Prvních 200 řádků.
BİR DAİEİ LTD. ŞTİ. YAPIMI
~ ZATOİCHİ ÖYKÜSÜ DEVAM EDİYOR ~
Yapım: İKUO KUBODERA
Hikâye: KAN SHİMOZAWA Senaryo: MİNORU İNUZUKA
Sinematograf: SHOZO HONDA Sanat Yönetmeni: SEİİCHİ OTA
Müzik: İCHİRO SAİTO Editör: TAKASHİ TANİGUCHİ
Oyuncular:
SHİNTARO KATSU, KENZABURO JO
YOSHİE MİZUTANİ, MASAYO BANRİ
YUTAKA NAKAMURA, EİJİRO YANAGİ
Yönetmen: KAZUO MORİ
Çeviri: hymaster
Dur kayıkçı, bekle!
Bizim işimiz acil, hepiniz inin!
– Haydi, inin! – Geri döneceğiz, bekleyin lütfen.
Ne? Bekleyecek zamanımız yok.
Size "hepiniz inin" dedim ulan!
Haydi gidelim.
Adil olmadı bu.
Bir diyeceğin mi var?
Çabuk ol kayıkçı!
Bu hödükleri tanımıyoruz bile. Sanki bizim işimiz acil değildi.
Aynen öyle.
Haydi, artık gidelim.
Kim bu herif?
Kör, haydi, sen de in!
Hop, sana diyorum!
Ne işin var senin burada?
– Geldik mi? – Mankafa!
Kabalalık etme lütfen.
Keşişle işimiz yok, zahmet olmasın, ben indireyim!
Bu ne?
Ne oldu yüzüne?
– Yüzümü kesmiş! – Kim kesmiş?
– O kör sıçan. – O mu?
Nasıl becerdi acaba?
Kıyıya gidene kadar bastır.
Kılıcın da gitmiş!
– Çattık belaya. – Kahretsin!
İyi misin?
Acıyor.
– Anlaşıldı, bu Zatoichi idi. – Zatoichi mi?
Kılıç ustası masörün marifetlerini hiç duymadın mı?
İioka-Sasagawa savaşında çok ünlü bir samurayı öldürmüş.
"Savaşı tek başına kazandı" diyorlar.
Bu adam mı?
Doğru. O kesin Zatoichi idi.
Şüphe yok, kılıcı da çok hızlıydı.
Fırtına gibiydi.
Fırtına olsa ne yazar, ona sayımız yeter!
Görme özürlü birinin hakkından gelemeyecek kadar aciz miyiz?
– Ne yani, peşinden mi gidelim? – Dedikleri kadar yoktur, bence gidelim!
Hâlâ yakınlarda olmalı, bulalım!
Yürüyün!
İşte orada!
Adın Zatoichi mi senin?
Kör kovalamak itibarımıza gölge düşürür.
Ama adın Zatoichi ise iş değişir.
Bizi oyuna getirdin, uyanık!
Kalk, seninle hesaplaşmaya geldik!
Kalk ayağa!
Kalk da görelim, nasıl kılıç kullanıyormuşsun!
Madem bize bulaşmaya cüret etti, önce bunu haklayalım.
Ne oldu birader?
Masör! İşin bitince içeri gelir misin?
Bitirmek üzereyim.
Beklettiğim için kusura bakmayın.
İş için teşekkürler.
Bu taraftan.
– Nereden buldun bunu? – Seyyar masör.
Teşekkürler.
Amma da kirliymiş!
– Banyo yaptırayım mı? – Yaptır.
Bak kör kardeş, masaj yapacağın adam koskoca derebeyi.
Edo'dan memleketine dönüyor.
Saygıda kusur etmezsen sana güzel bahşiş bırakırız.
İyi de koskoca derebeyine hizmet için neden benim gibi bir garibanı çağırdınız?
Sebebini ben bilemem.
Fakat sana nispetle büyük bir onur, işine fazlasıyla özen göstermelisin.
Olur, teşekkürler.
Yolculuk ne tarafa efendim?
Huylandırdım mı yoksa?
Yolculuk sizi hayli yormuş olmalı.
Müsaade ederseniz işimi yapayım.
Durun, onu!..
Ne yapıyorsunuz?..
Ama efendim,
ben de huylu biriyim.
Burası ısındı, şunu çıkarayım bari.
Ben sizin gibi müşteri görmedim.
Lütfen şöyle yan yatmış vaziyette durun.
Ben böyle müşteri görmedim!
Böyle nasıl?
Olacak şey değil!
Bu taraftan.
Çok teşekkür ederim.
Yol üzeri dar ve engebelidir, sana rehberlik edeyim.
Zahmet olacak, teşekkür ederim.
Dikkat et!
Ta buraya kadar rehberlik ettiniz, teşekkür ederim.
Yakında hanlar var, bari birine kadar götüreyim.
– Gerek yok, kendim giderim. – Emin misin?
– Dikkatli ol. – Teşekkürler.
Siz hırsıza benzemiyorsunuz.
Benden istediğiniz bir şey mi vardı?
Anlaşıldı, siz derebeyinde kalan o samuraylar...
Kılıç çekmek tehlikelidir.
"Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun" derler.
Sırf efendiniz deli diye
sizin de deli danalar gibi dönmenize gerek yok...
Ne biçim körsün ulan sen?
– Gördüğünüz gibi körüm. – Diğer körlerden farklısın.
Farklı olmasaydım, şimdiye çoktan ölmüştüm.
Öldüler mi? Nasıl olur, nasıl?
Peşine düştükleri alt tarafı kör biriydi.
Kılıç ustası beklemiyorduk.
– İnanmam. – Diğer körlere hiç benzemiyor.
Doğaüstü bir varlık olacak hâli yok ya!
Adamlarımızın aciz bir köre yenilmiş olması ne kadar da acıklı oldu.
Korkarım o masör efendimizin durumunu dillendirir.
Olur da dedikodu
ta Edo'ya kadar ulaşırsa bu Kuroda Hanedanı'nın sonu demektir.
Efendimizin hâli sır olarak kalmalı. Hatta hizmetlileri bile bilmemeli.
Tek bir laf çıksın, kâfi, sırrı gizleme çabalarımız boşa gitmiş olur.
Ah o kör! Henüz başka bir yere gitmeden bu gece ondan kurtulmak zorundayız.
Açın!
Gecemizin içine ettiler!
İş mi yok?
– Müşteri yok. – Üçünüzden başka kimse kalmadı mı?
– Tüm hanları arıyorlar. – Hanları mı?
Dertsiz başımıza dert işte.
– Ne arıyorlar? – Hiç anlamıyorum...
Aramayı polis değil de derebeyinin samurayları yürütüyor.
26-27 yaşlarında seyyar bir masörü arıyorlarmış.
Sanki bulunca öldürecekmiş gibi arıyorlar.
İhtiyar, benden hanımlara birer sake ver.
Sayelerinde önemli bilgiler edindim.
Onlara teşekkür etmek istiyorum.
Tabii, olur.
Sen yoksa...
Masör, öyle durma, kaç. Seni burada bulurlarsa öldürürler.
Kendi hâlinde kör birisin.
Ne yaptın da bunca adamı peşine taktın?
Çok fena bir şey yaptın galiba.
Ya buraya da gelirlerse, o zaman ne yapacaksın?
Gelirlerse gelsinler.
Zavallı bir körüm, kaçsam bile onlardan kurtulabilir miyim?
Kaderine boyun eğmişsin sen.
Ölmekten hiç korkmuyor musun?
– Nerelisin sen? – Kasamalıyım, Joshu'ya bağlı.
Karın var mı?
Hiçbir kadın benim gibi kötürümü kendine yük etmez.
Yanlış düşünüyorsun.
Babam hayatı boyunca kör olmasına rağmen
tam üç kez evlendi.
Demek ki senin baban yüksek kıdemli¹ bir masördü.
Hayatı boyunca seyyar masörlük yaptı.
Öyle mi?
Onu kıskandım doğrusu.
Seyyar masörler şimdiki kadınları bu denli etkileyemez.
Sen de istersen
bu gece sana eşlik edebilirim.
Şuna bak, erkek zevkine diyecek yokmuş doğrusu!
Sen ne bilirsin?
Ne dersin? Uzun uzun konuşuruz.
Güzel kokuyorsun...
– Tıpkı onun gibi. – Kimmiş o?
– Birileri geliyor! – Onu arayan samuraylardır.
Ocağı kapatmıştım.
Yapma, geri çevirme bizi! Daha yeni geldik.
Hatunlar da burada olduğuna göre her şey tastamam.
Korkma, bunlar seni arayanlar değil.
Şanslı hanımlar, bize sake getirsenize!
Bu gece müşteri bulabilen son hatunlar sizsiniz.
Belki son olabiliriz ama bundan iyisi can sağlığı.²
– Tıpkı ona benziyor. – Kim?
Hık demiş Chiyo'nun burnundan düşmüş.
Chiyo da kim?
– Deli gibi âşık olduğu kadın. – Bu samuray mı ona âşık olmuş?
Sen, baksana, buraya gelir misin?
Haydi, gel buraya!
Olmaz.
– Neden? – "Olmaz" dedi, artık rahat bırakın.
Adın ne senin?
– Setsu. – Kaç yaşındasın?
Yirmi üç.
Bu gece bana eşlik et.
– Olmaz. – Neden?
Başkasıyla anlaştım.
– Müşterin mi var? – Evet.
– Hani, nerede? – Nerede olduğu seni ilgilendirmez.
– İptal et bari. – Sen kendi işine baksana!
– Ne dedin sen? – Sen karışma.
Şimdi sen bana hizmet etmeyecek misin?
Kusura bakma.
Anlaşıldı.
Madem öyle, bu gece başkasıyla gitmene müsaade etmeyeceğim.
Haberin olsun!
– Chiyo'ya benzeyen genç hanım! – Bana mı diyorsun?
Yüzüne dokunabilir miyim?
No comments yet. Be the first to leave one.