Prvních 194 řádků.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Günaydın simülasyon çiftçileri!
Pyro Moth sizi Tarla'da sıcak tutarken yüreğinizi ferahlatıyor.
İşte eski Kucak Kedileri'nin
klasik hit parçası
"Beni Yukarı Çıkar, Aşağı İndir Ama İçeri Sokma."
Günaydın!
Harekete geçirdiğiniz için teşekkürler efendim.
Bugün hangi simüle evrene gireceksiniz?
Dünya 1-9432.
Kolayca kaçınılabilecek bir operatör hatası yüzünden
bu Dünya'daki varlıklar
- yok oldu. -Tüh be.
Dünya siliniyor.
Dünya 4-169,
yine bir operatör hatası yüzünden zombi kıyameti yaşıyor.
Gözlüklü Adam'ı seçtiniz.
Bu sim 23 Karizma puanına sahip.
Harika seçim!
Gözlüklü Adam hedefleniyor.
Avatar seçim ekranı.
Lady Charlotte, Domuz Lordu,
-Bay Neşe, Poppy... - Bana yeni avatar lazım.
...Plaj Vücudu.
-Vay be! - Plaj Vücudu seçildi.
Simülatörle birleşiyor.
Ve üç, iki, bir...
Otu serbest bırakın!
Tanrım!
Hayır! Gözlüklü Adam, olamaz!
Lütfen ölme! Üzgünüm! Lütfen ölme.
Küçük gözlüğünü tamir edeceğim.
Ben Başkan'ım.
Vay anasını!
Harika.
Mahzuru yoksa seni kaydedebilir miyim? Video yayınım, veri yayınım,
veri akışı, veri akışım için...
Sistemdeki herkese gidiyor. Uzaya gidiyor.
Elbette.
Tamam, harika.
DR. DREW PINSKY İLE THE MIDNIGHT GOSPEL
Ayarlaması sadece bir saniye.
Pardon. Dur bir saniye.
-Öncelikle teşekkür etmek istiyorum. -Bu bir ayrıcalık.
Biliyorum, şu anda gerçekleşen zombi kıyametiyle çok meşgul olmalısın.
Evet, zombilerden bahsetmek istemiyorum.
Peki ya marihuana protestocuları?
-O piç kuruları mı? -Evet.
İnsanlar bakış açımı anlamıyorlar.
Ot ya da yasallaştırma karşıtı sanıyorlar beni.
-Evet. -Ne karşısındayım ne yanında.
İnsan özgürlüğü ve Amerikan sistemi yanlısıyım.
-Halkın kendi yasalarını yapmasının. -Peki.
Bunun pek... Eğer gerekirse...
Biri yüzümü aynaya bastırıp şöyle dese:
"İyi mi olacak, kötü mü?"
İnsanlar için pek iyi olmayabilir ama bununla ilgilenirim. Ben...
-Frescher halleder. -Bay Başkan?
-Belki de iyi olur. -Pardon.
Ne var? Görmüyor musun, röportajdayım.
-Clancy. -Clancy'ye dönmeliyim.
Zombiler içeri girdiler.
Bana bir tüfek getir, hallederim. Ne diyordun?
Yakın tarihli bir araştırma okudum. Tıbbi marihuana kullanımı
yüzde 30 daha az ölümle ilişkiliymiş.
Aslında o günden sonra daha fazla veri geldi.
-Ne verisi? -Veriler diyor ki
eğlence amaçlı esrar opiyat kullanımını azaltıyor.
-İşe yarıyor mu? İlginç. -Biliyorum. Basit.
Ben de gördüm. "Cevap bu olabilir!" dedim.
-Benimle gelir misin? -Tabii.
Opiyat salgınının ve kronik ağrının çözümü bu olabilir.
İnsanların şu an kullandıkları haplar yerine
bolca esrar içmesini yeğlerim
çünkü opiyat, benzodiyazepin ve uyku ilacı karışımı
A, öldürüyor.
Kesinlikle. İlaçtan ölen hastalar
hep böyle ölüyor.
B, bu acılarını sürekli kılıp onları işe yaramaz hâle getiriyor!
-Evet. -İşe yaramaz oluyorlar. Çaresiz.
Esrarı çok kaçırınca bazıları mayışıp kalır
ama bazıları etkilenmez.
Marihuananın opiyatlardan farklı bir yanı,
-aşırı doz marihuana alırsan... -Selam!
Sağ olun Bay Başkan!
Merhaba!
Sağ olun Bay Başkan!
-Selam. -Sağ olun Bay Başkan!
Neyse...
-Zihnin... -Ölmüyorsun.
Ölmüyorsun ama kendi kişisel nevrozunda, içsel zaaflarında,
-korkularında sürünüp... -Eğer aşırı...
-"Aşırı doz" alırsan evet. -"Paranoyak oldum." diyorlar.
Genelde kastettikleri şu:
"Marihuana bana, benliğimin
şu an uğraşmak istemediğim yanlarını gösteriyor."
Bu, insanda olumlu değişim yaratabilir. Her zaman değil.
Çoğu zaman paranoyaya kapıldım ve kafama taktıklarım
ayıldığımda bana komik ve absürt geldi.
Bunu biliyorum ama çoğu zaman yüksek doz marihuana etkisindeyken
bana gösterilen birçok şeyin ardından şöyle demişimdir:
"Bu konuya eğilmeliyim. Niye spor yapmıyorum?
Daha çok spor yapmalıyım. Komik.
Neden şu anda içkiyi fazla kaçırdım?
İçkiyi azaltmalıyım."
Yıllar önce uyku hapı yüzünden az daha öldüğümü
-anlatmış mıydım? -Hayır.
Tanrım! Dostum.
Gittiğim partiye bir adam geldi.
Gecenin 12'sinde partide
-uyku hapı satıyordu. -Tuhaf.
-En berbat şey. -"Arabanıza binip evinize gidin!"
-Evet... -"Ne kadar içiyoruz?
-Mükemmel. İyi kombo!" -Evet.
Ben de biraz aldım.
Neden yaptığımı hiç bilmiyorum.
Benzoyla alkolü asla ama asla karıştırmamak gerektiğini
gayet iyi biliyorum.
Asla yapma! İnsanlar bundan ölüyor. Ölüm kombosu!
-Öyle. -İçtim. Hatırlıyorum ki...
Ölüm kombolarından biri. Birkaç tane var.
Sanırım tek bir hap aldım,
sonra içtim. Kendimi rahatlamış hissettim ve...
-Ama unuttum... -Benzonun tehlikesi.
-Öyle öldürüyor seni. -Evet, unutursun.
-Bir daha aldım. -Ambien unutturur.
Bu arada şunu netleştireyim.
İyi uyuşturucu kötü uyuşturucu fikrini sevmem.
Uyuşturucunun iyisi kötüsü yok.
İyi veya kötü olmayan, sadece mevcut bir kimyasal var.
Ya biz yapmışız ya da doğal.
Asıl mesele,
insanların bu maddeyle ilişkisi.
Bireysel biyolojimiz, neyi tetiklediği falan.
Mesele işte bu.
Valium gibi...
Diyelim ki kolonoskopi olacaksın...
Valium ya da bir benzeri çok iyidir!
Ama absent içip, eğlenip arabayla eve döneceksen
-o zaman kötü! -Evet!
-Teşekkürler efendim! -Valium iyi ya da kötü değil.
Kötü olan, koşullar ve ilişkiler.
Bunu unutmayacağım.
O gece yatakta yattım
ve kaç hap aldığımı anımsamaya çalıştım.
-Kendimden geçiyordum... -Tanrım.
Birden dedim ki "Kıpırdayamıyorum!"
-Sanki... -Ya!
Kalkmak istesem yerimden kalkamayacak gibiydim.
-Karanlığa gömülüyordum. -Tanrım!
Ertesi gün uyandım. Çok şükür, yaşıyordum.
-Ama kussam ölmüş olacaktım. -Böyle ölüyorlar işte.
-Aynen. Aspirasyon pnömonisi deniyor buna. -Pardon efendim.
Çok kusman da gerekmiyor hani.
Bazen biraz reflü, bazen azıcık salya yetiyor.
Yanlış borudan akciğere gidiyor.
Böylece ağzındaki tüm bakteriler
yanlış yere, ciğerlerine ulaşıyor.
Zatürre başlıyor. Sepsis oluyor. Şoka girip 30, 50, 60 dakikada ölüyorsun.
-Hızlı olabiliyor. -Tanrım!
-O şeyler kötü. -Evet.
-Kötü. -Aslında değil.
Bu durumda kötü olan kimyasal değil. Kimyasal, doğanın bir ürünü.
Sayın Başkan!
Bak, Alfa Protokolü'nü başlatmalıyız.
-Harika! -İleri Charlotte!
İyi şanslar efendim! Size hizmet etmek ayrıcalıktı ve...
İlginç gelen...
Sürekli açıklama yapıp duruyorum
çünkü dünyaya yeni gözlükle bakmama yardım edenleri seviyorum. Onlardansın.
Teşekkürler!
O yüzden tüm söylediklerine açığım ve bu harika.
Sonra "Birinin canı yanabilir!" diyorum.
-Fark ettin mi? Hep "Acaba" diyorum. -Evet.
Geçmişte ülkenin kurucuları, korkunç dünya liderlerine
-mantar pompalamayı konuşuyordu. -Evet!
-Ve... -Bu doğru.
Şöyle dedik: "İçgörü kazanıp mutlu olabilir
ve hatasını görebilir." Bana göre "Ya da iyice azıtabilir!"
-Bilmiyoruz. Bu doğru. -O "ya da" hep var...
-Çıksak iyi olur. -Kesinlikle.
Zombiler geliyor. Hadi.
En sevdiğim sözlerden biri şöyle:
Sağlık, gerçeği onun şartlarıyla kavrayıp kabul etmek
ve ele almaktır.
Kimse var mı?
Ben Chuck Charles. Kurtulmak için... Gir içeri!
AVM'ye gelin! Gir içeri!
Söylediğin bir şey aklımda yer etti.
-Asansör halüsinojen benzetmesi. -Evet.
-Sık kullanır mısın yoksa... -Metafor şöyle:
Seni bir binanın en üst katına çıkaran bir asansör gibi.
O katta inanılmaz bir parti var.
Kapılar açılıyor, harika bir ütopik nirvana görüyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.