Here the Whole Time

Here the Whole Time (Quinze Dias)

تنزيل الترجمة Turkish

معلومات الإصدار

[𝐂𝐨𝐟𝐟𝐞𝐞𝐏𝐫𝐢𝐬𝐨𝐧] 𝐇𝐄𝐑𝐄 𝐓𝐇𝐄 𝐖𝐇𝐎𝐋𝐄 𝐓𝐈𝐌𝐄 (𝟐𝟎𝟐𝟔) 𝐍𝐅𝐗 𝐖𝐄𝐁
تعليق من Coffee_Prison
𝗥𝗘𝗧𝗔𝗜𝗟 𝗡𝗘𝗧𝗙𝗟𝗜𝗫 >> 𝟬𝟭:𝟰𝟭:𝟮𝟱 ➖

الوسوم

webdl
نشرت في: 2026-08-19
تنزيلات: 4
ضعاف السمع: No

معاينة ترجمة Turkish

أول 200 سطر.

Ariel'in neden sıkıcı bir prens için okyanustan vazgeçtiğini hiç anlamam.

Ben suda olmayı seviyorum.

Ya da eskiden severdim diyelim.

Şişmanım.

Öyle tıknaz ya da balıketi falan değilim. Bildiğin kiloluyum.

Bayağı ağırım yani.

Doğal afet geliyor. Yol açın.

Doğal afete yol açın.

Buradan bir ay uzak olacağım.

Aman, ne çok üzüleceğim!

Dayanabilir miyim bilmiyorum.

Okulu neden çok özleyeceğimin bazı sebepleri şunlar.

Birincisi, burası çok kucaklayıcı bir yer.

ŞİŞKO BÜYÜK GÜN GELDİ!

Şişko!

Marcelo, Felipe'yle yiyişmiş, gördün mü?

Felipe Brito'yla mı, Şişko Felipe'yle mi?

İkinci sebep.

Burada el üstünde tutulan ve çok sevilen biriyim.

Hadi dombili. Benim takımıma.

Sen kendin top gibisin gerçi.

Kaleye geçirin bunu.

Üçüncü sebep.

Anksiyetemden kurtulmak için harika bir yer.

Oğlum, bunu yap bari ya!

Burası tam bir cennet, harika bir yer, değil mi?

Şişman olmak burada hiç sorun değil.

Tatile girmeye çoktan hazırım.

Nihayet yalnız başıma kafamı dinleyebileceğim.

Evden çıkmak zorunda da değilim.

ON BEŞ GÜN

Canım ne isterse yapabileceğim.

Oyun oynayıp, manga okuyup öğle uykusuna yatacağım

ve yedinci sanatın güzelliklerinin tadını çıkaracağım.

"Yolum senin kalbine çıkıyor."

Berbat görünüyor.

Bayıldım.

"Sevgilim,"

bu anı zihnimde binlerce kez tekrar ettim ama hiç doğru gelmedi.

Gitmek, bir daha asla bulamayacağım bir şeyi kaybetmek gibi.

Hâlâ ne olabileceğimizi merak eden bir parçan varsa

"beni nerede bulacağını biliyorsun."

Teşekkürler.

Bekle! Dur!

O otobüse binme.

Keşke hayat bir romantik komedi olsa. Gözlüğünü çıkarınca anında seksi olursun.

Sana son bir şey söyleyeceğim.

Gerçek hayatta böyle biri bana asla âşık olmaz.

Oğlum. Hey.

Havuz çok güzel. Gelmek istemediğine emin misin?

- Hayır, bir şey izliyorum. - Neden istemiyorsun?

Havuzdan nefret ediyorum.

- "Nefret ediyorum." - Yapma anne.

- Ben de seni gıdıklarım! - Yapma. Okul tatil oldu.

Böyle odana kapanacaksan…

Tanrım! Bari şu dağınıklığı topla.

- Çocuk birazdan gelir. - Hangi çocuk?

- Merhaba. Nasılsın? - Hangi çocuk anne?

Derin denizlerde bir yengeç gördüm.

Bir sardalyayla konuşuyordu bütün gün.

Derin denizlerde harika partiler var.

Ve mürettebata yemek yapan bir ahtapot.

Tantan!

Yunus dans eder etrafta Ve vurur yere.

Kalamar bir topaç gibi döner de döner.

Deniz kabukları çırpar ellerini.

Kımıl kımıl, istiridye.

Söyler nakaratı kastanyetli ıstakozlar.

Deniz, deniz, deniz Denizin derinliklerine gitmek istiyorum.

Deniz, deniz, deniz Denizin derinliklerine gitmek istiyorum.

Nereye gitmek istiyorum? Deniz, deniz…

- Ne? Burada mı kalacak? - Söyledim ya. Söylemedim mi?

- Sandra tatile gidiyor da. - Aslında konferansa.

- Bana söylemedin. - Gerçekten söyledim.

- Bana sormadın bile. - Şeker?

Sade içerim.

- Ablamda kalıyordu ama bir şey çıktı. - Alt tarafı 15 gün.

15 gün mü? Gerçekten 15 gün mü kalacak?

- Kötü olur demiştim. - Caio Luiz!

Özür dilerim. Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Kusura bakma.

Hadi. Konuşmamız lazım.

Yemin ederim bak… Yürü.

- Yürüyorum. - Şikâyet etme. Sesini alçalt.

- Duymasınlar. - Burada kalmak istemiyorum.

Tatilimin neredeyse tamamı.

Gramado'ya gittiğimizde çiçeklerimizi sulamıştı.

- Hayır demek ayıp olur. - Çiçekleri öldürdü!

- Biraz fazla sulamış. - He!

Senin için de iyi olur. Başka insanlarla vakit geçirirsin.

Artık hiç çıkmam odamdan.

16 yaşında. Kendi işini halleder.

Daha 16 yaşındasın!

- Seni en son yalnız bıraktığımda… - Onu telafi ettim ama.

- Beni onunla bırakman haksızlık. - Haklısın.

Bence de senin için en iyi seçenek değil.

- Felipe biraz şey… - Anne!

Ne var oğlum? Gizlemeye çalışmıyor ki.

Ama daha iyisini bulamadım.

- Hem arkadaşsınız. - Eskiden.

Epeydir konuşmadık. Benden nefret ediyor.

Tabii ki nefret ediyorum. Onu görmedin mi? Günaydın deyince bile cevap vermiyor.

Günaydın.

Spor salonundan çıkmıyor.

Hetero şeyleri seven tam bir hetero o.

Savaş oyunları, fantastik kitaplar. Anne, futbol seviyor ya.

Gol!

- En kötü hetero tipi. - İyi hetero var mı ki?

Beni sırtımdan bıçakladıktan sonra komiklik yapma.

Felipe, anlıyorum. İstemiyorsun, anlıyorum ama…

Burada kalıyorsun! Bitti!

- Bu tripler için çok büyüksün. - Şimdi büyük oldum.

Bavulu arabaya koydum. Zaten geç kaldık.

- Hemen çıkalım yoksa… - Tamam.

Sorun mu var?

- Yok, her şey yolunda. - Yok.

- Gidelim mi? - Hadi.

- Babana güle güle de. - Güle güle.

- Görüşürüz oğlum. - Uslu dur.

- Uslu dur. - Hadi.

Git odanı topla. Çekme yatağı aç.

Onu sen çağırdın. Senin odanda kalsın, benimkinde değil.

- Of ama ya! - Ben salonda yatarım.

- Kusura bakma. - Çekil.

- Çekil de geçeyim. - Geç!

Sağ ol canım.

Hey. Wi-Fi şifresi ne?

Şifre "merylstreep1979". İlk Oscar'ını kazandığı yıl.

Nasıl yazılıyor?

1. GÜN

OLIVIA, SENİNLE MUTLAKA KONUŞMAM GEREK.

NE ZAMAN GÖRÜŞEBİLİRİZ?

TABİİ FELIPE. SAAT KAÇTA MÜSAİT…

Annem eve birini getirdi.

- Sana da merhaba Felipe. - Merhaba.

Pardon. Sonraki seansı bekleyemedim.

Annenin birileriyle görüşmeye hakkı var. Bunu konuşmuştuk.

Onu demiyorum ya. Komşunun oğlu. 15 gün bizde kalacakmış.

Tanımadığın biriyle 15 gün beraber kalmak nasıl bir şey bilir misin?

Daha kötü ne olabilir?

20 yıllık psikolog olarak söyleyeyim, emin ol, daha kötüsü var.

Dayanamam ben. Ölürsem bu senin suçun.

Ölmezsin, merak etme.

Ama sınırları öğrenmen gerek.

Bunu haftaya konuşuruz, tamam mı?

Berbat bir hayatım var.

Ceset İsviçre peynirine dönmüş.

- Bir canavarla karşı karşıyayız. - Öyle.

Bu yüzden sana bir ortak veriyorum.

Ortak mı? Kusura bakma şef ama ben yalnız daha iyi çalışırım.

Tabii.

O beni yavaşlatır. Berbat bir fikir bu.

- Ne demek istiyorsun? - Ne anladıysan onu.

Yeter, kesin. Başka seçeneğiniz yok.

Bundan böyle…

İşte.

- Arkandayım. - Tamam.

İndir onu.

- Orada buluşuruz. - İndirdim.

Bir şey mi lazım?

Oyunu kapatır mısın? Dizi izliyorum da, takılıyor.

Yok, babam değil.

Çevrim içi oyun. Durduramam. Dizin bekleyebilir.

Aptal olma oğlum. Oraya tek başına gitme. Geliyorum.

- Hadi! - Bekle dostum!

Geliyorum. Oraya çıkma!

İyi geceler.

2. GÜN

…ve peşinden koşardı.

- Bu müzik ne ya? - Harika. Caio'nun müzik zevki iyiymiş.

Günaydın.

DÜNYANIN EN İYİ OĞLU

Anne.

- Havlumu gördün mü? - Caio havuz için havlu istedi de.

Sen de benimkini mi… Anne!

Merhaba Bay Francisco.

Tamam, hemen geliyorum. Teşekkürler.

Cidden benimkini mi verdin?

Alt tarafı bir havlu Felipe. İstedi, verdim.

Paketi aşağıdan sen alır mısın?

- Anne! - Üstüm başım kirli. Lütfen.

Selam Felipe.

Burada.

Al bakalım. Şuraya bir imza.

Bu da Caio'ya geldi.

- Havuzun orada. - Sen götüremez misin?

Görev yerimi bırakamam. Tehlikeli.

Hayır, nefret ettiğim bir yere gidip

istemediğim kişilerle konuşmamdan daha tehlikeli değil.

- Bu kişi silahlı mı? - Hayır.

O zaman tehlikeli falan değil.

Çok sinir bozucu bir tip. İki hafta bunu çekeceğim.

Yukarı çıkmayayım diye buraya yemek söyledim.

Yemeğin geldi.

Sağ ol.

Sonunda Gandalf ölüyor.

YÜZÜK KARDEŞLİĞİ

- Bunu neden yaptın? - Çünkü çok sinir bozucu biriyim.

Bana ters davranıyorsun. Sana bir şey yapmadım.

20 yıllık filmi izlememişsen benim suçum değil.

التعليقات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left