Preacher

Preacher

Stáhnout Turkish titulky

Série 4

Informace o verzi

Preacher S04E04 - NTG / ION10 / PALEALE
Komentář od bontoutou
Official Subtitle - Works with all WEBRip and WEB-DL from AMZN - resynced - NTG / ION10 / PALEALE

Tagy

other
Zveřejněno: 2019-08-19
Stažení: 9
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

Elimdeydi.

Onu suç üstü yakalamıştım.

Ama onu suç üstü yakalamak istemediniz Herr Starr.

Acı çekmesini istediniz, değil mi?

Hadi ona acı çektirelim.

Kafasına bir vajina oymak istiyorum.

Sanırım bu acı çektirme kategorisine giriyor!

Vajina mı?

Kusura bakmayın lordum

ama ne istiyorsunuz?

Evet.

Evrenin en büyük sorusu.

Öncelikle çocuğumun ne durumda

olduğunu öğrenmek istiyorum.

İsa yakında gelecek. Konferansta Cennet'i temsil ediyor.

Diğer, komik olanı dedim.

Senin Humperdoo dediğin.

Evet.

O bir takma isim. Şefkat nitelemesi.

Ne durumda?

Senin bakımın altında iyidir diye umuyorum.

İyi. Onu daha bu sabah gördüm.

Her zamanki gibi moralliydi.

Güzel.

Tanrım, bu çocuğu seviyorum.

Evet. Bambaşka biri.

O her şeyin tamamlayıcısı.

Hepsinin.

Evet, elbette.

Üstüne düşeni yap Baba,

işte o zaman uzun süredir kayıp olan ödülünü bulacaksın.

Saf bir çehre.

Yakışıklı ve lekesiz.

İstediğin bu, değil mi?

Güzel görünüşünü geri istiyorsun.

Bir vajina oyacağız!

Jesse Custer'ın ruhuna.

Ruhuna mı?

İnancın olsun Baba.

Büyük tasarımım iş başında.

Ve çok güzel olacak.

Pilotunuz konuşuyor.

Görünüşe göre ufak bir şeye çarptık.

Lütfen kemerlerinizi takın ve sakin kalmaya çalışın.

Şanslıydık.

Elinden gelen bu kadar mı?

Güzel çantan ve ucuz ayakkabılarınla bana kimi hatırlattın biliyor musun?

Köylünün tekini.

Havandasın bugün.

Morallenmek için güzel bir yürüyüş gibisi yok.

Ya da yuvarlanmak da olur.

HELİKOPTER PİSTİ

Vampir geliyor, üç dakika.

- Anlaşıldı. - Bekle lütfen.

- Bu ne? - Temsilci geldi.

Hadi be. Hangisi?

Cennet mi Cehennem mi?

Siktir.

Cennet değil.

Şeyi gördün mü... Keşke fotoğrafını çekseydim!

Of. Tüyleri diken diken etmiyor mu?

Dinle, işte gerçek kötülük bu.

Zihnine girebildi diye korkunç olması gereken saçma sapan

sahte bir yamyam film psikoloğu değil.

Hayır, İhtiyar Adolf, aklına girmek istediğinde

kafatasını yarar ve aklını oradan alırdı. Yalan mı?

Bu da ne şimdi?

- Neredeler? - Kim?

Kim mi? Komiksin.

- Nereye gittiler? - Muhafız dostlar mı?

Evet, onları öldürdüm.

Öyle mi? Neyle, ukala herif?

Melek tüyüyle kilidi açtım

sonra da çığlık atmalarına fırsat vermeden boyunlarını kırdım.

Şaklabanlığı bırak

çünkü Bensonhurst'e vardığımızda

gülen kimse olmayacak.

Siktir!

Nereye gidiyorsun Frankie?

Hadi.

- Ne yapıyorsun? - Ne yaptığımı biliyorsun.

Hayır, hadi ama! Böyle olmaz!

Böyle olmaz! Hayır!

Hayır!

Hayır!

Bu yanlış.

Frankie. Beni dinle! Frank!

Sakin ol.

Kuzular çığlık atmayı bırakmak üzere.

Beklettiğim için üzgünüm beyler. Vampir üç dakikaya geliyor.

Ahbap, öldük mü?

Ölmeyeceğiz. Güven bana.

Hitler yanılmıştı.

- Ne? - Hitler yanılmıştı.

Daha yeni bir uçak kazasından burnumuz kanamadan kurtulduk.

Bu bir mucize!

Birazcık yağmur

- bizi durdurur mu sanıyorsun? Hayır. - Denizde kaybolduk.

Kayıtsız uçuş, verici yok, gereç yok.

Batı Teksas'taki bir fırtınayla kıyaslayınca bu bir hiç!

Pozitif kalmalıyız.

Ne anlamı var ki?

Zaten öleceğiz.

Öyle veya böyle Avustralya'ya gideceğiz.

Sızlanmayı kes!

Ve pozitif ol!

Haklısın!

O zaman ne diye burada çene çalıyoruz?

Hadi gidelim!

Orada oturup saçını mı şampuanlayacaksın

yoksa biraz su atacak mısın?

LAZARUS KAHVE

Tanrım.

- Nerede o? - O kim?

Biliyorsun. Tulip.

Tulip diye birkaç tanıdığım olmuştu.

Birkaç tane de Daisy. Ama tek bir Rose.

Hangi Tulip'i arıyorsunuz?

Aptal olanı.

Erkek arkadaşını bırakıp buraya gelmiş.

Eminim sırf senin sıska kıçını kurtarmak içindir.

Bunu niye yapsın ki?

Dediğim gibi, o bayağı aptal.

Haklısın. O çok aptal.

Ama onu görmedim.

Sen. Frankie'yi temizle.

Geri kalanlar, onu aşağı indirelim.

Sen.

Benimle gel.

Sıkı olduklarından emin ol.

Yemimizin çengelden kaçmasını istemeyiz.

Sen buna sıkı mı diyorsun? Hâlâ parmaklarımı hissediyorum.

Uzun sürmez.

Şimdi bekleyeceğiz.

Bensonhurst nasıldı?

Benim için döndüğüne inanamıyorum.

Bu harika.

Dur. Kim döndü?

- Tulip. - Güzel kız.

Ondan hiç şüphem yoktu.

Elbette döner.

Dönmeyi de sürdürecek.

Bunun nesi kötü?

Temsilciye özel bir uşak gerekiyor.

Gözlerinin içine bakma.

O hitap etmeden onunla konuşma.

Selfie çekmek yok. İmza almak yok.

Efendim.

Hapishane bölümünde bir sürü işim olduğu aklıma geldi de.

Üstlerim de muhtemelen şu an endişeye kapılmıştır.

Oraya gidip o sorunu çözsem, daha sonra

temsilci süitine gelsem olur mu? İtiraf edeyim kulağa havalı geliyor.

Görevlerimi terk etmek istemiyorum efendim.

Ne düşünüyorsunuz?

Bence, 1.900 yılı aşkındır

Kutsal Kâse müritleri, Cennet ve Cehennem arasındaki

bu zirvede kendilerine verilecek olan ödüller için çok şey feda ettiler.

Ve bu odadaki adamın vereceği ödüller.

Onun idealinde en ufak rolü bile oynama şerefini reddeden herkes

o kadar anlamsız davranmış olur ki bulabileceğim tek açıklama hainliktir.

Doğru.

TEMSİLCİ SÜİTİ RAHATSIZ ETMEYİN

Güzel.

Konuşma.

Konuşmak yok, selfie yok, dokunmak yok.

Evet, söylemiştin.

Ama o sana dokunursa, karşılık ver. Pozitif olarak.

Hey.

İsa.

Olay yapmak değil,

denemek derim hep.

Sus artık Birdman!

- Mesih. - Kuş gibi özgür olmak.

Tünemek, temizlenmek ve avlanmak için!

Çıkarılmış böcek yaralarıyla

ben yeniden dönüp dururken yavrularımla aramda olan sevgim.

Bir dakika bile olsa sus! Yeter.

Bu sorun değil.

Ne kadar sürdü?

- Altı saniye falan. - Yıllardır konuşmamış gibiyim.

Kız arkadaşın nerede? Geliyor mu?

- Kız arkadaşım değil o. - Tabii ya!

- Değil! - Benim için dönmedi herhâlde!

Neredeyse galoşlarına işiyordun...

Arkadaşımın sevgilisi o!

Yasak aşk mı? En güzelidir.

Bak, aşk değil bu, seni piç! Tamam mı?

Bu onun inatçılığından. Yakalandım. Bu hoşuna gitmiyor.

O da beni kurtarmaya geldi. Hepsi bu. Onlar da bunu biliyor!

Geldiğini biliyorlar.

Geldiğinde de

onu öldürecekler.

Bu korkunç bir olay olur.

Yasak aşkın, peynire giden fare gibi bir tuzağa düşüyor.

Dürüst olursak, bu tuzağın kurulmasından

sen sorumlusun.

Ne yapacaksın?

Ne yapacağımı söyleyeyim. Bunlardan kurtulacağım.

Sonra da seni öldüreceğim.

Evet.

More Turkish subtitles for Preacher

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left