As primeras 191 linias.
Sen ne yapıyorsun?
Sen ne yaptığını sanıyorsun?
Senin derdin ne?
İnsan insana bunu neden yapar? Senin amacın ne?
-Seni kendine getirmem gerekiyordu. -Beni kendime getirmen gerekiyordu?
Senin bu yaptığın zorbalık!
Bunun sana yapılandan ne farkı var?
Sen kimsin de bana bunu yapıyorsun!
Bak, işte benim bu öfkeye ihtiyacım var.
Bu acıya, bu ateşe ihtiyacım var.
Bu ateş sönmemeli.
Çünkü canın yandığı kadar canlarını yakacaksın, anladın mı?
Unutamazsın Leman.
Duydun mu beni? Unutmayacaksın! Unutturmam!
Sen kimsin?
Sen...
...kimsin gerçekten? Sen... -Leman...
...ben özür dilerim. -Benden uzak dur.
Leman, sana yaptıklarını unutmaman için.
-Seni etkiliyorlar! Zayıflatıyorlar! -(Leman) Bana dokunma!
-Sakın bana dokunma! -Lütfen beni dinle!
Bak, beni dinle.
Bunlar görüp görebileceğin en tehlikeli insanlar.
Oyunlarını öyle bir oynarlar ki...
...oyuna geldiğini ancak kaybettiğin gün anlarsın.
Peki, bu oyunu sen kurduysan?
Ben senin oyununda sadece bir piyonsam Seher?
Leman.
-Her yerde seni arıyorum. -Buradayım.
Peki, her şey yolunda mı?
Yolunda. Ben biraz dengemi kaybetmiştim. Başım döndü.
Sağ olsun Seher Hanım beni kendime getirdi.
Sağ olsun.
Ben ilgilenirim.
Canını mı sıktı, bana mı öyle geliyor?
-Yok canım, niye canımı sıksın? -Bilmem.
Seher liseden beri çözemediğim bir karakter.
Sınıf arkadaşımdı.
Hayat herkese adil davranmamış. Bir senin olduğu yere bak bir onun.
-Bence herkes payına düşeni yaşadı. -Bu ne demek?
Ben artık kimse adına büyük konuşmuyorum demek.
Yalnız sen gerçekten iyi görünmüyorsun.
İyiyim iyiyim. Eve gidersem daha iyi olacağım sanırım.
Hiçbir yere gitmiyorsun.
En azından ben iyi olduğuna emin olana kadar.
Tutun bana Leman Hoca.
Oturalım mı?
Bravo Sayın Başkan. Kasabamıza annenizi aratmıyorsunuz.
Yok, ben asla bir Vahide Soyluhan olamam. Mümkün değil.
Yani. Olsun, olduğu kadar.
Vahide Hanım, size de bravo. Görüşmeyeli 100 yıl oldu herhâlde, değil mi?
-Teşekkür ederim. İyi eğlenceler. -Çok teşekkürler. Size de.
100 yılmış! Yok milyon! Ben dinozor muyum be?
Densiz!
Üç torunu da benim okulda. Yoksa ben ona cevabını verirdim de neyse.
Sen kime bakınıyorsun öyle? Kızlara mı?
Kızların canı cehenneme.
Ne bu böyle? Hepiniz ayrı köşelerde.
Ne oldu? Yoksa eski dostlar düşman mı oldu başıma?
Dost mu? Hangi dostluk anneciğim?
Düşmanın en büyük numarası dost gibi görünmesiymiş meğer.
Bana bak, düşman arıyorsan işte orada.
Siz birbirinizi yerken dikkat edin de o hepinizin başını yemesin.
Seher sana tam olarak ne dedi?
"Artık karşınızda eski Seher yok, hiçbirinizden korkmuyorum.
Herkes yaptığının bedelini ödeyecek." falan.
Yani, diklendi işte.
Başkanım, buraya bakın. Başkanım.
Başkanım, gülümseyin.
Buraya bakın.
Vahide Hanım, sizinle de.
Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Sinyal sesinden sonra kendi tarifeniz üzerinden mesajınızı bırakabilirsiniz.
Alo, babacığım, seni arayamadım. Özür dilerim.
Benim bir süre yalnız kalmam lazım.
Ama bu olup bitenlerin seninle hiçbir ilgisi yok, tamam mı?
Sakın olanları kendine dert etme.
Halledeceğiz kızım, her şey hallolacak.
Zaman her şeyin ilacıdır.
Bunu da atlatacağız.
Kızım yanımda olduğu sürece bana hiçbir şey olmaz.
Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Buyurun?
-Beyefendi, iyi akşamlar. -İyi akşamlar.
-Ada Karaca burada mı? -(Kadın) Bir saniye.
Elif Candan'ın evi mi?
Evet, Elif'in evi. Ne oldu? Kızıma bir şey mi oldu?
-Hoş geldiniz. Hayrola Memur Bey? -Şahika Başkan evde mi?
-Yok. Ben kocasıyım, ne oldu? -Kızınız, Ada Karaca evde mi?
Yok, onlar okul gecesine git...
Gitmediler mi?
Kızınızın bir deniz kazası geçirmiş olabileceğini düşünüyoruz.
Kimliği ve telefonu denizde yan yatmış bir botta bulundu.
Ne?
Neredesin anneciğim? Neredesin ama artık!
Of!
Mine, ben Can'a ulaşamıyorum.
Rica etsem bir Elif'i arar mısın? Bunlar neredelermiş?
Ben de Elif'e ulaşamıyorum Suzi. Telefonu kapalı.
Tamam. Ararsa haber verir misin?
-Zahmet olmazsa. -Ya...
Kızım, ben sana ne yaptım? Sen bana niye tripleniyorsun? Ben sana ne yaptım?
Asıl ben sana ne yaptım Mine?
Güney'i şey yaptın.
Güney mecbur bıraktı. Hâlâ Güney diyorsun!
İyi yapmışım Mine, iyi yapmışım! Güney şu an nerede?
Sana âşık mıymış? Arkanı kolladığını da zannetmiyorum.
Güney nerede? Evinde, mutlu yuvasında herhâlde.
Peki, senin mutlu bir yuvan kaldı mı Mine?
Ben de onu diyorum işte! Benim yuvam kalmadı!
Güney falan umurumda değil. Bana ağır konuşuyorsun.
Tamam, yapma. Zaten ağlamamak için zor tutuyorum.
Yürü, çocuklarımızı bulalım.
Ama ağır konuştun. Ben burada üzülüyorum herhâlde!
Sana aferin mi deseydim? Maya.
Canları gördün mü canım?
-Hayır. -Kesin mi?
Kesin.
-Tamam. Sağ ol bir tanem. -Boncuk.
Anne, beni buradan çıkar. Eve gitmek istiyorum.
Tamam canım.
Daha iyi misin?
Doğum günün olduğunu bilseydim...
...daha iyi bir sürprizle gelirdim.
Emin ol hiçbir sürpriz bende bu kadar şok etkisi yaratmazdı.
-Sanırım kötü anlamda söylüyorsun. -(Leman) Aynen.
Ben sürprizleri pek sevmiyorum.
Böyle kutlamalar beni geriyor.
Peki. Aklımda bulunsun.
İyi ki doğdun o zaman. Sade ve sürprizsiz.
Teşekkür ederim.
Senin şimdi burcun ne oluyor...
...tam olarak?
Burçları mı konuşacağız?
İki koca insan burada durup burç mu konuşacağız gerçekten Demir Hoca?
Konu açmaya çalışıyorum.
Çünkü gerildim. Gerdin, beni de gerdin.
Tamam, güzel konu.
Evet.
Akrep.
Buyurun, konu burada.
Hani şu kinci olan.
Tehlikeli derler.
Aynen, o benim işte.
Kinciyim, tehlikeliyim.
Hatta bu kasabada bir tane tehlikeli var, o da benim.
Sen nesin, necisin?
Hadi bir konu daha açılsın. Buyurun.
İkizler'im.
Hani şu kaç dedikleri.
Dengesiz derler.
-İkiyüzlü derler. -Hadi ya!
Ben zeki diye...
Neyse, tamam, bence konuyu kapatalım. Ben bu konuyu sevmedim.
Değil mi? İnsan kendini bir anda sevimsiz bir noktada buluyor.
Neyse. Ben artık kaçayım.
Kaç, tabii ki kaç.
-Fazla bile kaldın. -Kaçmıyorum.
Peki, ne yapıyorsun hocam?
Leman, ben seni tutamıyorum.
Ne yapsam seni yanımda tutamıyorum.
Şurada burçlara bile girdim, maymun oldum, böyle bir çaresizlik yok.
İstemiyorsan git.
Yani ben artık ne anlatacağımı bilmiyorum gerçekten.
Ne sevdiğini bilmiyorum.
Çünkü değişik bir şeysin.
Değişik bir şeysin.
Anestezi altındayken bazı kişilerin bilinci açık kalıyormuş.
Doğru mudur hocam?
Gerçekten mi?
-Gerçekten konu bu mu? -Evet.
Evet, bilincin uyanık kaldığı vakalar var.
Yani böyle acıyı hissediyorlar, canlı canlı kesiliyorlarmış gibi, öyle mi?
Gibi. Ben senden korkmalı mıyım?
-Hâlâ beni yanında istiyor musun? -İstiyorum.
Korkuyorum ama istiyorum.
Ben İkizler'im ya, denge falan yok bende.
Dengesizim.
Üstüne alınma, ondan.
-İkizler diyorsun. -Evet.
Dengesiz.
İçeride de yoklar, dışarıda da yoklar. Suzi, bu çocuklar nerede?
Ne bileyim! Aklımı yitireceğim!
Leman'la Demir değil mi? Onlara soralım işte, çocukları görmüşler mi.
Dur, onlar şu anda çocuk sorulacak hâldeler mi?
Baksana, kendileri çocuk yapacak.
-Mine, lafa bak! -Rahatsız etme...
Leman, Demir.
-Bizim çocukları gördünüz mü? -Yok. İçeride değiller mi?
-Değiller. -Yoklar.
No comments yet. Be the first to leave one.