As primeras 200 linias.
NETFLIX ORİJİNAL FİLMİ
Ateş etme!
Vicente!
Ateş etmeyi kesin!
Ateşi kesin, lanet olsun!
NOEL ARİFESİ
VICENTE'NİN İÇKİ DÜKKÂNI
39 SAAT ÖNCE
EL CAMINO 1,8 KM
Kes sesini.
MUTLU NOELLER
Bir kez daha... kar yok millet.
40 yıldır Noel zamanı El Camino'da kar yok.
Çok üzücü.
-Üç kişi miydiler? -Lanet teröristler.
Çok karanlıktı, el fenerini almaya ancak zamanım yetti.
Halledeceğiz, merak etme.
ŞERİF
Lynn, Carl nerelerde?
Her zamanki yerinde.
Evet.
Dün gece neredeydin Carl?
Her zamanki gibi devriyedeydim.
Öyle mi?
Talbert'in oğlu babasının çiftliğinde meth yapıyormuş.
Kendini havaya uçurmuş.
O çocuk hep bir baş belasıydı zaten.
Dün gece aramaları cevaplamamışsın Carl.
Araban hâlâ giderken bıraktığım gibi yamuk duruyor.
-Belki yine yamuk park ettim. -Belki artık sallamıyorsun.
Aynen.
25 yıldır bu birimdeyim.
Sen herhangi bir narkotik suç kaydedeli bir yıldan fazla oldu.
Aslına bakarsan tek yaptığın artistlik taslamak.
Hatalı tutuklamalar, kanunsuz aramalar.
Kim bilir daha neler!
Durumuma yargı karar verir, bunu biliyorsun.
Kesin olarak bildiğim tek şey o lanet kupanın içinde ne olduğu.
Babasının çiftliğini yakan keşlerden
çok daha kötü işler dönüyor bu kasabada.
İyi günler.
Gece için odalarınız boş mu?
Değişir. Kaç tane arıyorsunuz?
Sadece bir.
Sadece bir mi?
"Odalarınız" dediniz de, çoğul.
Evet, sadece benim, yani bir oda.
Tekil bir oda.
Nakit, kredi kartı,
onaylı ve süresi dolmamış kişisel çekleri kabul ediyoruz.
Kartla ödeyeceğim.
Vay canına.
Amma şekilli kartmış.
Nerelisin?
Odayı halledebilir miyiz? Uzun yoldan geldim.
Peki.
Yorgunsun ha?
Reddedildi. Kart çalışmıyor.
Şurayı arayın falan diyor.
Sorun değil. Nakit öderim.
Yine de aramam gerek.
Yok, sorun değil. Ödeyeyim.
Sonsuza kadar telefonda beklemek istemezsin.
-O da doğru. -Bir Walmart'ta evlendik...
...Wrangler Jeans'in orada...
Dışarıdaki kimin arabası?
Bu arkadaşın. Güzel, değil mi?
Evet, benim.
Ehliyetinizi görebilir miyim?
Buyurun.
Eric Norris. Missouri'den epey uzaktasın ha?
Araba kaç model?
70'lerden.
-Trambolin gibi şeyler... -Üç numaralı odayı verdim.
İkiyi geç. Dörde gelirsen çok gitmişsindir.
-Tamam mı? -Tamam.
Küçük harcamaları nakitten alırım. İyi eğlenceler.
-Teşekkürler. -Bir balerinim...
Parmaklarının ucunda bir balerin
Parmaklarının ucunda bir balerin dedim
Bir Walmart'ta evlendik
Sosisler ve fasulyelerin orada
Teksas'ta birini öldürdüm Büyükannemin Honda'sını çaldım
Yüzüm bir derginin kapağında şimdi
Sevişiyorum ve ardından Domuz pastırması pişiriyorum
Izgarayı siliyorum
Şuraya bak, öteye...
Ne yapıyorsun?
Bunu sen mi yaptın?
Aferin sana.
İyi misin?
DEERING SAĞLIK KLİNİĞİ
Çocuklarda dışarıdan fark edilmeyen otizm vakalarına rastlanabilir.
Ufak anomaliler dışında normal görünebilirler.
Ne düşünüyorum biliyor musun?
Konuşmaya hazır olduğunda konuşacak.
Genelde öyle olmuyor.
Uzman olarak görüşüm,
oğlunuzun spektrumda yer alan bazı gelişim sorunları var.
Herkes farklıdır doktor.
Sorunu olmadığını görmek için teste ihtiyacım yok.
Gidebilir miyiz?
Engelli kütüphanecinin yönettiği
dini tiyatronun haberini yapacak kadar önemsiz miyim?
İyi bir şey bu.
İnsani bir hikâye.
Okul, tıbbi ihtiyaçlar için 5000 dolar toplamış.
Aşırı şirin bir şey.
Evet, şirin.
Hep şirin şeyler...
...Beth Flowers'a.
Kesin adım yüzünden.
Adımı değiştirmeliyim.
Hayır. Beth Flowers tam akılda kalıcı muhabir adı.
Dallas Raines gibi. Şu Los Angeles'ta hava durumu sunan.
Dallas'lı bile değil.
Pazar ufak.
Neden ulusal bir haber yapamıyorum?
Mesela, bilemiyorum...
Bir tarikat, ya da...
...hükûmette bir seks skandalı?
Evet.
-Umarım öyle bir şey olur. -Aman tanrım. İşemem lazım.
Dikkat et. Oldu.
O şeye ne ad koyacağına karar verdin mi? Heather hâlâ bir olasılık mı?
Heather çok cadaloz.
Liza ya da Megan. Bilemiyorum.
Suzy şirin. Z'li Suzy'yi severim.
Suzy çok iyi. Cincinnati'de Suzy diye bir striptizci vardı.
Böyle bir hareket yapmıştı... Direği iki bacağıyla kavramıştı.
Direğin ucunda kıvırtırken birden aşağı düştü.
Hastaneye gitmesi gerekli diye düşündük ama bir şey olmadı.
-Her gece yapıyordu herhâlde. -Bakmasana!
Bakmıyorum. Sadece konuşuyorum.
Tatlı için yeriniz var mı?
Hayır, teşekkürler. Bugün almayalım.
Tatlı, lüks bebeğim.
Peki. Keyfinize bakın.
Her yemekte tatlıya paramız yetmez.
Fazladan şekere ihtiyacın da yok.
-Yemeği beğendiniz mi? -Evet, çok.
Yalan söylemenize gerek yok.
Yakınlarda birkaç parça şey alabileceğim bir market var mı?
Yandaki dükkânda her şey var.
Şuradaki pasta ne kadar?
3,95. Her kuruşuna değer.
Ufaklığa bir parça gönderin.
Pasta istemediğimizi söylemiştik.
Şuradaki beyefendiden.
Sizin için ödedi.
DRANO - LAVABO AÇICI
Bak işte orada.
Şuna bak.
Dört litrelik Drano var elinde.
Meth'in ana maddesi.
Nakit ödeme yapıyor. Sahte kredi kartı var.
Arabası hakkında bir sik bilmiyor. Çözmesi zor değil.
Bu makul sebep.
Bunun sebebi de pek makbul biri olmaması.
Orası kesin.
Bak sen.
Dennis, 42 8 km uzakta, şu an aktif
Dental hijyenist.
Biz geldik.
Evet, siz geldiniz.
Kapıyı çalmadan giren flörtüm değilse tabii.
Neredesin? Gel buraya. Neden bu kadar mutlusun bugün?
Şuna bak.
Bitirmişsin.
-Mini mini bir örümcek... - Bu gece yine mi çıkıyorsun?
Oturduğum yerden erkek bulamam.
Çoktan denedim. Bir kez işe yaradı.
Kablocu adamı beğenmedin değil mi?
"Atladı kızağına,
ıslık çaldı takımına
ve deve dikeninin tüyü gibi uçtular rüzgârda.
Ama duydum haykırdığını gözden kaybolmadan önce:
'Herkese mutlu Noeller ve iyi geceler hepinize.'"
Hayır ahbap, sıra sende.
Büyümek istiyorsan kendin okumalısın.
Birkaç saat çalışmam lazım, sekiz gibi dönerim.
Dental hijyenist beni bowlinge götürüyor.
Jewels'la tanışmaya can atıyor.
Hadi ama anne. Çok şey istemiyorum. Seth kitap okuyor. Seni rahatsız etmez.
Tanrım. Kısa bu.
Peki, burada takılabiliriz sanırım.
Boş ver. Sen dışarı çıkmadan gelirim.
Seksi bowling gömleği gibi bir şeyin var mı?
-Seksi bowling gömleği diye bir şey yok. -Olmalı.
O sporu biraz canlandırmalılar.
VICENTE'NİN İÇKİ DÜKKANI
Affedersiniz.
Pardon.
-Affedersiniz. -Tanrım!
-Ödümü kopardın. -Özür dilerim. İstemeden...
Korkuttun ama. Niye dikiliyorsun önümde?
İçecek bir şeyler almaya...
Bunun için ödümü kopardın?
Sakin ol, tamam mı? Özür dilerim.
Ne istiyorsun?
No comments yet. Be the first to leave one.