Zatoichi's Cane Sword

Zatoichi's Cane Sword (座頭市鉄火旅)

Stáhnout Turkish titulky

Informace o verzi

Zatoichi Challenged 1967 iNTERNAL BDRip x264-MARS
Komentář od hymaster
İtinalı çeviri, UTF8 biçim, 0 Türkçe, eksiksiz. BluRay sunumlarla ±200 ms fark edebilir.

Tagy

bdrip
bdr
x264
BDR
Zveřejněno: 2021-05-05
Stažení: 32
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

BİR DAİEİ LTD. ŞTİ. YAPIMI

Son duanı et İchi!

O başını kesip patronumuzun onuru için onun mezarına sunacağız.

Kör!

Oldukça hünerli adamsın.

~ ZATOİCHİ'NİN ZORLU MÜCADELESİ ~

Yapım: İKUO KUBODERA

Hikâye: KAN SHİMOZAWA Senaryo: RYOZO KASAHARA

Benim gibi çeteci kaçaklar daima yoldadır, kanunun hiç uğramadığı yollarda.

Toplum bizi dışlarken merhametten yoksundur.

Oyuncular:

SHİNTARO KATSU

JUSHİRO KONOE, MİWA TAKADA

YUKİJİ ASAOKA

MİKİKO TSUBOUCHİ, MİE NAKAO

TAKAO İTO, ASAO KOİKE MİDORİ İSOMURA

TATSUO MATSUMURA EİTARO OZAWA, JOTARO SENBA

KOJİRO KUSANAGİ KENZO TABU, OSAMİ NABE

AKİHİSA TODA, KOJİ FUJİYAMA KOİCHİ MİZUHARA, İKUKO MORİ

Yönetmen: KENJİ MİSUMİ

Çeviri: hymaster

Ah hayat, ne kadar acıklısın!

Seni gördüğüme sevindim. İçeri gel.

Odayı paylaşmanız gerekecek.

Bu taraftan bayım.

Teşekkürler. Rahatsız ettim, kusura bakmayın.

Ryota...

Bana ilacımı ver.

Hiç kalmamış ki anne.

Kalmamış mı?

Öyleyse bana su ver.

Ne oldu anne?

Neyiniz var?

Neyiniz var?

Durun, sırtınıza masaj yapayım.

Sen geride dur ufaklık.

Doktor değilim ama belki bunun yararı dokunur.

Ben gidip biraz daha su getireyim.

Rahatlamaya çalışın.

Ölmeden önce oğlumun babasıyla buluşmasını öyle istiyorum ki.

Adı Shokichi, ressamdır.

Maebara'da yaşıyor.

Sakın vazgeçmeyin ablacığım.

Ulan, ne biçim odaya düştüm ben böyle!

Şunu al.

Bu nedir?

Başını dik tut ufaklık.

Bu amcan seni babanın yanına, Maebara'ya götürecek.

Üzülme artık, olur mu?

Ben üzülmüyorum ki.

Seni gidi sümüklü yumurcak.

Ryota! Nereye gidiyorsun?

Ryota!

Bak, seni bırakıp giderim, ha!

Amca!

Oraya çıkmış, ne yapıyorsun sen?

Beni gezdirmek istiyorlar. Haydi, sana bay bay!

Ne bay bayı? Gel bakalım buraya!

Masör, bu çocukla birlikte mi yolculuk ediyordunuz?

Evet, işler o noktaya geldi.

Biz Minowa'ya gidiyoruz. Sen de arabaya atlasana.

– Ciddi misin? – Elbette.

Çok düşüncelisiniz.

Al, bakalım.

Senin yaramazlığın yüzünden şimdi bu insanlara yük olacağız.

Benim sayemde bindin bir kere. Teşekkür etmen lazım.

Hah, tam orası!

Eline sağlık.

Grup öncüsü hanıma masaj yapmak bana göre çok keyifli bir iş oldu.

Bak hele, ne güzel çizmişsin sen öyle!

Bakabilir miyim?

Baksana, tıpkı sen.

Haklısın.

Çocuk resim mi yapıyor?

Sen onunla birlikte değil misin, nasıl haberin olmaz?

Haberi yoksa sebebi ne olabilir acaba Bayan Tomoe?

Ha, doğru ya!

Özür dilerim.

Sizi göremiyorum ama parmaklarım çok güzel olduğunuzu söylüyor.

Sözlerinle gönül okşuyorsun.

Patron Sobei bizi karşılamak için koruma göndermiş.

Peki, teşekkürler.

Uzun yolculuk sizleri yormuş olmalı.

Patron Sobei sizi karşılamaya bizi gönderdi.

Her yıl bizi böyle nazikçe karşılıyorsunuz.

Patron bey nasıl, iyi mi?

Evet...

Durun! Patron Manzo Kanai sizi karşılamaya bizi gönderdi.

Buradan itibaren size biz eşlik edeceğiz.

Sizin ne işiniz var burada? Geri basın ulan!

Bundan böyle Patron Manzo'nun misafirisiniz. Korkacak bir durum kalmadı.

Durun bakalım!

Onlar Patron Sobei'nin her yıl buraya davet ettiği bir gruptur.

Sana "geri bas" demedim mi ben? Daha ne konuşuyorsun ulan!

Amca!

Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

Zorbalığın âlemi var mı?

Anladığım kadarıyla grup öncüsü sensin.

Gidelim, patronu bekletmeyelim.

"Patron Manzo Kanai" mi demiştin sen?

– Ben hiç öyle patron işitmedim. – Haddini bil!

Beni buraya davet eden kişi Patron Sobei Minowa'dır.

Acelemiz var.

Pekâlâ, millet, yola çıkıyoruz!

Sizi bırakmam.

Güzellikle gelin, yoksa götürmesini biliriz!

Defol, git başımdan!

Kabalık etmek istemeyiz ama böyle davranarak

bizi mecbur bırakıyorsunuz.

– Bizimle geliyorsunuz! – Dur, bırak beni!

Bayan Tomoe!

– Hayır, amca, gitme! – Bir şey olmaz, sen burada bekle.

Hayır, gitme, gitme!

Bırak beni!

Ha, sen!..

Halka açık bir ana yolda böyle şiddetlere göz yummam.

– Defolup gidin buradan! – Sen kim olduğunu sanıyorsun?

Öldürün!

Geride durun hanımefendi.

Gel.

Usta Akatsuka!

Korkmayın. Kılıcın sırtını kullandım.

Daha fazla sorun çıkmadan önce yola çıksanız iyi olur.

Böyle bir yerde imdadımıza koşacağın aklımın ucundan bile geçmezdi.

Görüşmeyeli 5 yıl olmuştur.

Kısmet ayağımıza gelmiş.

Peki, benim biraz acelem var.

Kendinize iyi bakın.

Acaba...

Usta!

O samurayın sesi bana bir yerden tanıdık geldi.

Onun adı Tajuro Akatsuka.

Asakusa'da ilk işe başladığım sıralarda

ilgisinin yanı sıra bana bir lütufta bulunmuştu.

Anladığım kadarıyla hatırı sayılır bir kılıç ustası.

Eskiden resmî samuraydı.

Yalnız dolaştığına göre efendisi olmasa gerek.

Çocuk hâlâ titriyor.

Çok mu korktun sen minik?

O kadar da ödlek olma Ryota!

Sen göremediğin için korkmadın ki ama ben her şeyi gördüm amca.

Yine benim hakkımdan geldi.

Aslında ben de çok korktum.

Eğer görebilseydim, hemen kaçıp giderdim, seni de buralarda yapayalnız bırakırdım.

Buyurun, çayınız, patron.

Teşekkürler.

Bu yıl da köylüye verdiğim sözü, böylelikle yerine getirmiş oldum.

Acaba

Maebara ve çevresi tamamen sizin mıntıkanız olmuyor mu?

Nasıl söylesem, bilmiyorum.

Gonzo alçağı mıntıkamı ele geçirdi.

Benim için çok hazin bir son oldu.

Son bir kez daha olsa da

sizi tekrar getirmek istedim.

Grup öncüsü bir içim suymuş.

İri memelerinin arasında adamı mum gibi eritir.

Orada yapışır kalırsın.

Sen körsün, tabelayı bile okuyamazsın.

Kadını ifade şeklin görmeme yetti. Her şey gün gibi ortada.

Ayın on dördü gibi kadın, öyle değil mi?

Komik adamsın.

Öyleyse bir de sana kendimi anlatayım.

Öyle bir kadın avcısıyım ki bana "Yürek Yakan Narihira" derler.

Kalın, karakaşlı, iri gözlü, düzgün burunlu,

dudaklar şekil, açık, parlak tenli,

hâli vakti yerinde, yakışıklı bir jön düşün.

Üstüne üstlük civardaki en zengin adamın biricik evladıyım.

Yarınki açılış töreni için ev satın almaya gidiyorum.

Nasılmış? Şimdi beni görebiliyor musun?

Körleri kandırmaya çalışman hoş değil.

Sen marangozsun.

Nereden bildin?

Kutunun içindeki aletlerin tıkırtısı seni ele veriyor.

Sen bu suratla kadınları intihara sürüklersin.

Dur bakalım, kardeş!

Haydi, şimdi bunu yap da görelim.

Elimde 1 mon bozukluk var.

Hangi elimde olduğunu bilebilir misin?

Bilince ne olacak?

Sana benden 100 mon. Ama bilemezsen, senden 100 mon alırım.

Anlaştık, yapalım.

İşte, bil bakalım!

Buldum!

Hangisi?

100 mon, çık bakalım!

Kusura bakma. Üzerimde yok.

Olmaz, sözünde dur.

Lütfen, bırak beni, gideyim kör kardeş.

Peki, öyleyse.

Üç kez kendi etrafında dönüp havlarsan gitmekte serbestsin.

Yap! Yap!

Bayan Tomoe'nin yüzünü görmek ister misin amca?

Görebilseydim, isterdim.

Demek öyle.

Gel benimle.

Görüyorum.

Güzel değil mi?

O kadar güzel değilmiş.

Yüzü çok inceymiş.

Ben onu dolgun yüzlü sanıyordum.

Zatoichi's Cane Sword subtitles in other languages

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left