmam lazım. Tanrım.
-Anne bir daha deneyecek. -Bunu unutmayacağım ha.
Bu sefer daha güzel olacak.
Hadi! Geciktik!
-Şimdi olmaz, ciddiyim. -Ama…
İnanamıyorum. Günaydın Simone!
-Bay Fred hâlâ burada mı? -Evet. Dinle.
Dün pazara gittim. İki tür kabak aldım.
Tatlı patatesler berbattı. Brokolili pilav yapalım mı?
Hadi çocuklar!
-Hadi. İşte böyle. -Günaydın!
-Okula gidelim. João'yla gideceksin. -Tom Tom!
-Görüşürüz Simone. -Çocukları okula bırakacağım.
Simone, bir şey mi oldu? Topallıyorsun. Ne oldu?
Hayır, bir bacağım diğerinden kısa.
-Ne zamandan beri? -Doğduğumdan beri.
Bugün okulda ne var biliyor musun?
Şey günü…
Fred, Simone yedi yıldır bizimle.
Haberin olsun, yedi yıldır topalladığını fark etmemişsin.
Gördün mü? Yardımına ihtiyacım var. Bu sözleşmeyi anlamıyorum.
-Ver hadi. -Sağ ol.
Gidelim.
-Herkes kemerini taktı mı? -Evet.
-Gidelim. -Gidelim.
Hoşça kal baba.
-Öptük baba. -Hoşça kal.
Hadi gidelim.
HOŞ GELDİNİZ TAVŞAN YAPI MARKET
İDARE
-Selam. -Evet.
-Hepsini biliyorsun dostum. -Hıyar.
Git. Sana diyecek bir şeyim yok.
İşte geldim, işimi Cambridge'de öğrendim, en iyisi benim.
Cambridge'de mi?
İngilizce de Fransızca da var, aynı anda konuşuyor.
Hıyar.
"Cambridge'in en iyisiyim."
-Günaydın. -Günaydın.
-İyi sabahlar Bay Fred. -Günaydın Beth.
Kahve berbat. Bugün beceremedim.
Harika, "İyi sabahlar" dedin ama iyisi eksik oldu.
Çabuk için, kuruldan gelecekler.
Harika.
…özel fırsatlarımızı kaçırmayın.
Böyle şeyler beni çok sinirlendiriyor.
İcabına bakacağız.
Matheus.
İNSAN KAYNAKLARI
Tabii tuvalet sanat eseri olabilir, yani…
-Günaydın Fred. -Günaydın.
-Günaydın Bay Pontes. -Günaydın.
Günaydın Dante. Hoş geldiniz. Her şey yolunda mı?
Fred, Matheus'un sana göstereceği bir şey var.
Lütfen.
Bir temizlik görevlisi güvenlik kameralarına yakalanmış.
Ne çalmış?
Kelebek vida. Üç tane.
-Üç kutu mu? -Hayır.
-Üç vida. -Ha, tamam.
Ben de…
Hassas bir durumla karşı karşıyayız.
Biri hırsızlık yapıyor, hem de üç ürün çalıyor.
-Evet. -Bu kişiye ne yapılır?
Ne mi yapılır?
Ufak bir hırsızlık, büyük bir şey değil.
Karmaşık bir durum. Adil olmak için bir uyaralım bence.
-Evet. -Ona da bütün şirkete de emsal olur.
-Olmaz mı? -Olur.
Nasıl yani?
Uyarı mı? Bugün üç kelebek vida,
yarın silahlı soygun olabilir.
-Soygun mu? -Evet, doğru.
-Öyle mi? -Öyle.
Öyle. Tabii ki öyle.
Çok haklı. İbretlik olsun.
İbretlik olsun. Şöyle bir önerim var.
Üç gün uzaklaştırma. İyice düşünsün.
-Tabii. -Değil mi?
Üç gün. Vida başına bir gün.
Bu suçu hafife alıyorsun bence Fred.
-Belki. -Ben mi?
-Evet. -Yok…
Aslında vida başına üç gün diye düşünmüştüm.
Sözümü bitirmeme izin vermediniz.
Her bir vida için üç gün.
Dokuz. On olsun ya.
Evet. Mantıklı.
Bence o kadından bütün vida stokunun parasını almak gerek.
Hoppala.
Bak.
Katılıyorum.
Hadi ama. Yeter artık!
Mantıklı olalım lütfen çünkü… Ben burada bir şey fark ettim.
Duygular mantığı bastırıyor. Yeter ama. Kadını hemen kovalım bari.
Katılıyorum. Duygular mantığın önüne geçmemeli.
-Aynen. -Çok iyi. Çok iyi Fred.
İşten çıkarma belgeleri burada. İmzala, iş bitsin.
Kalemim yok çünkü…
Benimkini al.
Matheus.
-Zordu ya. -İşe bak.
-Gereksizdi. -Neyse ki bugün bir fiyatına iki bira var.
-Güzel. -İkisini de içerim.
İki tane alıp ikisini de paylaşmadan içeceğim.
-Neden bu bencillik? -Bencillik mi?
Çektiğim çileye bak, Dante'nin yaptığına bak.
-Dizilerdeki kötü adamlar gibi. -Hayır, Bay Pontes öyle.
-Dante de onun yalakası. -İki kötü adam yani.
-Hayatımın iki belası. -Evet.
Tanrım. Neyse ki bugün bir alana bir bedava bira salısı.
Eve giderken de çift görüyor olursun.
-Bize. -Seçimlerimize.
-Sevdiklerimize. -Sevdiklerimize.
Evet. Sağ ol Marconi. Teşekkür ederim.
Yetişkin olmak berbat ya.
Daha kolay olur sanıyorduk, değil mi?
Roberta şanslı. Evde çocukları seviyor…
Şans bu işte.
Clarice! Yapma dedim sana.
Anne, João TV anlaşmamızı bozuyor.
Beş dakika istedim anne. Bu kadar gıcık olmasan olur mu ya?
-Açım anne. -Ben de.
Tek başıma kardeşinize bakıyorum.
-Babam nerede? -Pizza alsın.
Ama bugün salı, babanız eğleniyor.
Saat 22.00'ye kadar gelmez.
-Hayır. -Kumandayı ver João!
-Beş dakika ver! -Ver!
-Ben senin abinim. -Beş dakika vermedin.
Düşündüğümüz şeyler demişken…
Yüzünü senden almış, ona daha çok yakışmış.
Buldum!
-Çocukları arayalım mı? -Yapma ya.
Bu saatte ayakta kalmanıza kim izin verdi?
Tom Tom bile uyanık.
Yeni uyudu, uyandırırsanız yandınız. Televizyonu kapat.
João gitar çalıyor, ona laf etmiyorsun.
Çünkü bu azar sana.
João'nun azarı hazırlanıyor, yakında ona teslim edilecek.
Yeter. Gitarı bırak.
Anne, oyun oynadığımı görmüyor musun?
-Televizyon izleyecektim! -Kumanda bendeydi!
No comments yet. Be the first to leave one.