As primeras 200 linias.
ACI KONGRESİ
ACI, DOSTUNUZDUR
Buyurun. - Solitaire çok kolaylaştı.
Doğruya doğru, bu seviyeye ulaşmam zaman aldı.
- Ama şimdi de fazla kolay geliyor. - Hay Allah.
Oyunu kazanınca kartlar saçılıyor ya. O görüntü eskisi gibi tatmin etmiyor.
Sonuçta çocuk değilim ben.
Bu, hastaneyi daha sık turlamam için bir işaret sanırım.
Bodrum katı dahil.
Orada dönen yasadışı bilgisayar işleri ilgimi çeker belki de.
Anlaşıldı.
Bu hasta neden hâlâ kabul edilmedi?
Bilgisayar çıktısına göre hasta kabul ettiğimiz enderdir.
Tabii, belge Sağlık Platformu'nda doldurulduysa, orası ayrı.
Tanı: Somnambulizm.
Doktoru: Noel Baba.
Burada Noel Baba diye bir doktor yok. Keşke olsa.
- Bakabilir miyim? - Noel Baba yazıyor!
Somnambulizm... Enteresan.
Hastanın hiç cerrahi müdahale görmediğine adım gibi eminim.
Kendisini kabul edelim. Muhtemelen ön loblarının biraz kırpılması lazım.
Somnambulizm için kullandığın bir şey var mı?
Bu var.
İlacı kastettim, aptal!
- Hayır. - Sabahları hiçbir şey hatırlamıyor musun?
Ruhları genelde hatırlıyorum.
Ya öfkeden köpürüp
ameliyatta beynini kesip biçeceğim
ya da markete gidip şeker namına ne var ne yok alıp
istisnasız her gün ağzına tıkacağım.
Karen bence ilkini tercih eder.
- İkincisini demek istedin herhalde. - Evet evet, ikincisi.
AMBULANS ACİL PARK ALANI
Allahın cezası Danimarkalı veletler!
Ben Çevik. İşim, sorununuzu çözmek.
Şu an tüm hatlarımız meşgul. Diğer seçenekler için dokuza basın.
Çevik Otoparkçılık'a gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler. İyi günler.
ACI KONGRESİ
Teşekkürler. Sağ olun.
Teşekkür ederim.
Krallık'ın bu yılki acı kongresine hepiniz hoş geldiniz.
Teşekkürler.
Öncelikle, bir şeyler ters gidiyorsa şikâyet için muhatabınız benim.
Ki ters giden bir şeyler illaki olur.
Bu komitenin başkanı benim.
Tüm kongreyi şu slogana göre düzenledik:
Acı, dostunuzdur.
Her yıl olduğu gibi uyarmış olayım, beleş ıvır zıvırlar sizi bekliyor.
O yüzden sponsorlar, tükenmez kalem teklif etse dahi kabul etmeyin.
Pekâlâ. Çoğunuzun yüzü tanıdık.
O yüzden Danca soracağım: Hangi salon tercihiniz?
- Alkol! - İşte böyle!
İçecekleri lobide bulabilirsiniz.
Kabul edildiğinize göre artık bizim gözetimimizdesiniz.
Uyurgezerlik yapmayacağınızdan emin olmamız gerek.
Anladım. Hiç sorun değil canım.
Kayışlar...
pek egzotik.
Biraz sıkabilir ama sıkması da lazım.
Siz Camilla'sınız, değil mi?
Laklak edecek vaktim yok.
DVD'de Krallık'ı izledim de.
Ne desem, bilemedim.
O dizinin hiçbir hayrını görmedik.
Onun yüzünden Krallık'tan korkan hastalar var.
O son gece siz de oradaydınız, değil mi?
- Hikâyenizi duymak isterim. - Bugün olmaz.
Şahsi fikrimi sorarsanız dizi beş para etmezdi.
O saçma sapan replikleri hep yönetmenin zorlamasıyla söyledik.
Beni Büyük Dük derken hayal edebiliyor musunuz?
Lars von Trier Sunar
Krallık, eski bir bataklığın üzerine kurulmuştu.
Eskiden buradaki göletlerde kumaş ağartılırmış.
Ağartıcılar, çamaşırlarını
bu sığ sularda durularmış.
Bölgedeki dinmeyen yoğun sisin sebebi işte buymuş.
Krallık, tam bu araziye kuruldu.
Ağartıcıların yerini doktorlar ve bilim insanları aldı.
Ülkenin en keskin zekâları ve ileri teknolojileri burada buluştu.
Bu başarıyı taçlandırmak için buraya Krallık adı verildi.
Yaşam burada anlam buldu.
Cehalet ve batıl inanç bilime boyun eğdi.
Ne var ki ruhani olan tümden reddedildiği
ve kibrin sonu gelmediği için olsa gerek
soğuk ve rutubet, Krallık'a geri döndü.
Sapasağlam, modern binalarda
ufak tefek yorgunluk izleri belirir oldu.
Yaşayanlar henüz farkında olmasa da
Krallık'ın kapısı artık tekrar açılıyor.
KRALLIK
ÇIKIŞ
10. BÖLÜM KONGRENİN DANSI
Siz beni mi takip ediyorsunuz? Bırakın peşimi!
Bir şeyler ters gidiyorsa...
Yu-hu!
- Bir şey mi oldu? - Hayır, dalmışım sadece.
Sana eski evimin sokağındaki armut ağacından bahsettim mi hiç?
- Şu malum ağaç. - Ders alınası bir hikâyedir.
Bir yıl meyve doldu, taştı. Sonraki yılsa hiç meyve vermedi.
Ondan sonraki yıl ne olsa beğenirsin, yine meyve doldu, taştı.
-Bu katta inmem lazım. - Ama asıl can alıcı kısmı...
Bulmacalarda Büyük Dük'ün cevabı hep baykuştur.
Ya da Sineklerin Tanrısı.
Dört bulmaca sözlüğümde de öyle yazıyor.
Ne hoşmuş. Bu, alarm ipi.
Omzunuzu kıpırdatarak çekebilirsiniz. Hemen geliriz.
Usandım artık.
Tekrar söyler misiniz? Ne diyordunuz?
Bu yıl da biri Noel süslemelerini bozuyor,
usandım artık diyordum.
Fuayedeki Noel ağacı birden yok oldu.
Bak sen, bizim şu antika kayışlar.
Aman umutsuzluğa kapılmayın.
Bu kayışlarla kaç kere deliksiz uyudum ben.
Kararlı olun. Cesur olun.
Söylediğiniz şey gerçek miydi?
Hayır ama olabilirdi de.
Bana bir kayış seti
ve buzluktan bir paket orta iyi bezelye getirir misiniz?
Kongreye dönmeme daha bir saat var. Biraz kestireyim.
- İşte böyle. - Bezelyeleri verir misiniz?
- Orta iyiler, değil mi? - Evet.
- Böyle mi uyuyacaksınız, emin misiniz? - Evet, gayet rahatım.
Alarm istemez misiniz?
Panik nedir, bilmem ben.
Doktorlar olarak, hastalarımıza uyguladığımız tedavileri
bizzat kendimizde görmeye hazır olmalıyız.
Beni yarım saate uyandırırsınız.
Şeytanın öfkesinden korkun.
Sıçanlardan biri, batan gemiyi terk etti.
Çok sıçan var mı?
Var ama hepsi sıçanı andırmıyor.
Şu büyük baykuş peki?
- Neyin peşinde? - Karen'ı durdurmaya çalışıyor.
Karen neden burada, tek anlayan baykuş.
Karen, Krallık'ın kapısını açmayacak mı?
İşte geldim.
Bodrumda eski bir kayış anahtarı buldum.
Kayışlardan kurtuluyorsunuz. Çağdışı bir yöntem zaten.
Olmaz Bulder. Karışma sen.
Doktorun sözünden çıkmamak gerekir.
Katılmıyorum doğrusu. Birazdan tomografiye gireceksiniz.
Meğerse Naver, somnambulizme epey ilgiliymiş.
Tüm bunlar içimi kıpır kıpır ediyor.
Aİ VARKEN SESSİZ OLUN
- Sosis ve patates püresi. - Sosis ve patates püresi.
- Sosis ve patates püresiymiş. - Sosis ve patates püresi.
Ne saçma iş.
- Yeterli. - İlk seferiniz mi?
- Evet. Umuyorum ki son seferim olur. - Hep öyle derler ama tekrar gelirler.
Adsız İsveçliler'e hoş geldiniz.
- Eksiğimiz yok. - Şahane.
Merhaba.
Siz de mi İsveçlisiniz? Ne güzel!
Volvo, Volvo... Hepsi Volvo.
- Ben Bosse. İsveçliyim. - Hoş geldin Bosse.
İsveç'te beş yıl yedi ay kaldım.
Sonra Danimarka çağırdı beni.
Şu an Krallık'ın mutfağında çalışıyorum.
Her günümü bu uğursuz iş yerinden kurtulmaya adıyorum.
Grubumuzun yardımıyla bunu başaracağım.
Umudum ve planım,
sonraki buluşmamıza kadar Malmö'ye taşınmış olmak.
- Hepiniz İsveçli misiniz? - Evet.
Şahane yahu!
İsmim Stig Jr. İsveçliyim.
Hoş geldin Stig.
Danimarka beni hiç cezbetmiyor.
Buraya gelmemin tek sebebi,
babamı delirten bu ülke ve insanlarını
bizzat görmekti.
Danimarkalıların İsveç'e bağlanan
bir köprübaşı inşa ettiğini gelince öğrendim.
Demek ki bu teknolojiye
sahiplermiş.
Ne burnu büyüklük ama.
Bu beni şaşırttı işte.
İsveç, bana değiştiremeyeceklerimi
kabullenmem için iç huzuru,
değiştirebileceklerimi değiştirmem için cesaret,
ikisini ayırt edebilmem içinse bilgelik bahşet.
Bayan Svendsen!
Bayan Svendsen, yardım edin! Kurtarın beni şunlardan!
Sakin olun.
Açamıyorum. Derin nefes alın lütfen.
Derin nefes alın lütfen.
- Sakin olun. - Günaydın Halfmer.
Tamamdır. Bir şey yok.
Yok artık!
İnsan böylesi bir antikayla kırk yılda bir karşılaşır.
Bizi tehdit etti.
Neler yaptığımızı biliyor.
Zorluk seviyesini biraz arttırdım.
Yılbaşı çekilişi yapıldı da haberim mi yok?
Kalle, oyun bu sefer de fazla zorlaştı.
O şeytan işi yapboz da benden uzak olsun.
Üstünde resim bile yok. Çıldıracağım.
Yapbozu biz yollamadık.
Otursanıza.
Ben çift dilliyim. Danimarka'da da yaşadım ama şu an İsveç'te yaşıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.