Second Victims

Second Victims (Det andet offer)

Stáhnout Turkish titulky

Informace o verzi

Det andet offer 2025 1080p BluRay DD+5 1 x264-SbR
Komentář od dikistutmaz
25 fps

Tagy

bluray
Zveřejněno: 2025-07-22
Stažení: 69
Pro sluchově postižené: No
FPS: 25

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

SECOND VICTIMS

Günaydın.

- Günaydın. - Günaydın, Esben.

Afiyet olsun!

Şeye bir bak istersen...

- Ama artık emzirmiyorum ki... - Bu benim uzmanlık alanımın dışında.

- Bu sabah P1'de konuşan sen miydin? - Evet.

- İyiydin. Çok net bilgiler verdin. - Teşekkür ederim.

Merhaba! Özür dilerim.

İnsanlar yanlış bir şey yapmadıkları hâlde neden “özür dilerim” derler ki?

- Affedersiniz. - İnanılmaz!

- Adın neydi senin? - Emilie. Seninki de Alex, değil mi?

- Evet. - Merhaba.

Bugün nörolojide yedek doktor sen misin?

Asıl sorumlu benim.

Esben oradaki beyin cerrahı. Onların soyunma odası tadilattaymış.

Peki, lanet olsun. Üzgünüm, bunu bilmiyordum.

- O tarafa geçeceğim. - Nereden bilebilirdin ki.

Christian adında biri olduğu yazıyordu.

- Bugün Christian'ı gördün mü? - Hayır.

Sormam gereken bir şey olursa kime soracağım?

Birgitte'e sor, yetkili o.

- İlk kez sorumlu olarak tek başımayım. - Heyecan verici.

Evet, heyecan verici. Ama aynı zamanda da gerginim.

- Büyük ihtimalle iyi geçecektir. - İyi günler size.

- Sana da. - Sana da.

Dudak parlatıcısı sürme.

- Yoksa insanlar hemşire olduğunu düşünür. - Tamam. Elbette. Teşekkürler.

- Günaydın, Trine. Trombolizde misin? - Evet.

Güzel.

- Tromboliz nöbetçisi Alexandra. - A22'den Aske.

Burada 59 yaşında Winnie adında bir hasta var.

Oğlu aramış, telefonda konuşması tuhaf gelmiş.

Konuşma güçlüğü yaşıyor ve sağ tarafında güçsüzlük var.

Belirtiler ne zaman başlamış?

Söylemesi zor; ama dün gece tamamen normalmiş.

Gece olduysa, acildir. Şu an neredesiniz?

- On dakika uzaklıktayız. - Hayati belirtilerini söyleyebilir misin?

Tansiyonu 180/80 mmHg, nabız: 99/dk...

...solunum: 18/dk, kan şekeri: 6.2 mmol/L.

- Teşekkürler. Görüşürüz. - Ne zaman varırlar?

On dakikaya. Uyanık inme olduğundan en fazla 30 dakikamız var.

- Hastanın adı ne? - Winnie.

Tıbbi kayıt sistemi çalışmıyor.

- Muhtemelen yakında gelir. - Tamam. Sabah toplantısına gideceğim.

Alex? Birkaç hastayı taburcu etmen gerekiyor.

- Gece vardiyası hastaneyi otele çevirmiş. - Hâllederim.

Tanrı ile doktor arasındaki fark nedir?

Tanrı, doktor olmadığını bilir.

Pardon?

Koridorda bir adam garip sesler çıkarıyor.

- Sadece Klopoxid'e ihtiyacı var. - Saat sekiz oldu, hadi başlayalım.

- Yine mi sen? - Bildiğiniz gibi, Christian hasta.

Bu da demek oluyor ki bu sabah acil serviste desteğimiz yok.

Biri birkaç saatliğine telefona bakabilir mi?

Bütün gece buradaydım.

Serviste yalnızım. Sorumlu doktor kim?

- Emma. - Emilie, yakın sayılır. Benim.

- Ne kadardır burada ki? İki hafta mı? - Bu biraz midemi bulandırdı...

- Saat ondan itibaren devralabilirim. - O zaman 2 saatliğine yedeğimiz olmayacak.

- Emilie, gayet iyi hâllediyor. - Otto'nun onayı yeterli olacaktır.

Ama bu personel sayısının yetersiz olduğu gerçeğini değiştirmez.

- Senin önerin nedir peki? - İşimde duygularımla hareket etmem.

Ve kadroya bir hekim daha eklemeyi düşünmek daha mantıklı değil mi?

Hasta olduğu için onu kovamayız.

Öyle; ama burada olmaması hastaları etkiliyor.

- Katılıyorum. - Ama etkilememeli.

Ama bölüm, meslektaşını desteklemeli. Zor bir yıl geçirdi.

- Christian'a ne oldu? - Uzun hikâye.

Evet, üstesinden gelemedi.

Bir şikayet aldı ve mesele daha da büyüdü.

Tartışmayı burada sonlandıralım. Hâlâ desteğimiz yok.

- Ben alırım. - Tamam. Teşekkürler, Alex.

Hem tromboliz hem acil servis çok fazla değil mi?

Sorun değil.

- İş Alex'teyse, içim rahat. - O hâlleder.

- Gitmem gerekiyor. Bir şey olursa ara. - Ararım.

- Affedersiniz, biri beni aradı. - Ben değildim.

- Rahip sen misin? - Evet.

Ters giymişsin.

- Günaydın, Kamal. - Günaydın, patron.

- Winnie Nielsen, tromboliz değerlendirmesi. - Evet. Teşekkürler.

Konuştuğun kişi bendim. Yeni bir şey var mı?

Hayır, yok.

- Son tansiyonu kaçtı? - 180/80 mmHg.

- Kan sulandırıcı kullanıyor muymuş? - Oğlu kullanmadığını düşünüyor. O da yolda.

- Yani, kan sulandırıcı kullanmıyor mu? - Oğlunun dediğine göre kullanmıyor olmalı.

Merhaba Winnie. Adım Alex, doktorum.

Beyninde kan pıhtılaşması olduğundan şüphelendiğimiz için buradasın.

Seni muayene edeceğiz. Kısa sürecek; ama sonrasında açıklayacağız.

Şimdi bunu çıkarıyorum.

Winnie, bana yaşını söyleyebilir misin?

Güzel. Hangi ayda olduğumuzu söyleyebilir misin?

Güzel. Bana bakabilir misin? Gözlerini kapat.

Aç şimdi. Evet, güzel.

Winnie, şimdi elime bak.

Evet. Güzel.

Tamam, güzel. Winnie, şimdi kolunu kaldırıyorum.

Bıraktığımda, ben beşe kadar sayarken kolunu havada tut.

Şimdi sayıyorum. 1, 2, 3, 4, 5.

Evet, güzel.

Şimdi aynısını diğer kolla yapacağız. Ben bırakacağım, sen yukarıda tutacaksın.

1, 2 ... Evet, güzel. Peki.

Bunu hissediyor musun, Winnie? Evet, biraz acıtıyor.

Ya bu... ? Acıtmadı mı? Güzel.

Güzel. Emar'a götürün.

Merhaba, Winnie. Seni emar taramasına götürüyoruz, işlem bitince yanında olacağız.

Günaydın, Ragnar. Yakala!

Teşekkürler! Şekerim.

- Hak ettin. - Bir dakika.

Evet, ben Ragnar.

Evet. Ama niye?

Beceriksizliğinizi örtbas etmeyeceğimi defalarca söyledim.

Aynen öyle. Teşekkürler, güle güle.

Acil servisten bıktım usandım.

Hastaları düzgünce muayene etmek yerine...

...doğrudan emar için bize yolluyorlar. Emarın maliyetinden haberleri var mı acaba?

Kesinlikle yok. Bu savunmacı tıp anlayışı, sağlık sistemimizin sonunu getirecek.

İşte görüntüler geliyor.

- Sol hemisferde iskemik inme. - Afazi ile uyumlu. Ne zaman olmuş?

3-4 saat önce gerçekleşmiş. Derhâl tedaviye başlamalıyız.

Hasta, 60 kg civarı, bu nedenle 54 mg Alteplaz uygulanacak.

5.4 mg'ı bolus olarak, kalan 48.6 mg ise 60 dakikada infüzyonla verilecek. Sağ ol.

- Doğru. - Evet.

Laf değil iş yapan bir doktor!

Aynen öyle.

Evet, “hashtag MeToo”.

- Hashtag'siz, sadece “MeToo” deniyor. - He, he; öyle söyleriz artık!

Alex? Sistem hâlâ çalışmıyor, bilgilerine erişemedim.

- Tamam. - Tam bir felaket.

Oğlu, ilaç kullanmadığını söyledi.

Bu mahkemede geçerli olmaz. Ne yapacağız peki?

- Tedaviye başlayacağız. - Başlayamayız.

Kayıt sistemi çalışana kadar beklemek zorundayız.

- Zamanımız yok. - Devralın!

Ne yapıyorsun? Burası klinik ortam, bir şeyler fırlatılmaz!

Winnie, biraz bana bakar mısın? Parmağınla yukarıyı gösterebilir misin?

Parmağınla yukarıyı gösterebilir misin?

Güzel. Teşekkürler.

Şimdi sana çok önemli bir şey soracağım...

Herhangi bir ilaç kullanıyor musun? Evet mi? Yoksa hayır mı?

Hayır mı? İlaç kullanmıyor musun?

Güzel. O zaman Alteplaz verebiliriz.

- Nöroloji nöbetçi doktor. - Benim, Emilie.

18 yaşında bir erkek hasta, dün baş ağrısı yakınmasıyla gelmiş.

Ense sertliği var mı netleştiremedim.

5.4 mg Alteplaz.

Biraz bekler misin? Tromboliz uygulamasındayım şu an.

- Emin misin? - Evet, eminim. Teşekkürler.

Pekâlâ, Emilie. Devam et, ama yavaş konuş.

Bu vakayı tek başıma değerlendiremiyorum...

...kıdemli bir meslektaşın desteğini istiyorum.

Tamam, geliyorum.

- Emilie'ye gidiyorum. Beş dakikaya dönerim. - Gidiyor musun? Şimdi mi?

- Bir değişiklik olursa ara. - Ararım.

Merhaba. Her şey yolunda mı?

Merhaba.

Affedersin? İlaçlarını kontrol edebilir misin?

Klopoxid alması gerektiği söylendi.

Epilepsi olabilir. Lütfen kontrol eder misin?

- Günaydın. - Günaydın, Elias.

- Emin misin? - Eminim.

Günaydın. Adım Alexandra ve nöroloji uzmanıyım.

- Camilla. - Acil bir durum mu vardı?

- Acil mi? - Sâkin ol, anne.

Emilie stajyer doktor, ben sadece gözetmenlik yapıyorum.

- Yani ciddi bir şey değil mi? - Sâkin olun.

Oliver'ın dünden beri şiddetli baş ağrıları var.

Görünüşe göre her şey normal...

...ama ense sertliği olup olmadığından emin değilim.

Karar vermek zor.

- Dünkü kadar ağrımıyor. - Bırak da doktor muayene etsin.

- Kendisi meşgul. Bugün onun doğum günü de. - Kaç yaşına giriyorsun?

- 18. - Tebrik ederim. Harika.

- Kendini nasıl hissediyorsun? - İyiyim.

- Ateşin var mı? Miden bulanıyor mu? - Hayır, tamamen iyiyim.

- Son zamanlarda çok içki içtin mi? - Biraz.

O kadar çok içmiyorsun. Bunun içkiyle bir ilgisi yok.

- Oliver, burnuma bak. - Tamam.

- Şimdi, gözlerine ışık tutacağım. - Tamam.

Güzelmiş.

Bu kalemin ucuna odaklan.

Başını hareket ettirmeden sadece gözlerinle izle.

- Güzel. Hiç çift gördün mü? - Hayır.

Benimle göz teması kur ve kollarını iki yana aç.

Sonra bir elinle burnuna dokun. Güzel. Şimdi diğer elinle.

Güzel. Gözlerini benden ayırmadan parmağıma dokunabilir misin?

Çok güzel.

Şimdi muayene masasına geçiyoruz. Başın bu tarafta olacak şekilde uzan.

Bana doğru.

- Ayakkabılarımı çıkarayım mı? - Çıkarma.

- Uzan, bunu daha sonra hallederiz. - İşte böyle...

Boynunu muayene ediyorum, rahatla. Başını tutuyorum.

Güzel. Gergin veya ağrılı hissedersen söyle.

Güzel.

Artık eve gidebilir miyiz?

Evet, normal migren ya da akşamdan kalma gibi görünüyor.

- Emin misiniz? - Evet, eminim. Eve gidebilirsiniz.

Ağrısı için Panadol alabilir. Ama midesinin bulanmadığından emin olun.

- Teşekkürler. Çok rahatladım. - Teşekkürler.

Second Victims subtitles in other languages

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left