Vizontele Tuuba

Vizontele Tuuba

تنزيل الترجمة Turkish

معلومات الإصدار

-ITA-
تعليق من -ITA-
Netflix Version

الوسوم

other
نشرت في: 2021-01-14
تنزيلات: 20
ضعاف السمع: No

معاينة ترجمة Turkish

أول 160 سطر.

Nereden aklıma geldi bilmiyorum.

her şey olup bittikten, 24 yıl sonra.

Mazide tamamlanmamış ödev kalmasın diye herhâlde.

Ankara'da, 1980 yılının

herhangi bir sonbahar sabahıydı.

İlk ders sabah yedideydi.

Ve sabah yedi, böyleydi.

- Günaydın. - Günaydın.

- Günaydın. - Sağ ol!

- Günaydın, arkadaşlar. - Sağ ol!

- Günaydın. - Sağ ol!

Oturun!

Kompozisyon.

Çocuklar, yazı yazmak çok ciddi bir istir.

Yazı, bir kurallar silsilesidir

ve çoğunuzun yaptığı gibi eşekçe yapılmaz.

Şimdi, konumuz şu

yaz tatilini nasıl geçirdiniz?

Evet, sual bu.

Demek ki ne yapacağız?

Bu yazı nasıl geçirdiğimizi

bir sayfayı geçmeyecek şekilde

giriş, gelişme

sonuç bölümlerine

ve imlâ kurallarına dikkat ederek yazacağız.

Nasıl yazacağız?

İmla kurallarına uygun olarak yazacağız.

İmla kurallarına uygun olarak yazacağız.

Yine söylüyorum, çoğunuzun yaptığı hatadır bu.

Eğer ''de'' eki, ''dahi'' manasına geliyorsa

ayrı yazılır.

Mesela, hatırlayalım.

Benim de oyuncaklarım var.

Sizin de oyuncaklarınız var.

Onun da oyuncakları var.

Bizim de oyuncaklarımız var.

Evet, başlayın.

Çok zor bir soruydu.

O tarihte çocuk olan herkes için

çok zor bir soruydu.

O kadar çok şey olmuştu ki

çok komik, çok acıklı şeyler

O, benim çocukluğum son yazıydı.

Yılmaz!

Sen niye yazmıyorsun oğlum, yazsana!

Düşünecek ne var bunda?

Ayıp be!

İki satır yazıyı yazamıyorsun!

Ne yapamıyorsun?

İki satır yazıyı yazamıyorsun.

Ne yapamıyormuş?

İki satır yazıyı yazamıyormuş.

Yapamadım.

O gün, o ödevi yazamadım.

Bir tek söz, tek bir isimden gayrısını yazamadım.

İşte şimdi

yıllar sonra, yeniden deniyorum o ödevi yapmayı

Bakalım, hocam beğenecek mi?

Bravo.

- Baba? -Söyle, kızım.

Bu gittiğimiz yerde, geceleri şehri eşkıyalar basıyormuş, değil mi?

Tabii, tabii. Her gece, her gece.

Eyvah! Ne yapacağız, peki?

-Bilmem, öleceğiz herhalde. -Çok tatlısınız, ikiniz de.

Ben her gece gelirler demedim. Dağlarda varmış dediler.

Ya, eşkıya şehre nasıl girsin? Zaten kaçaktır kendisi.

Siz önünüze dönün, hadi!

Baba, bu mevsimde çığ düşer mi?

Tuba, kapa çeneni!

Nezih Bey, alo!

Ben, Latif, Latif!

Kardeşim, siz beni batıracak mısınız ya?

Yani bana gönderecek başka film bulamadınız mı?

Bu filmde ahali uyudu ya, uyudu!

Yani, Adana battı mı kardeşim, yıkıldı mı?

Başka film yok mu yani?

Kim? Yılmaz Güney mi? Olur.

Ama filmde dayak falan yemiyor, değil mi?

Çünkü dayak yerse, ahali sandalyeleri beyaz perdeye fırlatıyor!

Alo? Alo? Aha, kesildi!

-Sezgin, ne oldu? -Birazdan takılıyor, Sayın Başkan'ım.

Hah, iyi. Hadi, yürü.

O kuyruk meselesi halloldu mu?

- Hallettim, efendim. - Yani bizim ki kalkık

Ankara'nın ki inik olmaz, Sezgin!

Sezgin, tabela çok mühim.

Tabii, efendim. Herkes ilk iş oraya bakacak.

Yani boktan bir şey de satsan

biliyor musun, tabelan güzel olacak!

Ula Ramo! De gidin, başka yerde oynayın!

Hadi! Hadi!

Toz ediyor ortalığı, piçler.

Ya ana, ya gitme boşuna, zaten gelecek buraya.

Karışma sen.

Dededen para isteyelim. O zaman alırız.

-Verir mi? -Verir, verir.

Ya vermezse?

Siz nereye gidiyorsunuz?

Çarşıya civciv gelmiş, Ceyhan yenge.

Civciv gelmiş? Tek başına?

Ne yapıyorsunuz, ulan vatandaş?

Ya millet civciv alıyor Emin ya, çok ucuzdur ha.

-Civciv mi? -He vallahi.

Ucuz tavuk getirsen, millet bir birini öldürecek.

Hee!

Kino ya, in artık. Benim işim var ya!

Ya Emin abi, Allah'ım bir tane daha ya, bir tur daha ya!

Ya de hadi tamam, bak son yalnız ha?

Hadi, tamam abi, Emin abi.

Artık hangisi kaldıysa onu alacağız, ne yapalım.

Bu mu? İyi. Al bakayım parasını.

Hah!

Ya bu resmen şerefsizliktir ha!

Yani şehre civciv gelmiş, kimse bize haber vermiyor.

Koy babacığım koy.

Ya dostluk arkadaşlık ölmüş.

Belki ben iki kutu alacağım kardeşim.

Allah Allah!

Durmuş abi, hemen gidelim, ha?

Aceleye gerek yok.

Bir aydan önce hiçbir şey anlamazlar.

-Siz toparlanın. -Peki, abi.

Vıy! O nedir?

Hangisi?

O kuştur, nedir?

Evet, kuş, Sayın Başkan'ım.

He, güvercindir.

Sen iyice manyaklaştın, Deli Emin!

Ya, Adalet Partisi'nin tabelasında güvercin olur?

-Olur tabii, niye olmaz? -O, Ecevit'in kuşudur!

Yok ya, benim kendi kuşumdur!

Çabuk sil onu, çabuk, hadi!

Ben silmem, o benim imzamdır ya!

Sen benim paramı ver, Latif abi. Otobüs gelecek ya.

Çabuk şunu sildir, Sezgin!

Yarın Süleyman Bey açılışa geldiğinde

ben o kuşu nasıl izah edeceğim ya?

İso, Veysi, silin o kuşu!

Sıkıysa sen sil, sırma saç!

Sen git, hırsızlık yap! İhaleci, zimmetçi!

Hocam nasıl attı, seni belediyeden he?

Ya işe bak ya!

Ben oraya bu Latif'le Sezgin'in resmini yapsam

kimse demez, ''Gel, bu hayvanları buradan sil.''

Ya at dediler, ben yapmışım! İkinci at dediler, onu da yapmışım!

Kuyruğu dediler, böyle havada olmayacak yerde, onu da yapmışım!

Ya!

Ecevit'in kuşuymuş! Ne Ecevit'in kuşu? Benim kendi kuşumdur o!

Orospu çocukları, yapmayın bak! Hayt!

Orospu çocukları sizi!

Ecevit'in kuşuymuş!

Benim kendi kuşumdur!

Nerede kaldı bu otobüs, Reis Bey?

Nereden bileyim Siti, içinde miyim?

Baba, müsaaden olursa arkadaşların yanına kadar...

İyi, iyi. Git.

Merhaba, arkadaşlar.

Geliyor, geliyor! Otobüs geliyor!

Dur! Kâğıt nerede?

- İşte. -Anlaşma anlaşmadır.

More Turkish subtitles for Vizontele Tuuba

التعليقات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left