The Innocents

The Innocents

Stáhnout Turkish titulky

Série 1

Informace o verzi

The Innocents S01 WEBRip Netflix TURKISH
The Innocents S01 WEB-DL DDP5 1 x264-NTG
The Innocents S01 720p NF WEB-DL DDP5 1 x264-NTG
The Innocents S01 1080p NF WEB-DL DDP5 1 x264-NTG
Komentář od bontoutou
Official Netflix subtitles

Tagy

webrip
web
BRip
TS
Web-DL
web-dl
WEB-DL
x264
720p
720
1080
Zveřejněno: 2018-08-24
Stažení: 23
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 184 řádků.

Lütfen yapma.

Orada ne oldu?

Bunu neden yaptın?

Hastalığın yüzünden mi?

Hayır. Sadece o değil.

Sana yetişmeseydim atlayacak mıydın?

Artık bir an önce dediğimle bir an sonra hissettiğim

birbirini tutmuyor.

Şimdi can kulağıyla dinliyorum.

Steinar'la planınızı duyduğumda

desteklemek istedim.

Ama onun buraya geleceğini düşününce kendi kaybım için çok öfkelendim.

Dikkatimi toplayamadım.

Sen olmasaydın bu gördüklerinin hiçbiri olmazdı.

Sanctum'ı öyle kurduk.

Birlikte.

Bu kadınlara, şimdi de o genç kıza, June'a böyle yardım edebiliriz.

Burada yeni bir aile kuruyoruz, değil mi Ben?

Aynen öyle aşkım.

Freya'yı kaybettik.

Seni de kaybetmeye hazır değilim. Kaybedemem.

Bu, son değil Runa. Sadece başlangıç.

Elimden geleni yapacağım.

Ne gerekirse.

Yapacağını biliyorum.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Harry.

Çok heyecanlıyım.

Son bir gün daha

uslu bir kız gibi davranabilmek için bunu yazmak zorundayım.

June?

Uzun zamandır bekliyoruz.

Şimdi tüm mektuplarımızın, gerçekleşeceğine inanmaya bile

cesaret edemediğimiz hayallerin ardından

sonunda kaçacağız. Özgür olacağız.

June! Kahvaltı!

Ne yapacağımı, ne hissedeceğimi söyleyen, beni bir İskoç adasına götürüp

büyümeme izin vermeyeceğini sanan babamdan,

onun kurallarından uzağa.

Çok bekler. Seninle geliyorum.

Çünkü seninleyken her şey mümkünmüş gibi geliyor.

Harry? Lewis'i yıkar mısın?

Yaşadığın onca şeyden sonra hâlâ umudun var.

Cesaretin.

Beni olduğum gibi görüyorsun.

Bu bana gerçekten...

June!

...yaşadığımı hissettiriyor.

Her şey değişmek üzere, biliyorum.

Buna hazırım.

Su döküyorum, gözlerini yum.

Seni seviyorum Harry Polk.

Jennifer bugün iğne olacak.

Ben giderim. Sorun yok.

- Kutudan 20'lik al. Aaron şimdi gelir. - Peki.

Hadi.

Kalk baba.

Annem hep Kuzey'de yaşamayı hayal ederdi.

İskoçya'ya kesin bayılırdı.

Soğuk ve dramatik bir yer.

Yanımızda olmayacak, ne fark eder?

Neyin var?

Sebze toplamak, odun kesmek, elbise dikmek. Varsa yoksa çalışıyoruz.

Böyle hayatta kalıyoruz. Hepimizin görevleri var.

Gerginsin.

Hâlâ uyuyamıyor musun?

Rüya görmüyorum.

Sadece kâbuslar.

Çok gerçekçiler.

Bazen uykuda mıyım, uyanık mıyım, anlamıyorum.

Bugün yine bir teste girmem gerekiyor.

Seninle konuşmak daha kolay olurdu. Ne de olsa aynıyız.

- Elena... - Dört aydır buradayım

ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Nerelisin,

- geride kimleri bıraktın... - Elena! Sana önceden de söylendi.

Sır paylaşmıyoruz.

Sırlarımız, tetikleyicilerimizi içeriyor.

Sen de bunu yapmamalıydın.

Yarın June'un doğum günü olduğunu söyledi.

Ben götürürüm.

Hayır, bana bırak.

Direnmekten vazgeçmeli.

Onunla konuşurum.

Bir hayvan, bir yırtıcının saldırısına uğradığında iki seçeneği vardır:

Kaçmak ya da saklanmak.

Kaçarsa daha çok dikkat çeker...

Baba, sen bu tip şeyleri sevmezsin ama...

...müthiş değiller mi?

Küçük ahtapot belki de en muazzam şekil değiştiricidir,

bir anda etrafındaki hayvana benzeyecek şekilde şekil değiştirir.

Kollarını arkasından sürükleyip deniz tabanında yüzebilir...

Sen de beni alır mısın?

Ya da saldırganı, ölümcül bir deniz yılanı olduğuna

inandırmak için kendini kuma gizler.

PIN KODUNU GİRİN

KOD KABUL EDİLDİ

Teşekkürler.

Kuralların zor geldiğini biliyorum.

Oraya varınca biraz rahatlayacağız.

Numara yapmana gerek yok.

Hâlâ kızgınsın, olman da normal. Değişim zordur.

Korkutucudur.

Ama hepimizin yapması gerekir.

Sorun değil. Bu konuyu düşündüm.

Yeni bir başlangıca hazırım.

- Beni şaşırtmayı hep başarıyorsun. - Dışarıda koca bir dünya var.

Buna alışabilirim.

Teşekkürler.

- Görüşürüz baba. - Görüşürüz.

DÜNYA ATLASI

İşte bu,

senin için bırakacağım son mektup.

Doğrusunu istersen, bunu özleyeceğim.

Elini tutmak, seni öpmek, hep tetikte ya da babandan gizli yaşamak

zorunda olmamanın nasıl olacağını düşünüp duruyorum.

Seni tüm bunlardan uzaklaştıracağım June.

Nasıl davranacağını söylemeyeceğim.

Evet, temiz.

320.000 kilometrede.

El freni biraz sıkıntılı ama idare eder.

Şakasına aptalım falan diyorum

- ama akılsız değilim. - Güzel.

Tamam, alıyorum.

İşte 90.

Harry, yapma. 200 demiştik.

Evet.

Bunu nereden buldun?

Para eder, değil mi?

Gitmek zor.

Gidince bir daha dönebilir miyiz, bilmiyorum.

Ama senden ayrı olmak, karşımıza çıkabilecek her şeyden kötü olur.

Her şey yeni başlıyormuş gibi geliyor.

Ama emin olmalısın.

İki kişi olacağız. Ararım.

İki kişi demek.

Kız kim?

Ağzından kerpetenle laf alınıyor!

- Ver şu anahtarları. - Peki. İyi yolculuklar.

- Tamam, görüşürüz. - Gav'a selam.

Tereddütlerin varsa,

çok ağır ya da acı verici gelirse

anlarım.

Ama seni seviyorum June McDaniel.

Sen de beni seviyorsan

ne yapacağını bilirsin.

- Herkese veda ettin mi? - Evet.

- Merhaba. Güneş doğdu. - Öyle diyorsan öyledir.

Evet, bana ne getirdin?

John toplandı mı?

Gizemli Ada 2'ye hazır mı?

Neyin var?

- Yapabileceğimden emin değilim. - June, sen...

- Bugün kötüsün. - Evet.

Bak...

...yarın 16 yaşına basacaksın.

John bizi uzaklara götürecek ve seni eve kapatacak.

Ne okul, ne arkadaş, ne de yerini soran biri olacak.

- Sonun benim gibi mi olsun? - Her şey için babamı suçlayamazsın.

O babamız değil.

Keşke ona öyle demesen.

Agorafobinin tedavisi var.

Birinin yardım etmesine izin verirsen buradan çıkabilirsin.

- Korkutucu geliyor ama... - Korkmuyorum.

Görülecek biri ya da yapılacak bir şey yok.

Sadece beni görüyorsun, ben de burada olmayacağım.

Dinle.

Kaç. Buradan olabildiğince uzaklaş.

Sakın arkana bakma.

Bekle.

Harry seni seviyor. Sana göz kulak olur ama fazla parası olmayacak.

Bak, bu ön ödemeli bir kart.

Sizi idare eder.

- Yok, o senin paran... - PIN kodu, doğum günün.

Al şunu.

Seni özleyeceğim.

Hazır ol.

- Saat onda. - Saat onda.

Hadi baba.

Sana şu tişörtü giydirelim de üşütme.

Hazır mısın? İşte old...

İşte.

Biraz çıkacağım.

Uyuyacak mısın?

Annem evde.

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left