Prvních 195 řádků.
Aa!
Vallahi cinnet geçireceğim şimdi şu salonda!
Toplanmışsınız 20-30 tane gergedan gibi kadın burada tepinip duruyorsunuz ya!
Ya sıkıntımız var diyorum size, ya! Leş gibi kokuttunuz burayı.
Yanık külotlu çorap koktu burası ya!
Terle karışık, hamurumsu külotlu çorap koktu.
Güzel de oynadık, kurtlarımızı döktük.
E be güzel oynadınız kurtlarınızı döktünüz de yani
nereden buluyorsunuz bu kadar enerjiyi anlamıyorum ki?
Bir araya gelince enerji patlaması ya.
Sonra akşam kocalar eve gelince iki yanaşayım diyor
buraya yok buraya yanaşayım diyor.
"Yok, başım ağrıyor! Yok, kıçım ağrıyor!"
"Yok efendim romatizmam!"
-Dolma yer misin? -Yemem çek.
Pis elinle bana dolma verme. Git.
Kim bilir nereni ellediniz orada, karıştırdınız nereyi yaptınız?
Belli değil ya!
Ne yapalım oğlum, bir altın günümüz vardı geldin
derdin vardı madem. Söyle derdini derman olalım.
Nezahat Abla, sıkıntıdan öleceğim artık!
Ama burama kadar geldi. Babaannemin ölümünden sonra biliyorsunuz.
Acı kaybımız. Bir dikiş tutturamadım ya!
Vallaha Allah seni inandırsın resmen depresyondayım ya!
Bunalımdayım yani. Gerçekten bulanımdayım.
Bak yemin ediyorum sana, sen bilirsin.
Ya, ben üç ayda bir bedenimi, dört ayda bir de saçımı yıkayan insanım.
Beş ay oldu daha su yüzü görmedim.
Yemin ediyorum artık kokma başladı yani. Aşağıdan yukarıya kokma başladı.
Yemin ediyorum bak 15 gündür
-büyük abdestime çıkamıyorum. -Vah vah.
Ama kendi isteğimle yani. Çıkmıyorum yani! Yapabilirim ama, çıkmıyorum.
O kadar bunalımdayım ya! O kadar stresteyim.
Bir de, her gün bir rüya dadandı bana ya!
Ya, vallaha aynı rüyayı görüyorum. Böyle
uykuya yatıyorum tamam mı? Diyorum ki; "Allah'ım, yüce Rabbim
Cenabı Allah, sallahu aleyhi vesellem.
Ne olur diyorum ben bu gece bu rüyayı görmeyim." Yok yine geliyor.
Böyle kasvetli bembeyaz bir ortam. Yani mekan, zaman bütünlüğü yok.
Nerede olduğunu anlayamıyorsun yani. Öyle kasvetli!
Böyle bakıyorum, diyorum: "Neresi burası ya?"
Recep...
-Nerdesin? - Gel, Recep. Gel.
Neredesin oğlum? Bak, vallah ağzını burnunu kırarım.
-Gel buraya erkek gibi karşımda konuş. - Recep, gel. Sesime gel Recep.
Gel, gel evladım.
Bismillahirrahmanirrahim. Dedem...
Sen seçildin Recep.
Neden dede? Neden beni seçtin? Neden ben?
Sen tam bir hayvansın.
Oldu mu şimdi, bu laf be?
Oldu mu yani? Böyle bir uhrevi ortamda hocam...
Beyazlara bürünmüşsün. Elinde asan. Hiç hoş mu hocam? Dedem?
-Gel, Recep. Yaklaş. -Geleyim dedem.
-Yaklaş. -Geldim dede.
Gel.
Ne oluyor ya?
Sana bu hayvanlıkların hesabını soracağım. Sorduracağım.
Allah! Hayır dede! Yapma dedem!
Hayır! Dede yapma lütfen! Hayır dede...
Bana bir ağlama geliyor, o anda bir çığlıkla
hafif de böyle bir bardak altı kadar kaçırmayla uyanıyorum.
Yemin ediyorum bak Nezahat abla, bütün çıkış yollarım tıkalı. Tıkık.
Tıkık ya! Çözüm yolum sende.
O yüzden sana geldim. Bu kadar bak,
mahallenin çete liderisin. Lütfen bana bir akıl fikir ver ya!
- Üç harfli girmiş. -Üç harfli girmiş.
-Üç harfli girmiş. -Üç harfli girmiş.
-Ne olmuş McGyver? - İçinde üç harfli var!
İçimde üç harfli mi var?
Senin içinde üç harfli bir şey var.
Ne var Nezahat abla içimde? Bok mu var? Ne var?
Ne biçim konuştun öyle? Yakıştı mı ağzına?
Ama bilemedim, bir söyle. Gözünü seveyim, çıkartamadım ya!
Söylenmez. Ne söyleyeyim ya! Düşün taşın bul bakayım.
-Bir harf alabilir miyim? -Alabilirsin.
Üç harften ortasında "İ" harfi var.
Bir şey geliyor aklıma ama...
Terbiyesizlik yapma.
Ben senin derdine derman olmak istiyorum, sen ne biçim konuşuyorsun?
Yakışıyor mu sana bu laflar?
Ama aklıma gelen o!
Senin içine "Cin" girmiş.
Allah!
-Anam! Cin mi girmiş? -Senin içine cin girmiş oğlum.
Ne yapacağım Nezahat abla?
Evvela yıkan, paklan, temizlen gel. Ben seni böyle düzgün bir hocaya göndereceğim.
Allah kurtarsın.
Sağ olun.
-Size de. -Geçmiş olsun.
Teşekkür ederiz.
-Numara mı alıyoruz? -Hı, hı. Evet.
-En son sizsiniz. -Evet.
-Geçmiş olsun. -Sağ olun.
Sizin neyiniz var?
Benim böyle genel bir sıkıntı haliyle, iç daralmasına mütevellit,
belli bir baskınlık
olarak algılanan. Halk arasında üç harfli kaçması.
-Tekrar geçmiş olsun. -Üç harfli kaçmış. Sağ olun.
-İnşallah iyi olur! -Sizin ney vardı?
Benim çocuk hasta. Oraya buraya saldırıyor.
Bana saldırıyor. Boynumu ısırdı.
Şu tarafımı ısırdı. Kulağımı ısırdı. Elimi kaptı.
-Bunları bu mu yaptı ya? -Evet, böyle saldırganlık hastalığı var.
Oğlum neden annene...
- -Lan!
Oğlum adamın asabını bozma! Senin kafanı gözünü kırarım ha!
Lan!
Sen deliysen ben de deliyim lan!
Valla bütün iki gözünü çıkartırım buradan ha!
Bir şey konuşuyorum. Dinle lan! Lan!
Yapma oğlum.
Ayakkabıyı kafana vururum senin burada!
Lan!
Abla şuna bir zincir mincir takın. Bir şey takın ya, bu böyle olmaz.
Pitbull bile dolaştırmak yasalara aykırı ya.
Bunu dolaştırmayın sokakta.
Saygılar hocam.
Buraya mı hocam?
Bismillah.
Hocam.
Hocam?
Söyle evladım derdini.
Hocam içimde bir sıkıntı, bir stres, bir bunalım.
Senin içine cin girmiş evladım.
Vallaha, şeytan kulağına kurşun hocam.
Yani çekin alın hocam.
İçimde ne varsa alın çekin, kurtarın beni şu hayattan ya.
Ben sana bir iksir hazırlayacağım.
Dağdan bayırdan böyle topladığım organik otlardan
çiçeklerden yapacağım, hiçbir şeyin kalmayacak.
Tek seansta bunları çıkarıp senin içinden alacağım.
Hocam.
Bunu al iç evladım. Çok rahatlayacaksın.
Hocam çok fazla karışım oldu orada.
Yani buzağı dilinden tut da
hocam keçi pisliğine kadar. Bu bir şey yapmasın.
Onun tadını, aromasını, organikliğini veren o zaten.
O çıkarır cinleri.
-Oh. Ölmüşlerinizin canına değsin hocam. -Afiyet olsun.
Hocam, bu dilde bir uyuşukluk var.
O olur. Gayet normaldir.
Dilinde uyuşukluk olur. Başında biraz dönme olur. Miden bulanır.
Ama o cinleri söker alır içinden o.
Alır mı hocam?
Hocam...
Rahatla oğlum.
Kendini bana bırak. Sen kendini bana bırak.
Yat evladım, yat.
Yat evladım, yat. Güven bana rahatla.
Güven bana.
Ne yapıyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz burada!
Gördüğünüz gibi masum vatandaşlarımızı ne hale getiriyor!
Ne yapıyorsunuz burada beyefendi?
Tacizde bulunduğunuz söyleniyor bu insanlara.
Arkadaşlar... Gelin alın bu adamı!
Gördüğünüz gibi... Beyefendi, size ne yapıyordu?
-Allah kahretsin ya! -Geçmiş olsun.
Ya ona değil de en çok şu Nezahat ablayı dinlediğime canım sıkılıyor!
Ya bu kadın dedim, mahallenin lideri kadın, dedim.
Bütün mahalledeki pislik, gergedan, şişman kadınları aynı eve toplayan kadın
bizim de derdimize çare bulur dedim ya!
Bu kadın görmüş kadın, dedim.
Bu kadına geçirmişler dedim, bu kadına ya!
Ya senin ne işin var, cincide mincide ya?
Bir de 70 milyona geri zekâlı olarak fişlendik, olacak iş değil ya!
Yani bunca yıldır korumaya çalıştığım
titizlikle, özenle üzerinde durduğum delikanlı kimliğim
beri yanından EQ'mla IQ'mla bezediğim muhteşem bir dünya
agresif kimyam, kedi gibi bir bünyem
bir öte ben, bir egosantrik durum gel burada 70 milyona
şebek oldum ya!
Merak etme, kimse seyretmemiştir.
Sen ben izlediysek herkes izledi arkadaş.
-Salih amca. -Merhaba Mertcan. Hoş geldin.
-Hoş bulduk. Çikolata alabilir miyim? -Tabii.
-Ne kadar? -Tamam git, bendensin yürü, bendensin.
Aha sen şu televizyondaki geri zekâlı adam değil misin?
Bak Mertcan, valla bozuşacağım seninle ha! Yürü git!
- -Yürü git!
Çakma Kayahan seni!
-Senin ilacın bende oğlum. -Bak tam buramda sıktı. Tam bu bölgede.
Biz her hafta ava gidiyoruz. Sen de bizimle beraber gel.
Tabiat açık. Temiz hava. Hiçbir şeyciğin kalmaz.
-Pamuk gibi olursun. -Vallaha mı?
Hop!
Ağır ol.
İnecek var. Anam anam...
Hadi bakalım çocuklar. Allah'a emanet olun.
Güzel güzel avlanın. Ben buradayım.
-Fazla uzaklaşma. -Tamam, ben alo derim.
Buradan alın beni, bu çayırdan.
Geri zekâlılar sizi!
Ava gideceklermiş.
Lan anam! Allah! Allah!
No comments yet. Be the first to leave one.