Prvních 59 řádků.
Vay be, Park Hae Jin!
Şu anda ne yapıyorsun?
İşteyken telefonda olmaman gerekiyor. Bunu unuttun mu?
Oh, doğru ya...
Ama bunu bana söyleyen neden siz, Park Hae Jin'siniz...?
Vardiyanın bitmesine hala 10 dakikan var.
İşini bitirdikten sonra gelip beni gör.
- Az önce Park Hae Jin benim telefonumu çaldı! - Kafayı mı yedin?
Patrona bağırma.
Patron mu?
- O mu? - Neden hiçbir şeyden haberin yokmuş gibi davranıyorsun?
Sen de ona oy verdin! Şuna bak, bayağı flört ediyor.
Aktör olan Park Hae Jin, bizim patronumuz mu?
Onun aktör olduğunu kim söyledi?
Oyunculuk dersleri mi alıyorsun?
Bana bakış şeklini gördünüz mü?
Gözler ileri.
İyi misin?
- Teşekkürler. - Annesi misiniz? - Evet.
- Sağolun. - Sağolun.
Neler oluyor?
Hayal mi görüyorum?
Afedersiniz.
Park Hae Jin bizim patronumuz mu...?
Hayal mi görüyorum? Deliriyor muyum?
Oh, bu.
Üzgünüm. Bundan böyle daha dikkatli olacağım.
Bugün bir planın var mı?
Hayır. Pek sayılmaz.
Bir planın yok mu?
Sevgilinle filan?
Yok.
Ne yok?
Planın mı yok yoksa sevgilin mi?
İkisine de "hayır".
O zaman bugün geçe kalabilir misin?
Sadece istiyorsan.
Aslında bugün ben...
Hayır, kalabilirim.
O zaman, neden akşam yemeğiyle başlamıyoruz?
Tabii.
Sanırım çalışmayı hiç bırakmıyor, yemek yemek için bile.
Yardım edebileceğim bir şey varsa, yemek yerken üzerinde çalışabilirim.
O zaman biraz müzik açabilir misiniz?
Ne?
Telefonunuzda hiç müzik yok mu?
Ya da müziği sevmiyor musunuz?
Seviyorum. Yani, (telefonumda) var.
- Bitirdin mi? - Evet.
- O zaman gidelim. - Gidelim?
Eve gitmek istemiyor musun?
Hadi gidelim. Seni eve bırakacağım.
Beni mi?
Oh, bekle!
Annem kendi arkamı her zaman toplamamı öğretti...
Bırakın biraz toparlayayım...
Hadi gel!
Afedersiniz, çok güzel bir havanız var. Biraz fotoğraf çekebilir miyim?
Daha önce çektiğim fotoğrafları aldınız mı?
No comments yet. Be the first to leave one.