As primeras 188 linias.
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
...D'EGAS tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Buz hokeyi, dünyanın en zor ve en sert sporudur.
Oyunu iyi oynaman yetmez. Dayanıklı olmak zorundasın.
Darbe alırsın, düşersin, kalkarsın.
Yine darbe alırsın. Tekrar ve sonra tekrar.
Her zaman ayağa kalkarsın ve devam edersin.
Bazen darbe çok sert gelir.
O kadar sert gelir ki...
...ayağa kalkman çok uzun sürer.
Beyler, dinleyin.
Maçın ilk on dakikası iyiydiniz. Oyunu zorluyordunuz.
İkinci golden sonra ne oldu? Geri çekildiniz.
Defans! Hiçbir sebep yokken. Sadece maçın başı. Hadi.
Kevin, bütün oyun boyunca seni maçtan alıyorum.
-Alex, onun yerine geçiyorsun. -Ama iki golü de ben attım.
Hiç önemi yok.
Kendin için oynuyorsun, takım için değil. Şov yapıyorsun. Yeter bu kadar!
Al onu yerden.
Beyler, hokey oynuyorsunuz. Artistik paten değil!
Anladınız mı?
Kevin, sana onu yerden al dedim!
Oraya çıktığınız zaman onlara kim olduğunuzu gösterin.
Sert oynayın. Omuzlarınızı kullanın.
Birbirinize yer açın, yaratın.
Rahatsız edin onları, yok edin, cezalandırın.
Anladınız mı?
Ve karını trafik kazasında öldür.
Ne diyorsun ulan sen!
Kovuldum.
Çok iş aradım ama sicilime işlenen suç yüzünden...
...Kanada'da çalışma imkânı bulamaz hâle geldim.
Bir yıl kadar daha direndim.
Biriktirdiğim her şeyi çocuklarımın orada kalması ve...
...devam etmesi için son kuruşuna kadar harcadım.
Bir şey yapmamak, kaçmak biraz işime de geldi sanırım.
Fakat sonunda hiçbir şeyim kalmadı.
İstanbul'a döndük.
Zeytinburnu'ndaki babamdan kalan evden başka başımızı sokacak bir yerimiz yoktu.
Abi ben GPS kullanmam biliyor musun? Neden? Çünkü 20 senelik şoförüm.
Kafam zaten olmuş bir GPS.
İstanbul'un semt semt, sokak sokak her yerini bilirim.
Bu arada abi, siz bu havada tatile mi geldiniz?
-Bu havada tatile mi geldiniz? -Evet, öyle.
-(Şoför) Yolculuk nereden abi? -Kanada.
Kanada mı? Oo... Güzel yerdir Kanada. Severim.
Bir Toronto diye kenti vardı, orayı çok iyi bilirim.
Sonra neydi o, bir de sizin yakışıklı bir başkan... Başbakanınız vardı değil mi?
-Justin Trudeau. -(Şoför) Justin... Justin, evet.
Güzel memlekettir, Kanada.
Ben daha çok Hollywood filmlerini izliyordum.
Belgesellerde, dağlarını falan gösteriyor. Çok güzel mekânlar vardı.
Bir de şey vardı...
...Montreal... Montreal Olimpiyatları. Onu çok iyi hatırlıyorum abi.
Genç miydik, çocuk muyduk tam hatırlamıyorum ama.
Montreal Olimpiyatlarını çok iyi hatırlarım.
Şu şeyi diyorum bir de, GPS olayı.
Şu evin başında, müsait bir yerde.
Uff.
Gel Rüzgâr, al çantanı. Bu senin mi? Al bunu.
Denizciğim gelip alır mısın çantanı?
Hadi bakalım.
-Kaldı mı başka bir şey arabada? -(Şoför) Bir çanta daha var abi.
Tamam.
Üstü kalsın.
Teşekkür ederim. Allah bereket versin. İyi günler.
Evimize hoş geldik.
Şu valizler iyice ıslanmadan... Dur.
Hiç panik yapmayın. Sakın.
Dedeniz öldüğünden beri, dört senedir bu eve hiç dokunulmuyor.
Zaten biraz vakit geçsin, burayı satacağız...
...daha iyi bir yere taşınacağız. Tamam?
O zamana kadar otelde kalamaz mıyız?
Kalamayız prenses.
Biraz dişini sıkacaksın. Üç beş ay, daha fazla değil.
Hem daha siz görmediniz ama bu evin manzarası var, bahçesi var.
-Her şeyi var. -Evin bir perisi eksik.
Daha şu anda girdik eve ama!
İnanmıyorum.
Sürekli olay çıkarıyorsun, başını derde sokuyorsun.
-Sana gerçekten inanamıyorum baba. -Abla, tamam.
Yapma.
Durumdan ben de memnun değilim ama yapılacak başka bir şey yok.
-Var mı? Yok. -Umurunda bile değil ki senin.
Sen annemden sonra hiçbir şeyi umursamıyorsun ki.
Sen bizi bile umursamıyorsun baba.
Ben sizin için yaşıyorum. Bunu biliyorsunuz değil mi?
Bana biraz vakit ver. Söz, her şey düzelecek.
-Umarım çalışan bir duşu vardır. -Var da önce suyu açtırmak lazım.
-Su da mı yok? -Bak, şöyle yapalım...
...ben gideyim, hemen suyu açtırayım.
Ondan sonra dışarıda güzel bir yemek yiyelim, olur mu?
-Bunlar gerçekten güzel. -Daha dur, daha neler göreceksiniz.
Çok güzeldir Zeytinburnu.
Çocukluğun buralarda geçti yani.
Akşam olduğunda...
...herkes sokağa çıkardı.
Kadınlar, çocuklar...
Kadınlar sohbet peşinde, çocuklar top peşinde.
Gerçi biraz değişmiş...
Özünde iyi, düzgün insanlardır.
"Uğrunda ölüm bile bana kolay"
"Karşısında durum"
Mazlum!
Lan Mazlum geç kalıyoruz, hâlâ tıkınıyorsun. Yürüsene lan!
Bir dakika kanka, geliyorum, tamam.
"Kalakaldım kışın ortasında yine"
"Yine aldandım sonunu bile bile"
Ben gidiyorum inceden, yetiş.
"Hiç utanmıyorum"
"Kalakaldım kışın ortasında yine"
Sağ ol abi. Hey!
"Yine aldandım sonunu bile bile"
"Cennetten kovuldum isyan ede ede"
Gerçekten haklısın.
İlginç bir yer.
"Cennetten kovuldum isyan ede ede"
Abi bunlar kim?
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
Hayırlı işler.
Buyur.
Beni, Sait abi gönderdi. Sizde bir emaneti varmış.
Telefonla konuştuk ya. Bu ara sıkışığız dedik.
Haa... Biz de o yüzden geldik.
Sıkışıklığı açacağız, rahatlatacağız sizi.
-Neyi rahatlatıyorsun birader? -Çek lan elini!
-(Erkek) Çek lan elini! Çek lan! -Yapmayın gençler!
Yapmayın gençler. Gençler sakin, yapmayın.
Ah!
Sakin.
Tamam halledeceğim ben.
Gençler...
Hişt, dur orada! Geç şuraya.
Gençler sıkıntı çıkmasın. Siz şimdi gidin, ben sonra halledeceğim.
Bak dayı, iki mesele var. Mazlum tamam.
Birincisi, uzun yoldan geldik...
...ikincisi de kötü bir huyumuz var. Bir defa geldik mi boş dönemiyoruz.
Dolu dönüyoruz, ayıktın?
Şimdi sen ödeme yapıyor musun?
Bu ay mümkün değil.
Dört aydır da erteliyormuşsun zaten.
Ne var şunun içinde?
Dosyalar falan... Ne olacak?
Umut...
...bagajdan halatı getir, hadi.
Şuna da iyice bağla.
-Arkadaşım sen-- -Hişt! Sakın!
Bir adım daha atarsan bu dükkânı kafana yıkarım derdo.
Ben bir lafı bir kez söylerim.
İki konservatuarla da konuştum.
Sınav dönemi geçtiği için olmuyor, giremiyorum.
Ee...
Şey yapsak... Sana bu süreçte özel ders aldırsak?
Babacığım özel dersi ben ne yapayım? Benim ne işime yarasın özel ders?
Ee, şey yapalım... Okul meselesi bende tamam mı?
Ona bir bakacağım, bir konuşacağım edeceğim...
...ne yapabiliyoruz bir görelim tamam?
Şampiyon...
...neydi bizim sloganımız? -Her şey çok güzel olacak.
Her şey çok güzel olacak!
-Daha elektrikler bile yok ya! -Var, elektriğimiz var.
O şeyden... Ben onu sigortadan kaldıracağım, hemen gelecek. Dur, bekle.
Ben aşağıdaki odayı alıyorum.
Geldi.
Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun Rüzgâr?
Blue Mountain'daki eve gitmişiz gibi düşünüyorum.
Yolları kar kaplardı, haftalarca evden çıkamazdık ya.
-Ee? -Burada en azından dışarı çıkabiliyoruz.
Öyle bak.
İnternet halloldu mu?
Abi...
...kaç saat oldu, hâlâ gelmediler. Bir sıkıntı çıkmış olmasın?
Bir şey olmaz onlara. Onlar sen mi lan!
Abi, Umut'u niye yolluyorsun onlarla? Bir iş gelecek başına.
Bir şey öğrensin diye.
Hayatı öğrensin. Biz bugün varız, yarın yokuz.
-Bu ne lan? -Kasa abi.
Bana sopa gibi gözüktü.
Tahsilatı söke söke yapın dedin, biz de söküp getirdik efendi şekilde.
Ulan fenasınız vallahi! Nasıl açacağız?
Vallahi o iş sende Sait abi. Biz işimizi yaptık.
Eyvallah.
Hesabınızdan düşerim.
-Selçuk. -Yiğido.
Sait abi.
Bu ara biraz açıldık farkındayım ama bir ihtiyaç var abi.
-Neymiş? -Abi, Oğuzhan'ın annesini biliyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.