Prvních 200 řádků.
MADRİD, 2016 - KIŞ
Bana gözlerinle gülümsüyor musun?
Şimdi yüzünü gevşet, diğer tarafa bak ve sonra bana dön.
Aynen böyle.
PARALEL ANNELER
Çeviri : RooS İyi seyirler
Şimdi dirseklerini masaya daya.
Çene... Böyle.
Gerilme. Ve şimdi diğer taraf.
İyi.
Biraz gülümse.
Bana bak.
Şimdi kameraya bak.
- Alın bakalım. - Teşekkürler. - Affedersin Janis, kafatasları gerekli mi?
- Şey, bilmiyorum, bakacağız. - Tamam o zaman.
- Oturalım mı? - Evet.
Kafatasları ne için?
Benden bir kafatasıyla bunun gibi Hamlet tarzı bir portre çekmemi istediler.
Besbelli kafatasıyla poz veren adli antropolog gibi görünecek.
- Bunu yapmayacağız. - İyi olur.
Editör bana bir şey sormak istediğini söyledi.
Evet. Vaktiniz varsa çekimden sonra konuşuruz.
Evet, sorun değil.
- Size toplu mezar kazısı hakkında sormak istiyordum.
Sorun bakalım.
Köyümün dışında on ceset bulunan bir mezar var. Aralarında benim büyük büyükbabam var.
Tarihsel Hafıza Yasası çıkınca ilgili yargıç çekimser kaldı.
- O zamandan beri olumsuz yanıtlardan başka bir şey almadık. - Şimdi daha da kötü, hibeleri geri çektiler.
Bir röportajda Başkan Rajoy, Tarihsel Hafızaya tek bir euro vermemiş olmakla övündü.
- Evet, okudum. - Bu çılgınca.
- Bu yüzden sizinle konuşmak ve tavsiyenizi almak istedim. - Peki.
Tarihsel Hafıza Derneği için, dağların...
ötesinde bir çukur hakkında bilgi topluyoruz.
- Onun nerede olduğunu biliyor musun? Evet köydeki herkes biliyor o yüzden sağlam.
büyükannem tüm evraklarını bana bıraktı.
Çukur burada.
Büyük büyükbabam savaş çıkar çıkmaz götürüldü... ilk hafta içinde.
Konumdan nasıl emin olabiliyorsun?
Falanjistler tarafından gömülen kurbanlardan...
biri de kendisiydi, Manuel Blanco Trujillo.
Onu ölüme terk ettiler, ama sadece yaralıydı.
O gece çukurdan çıktı, eve geldi ve her şeyi anlattı.
Saklanmadan önce ailesine diğer kurbanların kim olduğunu ve mezarın nerede olduğunu söyledi.
Benim büyük büyükbabam. O bir öğretmen ve bir fotoğrafçıydı.
Savaştan önce, onunla birlikte ölecek olan herkesin fotoğrafını çekmişti.
Nicasio Sanz Garcia, Carlist.
Facundo Nuño Tome.
José Gutierrez Castro ve Francisco Alonso González.
Gregorio Sanchez Muñoz, Rincagnato.
Cesar Cruz Arranz. Kızı hala hayatta. Adı Brigida.
Teófilo Robles Garcia.
Pepe Medina Sánchez ve Benito Garcia Rodriguez.
büyükannem. Babasıyla birlikte kaybolan herkesin isimlerini yazdı.
Bir defterdeler. Sana daha sonra göstereceğim.
Bazı aileler hala ülkede yaşıyor, bazıları yaşamıyor. Bir kısmı yakındaki köyde yaşıyor.
Tüm bu bilgiler çok faydalı.
Köy Derneği ile yıllar içinde bir şeyleri bir araya getirmeyi başardık.
Seni kazmak için tutmanın ne kadara mal olacağını bilmek istiyoruz.
- Bedava yapardım, ama yapamam... tek başıma. - Bütün köy sana yardım ederdi.
Pekala, ama arkeolojik kazılarda uzman personele ihtiyacım var.
- Sadece kazma ve kürekle çalışanlara değil. - Elbette.
Her neyse, yapabileceğimiz bir şey varsa... bütün herkes yardıma hazır.
Şey, ben... Ben doğaçlama yapıyorum.
" Tarihsel belleğin ...
kurtarılması derneği " isimli özel bir vakfın parçasıyım.
- Bunu biliyordum. - Gerçekten? - Evet, ama söylemeye cesaret edemedim...
Doldurayım mı?
Navarre kültürünün köklerinin incelenmesiyle ilgilenen bir bilim dalı.
Bizim işimiz çukurları tekrar açmak değil ama durum...
daha önce bir kere müdahale etmemize neden oldu.
Her şey yere, tarihe, savaşla ilgili bilgilere bağlı.
Mesela, bu mezarın savaşın ilk günlerine ait olması... ilginç bir gerçek.
25 Temmuz gecesiydi, öyle diyorlar. büyükannem ve diğer köylüler.
Projeyi çalışma için vakfa sunabilirsiniz.
Çok detaylı olduğu için, en azından dikkate almalarını sağlayacağım.
- Ne kadar minnettar olduğumu anlatamam. - Elbette, ama hızlı olmayacaktır.
Vakfın bir projeyi onaylaması yıllar alır ama denemeye değer.
Elbette.
Gerçekten çok teşekkür ederim.
Bugün saat 4'te çıkacağım, kocamı doktora götüreceğim.
Elbette. O nasıl?
Biraz gergin.
Zavallı adam.
- Evet? - Merhaba Janis. Nasılsın?
Merhaba, Arturo.
Vakfın projeyi teslim aldığını söylemek için aradım. Seni arayacaklar.
Fotoğraf çekiminden üç gün sonra gönderdim.
Bir şey daha. Bir hafta içinde bir iş için Madrid'te olacağım.
Eğer istersen, buluşabiliriz diye düşünüyordum.
- Ne zaman? - Gelecek çarşamba.
Öğleden sonra boşum.
Ah, peki... Çarşamba günü görüşürüz o zaman.
Çarşambaya görüşürüz.
ACİL
Burnunuzdan nefes alın.
Derinden.
Böyle yapma... daha kötü.
İşte böyle.
Aynen.
Korkma, her şey iyi olacak.
Göreceksin.
- Evli misin? - Hayır, sen?
Ben mi? Hayır hayır...
O zaman biz iki bekar anneyiz.
Benimki bir kazaydı, ama çok mutluyum.
Benimki de bir kazaydı.
Ben üzgün değilim.
Ben öyleyim.
Hadi, öyle deme. İyi olacak, göreceksin.
Yalnız değilsin, değil mi?
Hayır, annem var.
- İyi. - Ama hala bu fikre alışamadı.
Pekala, buna alışacaktır.
Ana!
- Merhaba. - Yatakta olman gerekmiyor mu?
Yürümek ona iyi gelir, bebeği dışarı çıkarmaya yardımcı olur.
- Ben Janis, onun oda arkadaşıyım. - Ben Teresa, annesiyim.
- Odan nerede? - Orada.
Hadi gidelim.
Tamam.
Hadi, yavaşça...
Babanla konuştum.
- Gelmiyor. - Ben de öyle düşünmüştüm.
Bize şans diliyor. Ve başaracağını söylüyor.
Evet.
- Merhaba. Ben geldim. - Merhaba.
- Selam tatlım. - Nasılsın?
- Çok sancıyor mu? - Çok fazla.
Bize epidural vermek üzereler.
- Cecilia'nın küçük yüzünü görmek için sabırsızlanıyorum. - Ben de.
büyükannen burada olmak için neler vermezdi...
- Bu Ana ve annesi Teresa. - Merhaba.
- Elena benim en iyi arkadaşım. - Tanıştığımıza memnun oldum. - Tanıştığımıza memnun oldum.
- Sizin de çok yaklaşmış ha! - Evet, çok yakın.
Ikınacağım. Haydi!
Dinlen, nefes al. Rahatla nefes al.
- Bunu yapamam. - Evet yapabilirsin. Harika gidiyorsun tatlım.
Başı geliyor!
- Saçları görünüyor. - Saçı var! - Ne kadar heyecan verici.
Korkma, çıkıyor. Haydi, son bir ıkınma.
Hadi, biraz nefes al. Biraz nefes al...
Bir, iki... Şimdi iyice it, hadi!
İt, it, it!
Tatlım, işte bu. İt, it!
İşte, işte küçük kızın.
Merhaba Aşkım.
Harika iş çıkardın.
Evet aşkım...
Evet?
- Hemşire burada olduğunu söyledi. - Ana!
İçeri gel. Gel, otur.
Seni gördüğüme sevindim.
Minik nerede?
O iyi. Gözlem altında.
Bir an için üstümdeydi.
Onun kalbinin göğsünde attığını hissetmek harika değil mi?
Onu geri getirmelerini bekleyemiyorum.
- Seninki de gözlem altında mı? - Evet.
Normal olmalı.
Doktor, benimkinin rahim dışındaki hayata uyum sağlamakta zorlandığını söyledi.
İyi bir başlangıç yapıyoruz, onu bekleyen hayat bu.
- Evet. - Bir şey olmadığı ortaya çıktı.
Zavallı şey, rahim dışında nefes almakta zorluk çekiyormuş.
- Seninkinin sorunu ne? - Görünüşe göre kan şekeri düşük.
- Neyse, kötü bir şey olmadığını söylediler. - Evet kesinlikle.
Beni aramak istersen sana numaramı vereyim.
Aynı durumdayız, sohbet edebiliriz.
- Bebeği ne zaman alacaksın? - Sanırım bu gece ya da öğleden sonra.
Ben de.
İşte...
- Bu benim cep telefonum. - Güzel.
Sana ev numaramı da yazdım, tamam mı?
Evet?
- Merhaba. - Günaydın. - Gelebilir miyim? - Merhaba.
Selam tatlım.
- Seçmeler nasıldı? - Harikaydı!
Yeni bitti.
Genç bayanlardan birini oynamam gerekiyordu ama yönetmenden bende Rosita rolünü denemesini istedim.
Kimseye söylemeden evde çalıştım.
- Ama Donna Rosita ana karakter. - Evet.
Seçmelerde bana yaptırdı ve benden hoşlandı!
Sonra bana çok zor bir final sahnesi okuttu.
Birkaç ipucu verdi ve hemen o solmuş...
hüsrana uğramış karakterle özdeşleştim.
- Bu güzel anne. - Bana çalışmam için biraz daha sahne verdi ve yarın seçmelere devam edeceğiz.
Biraz aceleci davrandım ama hoşuna...
gitti ve şaşırdı, yüzünden okunuyordu.
Bana Donna Rosita'yı oynattığını hayal etsene!
- Tebrikler. - Ama henüz kesin değil.
Bu rol için zaten bir aktrisleri var ama hiçbir şey beni hayal kurmaktan alıkoyamaz.
- Senin adına sevindim. - Teşekkür ederim tatlım.
İyi misiniz?
- Evet. - Evet.
Kroketleri Clarissa yaptı.
- Kızlar nasıl? - İyiler. Gözlem altındalar.
- Ben çıkıyorum, akşam görüşürüz. - Görüşürüz, Deborah.
Anlamadım bunu.
- Evinizde bir kraliçe gibi yaşıyor ama yardım bile etmiyor. - Gündüzleri ders çalışmak zorunda.
Gece için bir dadı bulmanın tek yolu bu.
Deborah bundan faydalanır.
No comments yet. Be the first to leave one.