Prvních 200 řádků.
Siktir.
Selam.
Robert Cady'yi arıyorum.
- Doğru yerde miyim? - Evet hanımefendi.
Beni takip edin.
Şurada.
Max'in kadın avukatı.
Tahmin edeyim. Civardaydın ve kayboldun, değil mi?
Crystal'ı arıyorum.
Evet.
Öyle mi?
Evet.
O kim?
Küçük Anna Deveraux, canım.
Burada ne yapıyor?
Crystal'ı biliyorlar mı?
Sakin ol.
Celallenme.
Kayda değer bir olay yok.
Crystal burada.
Bebeğim buradaymış.
Evet.
Al bakalım canım.
Evet, aferin.
Hı hı.
Onu nerede bulabileceğimi söylersen gideceğim.
Crystal'ı rahat bırak.
İçindeki fırtınayı dindirebilmek için ömrünün yarısını harcadı.
Yemin ederim ki onu rahatsız edersen pişman olursun.
Gitseniz iyi olur hanımefendi.
Peki.
Sorun yok.
Buradan sana ekmek çıkmaz.
Yapacak birkaç işim daha var…
…sonra yanınıza geleceğim.
7 GÜN
AÇIK
Bu kızı tanıyor musun?
- Crystal Cady. - Hayır.
Ama ailesini tanıyorsundur.
Biraz ileride yaşıyorlar.
Bir şey alacak mısın, almayacak mısın?
Şeytan bir kere dürttü.
Viski. Sade olsun.
Selam güzellik.
Beni aradığını duydum.
Siktir.
JOHN D. MACDONALD'IN "THE EXECUTIONERS" ROMANINA DAYANIR
"KORKU BURNU" FİLMLERİNE DAYANIR
SENARYO YAZARLARI WESLEY STRICK VE JAMES R. WEBB
Alo?
Selam dostum.
Selam.
Zack?
Sen misin?
Evet, benim.
Nasılsın?
İyiyim.
Siz nasılsınız?
Yani, idare ediyoruz.
Seni özlüyoruz.
Eve dönmek istiyorum.
Biliyorum dostum. Döneceksin.
Yakında.
Biraz daha sabret.
Sonra hep beraber evde olacağız.
Selam. Grup terapisi başlıyor.
- Gitmem gerek. - Zack…
Bisküvini bana ver.
- Ne? - Yemeyeceksin.
Bana ver.
Yiyebilirim.
Gerçekten mi?
Bence yemeye korkuyorsun.
Herkes, seni mahvedeceğini biliyor.
Ama bizim de nasibimizi almamız için seni bekletiyor.
Şimdi bana o bisküviyi ver.
Siktir git.
- Siktir. - O sürtüğe gününü göster!
Küçük beyaz kız!
Siktir!
- O benim. - Siktir! Kapa çeneni.
Kahretsin.
Yatın. Tamam.
Siktir.
CHATHAM POLİSİ CEVAPSIZ ÇAĞRI
NOA - 4 MESAJ - CEVAPSIZ ÇAĞRI
NEREDESİN? TOM İLE SANA ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ!
NATALIE'NİN KEFALETİYLE UĞRAŞIYORUM LÜTFEN ARA
Selam.
Noa, ben iyiyim.
Ben… Bak, kulağa delice gelecek ama
Crystal Cady'nin yanındayım
ve ona dair bulabildiğin her şeyi çıkar. Ben de aynısını yapacağım.
Tom'a her şeyi düzelteceğimi söyler misin?
Tamam mı?
POSTA NUMARASI 9342
Tamam.
Günaydın prenses.
Günaydın.
Umarım fakirhanem, beklentilerini karşılamıştır.
Hayatta kaldım.
Bira ister misin?
Sağ ol.
Bunu, kız öğrenci birliğindeki arkadaşlarından mı öğrendin?
Onlardan öğrendiğimi kim söyledi? Belki ben onlara öğretmişimdir.
Belki de erkek arkadaşlarına öğretmişimdir.
Ukalasın.
Silahım nerede?
Güvenli bir yerde.
Peki…
Max ile ilişkini anlat.
Önce sen.
Bowden, ziyaretçin var.
Vay canına. Çok etkileyici görünüyorsun.
Arkadaş ediniyor musun? Senin için endişeleniyorum.
Diğer mahkûmlar, savcılar hakkında ne düşünüyor?
Şüphe duyuyorlar, değil mi?
Henüz bilmiyorlar mı?
Vay be. Bilmiyorlar.
Öğrenmeleri çok sürmez.
Gevezelik etmeye mi geldin
yoksa söyleyecek önemli bir şeyin var mı?
Aslında var.
Çok önemli bir şey söylemek istiyorum.
Kantinden aldığın tüm soya sosu paketlerini
sakla.
Çünkü soya sosunu mayonezle karıştırırsan
en tatsız yemekleri bile
- güzelleştirecek bir sos yapabilirsin. - Siktir git.
Hey!
Doğru ama.
Pardon.
Bunu duymak isteyeceksin.
Nasıl hissettiriyor?
Nasıl hissettiriyor Tom?
Orada olmak.
Yemek yemek, uyumak veya sıçmak için izin istemek zorundasın.
Her şey için izne ihtiyacın var.
Kontrolü ve istediğin şeyi, istediğin zaman yapma iradeni
tamamen kaybetmek nasıl bir his?
Orada bunlar yok, değil mi?
Zor.
Ama ailenin ihtiyaç duyduğu adama dönüşmen için sana bir fırsat veriyorum.
Arkadaşlarımdan biri, hücrene bir hediye gönderecek. Bugün.
Yani…
Bir hediye.
Hücrende.
Kurtuluşun olacak.
Anlaşılan seni darmaduman etmiş.
Tüm hayatını mahvetmiş.
Aileni mahvetmiş.
Max böyle biri.
Canını yakmıştır
ama galiba ondan çok hoşlanıyordun, değil mi?
Hayır. Tabii ki hayır.
Sana söyledim, gördüğün şey…
O beni öptü…
Rızan olmadan.
Evet, rızam olmadan.
Ama gayet memnun görünüyordun.
Ya sen?
Neden onu takip edip fotoğraflarını çekiyorsun?
Ona kafayı takan sensin sanki.
Kafayı takmadım.
Çünkü Max Cady'yi tanıyorum
ve neyin peşinde olduğunu biliyorum.
O yüzden fotoğraf çektim
çünkü elimde kötü şeyler yaptığını gösteren fotoğraflar olduğunu bilirse
peşime düşmeyecek.
Ve hayır, göremezsin çünkü benim fotoğraflarım.
Ya Amy?
Ve Melissa?
Onlara ne yaptı?
Dediğim şu, Max bir şey yapmak isterse
bir yolunu bulur.
İnsanlara istediği her şeyi yaptırır.
Mesela kendilerini
öldürmek gibi mi?
Amy Brancato, Asheville'e taşınmıştı.
Yeni birini bulmuştu,
hayatını düzene sokuyordu
ve sonra Max'in onu araması yetti.
Buraya gelip yine üvey annesiyle yaşamaya başladı.
Onu bulduklarında oradaydı.
Başka ne biliyorsun?
Selam.
Ona gözdağı verdim. Hayatını cehenneme çevireceğimi biliyor.
Sana sahip olduğum için şanslıyım.
Küçük kızım benim.
Yanında olsaydım daha çok…
…yardım edebilirdim.
Beni nasıl çıkaracağını buldun mu?
Nevaeh, sen gözüm ve kulağımsın, sana ihtiyacım var.
Seni henüz çıkaramam.
- Yakında demiştin. - Az kaldı.
Bir şey daha lazım.
Natalie'den annesinin nerede olduğunu öğrenmelisin.
Bunu yapabilir misin?
Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.