Enzo

Enzo

Stáhnout Turkish titulky

Informace o verzi

Enzo 2025 FRENCH 1080p WEB H264-TyHD
Komentář od dikistutmaz
24 fps

Tagy

webdl
Zveřejněno: 2025-11-19
Stažení: 152
Pro sluchově postižené: No
FPS: 24

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

Yönetmen: Laurent Cantet (1961-2024)

Robin Campillo Tarafından Tamamlandı

ENZO

Ne yapıyorsun sen?

Harcı bekliyoruz; herkesi oyalıyorsun.

2 dakika da mola verelim müsaade edin de...

Çok yavaşsın. Hızlanman lazım.

Birazdan başlayacağım da, elim ağrıyor.

Eldivenlerin nerede? Onları giymelisin.

Onları her zaman giymen gerekiyor.

Evet, ama bu kürekle çalışırken bana engel oluyorlar.

Yapacağım dedim ya.

Kim ister, millet?

- Fas'ta ucuz. - Evet. Mısır...

Kültürü ve her şeyi... muhteşem.

Şuna bak.

Vay canına!

- Yeni manit mi? - Muhteşem.

Nereden buldun onu? Söyle bize.

- Kim o? Kız arkadaşın mı? - Henüz değil. Ama olacak.

Arkadaşlara göstereyim.

Hadi ama beyler! Bu özel bir şey.

Sakin ol.

- Ne güzel bir kız. Şuna bak. - Evet, gerçekten çok seksi.

Adı ne?

- Bilmiyorum. - Bilmiyor musun?

Gerçekten çok güzel.

- Benim ilgimi çekmiyor. - Benim çekiyor.

Fiziği iyiyse, evet.

- Dur! O olduğundan emin misin? - Değilim; ama fotoğraf harika.

- Ona gösterme. O daha çocuk. - Sakin ol. Daha fenalarını da görmüştür.

- Kızın yüzü bile görünmüyor. - Öyle; ama yine de çok güzel.

- Aynen, çok güzel. - Bir şey demek zor...

Ama fiziği muhteşem!

Kendini bir şey sanıyor.

Kızlar peşinde sıra olmuş herhalde...

Yok, öyle değil de...

Sık sık mala vuruyorsun herhalde?

Normal işte, abi...

- “Normal” derken? - Yani, normal işte...

Oğlum, on altı buçuk yaşındasın!

Şimdi başlamazsan, hiç başlayamazsın.

Gençlik işte...!

İlk kısmı bitirdik!

- Peki, ikincisi ne zaman başlıyor? - Bu hafta sonu.

- Pek iyi görünmüyor. - Rahat ol, sorun yok.

Test ediyorlar. Yeniden yapılacak.

- Seninle gelmemi ister misin? - Evet.

Gidelim.

Bu ne biçim iş?

Bunu mu göstereceğim müşteriye? Çarpık olduğunu görmüyor musun?

Bu blok hizalı değil. Bu kabul edilemez! Lanet olsun!

Şakul nedir duydun mu hiç? Kahretsin!

Şaka gibi ya!

Ya sen? Ona göz kulak olmanı söylemiştim. Her şey eğri büğrü!

- Neredeydin? - Çalışıyordum.

Onunla uğraşacağıma kendim yapsam daha az zaman kaybederim.

- Bu kısmı ben yaptım. - O zaman hepsini yeniden yap!

Bu adamın her şeyi mahvettiğini görmüyor musun?

Yine n'oldu? Nereye gidiyor bu?

Nereye gittiğini sanıyorsun?

Arabaya bin! Seni eve ben götüreceğim!

- Scooter'ım ne olacak? - Yarın gelip alırsın!

Ailen nerede oturuyor?

Daima inşaatlarda çırak yetiştirdim; daima!

Ama senin gibi aklı bir karış havada birini hiç görmedim!

Beni asıl çıldırtan ne biliyor musun? Hiç takmıyorsun bile!

Zerre umurunda değil.

Hep geç kalıyorsun ve kimseyi dinlemiyorsun.

Kimseyi!

Bu doğru değil. Başladığımdan beri sadece birkaç kez geç kaldım.

Bu gidişle, sertifika alamayacaksın.

Ne kadar oldu? Sekiz ay mı?

Hâlâ iki kerpici yan yana getiremiyorsun!

Üzgünüm!

Seni neden hâlâ kovmadığımı bile bilmiyorum.

Bu işe girmek için bekleyen düzinelerce adam var.

Şuradan sağa dön.

- Ne? - Sağa dönmen lazım.

Hemen ileride bir kapı var.

Evde kimse var mı?

- Ayakkabılarımı çıkarmalı mıyım? - Hayır. Konukların çıkarmaları gerekmez.

Patronum, Bay Corelli...

Sizinle konuşmak istiyor.

Kurulanayım.

- Bir şey içmek ister misiniz? - Bir bardak su yeterli.

- Bira içmez misiniz? - Yo, yo. Su yeterli.

Sağ ol.

Sağ ol.

- Merhaba. - Merhaba.

- Sadece telefonda konuşmuştuk. - Aynen.

- Merhaba. - Merhaba.

Kusura bakmayın; işten yeni döndük ve havuza girdik.

Olur mu, asıl siz kusura bakmayın.

- Buyurun! - Rahatsız etmedim umarım?

Yo, hiç de bile.

- Affedersiniz. - Oturun, lütfen.

Ee?

N'oldu? Bir sorun mu var?

Hayır, ciddi bir şey yok. Sadece, Enzo hakkında konuşmak istedim.

Pekâlâ. Ciddi bir şey değil, ama...

Bana öyle geliyor ki...

...Enzo, inşaat sahasına pek uygun değil.

Zeki bir çocuk, ama...

...eli işe pek yatkın değil ve...

...motive de değil maalesef.

Bir dakika. Onu tutmak istemiyor musunuz?

Hayır, hayır, öyle demiyorum.

Sadece, onun iyiliği için...

Gerçekten ne yapmak istediğine daha fazla kafa yorması gerektiğini düşünüyorum.

Anlıyor musunuz?

Belki de duvarcı değil başka bir şey olması gerekiyordur.

Eğitim merkezindeki öğretmenleri de benimle aynı fikirde.

Dürüst olmak gerekirse...

Enzo bu işe girmeye karar verdiğini söylediğinde...

...buna çok hazırlıksız yakalandık.

Okulda çok sorun yaşadığından bu işi seçti.

- Evet, çok yazık... - Ama bu onun seçimi, değil mi?

Aynen.

Ne söyleyeceksin?

Benim için sorun yok.

Ne demek istiyorsun? Nasıl yani?

Duvarcı olmayı diyorum...

Yani, bilmiyorum ama Bay Corelli, senin doğru yerde olmadığını düşünüyor.

Hayır, sadece...

...bugün biraz hata yaptım ama bu, bu işi sevmediğim anlamına gelmez.

Ama sadece bugünküyle sınırlı değil ki...

Çaba göstereceğim. Yaptığım işi seviyorum, çok şey öğreniyorum.

Bunu duymak beni mutlu etti.

Bu yüzden buradayız.

Ama çaba göstermezsen hiçbir yere varamayız.

Yo, sorun değil. Daha fazla odaklanmaya çalışacağım.

- Güzel. Yani, sana güvenebilir miyim? - Evet.

Peki, o zaman bana müsaade.

- Rahatsızlık verdiğim için özür dilerim. - Hiç sorun değil.

- Zaman ayırdığınız için teşekkürler. - Teşekkürler.

Görüşmek üzere.

- Yarın görüşürüz o zaman? - Evet, yarın görüşürüz.

- Merhaba. - Merhaba.

Her şey yolunda mı?

Ee?

Nasıl gidiyor? Baskı artmaya başladı ha.

Bilmem... Zaten her şey üstümüze geliyor...

- Merhaba! - Merhaba!

Nasılsın?

Elbisen çok güzelmiş!

- Ben de mayomu giydim. - İyi düşünmüşsün.

- Kahve yapayım. Otur sen. - Tamam, sağ ol.

Aurélia'yla tekrar konuşuyor olmanıza sevindim.

Çok iyi bir çocuk.

Sizin önünüzde iyi çocuk rolü yapıyor;, ama aslında tam bir pislik.

Kes şunu.

Bana da gayet aklı başında bir çocuk gibi geldi.

Enzo?

Efendim?

- İyi misin? - İyiyim. Niye sordun?

Duşta üç saat geçirme, tamam mı?

- Kardeşinin vücudu çok güzel. - Kesinlikle.

- Artık çocuk değil. - Nereye varacağını anladım.

Kardeşime kimse el süremez. Seni uyarıyorum.

- Senin iznine ihtiyacım yok. - O reşit değil.

Aynen. Polisi arayacağım.

Ne istersen yap, ama ben gidiyorum.

Yeterince çalıştık. Gidelim.

- Buraya, ders çalışmaya gelmedin mi? - Hayır.

- Sen yüzmüyor musun? - Canım sıkkın.

- Ellerine n'oldu? - Önemli bir şey değil.

Önemli değil... Bu sabah havuza girince klordan böyle oldu.

Öyle bırakamayız. Gel.

Anlamıyorum; aptal değilsin.

Okula geri dönersen, başarılı olacağına eminim.

Söyleyeceğimi bir dinler misin?

- Ne söyleyeceğini zaten biliyorum. - Hayır, bilmiyorsun.

Marion, lütfen.

Bir şey yapmıyorum, sadece bir e-postayı kontrol ediyorum...

Bugün yemek güzel görünüyor.

Marsilya'da sana uygun bir özel okul var.

Senin gibi okulu bırakmış...

...geleneksel okul sistemine uyum sağlayamayan çocukları...

...kabul eden küçük bir okul.

“Okulu bırakmış” kelimesini sevmiyorum.

Sen ne derdin?

Bilmiyorum; ama bu anlamsız kelimeleri sevmiyorum.

Okulu bırakmadım. Sadece berbat bir öğrenciydim.

Hayır, hayır.

Berbat değildin.

“Berbat” hiçbir şey ifade etmiyor.

- Sadece ilgisizdin. - Çünkü hiçbir şeyi anlamıyordum.

“Bazı insanlar anlamaya çalışmıyor” diyelim.

Hiçbir şeyi anlamıyorsun, değil mi?

Bahsettiğim okul, sana çok uygun öğretim yöntemleri kullanıyor.

Bundan eminim.

Ama mesele giriş sınavı değil. Onu unut.

Mesele, hayattan ne istediğin.

Neden bu konuyu ısrarla gündeme getirdiğini anlamıyorum.

Onu böyle ikna edemezsin.

Çok sevdiğim bir öğrencim var.

Geçen gün senin hakkında konuştuk.

Bana, senin yaşındayken okuldan atıldığını...

...ve öğretmenlerin ondan umudu kestiğini anlattı.

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left