PERSONA3 THE MOVIE —#2 Midsummer Knight's Dream—
Prvních 200 řádků.
Şey...
Hayıııır!
Bu ışıklar da neyin nesi?
Geliyor!
Polydeuces!
Akihiko! Iori!
Penthesilea!
Ah!
Yamagishi! Hâlâ ona ulaşamadın mı?
Biraz daha dayanın.
Az kaldı.
Yuki?
Yuki! Beni duyabiliyor musun?
Yamagishi?
Şükürler olsun, sonunda sana ulaşabildim!
Gölge saldırdığında herkes ayrı düştü.
İyi misin?
Biraz hasar aldım.
Hermes!
Güzel iş, Iori!
Al bakalım!
Akihiko!
Bende!
Iori!
Iori?
Ne yaptığını sanıyorsun sen, Junpei?
Junpei!
Bu hiç iyi değil!
Junpei düşmanın büyüsü altına girmiş!
Dostla düşmanı ayırt edemiyor!
Kusura bakmayın millet!
Bekle! Neler oluyor?!
Yuka...
Kızım, yakıyorsun hani!
Kaç! Junpei şey oldu...
İğrenç!
Kusura bakma birader.
Dikkatli olun. Tuhaf yetenekleri var.
Bu Gölge'nin uzmanlığı psikolojik saldırılar gibi görünüyor.
Yani tüm bunların arkasındaki o mu?
Persona!
Ben de bunu bekliyordum!
Hadi gidelim!
Seni gidi...
Bunu ödeyeceksin!
Nedenini bilmiyorum ama yanağım acayip ağrıyor.
Antrenman eksikliğindendir.
Ne?
Yuki...
Az önce yaşanan şey hakkında...
Birine anlatırsan külahları değişiriz.
Duş olayını mı diyorsun?
Bahsetme dedim ya!
Ş-Şey! Anlaştık mı?
Güzel gösteriydi.
Ee, Jin?
Onlar düşmanımız mı?
Neden "dostumuza" sormuyoruz?
Yakında onunla görüşeceğiz.
Evet, bu harika bir fikir.
Hey!
Birdenbire durma öyle!
Tanrı aşkına, ne var?
Neden bilmiyorum.
Ama şu an kendimi çok iyi hissediyorum.
Kadife Oda'ya hoş geldiniz.
Buraya ilk gelişinizden bu yana üç aydan fazla zaman geçti.
Kalbinizin durumu nasıl?
Her halükarda, artık yaz geldi.
Söylentilere göre yaz, gizemli bir mevsimdir.
İnsanları tüm engellerinden ve çekincelerinden kurtaran...
Umarım bu fırsatı sınırlarınızı aşmak
ve elinizden geldiğince hayatın tadını sonuna kadar çıkarmak için kullanırsınız.
Lakin...
Lütfen durmaksızın yaklaşan gölgelere karşı dikkatli olun.
Tekne insanı harbiden gaza getiriyor ha!
Şu deniz esintisine bak mesela. Karada böylesini bulamazsın.
Çocuk değilsin artık!
Ah, dünyevi bağlarımdan sıyrılıp rüzgâr oldum adeta!
Kafa dağıtmak için bir gezi, ha?
Ikutsuki'ye teşekkür etmeliyiz.
Hey!
İşte orada!
Harika!
Ya-ku-shi-ma!
Geldik! Sonunda vardık!
Yakushima!
Mavi deniz, kumsal!
Gençlik dedikleri şey bu olsa gerek, ha?
Şaka yapıyorum!
Vay canına! Deniz çok güzel!
Karşınızda bir numaralı yarışmacımız, Yukari!
Gördüğünüz üzere cesur bir tasarım seçmiş, hiç beklenmedik bir hamle!
Böyle bir mayoyu taşımak büyük bir öz güven ister!
Şemsiyeler...
Boş olan herhangi birini kullanmamıza izin veriyorlar mıdır?
A-ha!
Sırada iki numaralı yarışmacımız, Fuuka var!
Vay canına...
Fuuka...
Sen...
Bu kadar şey olduğunu hiç bilmiyorum...
Ve işte son yarışmacımız!
Neler oluyor?
Bu gürültü patırtı da neyin nesi?
Vay canına!
Kirijo-senpai, çok güzelsiniz.
Evet, cildiniz pürüzsüz görünüyor!
Güneş kremini sürdünüz mü bile?
H-Hayır...
Olmaz öyle!
Güneş kremi sürmelisiniz, yoksa fena yanarsınız!
Ah, doğru söylüyorsun.
Tek kelimeyle harika! Bayıldım! Kız haklı!
Böyle güzel bir cilt korunmalı sonuçta!
Kusursuz cildinizi o kadar kıskanıyorum ki!
Bunun nesi mantıklı şimdi?!
Yazın ortasında ada tatilindeyiz ve doğa yürüyüşüne mi çıkacağız yani?!
Olağanüstü durumlar olağanüstü önlemler gerektirir!
Bu harekâtın adı: Manita Avı!
Kız tavlamayı mı kastediyorsun?
Sence neyi kastediyorum?
Kızların hiçbiri güneşin altında kalmak istemiyor!
O halde her zamanki gibi onu liderimiz olarak atıyorum.
Pekala.
Hey, şimdi ne yapmak istersiniz?
Kurt gibi açım!
Gezi rehberime baktım da.
O ne?
Arkadan saldırı başarılı!
Pekala, savaş gongu çaldı.
Bu da ne böyle?! İğrenç!
Pekala bakalım!
Hepiniz pek bir sevimli göründüğünüze göre...
Size memnuniyetle özel bir ders verebilirim.
Evet, aynen öyle...
Görev başarısız.
Gerçek bir savaş olsaydı şimdiye ölmüştük.
Ne oldu, Iori?
Vay canına! En iyisini sona saklamışlar derler ya, aynen öyle!
Ne kadar da muzipsin be Tanrım!
Harbiden çok tatlı kız.
Katılıyorum.
Şey, yalnız mısın acaba?
Benim adım Jun-Jun-Junpei.
Jun?
Şey... Yani...
Eğer boşsan biraz laflayalım mı?
Bir insanı arıyorum.
O sen değilsin.
Şey, merhaba.
Denizi sever misin?
Ne istiyorsun?
Ah, şey, evet, ben de denizi çok severim.
Hey, triatletler için bir şey duymuştum da,
plajda antrenman yapanlar
kapalı alanda çalışanlara göre daha iyi performans gösteriyormuş.
Mantıklı, değil mi?
Bu tür bilgiler beni ilgilendirmiyor.
Kaybetmedim.
Kaybetmedim işte, tamam mı?
Hey, bu sefer kendisi hevesli!
Gelgit yükseliyor...
Sen...
Kaçış manevrası başlatılıyor.
Hoş geldiniz!
Hoş geldiniz.
Plajda iyi eğlenmiş gibisiniz.
Eğlendik.
Lütfen onları oturma odasına alın.
Yakında orada olacağım.
Peki efendim.
Herkes bu taraftan gelsin lütfen.
Kurul Başkanı, rahatsızlık verdiğimiz için özür dileriz.
Demek gerçek hizmetçiler böyle oluyormuş.
O halde toplantıyı başlatıyorum.
Teşekkürler.
Bir dakikanız var mı, efendim?
Girin.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu, baba.
Böyle kalabalık bir grupla geldiğim için üzgünüm.
Beni ziyarete geldiğine göre,
onlara gerçeği anlatmaya karar vermişsin demektir, öyle değil mi?
Evet, efendim.
Kendini suçlama, Mitsuru.
Sana defalarca söyledim.
Bunda senin en ufak bir suçun yok.
Ancak gerçeği gizleyerek onları savaşmaya zorluyoruz.
Aldatmak kaçınılmaz bir gereklilikti.
"Uyum içindeki iki kişi, tek başına mükemmel olandan üstündür."
Kirijo Ailesi Nanjo Grubu'nden ayrıldığından beri temel ilkemiz bu oldu.
Başkarına güvenmeyi öğrenmelisin, Mitsuru.
Bu dünyada tek başına başarılamayacak şeyler vardır,
ne kadar fedakarlık yaparsan yap.
Evet, efendim.
Araştırmalarımız her dolunayda ortaya çıkan
on iki büyük Gölge olduğunu ortaya çıkardı.
On iki büyük Gölge mi...
Neden varlar ki zaten?
Hem o zaman, neden Karanlık Saat diye bir şey var?
No comments yet. Be the first to leave one.