Prvních 200 řádků.
Önceki bölümlerde...
Patronunun benim için yaptığı kuantum işleme çipinde
çok ciddi bir sorun buldum.
Çip, Ziggy'nin kodlarını merkez dışına,
muhtemelen patronuna gönderiyor.
-Başkasıyla birliktesin. -Bunu atlatacağız. Birlikte.
Sen Sign Projesi'nden Ajan Robert Cooke'sun.
Hannah mıydı?
Ben bir sürü imkansız şeye inanıyorum.
Ne olduğunu bilmeyen birine
yoyo nedir, anlatmaya çalış.
Merkezkaç kuvveti, açısal momentum,
yüz yıl önce olsa cadılık derlerdi.
Henry!
Benim, Lawrence.
Çok şükür.
Çok şükür buradasın.
Kanaman var. Ne oldu?
Biri beni takip etti.
Formül bende sanıyor.
İyi olacaksın.
Nefes al. -Soğuk, mavi gözleri vardı.
İmdat! Yardım edin!
Henry. Bu gerçek. Onu bulmak zorundasın.
Onlardan önce.
Birlikte bulacağız, tamam mı?
Dayan biraz. Dayan Lawrence.
Yol
gösterici...
Lawrence. Lawrence!
Lawrence!
Magic'i gören oldu mu?
Ofisinde yok. -Bugün izinli.
Magic izin kullanmaz.
Belki son sıçrayış onu sarsmıştır.
Yaşadığı onca şeyden sonra, değil mi?
Onunla konuştum, gayet iyi.
Bu arada bir sonraki
hologramlık görevini planlamalıyız.
-Bir, iki, üç... -Taş, kağıt, makas!
-Evet! -Kahretsin ya!
Neden hep ben kaybediyorum? -Ian, her zaman kağıdı seç.
İstatistiksel olasılık böyle bir şey değil.
Değil...
Bak, onu buldum. Buldum.
Kuantum İmza Tespit Edildi Etkinleştirme Hatası
Ne oldu?
Ben bilmiyorum, sadece bir sinyal aldım.
-Ian... -Evet.
-Onu kaybettik mi? -Bildiğin kaybetmek mi?
Hayır. Bu dahili bir sistem hatasına benziyor.
Bilinmeyen: Dikkatini çektim mi?
Gidip yedek sunuculara bakacağım,
ama hemen dönerim.
İsteyince hızlı hareket ediyorsun.
Söyleyince güvenlik de hızlı gelecek.
Bunu yapmayacaksın Ian.
Sistemi tekrar devreye sokmak için tek şansın benim.
Bak, ne istiyorsun?
Kullanırken her veriyi kullanman şartıyla
patronum bana prototipi kullanma izni verdi.
Sözümü tutacağım, tamam mı?
Ama şu anda kuantum çipi yeniden etkinleştirilmeli.
Bu acil bir durum. -Yardım etmek isterdim,
ama çipin aktif kalması için
24 saatte bir doğrulama kodu gerek
ve bizi dışarıda bıraktığın için...
Veri çalıyordun!
Hayır, toplama hakkımızın olduğu verileri topluyorduk.
Anlaşmayı sen yaptın Ian. Şöyle yapalım mı?
Anlaştığımızı söyle,
iyi niyet göstergesi olarak
günün sonuna kadar çipi yeniden devreye sokayım.
Kaliforniya'dan çok uzaktasın Profesör McCoy.
Aynı zamanda maktulü hayattayken gören son kişisin.
Söyledim ya, Profesör Lawrence ben geldiğimde zaten
saldırıya uğramıştı. Katilin soğuk, mavi gözleri vardı dedi.
Soğuk muymuş?
O zaman liste çok daralır.
Hâlâ gecenin dördünde kampüste tek başına
ne aradığını anlamıyorum.
Pardon, geciktim. Teknik aksaklıklar.
Bay McCoy, komünist tanıdıkların var mı?
Ne?
Yanlış kişiye çatıyor.
Profesör olmadan önce Çavuş McCoy
2. Dünya Savaşı'nda 8. Hava İndirme Tümeni'ndeydi.
Normandiya'da çok kez görev yaptı.
-Bay McCoy... -Bana Çavuş diyebilirsin.
Normandiya'da hizmet ettikten sonra bu hakkı kazandım.
Sen nerede görevliydin? -Dairy Queen'de galiba.
Hizmetlerin için minnettarız, ama bu bir cinayete
tanık olduğun gerçeğini değiştirmez.
Şehir dışına çıkmamanı rica edeceğim.
-Hepsi bu mu? -Şimdilik.
Normandiya.
Princeton, New Jersey'ye hoş geldin.
Yıl 1955, misafir öğretim üyesi ve
şimdiden çözülememiş bir cinayetin zanlısısın.
Bir dakika, Princeton, 1955 mi?
Jenn, Amerikan bilim tarihinin en heyecan verici
döneminde, en heyecan verici yerindeyiz!
Şu anda burada en büyük beyinler çalışıyor, aralarında...
Albert Einstein, kahramanın, biliyoruz.
Uzayın babası tezlerinle bir sürü öğle yemeğinin
içine etmiştin. -Uzay, zaman, görelilik,
kuantum dolanıklık!
Einstein sayesinde fizik bilimine
âşık oldum. Yani...
Ve onunla tanışma fırsatım var!
Üzgünüm Ben.
Bugün 15 Mayıs. Einstein bir ay önce öldü.
Dur biraz.
Burada olman bununla alakalı olabilir.
Einstein'ın ölümü mü?
Galiba merhum Profesör Lawrence Profesör McCoy'a
yani sana birkaç mektup yazıp
kayıp formülü aramak için yardım istemiş,
formülün sahibi...
Albert Einstein! -Jenn, hayır.
Albert Einstein'ın yayınladığı tüm makaleleri,
tüm tarihi kayıtları, biyografileri okudum
ve kayıp formül diye bir şey yok!
Belki aşırı gizli bir projede çalışıyordu!
-Yapma, bunun ihtimali... -Profesör McCoy.
Biz Atom Enerjisi Komisyonu'ndanız.
Bizimle gelir misin lütfen?
Tutuklu muyum?
Bilakis.
Yardımına ihtiyacımız var.
Bu düşündüğüm kişi mi?
Evet.
O da mı sıçrıyor?
Martinez gibi?
Bir kuantum anormalliği tespit etmedik.
Hayır, bu Hannah Carson,
altı yıl önce New Mexico'da tanıştığın kadın.
Princeton'a gelmesini söylediğin kadın.
İki farklı sıçrayışta
aynı insanla karşılaşma ihtimalim ne kadar?
Yani, Ian değilim,
o yüzden elimde tuhaf şekilde net bir rakam yok,
ama çok düşük bir ihtimal.
Belki hızlandırıcı bir arkadaşa ihtiyaç duyduğuna karar verdi.
Bundan sonrası bizde.
Profesör Lawrence sana güvenebileceğimizi söyledi.
Burada gördüklerinin çok gizli olduğunu söylemeye gerek yok.
Jenn, Bu Matterhorn Projesi.
Çok gizli termonükleer araştırmayı
yürüten devlet programı.
Tam da onu diyecektim.
Ben neden fısıldıyorum?
Profesör?
Geleceğe göz atmaya hazır mısın?
Gelecek buharlı bir hamster labirenti mi?
Stellaratör.
Bunu okuduğumu hatırlıyorum,
mektuplarda. Lawrence nükleer füzyona
öncülük ettiğinizi söyledi.
Evet.
Bu kıvrımlı manyetik bobinler
sayesinde bir gün teoride sınırsız temiz enerji
üretebilecek olan
plazma parçacıklarını harekete geçirebiliyoruz.
Saatin var mı?
Evet.
Pardon, bundan hiç bıkmam.
Hayır, bu...
Araştırma görevlimin kusuruna bakma.
Şekerciye giren çocuk gibi.
Ben Doktor Karl Donovan,
Matterhorn'da proje yöneticisiyim.
Bu kadar zor koşullarda
geldiğin için teşekkürler Profesör McCoy.
Profesör Lawrence iyi bir adamdı.
Başın sağ olsun.
Otur lütfen.
Sen çıkabilirsin Bayan Carson.
Anladığım kadarıyla
Lawrence sana çok güveniyormuş.
Einstein'ın formüllerini ararken bile.
Ben demiştim.
Bana söz etmişti, ama ayrıntıları pek söylemedi.
Ölmeden önce Einstein kendini
nükleer füzyon problemlerini çözmeye adamıştı.
-Bir sürü var. -Ve onları çözdü.
-Öyle mi? -Evet.
Einstein ölümünden birkaç gün önce bir formül çizdi,
ama bu çalışmasının onunla birlikte öldüğü düşünüldü.
Sonra Lawrence ipucunu buldu, o zaman da beni aradı.
Bu her neyse, Lawrence bunu Matterhorn'daki
kimseyle paylaşmadı.
Seni bekliyordu.
Ne yazık ki ona önce başkası ulaştı.
Formülü bende sandılar.
Ölmeden önce böyle dedi.
Profesör McCoy, genel halk Matterhorn'da
ne yaptığımızı bilmeyebilir, ama emin ol, düşmanlarımız biliyor.
Sovyet casusları bir süredir bu projenin peşinde.
Sovyetler bu formülü bulursa, bir gecede sınırsız güce
No comments yet. Be the first to leave one.