أول 200 سطر.
2025 Cannes Film Festivali Jüri Ödülü
Erika!
Domuzları ahıra sok!
Erika, domuzlar!
Domuzları ahıra sok!
Asayiş berkemal.
Berta?
Haylazlar!
Sizi bir elime geçireyim!
Acele et, herkes geldi.
Bu benim için mi?
Annem, Bütün Ruhlar Günü'nde giymen için seçti.
Hadi, giyin.
- Ne yapmalıyım? - Herkes ne yapıyorsa, sen de onu yap.
Ey Kutsal ve Ebedî Tanrı'ım...
Bugün...
...aramızdan aldığın kişileri anıyoruz.
Ve unutmuyoruz ki...
...bizler de bir gün ölümü tadacağız.
Annem yine öğürüyor. Midesi kafasına göre takılıyor.
Sessizce yemek yerken herkes bunu duyuyor...
...ama fark etmemiş gibi yapıyor.
Bir kez göz kırptığında: “Seni seviyorum” diyor.
İki kez göz kırptığında: “Seni çok seviyorum” diyor.
Annemin kime daha çok göz kırptığının kaydını tutuyoruz.
Genelde Hedda önde oluyor.
Çünkü Hedda, sakat olanımız.
...egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi...
...sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme.
Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik...
Ee?
Sence gelecek yıl senin fotoğrafın da şifonyerin üzerinde olacak mı?
Korkmuyorum.
- Ölümden korkmana gerek yok. - Hayır, korkmuyorum.
Ama şunu söyleyeyim, tabuta girmeyeceğim.
Kimse...
...sana yapılanları hâlâ fark edip etmediğini bilemez.
Artık hiçbir şeyi fark etmediğini...
...sana ne yaptıklarını... kimse bilemez.
Hepsinin ölümünü gördüm.
Hepsinden uzun yaşadım...
Annenden de...
- Evet, Fanni'mden... - Biliyorum, biliyorum.
Görüşürüz.
Hadi, Trudi’nin kafasına bir çuval geçir de vatan kurtulsun.
Anneme benziyor.
Annem.
Kız kim peki?
Alma.
Bu doğru olamaz.
Doğru.
O, Alma.
Ama Alma benim.
Sana benziyor.
Belki de ruhu sana geçmiştir.
Belki de sen, sen değilsindir. O'sundur.
Bence sadece uyuyor. Ölü gibi durmuyor.
Belki öldü sanıp diri diri gömmüşlerdir.
Kilerden şeker pancarını çalmış, tabutunda rahat rahat yiyor olabilir.
Öldüğünde kaç yaşındaydı?
7.
Neden bu kadar erken öldü ki?
Bilmiyorum.
Hastaydı.
Bir gün...
...bir daha uyanmadı işte.
Lia?
“Bir daha uyanmadı işte” derken... ne demek istedin?
Uyu artık, Alma.
Ölünce ne oluyor?
Hiçbir şey olmuyor.
Sadece bir rüyaydı.
- Anne? - Efendim?
- Sana ilginç bir şey söyleyeyim mi? - Söyle bakalım?
Bir kapı kolunu gördüğümde...
...hiç yalamamış olsam da...
...tam olarak tadının nasıl olduğunu biliyorum.
İlginç değil mi sence de?
Muhtemelen bebekken her şeyi ağzına koyduğun içindir.
Yerdeki sigaralar, köpek kakası...
- Bu doğru değil! - Doğru.
Ama bebekken kapı koluna nasıl ulaştım ki?
Uyku vakti.
Çöp konteynerlerini sipariş ettin mi?
Siktir...
Unutmuşum.
Bu sefer büyük yerine iki tane küçük sipariş et.
Ve onları pencerelerin hemen altına koymalarını söyle ki...
...Lenka'yla birlikte molozları atabilelim.
Kimdi o?
Şu birkaç ev ötede oturan kız.
Şey vardı ya…
...hani...
...annesi ölen kız.
Sıcak.
Nelly, çekil, ağır.
Dur, böyle.
Yakaladım!
Şimdi sağ gözünü kapat.
- Böyle mi? - Aynen.
Ve sol gözünle “X”e bak.
Tamam, şimdi yavaş yavaş ona doğru yaklaş.
“O” kaybolduğunda, kör noktanı bulmuş olacaksın.
- İnanılmaz, değil mi? - Evet, yok oldu, inanılmaz.
- Öylece yok mu oldu? - Orası tam anlamıyla kör noktan.
- Gözlükçü de öyle söyledi. - Sen de denemek ister misin?
- Oldukça ilginç bir şey. - Nasıl yapacağım? Sol gözümle mi?
Evet, onu kapalı tut, ve sonra... Bekle.
- Böyle mi? - Seçtiğin gözlüğe bakayım.
Bende kaybolmuyor.
Yanlış yapıyorsun da ondan. Daha sonra sana açıklayacağım.
Gayet şık.
Düşünsenize… dünya aslında baş aşağı duruyor.
Gözlükçü öyle söyledi.
Görüntü kafamıza ulaşmadan önce beyin her şeyi ters çeviriyormuş.
Bu herkeste böyle mi ki?
Sen hariç herkeste böyle.
- Gel de al. - Ver şunu.
- Ne yapıyorsun? - Al hadi.
Öyle yüzünü ekşitme. Beterin beteri var.
Seni şehre bıraktığı için Uwe amcaya teşekkür ettin mi?
Gerek yok, benim için zevkti.
Otur şuraya.
Yine n'oldu?
Gözlükleri aldın mı? Bir bakayım.
Çok şık görünüyorlar.
- Kek yaptın mı? - Yaptım.
- Bir dilim ver lütfen. - Hayır, içeri gel.
Angelika...
Uwe, bu hidrolik sistem kafamı karıştırdı.
Bu sefer n'oldu?
- Bir bakar mısın? - Tabii.
Kırıntıları her yere döktün.
Kolunuzu kalçanıza kadar uzatın.
Rainer, hadi!
Birazdan dinlenirsin.
İki hafta daha.
- Hallederim. - Halletmek zorundasın.
Diğerleri de uyumuyor.
Biraz daha motive olabilirsem sıkıntım kalmaz.
Nasıl oluyorsan ol o zaman.
Hareketleri her gün çalış.
Artık günde bir kez gelmek için vaktin var.
Harika.
Ama hâlâ çok enerji harcıyorsun.
Uzun kulaçlar at ve hareketini tamamla.
Bu tempoyu tüm mesafe boyunca sürdüremezsin.
Hareketleri aklınızda tutmanız gerekiyor.
Her gece yatmadan önce zihninizde tekrar edin.
Genellikle, bana nasıl baktıklarını fark etmemiş gibi yapardım.
Düşüncelere dalmışım gibi...
Oysa aslında...
...bana bakışlarını gizlice izliyordum.
Anne, bak. Tek kolla bile yapabiliyorum. Bak!
Anne, bakmıyorsun ki!
- Baktım canım, harikaydı! - Hayır, bakmadın.
Nereden biliyorsun? Suyun altındaydın.
Bir daha yap bakayım.
Harika!
Bak!
Ve bir, ve iki, ve üç, ve dört...
Bir şapka, bir çorap, bir atkı...
Ve ileri, geri, rüzgâr kaptı. Ve bir, ve iki, ve üç, ve dört...
Nelly?
Nelly!
Derimin ırmak gibi küflü kokmasına bayılıyorum.
Kiler kokusu da iyi.
Kiler kokusuna bayılıyorum. Bağımlısıyım.
- Ve oje kokusu. - Evet, ama kiler kadar iyi değil.
- En iyisi kiler kokusu. - Babam geliyor.
Sonra derimdeki ırmak kokusu, sonra da oje kokusu.
Vay be, burası çok güzel.
- Sizce de öyle değil mi çocuklar? - Öyle!
Artık tek kolla su altında amuda kalkabiliyorum.
- Evet, gerçekten çok havalı. - Ve siyah kum buldum.
Çamurlu kum! Aç mısın?
Ekmek, peynir, sosis ve şarabımız var.
- Bir çekirge gördüm. - Evet, büyük yeşil bir çekirge.
Yine ne saçmalıyorsun?
En mutlu olduğun anın hiçbir zaman farkına varamaman çok üzücü.
Sekiz, dokuz, on.
Bir, iki, üç...
- Bu, üç tane yerine geçer. - En az.
Yedi, sekiz, dokuz, on.
On bir.
Ben kazandım.
Sıcak.
- Acıyor mu? - Alakası yok.
Meşe ağacına ilk ulaşan kazanır.
Düğüm atsana şuna.
Uwe, Uwe...
Nasıl yapıldığını göstereceğim size!
Bu sayılmaz!
Bu benim bisikletim değil! Tekrar yapacağım!
Şimdi yapabilirim.
Bu kez sayılır.
No comments yet. Be the first to leave one.