Série 3

Informace o verzi

Love is Blind Sweden S03E06 tr
Komentář od dappeloe

Tagy

webdl
Zveřejněno: 2026-03-19
Stažení: 13
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE

Mükemmel değilim. Yani beni seçersen kusurlu bir adam seçmiş olacaksın.

Ama sana öyle âşığım ki.

Bu delilik, seni tanıyor gibiyim.

- Diz çöktüm. - Benimle evlenir misin?

Bu ömrüm boyunca dediğim en net evet.

Hadi bunu yapalım!

Evet! Elbette kabul ediyorum!

Tanrım.

Bu doğru mu?

Benimle görüştüğün için sağ ol.

Sorun değil.

Beni dünyanın en mutlu erkeği yapmak ister misin?

Evet. Bunu yapmak istiyorum.

Yani…

- Çok güzelsin. İnanılmaz. - Teşekkürler.

- Üstüne ruj bulaştırdım. - Sorun değil. Lütfen tekrar sarıl.

Bekle. Bu notu okumalısın.

"İnanılmazsın. Seni seviyorum."

Bana aşk bombardımanı yapan biriyle karşılaşırsam geri adım atacağıma

kendime söz verdim çünkü gerçek olamaz.

- Harika bir manzaran var. - Biliyorum.

Ama benimki daha güzel. Muhteşem bir kadınsın,

tanıştığım en güzel kadın sensin. Pozitifliğin ışık saçıyor.

- Bu beni panikletti. "Seni seviyorum." - Aşk bombardımanı. Anladım.

Aşk bombardımanı. Aynen öyle. Anlıyorsun.

Seninle hiç vakit geçiremediğim için biraz üzgündüm.

Gelecek sefere.

Çok yorgun olacaksın. Yorgun ve çok sıkıcı.

En iyi hâlini sergilemen gerek.

Ne? "Gerek" mi? Bu nasıl bir test?

Bu bir test.

Sanırım bir partnerde ihtiyacım olan tüm özellikler onda var.

Ama onun ihtiyacı olanlar bende var mı bilmiyorum.

Kapsüllere kıyasla burada halletmen gereken çok daha fazla şey var.

Güçlü bir iradesi ve güçlü fikirleri var.

"Bu problem olacak." gibi hissediyorsun.

Evet.

- Biraz ruj alayım mı? - Biraz daha mı?

- Hayır öpücük istiyorum, ruj değil. - Ruj istiyorsun.

Öpücük istiyorum.

Daniel ve Johanna çok fiziksel ve bunu açıkça gösteriyorlar.

Onaylama işte. Fiziksel onaylama yani.

Bu benim için aşırı önemli.

Bunu aklımda tutacağım.

Bizim tarzımızı bulmalıyım sadece.

Ve yavaş bir hızda gitmeliyiz.

Çocukken babamla çiçek yetiştirirdik…

Golf oynadığım sahada ayçiçeklerini rahatça toplayabiliyorsun.

Daniel'dan çok uzaklaşmış hissediyorum.

Beni duyup gördüğünü hissedince partnerimle çok samimi oluyorum.

Öbür türlü olmuyorum.

Lavaboya gidiyorum.

Seninle iki saniye konuşabilir miyiz?

Siz gelmeden saniyeler önce Daniel beni oturtup dedi ki

"Johanna devam etmek istiyor muyum, bilmiyorum. Galiba bırakmak istiyorum."

Ben de "Bırakmak mı?" dedim.

Aptal gibi hissediyorum. Şu an çok eğlenen ama iki saniye önce

vazgeçmek isteyen biriyle buradayım.

CORFU, YUNANİSTAN

- Nasılsın? İyi misin? - İyiyim.

Lezzetliymiş.

Karidesin tadını alamıyorum. Tadı karides gibi değil.

Hayır.

Sadece çıtırlar.

Çok lezzetli. Aynen böyle.

Öyle.

Kötü olmasa iyinin kıymetini bilemezsin.

Bu iyiymiş.

Bildiğin gibi daha önce bir konuşmamız oldu.

Ve elbette bundan dolayı endişeliyim.

Yani burada birlikteyiz, gitmek istemen öyle kolay olmamalı.

Yani dediğim gibi, sürekli birçok düşüncem oluyor.

Tabii ki öpüşürken endişeleniyorum

ve sen de durup durup "Rujumdan çalma." filan diyorsun.

Harika hissettirmiyor.

Ben de o zaman "Kahretsin, belki de geri çekiliyor." diye düşünüyorum.

- Benim düşüncem bu. - Evet, tamam.

Bu böyle. Düşüncelerim biraz dönüyor.

Evet. "Kahretsin, ruj yüzünden seni öpemiyorum." diyorum.

"Siktir, burada ne oluyor?"

Beni endişelendiriyor ve midem düğümleniyor.

Dün öpüşmekle ilgili biraz strese girdiğini fark ettim ve bu…

"Benim şeyimi alma…"

Ama hiç "Alma" demedim…

- Şaka yapıyorum. - Bunu çok iyi biliyorum.

Asla "Bana dokunma" veya benzerini demem…

- Biliyorum. Ama bazen… - Öyle biri değilim.

Dedim ki "Yine ruj almaya geldin."

Evet biliyorum…

Bu şakaydı çünkü beni her öpüşünde biraz rujumdan gidiyor.

Bu şöyle hissettiren bir şey…

"Beni gerçekten öpmek istiyor mu acaba?"

Belki iletişim tarzlarımız farklıdır?

Bu olabilir.

Derin konuları açmak zor geliyor gibi hissediyorum.

Konuşmalarımız biraz daha "Hava nasıl? Ne giyelim?" filan olmalı.

Beni anlıyor musun?

Kalan hayatını böyle mi yaşamak istiyorsun Daniel?

Seninle havadan sudan konuşan biriyle mi?

Komşumla havadan sudan konuşurum gibi geliyor bana.

Hatta komşumla bile daha derin sohbetlerimiz olur bence.

Evet sen…

Partnerim olan biten her şeyi bilmeli.

Ama beni de tanımalı.

Çünkü ben ortaya bir şey atıp "Hadi al" diyorum.

İçini açıp dinlemek ister misin diye yapıyorum.

Çünkü karşımdaki dinlemek istemiyorsa

benim bir konuyu açmamın anlamı yok.

Evet.

İlgimi çekmeyen hiçbir şey yok. Her şeyi bilmek istiyorum.

Ama şöyle düşünüyorum, bir konuyu açıyorsam bu yalnızca

dinleyip dinlemediğini anlamak için.

Ve bana "Ne? Sonra ne olmuş? O niye?" filan dersen

- o zaman "Dikkati bende." diyorum. - Anladım.

- Sonra eklemeye devam ederim. - Anlıyorum.

Ama bu tepkiyi almayınca içime kapanıyorum.

- Sonra bir duvar oluşuyor. - Anlıyorum.

O zaman işte şey yapmalıyız gibi geliyor…

Karşılıklı durup "Kabul ediyorum." diyeceğimiz o güne ulaşacaksak

bu tarz konuşmaları yapabiliyor olmalıyız bence.

Çünkü beni tanımanı

ve o duvarların ardındaki her şeyi bilmeni istiyorum.

Ama dinlemek karşındakinin ilgisini çekmediğinde

bu noktaya gelmek zor.

Ama o ilgi gerçekten var. Ve bunu bana söyleyince

ne kadar ciddiye aldığımı bilemezsin. Gerçekten.

Tüm samimiyetimle söylüyorum.

Seninle ilgili her şeyi bilmek istiyorum. Boşuna nişanlanmadık.

Seninle ilgili öğrenmek istediğim, bilmediğim çok şey var. Yani… Evet.

Üzgünüm. Bazen hata yapacağım, gelecekte de yapacağım.

Evet ama bunu beklemiyordum…

- Öyle mi? - Beni ve ihtiyaçlarımı bilmeni.

Ben de çok hata yapacağım.

Yani bu ruj olayı gibi. Ben de hata yapıyorum. Kaçırıyorum.

Sana hep rujlu öpücükler vereceğim. Her yerin ruj olacak.

Etrafta böyle gezeceksin. Nasıl göründüğünü umursamayacağım.

Her yerim kırmızı ruj olacak. "Senin yüzünden."

Öpücük istedi. Öyle dedi. Hepsini istedi.

Hayır, o his için doğru zamanı kollayacağım.

Ama seni öpmeyi seviyorum.

Yani, kahretsin.

Şimdi iyi hissediyorum. Birçok şeyde anlaştığımızı düşünüyorum.

- Aslında harika bir his. - Güzel.

- Umarım sana da iyi geliyordur. - Kesinlikle.

Öyle mi?

Kapsüllerde bile benden bir şeyler isteyen biri istiyorum demiştim biliyorum.

Ve bunların en basiti

"Sana iyi bir şey anlattığımda en azından dinleyebilirsin." oldu.

Yani evet, benim istediğim buydu.

Dinleme yeteneklerimi mutlaka geliştireceğim.

Artık sıra bizde. Bunu başaran da Fjäll-Storm ekibi.

Senin kesinlikle doğru kişi olduğundan hiç böylesi emin olmadım.

Bunu bilmeni istiyorum.

Şimdi bardağın yarısı dolu mu, boş mu?

Yarısı dolu.

Bunu senden öğrendim. Değil mi?

"Yarısı boş" asla sana söylenecek bir şey değil.

"Böyle dersen negatif olursun.

Asla yarısı boş bardaklardan bahsetme. Hep yarısı dolu olanlardan bahset."

- Şerefe. - Şerefe.

- Hayata. - Hayatın da yarısı dolu.

Bu iş böyle.

İSVEÇ

DÜĞÜNLERE 32 GÜN KALA

Hasta olacaksın.

Beni öptüğün sürece umurumda değil.

Peki eve döndüğümüzde ölümüne hastaysan sorun olmaz mı?

Hayır. Seni tanıyıp yakınlaşmayı tercih ederim.

- Gerçi beni tanımanın yolu bu değil ama. - Bu.

Ben aşkımı böyle gösteriyorum. Öperek.

Ama belki sen öyle değilsindir.

Genelde insanları okuma konusunda iyiyimdir.

35 YAŞINDA GENÇLİK DANIŞMANI

Ve onu okuması kolay değil.

Biraz kahveyle başlayacağım çünkü çok ihtiyacım var.

Tamam.

Dün gibi…

Söylediği şeyler beni…

Onu okuması zordu. Nereye gidiyoruz?

Dünden sonra nasıl hissediyorsun?

Bence dün iyi geldi.

Ağır ve ciddi bir gün geçirmemek hoştu.

Kapsüllerde hissettiğime benzer hissettim.

Gülüp şakalaşabildiğimiz. Ve harika geldi.

Bunu duymak rahatlattı.

Çünkü biraz kendini geri çektin gibi hissettim

ve birbirimizi tanımaktan biraz çekindik gibiydi.

Nasıl yani?

Yani söylediğin bazı şeyler yüzünden nasıl hissettiğini anlayamadım.

Stockholm'e döndüğümüzde bir hafta geçip de

duygularım güçlenmezse devam etmek istemeyecek olmam

seni üzdü.

Buna bozuldun.

Kendini korumak için bunu yaptığında

birbirimizi sevdiğimiz noktaya geri dönemeyiz.

Onun yerine sadece arkadaş kalırız.

Bir baskı oluşturduğunu kabul edersin.

Birbirimizi tanımak için bir, iki aydan fazlası olmalıydı.

Sonra "Hayır, yedi gün var" diyorsun ve geri sayıyorsun. "Altı, beş…"

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Sweden

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left