Prvních 200 řádků.
GÜCÜNÜN DORUĞUNDA OLDUĞU SIRADA ROMA İMPARATORLUĞU,
AFRİKA ÇÖLLERİNDEN, KUZEY İNGİLTERE...
SINIRLARINA DEK UZANAN UÇSUZ BUCAKSIZ BİR İMPARATORLUKTU
DÜNYA NÜFUSUNUN EN AZ DÖRTTE BİRİ SEZARLARIN HAKİMİYETİ...
ALTINDA YAŞIYOR VE ÖLÜYORDU.
M.S. 180 KlŞINDA İMPARATOR MARCUS AURELIUS'UN...
GERMANYA'DAKİ BARBAR KABİLELERE KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ...
12 YILLIK SEFERBERLİK SONA ERMEK ÜZEREYDİ.
ROMA'NIN ZAFERİNE VE İMPARATORLUKTA BARlŞIN SAĞLANMASINA...
GİDEN YOLDA SON BİR KALE KALMlŞTI.
Efendim.
General.
Efendim.
Zayıf ve açlar.
- Hala bir haber yok mu? - Hiçbir işaret yok.
- Gideli ne kadar oldu? - Neredeyse iki saat.
Savaşacaklar mı efendim?
Çok yakında öğreniriz.
Asker, o mancınıkları ileriye almanızı emretmiştim.
- Menzil dışındalar. - Menzil iyi.
- Süvari birliğine tehlike yaratmaları... - Uygundur. Kabul mü?
Hayır diyorlar.
İnsanlar fethedildiklerini kabul etmeli.
Sen kabul eder miydin Quintus?
Ben kabul eder miydim?
Güç ve onur.
İşaretimle birlikte saldırıya geçin.
Mancınıkları doldurun.
Piyadeler, ilerlemeye hazır olun.
- Okçular hazır. - Okçular!
Ok takın!
Kardeşlerim!
Maximus!
Ben üç hafta sonra ekinimi hasat ediyor olacağım.
Nerede olacağınızı hayal ederseniz orada olursunuz.
Sırayı bozmayın! Benden ayrılmayın!
Kendinizi yeşil tarlalar arasında...
güneşin alnında yapayalnız at sürerken bulursanız...
dert etmeyin.
Çünkü siz Elysium cennetindesiniz, zaten ölüsünüz!
Kardeşlerim...
bu hayatta yaptıklarımız...
sonsuzlukta yankılanacaktır.
Çekin!
Mancınıklar hazır efendim!
Okçular, okları tutuşturun!
Tutuşturun!
Okçular, nişan alın!
Fırlatın!
Pekala asker, hazır ol!
Sırayı bozma!
Fırlat!
Tekrar doldur!
Sırayı bozma!
- Nişan al! - Fırlat!
Benden ayrılmayın!
Benden ayrılmayın!
Muzaffer Roma!
Muzaffer Roma!
Gerçekten ölüyor mu sence?
10 yıldır ölüyor.
Gerçekten ölüyor olmasa, bizi çağırmazdı.
Belki de sadece bizi özlemiştir.
Ya senatörler? Onları toplantıya çağırmazdı, eğer...
Sus Commodus.
İki haftadır yollarda perişan olduktan sonra planlarını dinlemek başımı ağrıtıyor.
Kararını verdi. Bunu ilan edecek.
Beni imparator ilan edecek.
Yapacağım ilk iş, yani o zaman...
Majestelerine layık oyunlar düzenleyerek onu onurlandırmak olacak.
Şimdilik, benim yapacağım ilk iş sıcak bir banyo yapmak olacak.
Majesteleri...
Geldik sayılır efendim.
- Efendim. - İmparator nerede?
Cephede efendim. 19 gündür cephedeler.
Hala yaralılar geliyor.
Atımı getir.
Lordum.
Öpücük yok mu?
Yiğitliğini bir kez daha kanıtladın Maximus.
Umalım da bu son kez olsun.
Savaşacak kimse kalmadı efendim.
Her zaman savaşacak birileri kalır.
Roma'nın en büyük generalini nasıl ödüllendirebilirim?
Evime gitmeme izin verin.
Ah, evin.
Sizi alkışlıyorlar Sezar.
Bu senin için Maximus. Seni alkışlıyorlar.
Kaçırdım mı? Muharebeyi kaçırdım mı?
Bütün savaşı kaçırdın.
Baba, tebrikler.
Zaferini kutlamak için 100 boğa kurban edeceğim.
Boğaların canına kıyma.
Maximus'u kutla. Muharebeyi o kazandı.
- General. - Majesteleri.
Roma seni selamlıyor, ben de sana bir kardeş gibi sarılıyorum.
Çok uzun zaman oldu eski dostum.
Majesteleri.
Buyurun baba, koluma girin.
Sanırım gitme vaktim geldi.
Roma'nın şanı için çalıştığım yeter.
Muhteşem bir muharebeydi.
General. Hala hayatta mısın?
- Hala hayattayım. - Tanrıların espri anlayışı olmalı.
- Tanrılar seni seviyor olmalı. - Valerius.
Kışlaya mı dönüyorsun general? Yoksa Roma'ya mı?
Evime gideceğim. Karıma, oğluma, hasadıma.
Çiftçi Maximus. Bunu hayal etmekte hala zorlanıyorum.
Biliyor musun, çamur kandan daha kolay temizleniyor Quintus.
- İşte burada. - Majesteleri.
Senatör Gaius, Senatör Falco.
Gaius'a dikkat et. Bir gün kulağına tatlı bir zehir akıtır...
ve uyandığında, "Cumhuriyet" der başka bir şey demezsin.
Neden olmasın? Roma bir cumhuriyet olarak kuruldu.
Evet. Bir cumhuriyette de iktidar senatoda olur.
Ama Senatör Gaius bundan etkilenmiyor elbette.
Sen ne dersin general? İmparator mu, Senato mu?
Bir askerin, düşmanıyla yüz yüze karşılaşmak gibi bir avantajı vardır senatör.
Arkanda bir ordu varken, politikada son derece nüfuzlu olabilirdin.
Seni uyarmıştım. Şimdi seni kurtarayım. Senatörler.
Maximus.
Senin gibi iyi adamlara ihtiyacım var.
Size nasıl hizmet edebilirim Majesteleri?
Emir vermenin ne demek olduğunu bilen bir adamsın.
Emir veriyorsun, emirlerine itaat ediliyor ve savaşı kazanıyorsun.
Ama bu senatörler ancak entrika çevirir, hırgür eder, yaltaklanır ve aldatırlar.
Maximus, Roma'yı politikacılardan kurtarmalıyız dostum.
Zamanı gelince sana güvenebilir miyim?
Majesteleri, babanız izin verince evime dönmeye niyetliyim.
Evine mi? Bunu senden çok hak eden biri yok.
Rahata fazla alışma. Çok geçmeden seni çağırtabilirim.
Lucilla burada. Biliyor muydun?
Seni hiç unutmadı.
Artık sen bir kahramansın.
Keşke bir erkek olarak doğsaydın...
ne büyük bir Sezar olurdun.
Baba.
Güçlü bir Sezar olurdun.
Acaba adil de olur muydun?
Bana öğrettiğiniz gibi olurdum.
Yolculuğun nasıldı?
Uzun. Rahatsız. Beni niye çağırdınız?
Yardımına ihtiyacım var. Kardeşin konusunda.
Elbette.
Seni sever. Her zaman sevmiştir.
Ve şimdi...
sana her zamankinden çok ihtiyacı olacak.
Bu kadar politika yeter.
Sen babasını seven bir kızmışsın gibi yap...
ben de iyi bir babaymışım gibi yapayım.
Bu hoş bir masal, değil mi?
Günaydın.
Bana üç at daha lazım.
İki! Üç!
Dört!
Bir! İki!
Beni mi çağırdınız Sezar?
- Sezar? - Bana tekrar söylesene Maximus.
Neden buradayız?
İmparatorluğun şanı için efendim.
Evet.
Evet, hatırlıyorum.
Şu haritayı görüyor musun Maximus?
İşte, benim yarattığım dünya.
25 yıldır...
ülkeler fethettim, kan döktüm, imparatorluğu genişlettim.
Sezar olduğumdan beri sadece dört yılım savaşsız geçti.
20 yılda barış içinde geçen 4 yıl.
Ne uğruna peki?
Sadece felaket getirdim. Hepsi bu.
Sezar, sizin hayatınız...
Lütfen. Lütfen bana Sezar deme.
Buraya gel lütfen.
Otur şöyle.
Şimdi birlikte konuşalım...
sıradan iki insan gibi.
Ee, Maximus...
konuş bakalım.
5000 adamım dondurucu soğukta çamurun içinde.
3000'i ciddi yaralı. 2000'i buradan gidemeyecek.
Bir hiç uğruna savaşıp öldüklerine asla inanmayacağım.
Neye inanırdın peki?
Sizin için ve Roma için savaştılar.
Peki Roma dediğin nedir Maximus?
Dünyanın birçok yerini gördüm ben.
Her yerde ilkellik, vahşet ve karanlık var. Roma ışık demek.
Ama sen Roma'ya hiç gitmedin.
Ne hale geldiğini görmedin.
Ölmek üzereyim Maximus.
İnsan, sonunun geldiğini görünce...
yaşamının bir amacı olduğunu bilmek istiyor.
Gelecekte dünya benden nasıl bahsedecek?
Filozof olarak mı tanınacağım?
Savaşçı olarak mı?
Zorba olarak mı?
Yoksa Roma'ya gerçek kimliğini geri veren İmparator olarak mı?
Bir zamanlar Roma diye bir rüya vardı.
Bunu sadece fısıldayabilirdin.
Biraz yüksek sesle söyledin mi yok oluverirdi...
öylesine kırılgandı.
No comments yet. Be the first to leave one.