Dreams

Dreams (Drømmer)

Stáhnout Turkish titulky

Informace o verzi

Dreams (Sex Love) 2024 1080p WEB-DL AAC2 0 H 264-WLF
Komentář od dikistutmaz
24 fps

Tagy

webdl
Zveřejněno: 2025-08-10
Stažení: 88
Pro sluchově postižené: No
FPS: 24

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

2024 Berlin Film Festivali Altın Ayı Ödülü

Hayatım bir bulutun içinde.

Aslında, tamamı değil.

Bedenim değil mesela.

Ama geri kalan her şey içinde. Gördüklerim, düşündüklerim, hissettiklerim.

Hepsi bir bulutun içinde. Ve ruhumun ve bedeniminn ayrı olması...

...çok tuhaf ve kırılgan hissettiriyor.

Sanki, hayatım dağılıp gidiyor gibi.

Sence bu tuhaf mı?

Ben lafları mecâzen değil, olduğu gibi anlarım çünkü.

Onu gözümde canlandırıyorum. Gerçek bir bulut. Bir kümülüs bulutu.

Oldukça katı, yani içinde bir şeyler barındırdığını hayal etmek kolay.

Ama bazen sirüs bulutlarını düşünüyorum.

Ya da daha kötüsünü, sadece yarı saydam bir bulut örtüsünü.

İşte o zaman endişeleniyorum...

...çünkü orada hiçbir şeyin yerinde durmasını sağlayacak bir şey yok.

Ve beni ben yapan her şeyin...

...yere düşüp yağmurla sürüklenip gitmesinden endişeleniyorum.

Seks / Hayaller / Aşk

Hayaller / Aşk

Hayaller

- Akademiye başvuruyorsun, değil mi? - Dans için mi?

- Hayır. - Niye ki? Çok yeteneklisin.

- Klasik bale de yapmıştın, değil mi? - Evet, ama çok aşağılayıcıydı.

Bir yerde klasik balenin modası geçmiş cinsiyet tutumlarına dayandığını...

...bu yüzden de kaldırılması gerektiğini okudum.

- Tüm danslar klasik bale gibi değildir. - Evet, bir dereceye kadar.

Sosyoloji okumak istiyorum.

- Çok kitap okuyorsun, değil mi? - Çok.

Sen okumuyor musun?

Ara sıra. Ama çoğunlukla birileri bana kitap verdiğinde.

Bunu seviyorum.

İnsanların beni kitap okuyan biri olarak görmesi gururumu okşuyor.

Ama kitaplardaki her şey doğru değil.

Elbette, ama ben bu yüzden okumuyorum. Neyin doğru olduğunu öğrenmek için okuyorum.

Gidecek bir yerim olsun diye okuyorum.

Ve kendime ulaşmak için.

Her şey bir kitapla başladı.

Her şey bir kitapla başladı ve sonunda bir kitap yazmamla sonuçlandı.

Ünlü bir kitap bile değildi; sadece geçen Paskalya'da...

...büyükannemin kulübesinde bulup okuduğum bir kitaptı.

Orada arkadaşım Jenny ile birlikteydim.

Onun ailesinin kulübesi yok.

Ve kulübemiz olduğu için ne kadar şanslı olduğumuzu söyleyip durdu.

Kart oynayabileceğimiz bir kulübemiz olması çok keyifli olurdu...

Annemse - ne kadar ayrıcalıklı olduğumuzu görmezden gelerek -...

...“Kulübe sahibi olmak için zengin olmana gerek yok ki” deyip...

...durumu daha da kötüleştirdi.

“Ailen zenginse paraya ihtiyacın olmaz...”

- Anne! Kes şunu. - “...mirasla geçinebilirsin” demek istiyor.

- Sütyenini buldun mu? - Ayağımı burktum ve dinlenmem gerekti.

Annem, Büyükannem ve Jenny yürüyüşe çıktığında, raftan bir kitap aldım.

Gerçekten, tamamen tesadüfen.

Adı “L'esprit de famille”...

...ve muhtemelen bildiğin “Küçük Kadınlar”a benziyor.

Bu kitap da 4 kız kardeşin hikâyesini anlatıyor.

Paris'in banliyölerinde yaşayan bir doktorun kızları.

Ana karakter Pauline, 16 yaşında.

Kitap, Pauline'in Paris'te yeni bir okula başlamasıyla başlıyor.

Orada, amcası sanatçı olan Bea adında bir kızla tanışıyor.

Bir gün, Bea'nın amcasının stüdyosunu ziyaret ediyorlar.

Amcası, Pauline'in şimdiye kadar tanıştığı hiç kimseye benzemiyor.

Pauline'in gözlerine bakarak onunla bir yetişkin gibi konuşuyor.

Pauline, kendisinden çok daha büyük olan...

...ve 10 yaşında bir kızı bulunan bu adama yine de âşık oluyor.

Kimseye açılmıyor, sadece Bea'yla birlikte onu ziyaret etmeye devam ediyor.

Ta ki Bea bir gün hastalanana kadar.

İşte o zaman cesaretini toplayıp adamı tek başına ziyarete gidiyor.

Pauline, kapıyı açan adamın gözlerinde aynı arzuyu görüyor.

O an, adamın da kendisi gibi bu buluşmayı beklediğini anlıyor.

Ve sonra sevişiyorlar.

Ve işte...

...okuduğumda, kendimde bir şeyleri fark ettim.

Bir tür özlem.

Çocukluğumdan beri hissettiğim, ama hiç anlamadığım...

...ve uzak durmaya çalıştığım bir özlem.

Ama şimdi tüm vücudumda, tenimde hissedebiliyordum.

Birinin yanında tamamen çıplak olmayı istemenin...

...o güçlü, ürpertici hissi...

Ve kitapta gerçekten sevdiğim bir şey vardı.

Pauline'in uzun, örgü bir atkısı vardı.

Ve ne zaman onun evinden ayrılsa...

...Paul atkıyı üç kez boynuna dolardı.

Her zaman üç kez.

Ve bunu o kadar... şefkatle yapıyordu ki...

...okurken gözlerim doldu.

Çoğunlukla çok güzel olduğu için...

...ama aynı zamanda...

...bir gün bana da bunun yapılmasını çok istediğim için.

Birkaç ay geçti. O ilkbahar ve yaz boyunca aklımdan çıkmadı belki...

...ama artık eskisi kadar yoğun değildi bu his.

O özlemin geri döndüğünü ilk hissettiğimde, güz döneminin ortalarıydı.

Bu yoğunluk beni tamamen hazırlıksız yakaladı.

Belki de hayat böyledir; en beklemediğiniz anda olur.

Merhaba, ben Johanna. Bu yıl sizin Fransızca ve Norveççe öğretmeniniz olacağım.

Kendimden biraz bahsedecek olursam...

Adım Johanna... az önce söylediğim gibi...

Sanatlar Akademisi'nde tekstil sanatları okudum...

...ve aynı zamanda öğretmenlik yapıyorum.

1 yılımı ABD'nin Ortabatı'sında geçirdim.

6 ay boyunca organik fıstık çiftliğinde çalıştım.

Oldukça sıkıcıydı, bu yüzden New York'a taşındım ve bir kafede iş buldum.

Ayrıca 1 yıl boyunca Paris'te moda okudum.

Tamam mı? Sorunuz varsa çekinmeden sorun.

Lütfen bana adınızı ve kendinizle ilgili ilginç bir bilgiyi söyleyin.

- Adın ne? - Anine. Saçımı boyamayı seviyorum.

- Güzel renk. Peki ya sen? - Adım...

Adım Josef ve spor yapmayı seviyorum.

Adım Helene ve çikolata sevmiyorum.

- Peki ya sen? Adın ne? - Adım Johanne ve ben... somonu severim.

Bunu unutmayacağım. Benimkiyle aynı, sadece sonunda E var.

Senin adın ne?

Adım Johannes ve 69 ülkenin kara listesindeyim.

İlk başta ne olduğunu anlayamadım.

Çok şaşırtıcıydı. Tamamen tuhaftı.

Sanki onun varlığını tüm vücudumda hissedebiliyordum.

Onu aramaya başladım.

Onu görmezsem günüm tamamen boşa geçmiş gibi geliyordu.

Fazlasına da gerek yoktu aslında.

Bir anlık göz göze gelmek, ruhumu aydınlatmaya yetiyordu.

- Selam! - Selam.

Herkese karşı çok nazik ve tatlıydı.

Ama yine de bana ekstra ilgi gösteriyor gibi geliyordu.

Ve Fransızca, en iyi olduğum derslerden biri olduğu için...

...bir nevi aynı frekansta olduğumuzu hissediyordum.

Derslerinde anlattıkları herkesin beynini yaksa da...

...mesela Fransız devlet başkanlarına olan tutkusu falan...

...ben onu takip edebiliyordum, bu da hoşuna gidiyordu.

Bana Jeanne diyordu, Fransızca'da Johanne'a karşılık geliyor.

Réduire les trop grandes inégalités de revenu

et déveloper léducation et la culture?

O, başka kimseye böyle konuşmazdı.

Belki de bu yüzden, onun beni diğerlerinden daha çok sevdiğini...

...ve aramızda özel bir bağ olduğunu hayal etmeye başladım.

Gerçekten öyle hissediyordum.

Onu, giderek daha fazla düşünmeye başladım.

Sadece okulda değil, evde de.

Sanki o her zaman aklımın bir köşesindeydi.

Hangi dünyanın içinde dolaşırsam dolaşayım, bir köşede mutlaka beliriveriyordu.

Uyandığımda aklıma gelen ilk şey oydu.

Kahvaltı yaparken, tek düşünebildiğim onun ne yediğiydi.

Kruvasan yediğini hayal ediyordum.

Giyinirken de onu düşünüyordum. Ne giyeceğini merak ediyordum.

Onun beğeneceğini veya en azından fark edeceğini...

...düşündüğüm kıyafetleri seçmeye çalışıyordum.

Çünkü ben onun kıyafetlerini fark ediyordum, anlarsın ya?

Çok hoş, eşsiz bir tarzı vardı.

Çoğunlukla yün kazak giyerdi.

Teniyle direkt temas eden yün kazak giyebilmesine hayran kalmıştım.

Ben bunu her zaman çok rahatsız edici bulmuşumdur.

Ama onun giydiğini görmek, bende bir şeyleri değiştirdi.

Ve kollarını sıvadığında...

Kolların tenine değdiği o nokta...

Bu manzara tüm vücudumu titretti.

Ona dokunmak için can atıyordum. Nasıl bir his olduğunu görmek için.

Ama bunun üzerimde yarattığı etkiyi hissetmeme rağmen...

...hâlâ ne olduğunu anlamıyordum.

Bu tuhaf değil mi?

Sanırım bunu, onunla ilgili bir rüyadan uyanana kadar fark etmemiştim.

Bir kulübedeydik.

Başkaları da vardı, ama onlar dışarıdaydı. Kulübede sadece Johanna ve ben vardık.

Kanepede kestiriyordum, ama uyumamıştım, çünkü onun varlığını hissedebiliyordum.

O da yanıma uzandı.

Dizlerinin, dizlerim arasında olduğunu hissediyordum.

Kolunu bana doladı.

Gözlerimi açtım ve ona döndüm.

Ve birdenbire, sanki çıplakmışız gibi hissettim.

Sonra uyandım.

Tenimde tuhaf bir sıcaklık vardı... sanki ateşim varmış gibi...

Ve kendimi çok kötü hissediyordum.

Sanki korkunç bir şey...

...neredeyse yasak bir şey yapmışım gibi.

Ertesi gün de bu his vücudumda kalmaya devam etti.

İnsanların bunu anlayacağından endişelendim.

Herkesin rüyamı anlayabileceğinden.

Neyse ki ilk ders onun dersi değildi. Koreografi dersimiz vardı.

Okulun farklı köşelerine bağlı küçük günlük ritüeller geliştirmiştik.

Ve kendimi çok yabancı hissetmeme rağmen...

...o kadar eğlenceliydi ki bir süreliğine bunu unuttum.

...8, 1 ve 2, 3 ve 4.

5, 6, 7, 8, 1, 2, 3, 4.

5, 6, 7, 8, 1, 2, 3, 4...

...5, 6, 7, 8.

Ama o günün ilerleyen saatlerinde, onun dersinde...

...utanç duygusunun yeniden içimi kapladığını hissettim.

Sınıfa girdiğinde, sanki bana bakıyormuş gibi hissettim.

Sanki her şeyi biliyormuş gibi.

Ona bakamıyordum, sadece ondan nasıl kaçınabileceğimi düşünüyordum.

Oysa... Benim istediğim bu değildi, değil mi?

Tam tersini istiyordum.

Sonra, her şeyin çöktüğünü hissettim.

Neresinden bakarsam bakayım hepsi imkânsız görünüyordu.

Ve bunu saklayamıyordum bile.

Sormak zorundayım. Anine'yle daha önce bunun hakkında konuştuk.

Son zamanlarda biraz tuhaf görünüyorsun.

Neden bunu konuştunuz ki?

Bir şeyle mücadele ettiğini düşündük.

Aslında, bir şey yok.

- Bu web sitesini buldum. - Anine, kes şunu.

Dinle: Norveç'te gençlerin ücretsiz ve isim vermeden konuşabileceği...

Dreams subtitles in other languages

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left