Amy Schumer: Emergency Contact

Amy Schumer: Emergency Contact

تنزيل الترجمة Turkish

معلومات الإصدار

Amy Schumer Emergency Contact 2023 720p NF WEBRip DDP5 1 x264-EDITH
Amy Schumer Emergency Contact 2023 1080p NF WEBRip DDP5 1 x264-ETHEL
Amy Schumer Emergency Contact 2023 1080p NF WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX
Amy Schumer Emergency Contact 2023 720p WEBRip 400MB x264-GalaxyRG
Amy Schumer Emergency Contact 2023 720p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
Amy Schumer Emergency Contact 2023 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
تعليق من hadilan
[Resmi alt yazıdır, "NETFLiX" WEB-DL/WEBRip versiyonlarla uyumludur.]

الوسوم

webrip
web
x264
720p
720
BRip
1080
Web-DL
web-dl
WEB-DL
TS
YTS
نشرت في: 2023-06-13
تنزيلات: 15
ضعاف السمع: No

معاينة ترجمة Turkish

أول 200 سطر.

AMY SCHUMER EMERGENCY CONTACT

Sağ ol Los Angeles. Lütfen, çok teşekkürler.

Los Angeles!

Kendini sevdirme bana.

Tanrım, önde gençler var.

Kaç yaşındasınız?

- Yirmi yedi. - Yirmi yedi.

Hatırladınız mı?

O yaşınızı hatırladınız mı?

Tanrım, çok tatlısın ve her şey hâlâ çok yüksek.

Topuklu giymişsin. Bir gün gelecek...

topukluların bunlar olacak. Tamam mı?

İşte bunlar. Benim için artık bunlar topuklu.

Tamam mı? İçinde ortopedik taban var.

- Adın ne senin? - Libby.

Libby. Çok tatlı. Yirmi yedi. Libby. Aman tanrım.

İçki içer misin? Biraz mı? Tamam.

Bu turnede son zamanlarda nasıl içtiğimi anlatayım.

İçki içmediğim tek gün dündü.

Ama içtim. Anladınız mı?

Biliyor musun?

Beşten azsa saymayacaksın.

İçmeye erken başladım, o yüzden saymıyorum.

Sızar kalırdım Libby.

Geçen hafta. Ve...

Sızınca insanın başına iyi şeyler gelmez.

Hiç uyanıp da "Bu Pilates matı niye ortada" demedim.

"Ortalığı kim temizlemiş?" Hayır.

Hiç.

Gözünde bir patates kabuğuyla uyanırsın.

Boynumda kurumuş dondurma. Umarım!

Eskisi gibi içemiyoruz işte.

Daha yeni 40 yaşına girdim. Bir kez daha.

Sağ olun.

Teşekkürler. Böyle devam edin.

Bilirsiniz,

ben kadınlara öz güven tavsiye etmişimdir.

Dış görünümleriyle barışık olmalarını.

Ama 40 yaşıma bastığım gün koşa koşa gidip lazer yaptırdım.

Lazer şöyle bir şey Libby.

Senin suratına

lazerle ateş ediyorlar.

Sen onlara eşek yüküyle para ödüyorsun,

onlar da seni suratından lazer ışınıyla vuruyorlar.

Hani Ocean's Eleven banka soygunu filminde parayı alabilmek için

kaçındıkları o lazer.

Kaçacağına yüzünü önlerine koyuyorsun.

Lazerin yaptığı şey inanılmaz.

Yüzün kıpkırmızı oluyor.

Sonra da yüzünün derisi dökülüyor.

Ama ardından,

altı ila sekiz hafta sonra...

görünüşün

aynı kalıyor.

Harika, değil mi?

Artık neler yapıyorlar, inanamazsınız.

Yüzüme dolgu yaptırdım.

Sonra o dolguyu erittiler çünkü anlaşılan

zaten doluymuşum.

Ben...

Tom, "A" kamerasındasın.

Yakından çeker misin? Belki bilmiyorlardır. Yüzümü...

Sırf beyaz önlük giyiyor diye kandığım biri

şurama daha çok hacim gerektiğine inandırdı beni.

Tamam mı?

Kış için yemiş depoluyor gibiyim.

Eve geldim,

kocamın ödünü patlattım.

Yüzüm kanıyor. İğne izleri.

"Aman tanrım, yangında mıydın?" dedi.

"Yangında değildim" dedim.

"Lazer devreye girsin de gör. Taş gibi sert olacaksın."

Yağ aldırdım. Sonra verdiğim kiloları rekor sürede geri aldım.

Yağ aldırmak yaptığım en tembelce şeydi.

"Bir defalığına biraz aç kalmaktansa büyük bir ameliyatı tercih ederim"

deme yöntemim buydu.

Doğru bu. Hiç aç değilim.

İşi o noktaya hiç vardırmıyorum.

Açlığı bir saat öncesinden hissedip savaşmaya başlıyorum.

Elimden geleni yapıyorum.

Bebeğim oldu. Bir yıl için fena değil ha?

Üç yıl oldu.

Buçuğu da var. Ama...

Hiç beklemediğiniz anda yeni bir güvensizlik yaşadınız mı?

Biri öylece gelip güvensizliği kucağınıza bırakıveriyor.

"Kime benzediğini biliyor musun?"

"Hayır, teşekkürler."

"Şu an geri bildirime açık değilim. Sağ ol."

Asla iyi birine benzetmezler.

Hele mankene, hiç. Hep boktan kuzenleri. "Bak!"

Güvenilir bir dostum bu aralar beni güvensizliğe boğdu.

Kendinle ilgili bir şeyi kabullendiğini zannedip

sen güvende hissederken vuruveriyorlar.

"Belin kısa, biliyor musun?" dedi dostum.

"Evet! Ne var yani?" dedim.

"Kıçının koltuk altına kadar uzandığını biliyorsun

ama bunu hiç..."

"Deve kuşu gibi! Harika! Tamam, iyi!"

"Buna bayıldım!"

Ama kısa süre önce yeni bir güvensizlik sarstı beni.

Hâlâ hissedebiliyor muyum diye akupunktur yaptırıyordum.

Üstümde çalışırken büyük bir şevkle sıradan bir şeymiş gibi şunu dedi:

"Kamburun olduğunu biliyor muydun?"

"Kadınsı hatlarımı mı kastettin?"

"Şuna bak." Nasıl ama?

"Hayır, kamburun var" dedi. Var da.

Size göstereyim. Tam ensemde.

Bu görüntüyü kaçırma Tom.

Tamam mı? Şuna bakın.

Biri "Evet, var!" dedi. Evet, var.

Kamburum var. Balinanın ya da deveninki gibi.

Ya da Notre Dame'ı seven o adamınki.

Kırklı yaşlarımda öğrendim ki bunca zamandır kamburum varmış.

"Şimdi ne olacak?"

"Yapabileceğimiz bir şey yok."

"Sadece bilmemi mi istedin?"

"Buna 'dul kamburu' deniyor."

"Bu kadar bilgi bana yeter. Sağ ol."

"Boynunu biraz geride tutmaya çalış" dedi.

"Böyle mi?" "Evet, güzel" dedi.

"Peki. Daha az kambur. Böyle..."

Biliyorum ki birçoğunuz şimdi oturduğu yerden

"Kamburum var mı?" diye soruyor.

Utangaç olmanızı istemiyorum.

Özgür hissedin. Çekinmeden yoklayın.

Parmağınızı boynunuzdan aşağı indirirken kambura rastlarsanız

anlayın ki var.

Bu benim gizli güvensizliğim. Oldu mu?

Kamburum.

Hepimizin gizli bir güvensizliği vardır.

Biriyle tanıştım. Onun güvensizliği bence sır olamaz.

Bu hikâye gerçekten yaşandı. Tamam mı?

Kocam ve ben bir akşam yemeğine davet edildik.

Son anda. Sanırım boşluk doldurmak için. Önemi yok.

Partiye gittik. Çok zengin bir adamın evindeydi.

Tanışmamıştım. İçeri giriyorduk ki davet eden arkadaşımız şunu dedi:

"Haberin olsun diye söylüyorum,

o kör ama bu bir sır."

"Sen ne saçmalıyorsun yahu?" dedim.

"Kimden saklıyor?"

Dedi ki, "O bunu kabul etmiyor

ve etrafındakiler de yok gibi davranıyor."

"Kör sayılmayacağın kadar zengin olmak mümkün mü?" dedim.

Anlaşılan mümkün.

Arkadaşımın beni uyarmasına sevindim

çünkü bende dürtü kontrolünden eser yok.

Bana kalsa girdiğimin 10. saniyesinde "Kör müsün ya?" derdim.

Arkadaşımın uyarmasına sevindim.

Bazen insanlar gereksiz şeyler için seni uyarır

ve bu da her şeyi tuhaflaştırır.

Biri der ki, "Tamam ama o siyahi."

"Müziği mi değiştireyim?" Ne yapayım yani?

Beni bunun için uyarmana gerek yok.

Veya "O kadın gey." "Oral seks mi yapayım yani?"

Tuhaf bir uyarı.

Ama "O kör ve bu bir sır" mı? Sağ ol.

"Gizli kör" tam ihtiyacım olan uyarı.

İçeri girdik.

Adam kördü. Tamam mı?

Mutfaktaydı çünkü yemek yapıyordu.

Anlaşılıyor çünkü yukarı bakıyor.

"Memnun oldum. El sıkışmak yok. Covid.

Biz de "O yüzden" dedik.

Bize içki teklif etti.

"Tabii, evet. Harika" dedim.

Ben de bir kadeh almaya gittim.

Şaka yapmıyorum, arkamı döndüm ve şöyle oldu.

Bütün gece böyle şeyler oldu.

İnsanlar ortalığı temizleyip hiç olmamış gibi davranıyor.

Yemeğin pişmesi dokuz yıl sürdü.

Hepimiz yemek yiyormuş gibi yapıyoruz.

Ben sohbeti devam ettiriyorum.

Sırf sessizlik olmasın diye. Ama laf kazayla hep görmeye geliyor.

Buna ne kadar değindiğinizi bilemezsiniz.

Bu cümleyi kör birine sahiden söyledim:

"The Watcher"ı izleyen var mı?"

Ne?

Çift kör. Sıçtım.

Kız arkadaşı da oradaydı.

"Ne zamandan beri görüşüyorsunuz?" Siktir ya.

"Koklaşıyorsunuz."

Bu zengin adam

ellilerinin sonundaydı. Kız arkadaşı çok gençti.

Şöyle dedim. "Tahmin edeyim.

Kızın ruhu olgun."

Olay bu değil mi, Los Angeles?

Kızın ruhu yaşlı ama amı 23 yaşında.

Onun ruhunu bir tat, anlarsın!

Bence körlerle dalga geçmek hoş değil.

Sadece gizli kör olabileceğini sanmıyorum.

Bana gerçekten diş bileyen tek bir grup olacaksa da

en güvenlisi bu gibi.

"Yakalayacağız seni!" Ya?

Kalabalığı böyle galeyana getirmemeliyim.

"Komedyenler için tehlikeli bir zaman mı?" diye soruyorlar.

Gördünüz mü bilmiyorum. Sahnede Chappelle'in üstüne atladılar.

Saçma sapan şeyler oluyor.

Sorduklarında "Evet" diyorum.

"Her gece ön saflardayım."

Hayır. Benim gibiyseniz olmaz.

Amy Schumer: Emergency Contact subtitles in other languages

التعليقات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left