Prvních 200 řádků.
Hiçbiriniz beni umursamıyorsunuz, hepiniz beni eziyorsunuz.
Nasıl eziyormuşum seni? O ayrı ben ayrı, ikimizi karıştırma.
Louie, New York'a gitmeni yasaklıyorum. Buna izin vermeyeceğim.
Ne yapıyorsun?
Gitme!
- Söylesene, ne yapmalıyım? - Bu senin bileceğin iş, benim değil.
Sürekli fikir değiştiriyorsun, buna daha fazla dayanamayacağım.
Louie!
Beni istediğin gibi tutabilirsin, ama benim kendi planlarım var.
Bırak, bugün gitmeliyim.
- Tamam, göreceksin! - Neyi göreceğim? Beni korkutamazsın.
Milyonlarca kez duydum bu lafları.
Brigitte Lin
Kuo-Chu Chang
LOVE MASSACRE
Yönetmen: Patrick Tam
Geçmişe bakarsak, bu benim hatam.
O histerikleştikçe öfkem daha da artıyordu.
Ona karşılık verme. O çocuksu bir zihniyete sahip.
Sen onun en yakın arkadaşısın, onunla konuşabilir misin?
Yarın gidip Joy'u hastaneden alıp eve götür.
Tamam, gideceğim.
New York'a gidene kadar ona ben bakabilirim.
Ama yine kendini öldürmeye kalkarsa, benim başıma bela olur.
İntiharın, eğlenilecek bir şey olmadığını bilmeli.
İntihar etmeye çalışmadığını söyledi.
Madem çalışmıyor, niye hep yanında ustura taşıyor?
Joy.
Ne düşünüyorsun?
Sanki telefon çalıyor gibi.
Onlara beni bir daha aramamalarını söyler misin? Ben iyiyim.
Louie en kötüsü.
Gelecek dönem okulu dondurmamı söylüyor.
Sana çok değer veriyor.
Yoğun olmasına rağmen, seninle olmak için zaman ayırıyor.
Yeni bir proje aldığını duydum.
Prototiplendirme ve etüt için çoğu gün sahada olması gerekiyor.
Biliyorum.
Onunla New York'a gidecek misin?
Louie hakkında ne düşünüyorsun?
Sen de benim gibi onun gibi tiplerden mi hoşlanıyorsun?
Louie'yi seviyor musun?
Ne var ne yok?
Baksana, aklından ne geçiyordu da intihar ayağı yaptın?
Ivy'nin ne kadar gergin olduğuna bir bak.
İçeri girmeden önce kapıyı çal, biraz terbiyeli ol.
Ama buraya sadece seni görmeye geldim.
- Aldırma ona sen, huyunu biliyorsun. - Ne dediğini duydum Ivy!
İyi geceler!
Sen biraz uyu, ben duş alacağım.
Didi! Joy bayılmış!
Joy'la konuşsan iyi olur, sonra da abisini ara.
Ne zaman onun hakkında konuşsak hiç de mutlu görünmüyor.
Nasıl mutsuz olabilir ki?
Abi kardeş, birbirini seviyor.
- Abisini iyi tanıyorsun demek? - Evet, neden?
Joy'un başka akrabası yok, başka kime ulaşabiliriz?
Alo? Alo!
Merhaba, Bay Fu Chiu Chung'la mı görüşüyorum?
Ben, Joy'un sınıf arkadaşı, Ivy.
Hayır, hayır, beni daha önce görmüştünüz.
Joy geçtiğimiz günlerde yaralandı. Düştü.
Ne?
Akıl sağlığı mı?
Akıl sağlığı pek iyi değil.
Belki fiziksel bir hastalığı vardır.
Doktor, ortam değişikliği için tatil fırsatını değerlendirebileceğimizi söyledi.
Bay Fu, buraya gelmek için zamanınız var mı?
En iyisi, Joy'u ziyarete gelmeniz.
Sizin için gerekli ayarlamaları yapacağım.
Sizi havalimanından alacağım.
Telefon numaramı ister misiniz?
Joy'unkiyle aynı.
Tamam o zaman!
Hoşça kalın!
Joy'a abisinin geldiğini söyleme. Geldiğinde söyleriz.
Artık çağırdığımıza göre, anlaştık demektir.
Gelmesi iyi olmayabilir.
Belki de kendin için istiyorsundur gelmesini!
Ivy.
- Çirkin mi görünüyorum? - Her zamanki özgüvenin nerede?
Olmayacak kişiler bile evleniyor. Nasıl oluyor da hiçbir şey hissetmiyorum?
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Bu arada, kimi bekliyoruz?
Ivy'yi mi?
Ondan bıkmaya başladım.
- Seni iyi bildiği için mi? - Neyimi biliyor ki?
Bunun cevabını ancak sen verebilirsin.
Ivy senin için bir şeyi olduğunu söylemişti.
- Selam, Joy! - Joy öldü!
Bak kim geliyor.
Ne oldu?
Abi!
Ne zaman geldin?!
Dün gece seni uyandırmak istemedik, sabahı bekledik.
- Bizim için bir fotoğraf çek, Louie. - Çekeyim.
- Onu buraya sen mi çağırdın? - Evet.
Ne yapıyorsun?
- Geri getir onu! - Hayır!
Geri getir.
Louie.
Sorun ne?
Abi.
- Abi, beni yine terk edecek misin? - Bütün bu saçmalıklar da ne?
- Beni gördüğüne sevinmedin mi? - Yine başladı.
Başın mı ağrıyor?
- Hiç bu kadar eğlenmiş miydin? - Üzüldüm.
- Joy gelmediği için mi? - Evet.
Kendi başına hareket etmeyi öğrenmeli. Her zaman onun yanında olamam.
- Peki, mutlu musun? - Ben her zaman mutluyum.
- Uyuyor. - Hâlâ kızgın mıydı?
Bana, güzel olup olmadığını sorup duruyor.
Abisinin onu terk edip etmeyeceğini sordu mu?
Kendin sorabilirsin.
Louie.
Onun yanında olduğun için çok mutluyum. Teşekkür ederim.
- Onu doktora götürsem mi ki? - Bence götürme.
Ben yarın götürürüm.
- Bunu yapmaya hakkın yok. - Senin var, ama götürmeyeceksin.
Bunu yarın konuşuruz.
Joy, hastaneleri sevmez.
- Louie, nasıl bu kadar düşüncesiz olabilir? - Katılıyorum.
Ben de Joy'un doktorlardan korktuğunu hissediyorum.
- Neden acaba? - Düzelecektir.
Louie onu sevdiği sürece, iyi olacak.
Ben burada seninleyken düşünecek zamanı var.
Etrafta olursam, sorumluluktan kaçmak için bahaneleri olacak.
Öyle mi düşünüyorsun?
- Yaz tatilinde misin? - Evet.
Birkaç ekstra ders almayı planlıyordum.
- Ee, şimdi ne yapıyoruz? - Seni gezmeye götürüyorum, tabii ki.
Ne de olsa seni ben çağırdım.
- Ne zaman dönmeyi planlıyorsun? - Duruma göre değişir.
Düşünmem gereken çok şey var.
Net cevaplar almadan Hong Kong'a dönmeyeceğim.
Burası sessizmiş, hiç gürültü yok.
Başka bir dünyadaymışız gibi, değil mi?
Bana oldukça ıssız geldi.
- Ablan buraya gelir miydi? - Nadiren.
Yılda en fazla iki ya da üç kez.
- Çok uzak olduğunu söylüyor. - Sessizliği seviyorum.
Bu evin boş olması ne büyük kayıp.
Eniştem kırları sevmez, şehir hayatını tercih eder.
- Al, önce bir içki iç. - Sağ ol.
- Joy'u doktora götürdün mü? - O iyi.
Keçi gibi inatçı
- Ne düşünüyorsun? - Hiç.
- Sana bir şey vereceğim. - Neymiş o?
Joy'un bütün gün başı ağrıyormuş.
Kafasının patlayacağını söylüyordu.
Kafasının içinde bir ses olduğunu söyledi.
Garip.
Doğduğundan beri başı ağrıyor.
Bende de aynı his var.
Bazen ses az geliyor, bazen de çok.
Bazen de aynı anda başımız ağrıyor.
Ses...
...bana o kadar çok acı veriyor ki...
Chiu Chung!
- Dışarıda ne işin var? - Joy öldü.
Beni aradılar ve öldüğünü söylediler.
- Elinde kan var! - Elimi cam kesti. Önemli bir şey değil.
- Ne zaman oldu bu? - Joy'un ölüm haberini aldığımda.
Şapel
Bunu alalım.
- Çiçekler hazır mı? - Evet, ayarlandı.
- Diğerleri nerede? - Yoldalar.
Neden bu kadar sessiz burası?
- Bayan Lam. - Buyurun?
Lütfen gelin. Çiçeklerinizi nasıl yerleştireceğimizi söylemelisiniz.
Tamam. Beni burada bekle.
Chu Chuang.
Bu, Joy için çok rahat olacak.
Joy iyi bir şofördü, nasıl böyle bir kaza yapar ki?
- O gün neredeydin? - Ayrılmıştık.
Kavga mı ettiniz?
Tartıştık.
Joy, seni aibisinin yanında istemediğini söyledi.
Neden bana kendisi söylemedi?
Ha ondan duymuşsun ha benden?
Her halükârda ondan vazgeçmeyeceksin.
Neden abisinin yanında olmamı istemedi?
Sebebini bana söylemedi...
...umurumda da değil, açıkçası.
Her şey bittiğinde buradan gideceğim.
Chiu Chung, bunu duymasın. Senin sorumsuz olduğunu söylüyor.
Asıl sorumsuz olan o.
Joy'da, ırsî akıl hastalığı var.
Doktor, Chiu Chung'ı görmek istedi.
Mesajı ilettim, ama anlamadı.
Ve seninle gezmeye gitti.
Joy, bu yüzden mi bana gıcık oluyordu?
Joy, onu doktora götüreceğimi bile bilmiyordu.
Chiu Chung biliyor muydu?
Biliyordu. Bu yüzden Joy'la tartıştık.
Sanırım... bir yanlış anlaşılma var.
Hâlâ anlamıyorum.
Joy'un aklı bir sürü şeyle doluyken niye bana anlatmaya tenezzül etmedi?
Olamaz...
Öz abisine âşık olamaz.
No comments yet. Be the first to leave one.