Family Portrait

Family Portrait

Stáhnout Turkish titulky

Informace o verzi

Family Portrait 2023 1080p WEB-DL AAC2 0 x264-TEMHO
Komentář od dikistutmaz
23,976 fps

Tagy

webdl
Zveřejněno: 2025-06-04
Stažení: 70
Pro sluchově postižené: No
FPS: 23.976

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

“Hep aynı noktaya dönen bir çemberin içinde” Edgar Allan Poe (The Conqueror Worm)

Bir kristalin...

Bir kristalin simetri ekseni...

Bir kristalin simetri ekseni, polarize edici alana paralel olarak ayarlanmamışsa...

...ona dik yönde küçük bir manyetik alan oluşur.

Beta asimetrisinin kaynağını analiz etmek amacıyla... falan filan...

İnce bir plastik diskin üzerine bir damla kobalt klorür çözeltisi damlattık...

...ve kurumaya bıraktık.

Bu düzenek sayesinde kobalt çekirdekleri...

...kayda değer bir nükleer polarizasyon yaratacak kadar soğumadı.

Böylece muhafaza biriminin davranış parametrelerinde sapma gözlenmedi.

- Uyuyan Güzel uyandı mı? - Evet, bir süredir uyanığım.

- Sen ne yapıyordun? - Öyle takılıyordum.

İyi uyuyabildin mi?

Gecenin bir yarısı uyandım ve uzun süre tekrar uyuyamadım.

Devamlı olmaya başladı.

Kıyamam.

Yavaş! Mesanem!

Az önce bir şey okudum, sana da okumak istiyorum.

Sanırım, telefonumun üzerine uzandın.

“Küçük bir kız, öğle vakti okuldan eve dönüyor.

Annesinin hazırladığı sıcak yemeği yemek için mutfak masasına oturuyor.

Annesi de karşısına oturuyor ve aralarında büyük bir sessizlik oluşuyor.

Kız, yemeğine odaklanıyor.

Birden başını kaldırıyor...

...ve karşısında, insana dair hiçbir şey barındırmayan...

...donuk, ürkütücü bir çift göz görüyor.

Annesi bu dünyadan kaybolmuş...

...ve yerine onu görmeden ona bakan bir canavarın gözlerini bırakmış gibi görünüyor.

Küçük kız bu bakışın altında titriyor ve bu manzaradan gözlerini kaçıramıyor.

Bu sahne, çocukluğu boyunca defalarca tekrarlanıyor.

Küçük kız büyüyor, bir genç kız...

...bir eş, bir anne, profesyonel bir kadına dönüşüyor.

Ama o bakış, beraberinde şu soruyla hep geri geliyor...

Annem, boş bakışlarını üzerimde sabit bırakıp nereye gitti?’’

Valizini ben mi toplayayım kraliçem?

Bundan emin misin?

Dün gece Will'e ne dediğini hatırlıyor musun?

Bildiğin diller hakkında?

Evet, sanırım.

Neden öyle alaycı cevap verdin?

Polonyalı olduğumu bildikleri hâlde hepsi, Rus aksanım olduğunu düşünüyor.

Biliyorum...

...ama diğerleri alay edip etmediğini anlamakta zorlanıyor.

İçimde garip bir espri yapma isteği var.

Ve anlaşılmasa bile...

...ortamda öylece kalakalmasına izin veriyorum.

Öyle olsun bakalım.

Bir de herkes benim dünyanın öbür ucundan geldiğimi sanıyor!

- Ne demek istiyorsun? - Demek istediğim...

Polonya, Doğu'dan çok Orta Avrupa'da sayılır.

- Yani, Rusya'nın hemen yanında. - Öyle değil aslında.

Herkes öyle sanıyor.

Rusya, Litvanya, Letonya...

- ...Estonia... - Anladım.

- Ukrayna, Belarus var. - Anladım.

Bu saçmalığı açıklamaktan yoruldum artık.

Sonuçta, onlar Teksas'ta yaşıyor.

Ülkem hakkında her şeyi bilmelerini beklemiyorum.

Demin, Polonya hakkında daha fazla şey bilmedikleri için...

...hayal kırıklığına uğradığını söyledin.

Bu, onların yaptığı çıkarıma göre değişiyor.

Peki.

İmzalı.

- Doğum günümden bir gün öncesi. - Evet.

Keşke biraz param olsaydı, nasıl harcayacağımı iyi bilirim.

Rahatlatıcı bir üslubu var aslında.

“Komün ziyaretimiz sırasında bir Süt Çiftliği gördük...

...ve süt ineklerinin boynuzlu olduğunu fark edince şok oldum.

Bizler, New York/Rye'nin şehir fareleri, çiftçilerimizin, ineklerini...

...birbirlerine zarar vermemeleri için boynuzsuzlaştırdıklarını bilmiyorduk.

Nancy'le gerçekten gurur duyuyordum...

...çünkü, televizyon kameralarının vızıltısı eşliğinde inekleri izlerken...

...birkaçının boynuzunun takıldığını gördük.

Nancy, gözünü bile kırpmadı.

Çok becerikliydi.

Brifingin son bölümündeyse...

...süt ineklerine geldik.

Çinliler, ineklerinin o kadar verimli olduğunu söylediler ki...

...günde üç kez sağılmaları gerekiyormuş.

Hiç bu kadar dolu meme kesesi görmemiştim.”

- Dün akşamki yemek çok güzeldi. - Evet, gerçekten de öyleydi.

Açıkçası, her gün yiyebilirim.

Evet, artık tariflerimi sadece oradan alıyorum.

New York Times'tan mı?

Dün akşam, sevdiğin programı izlemeye başladık.

Öyle mi? Nasıl buldunuz?

Paranormal şeyler benim için biraz fazla.

Katiller sıkıntı değil; ama ruhlar beni korkutuyor.

- Anladım. - Ben bayıldım.

Gerçi ben genç kızlık dönemi ve şeytani ele geçirilmelere ilgiliyimdir.

Beğeneceğini biliyordum.

Benim için zor geçti. Son 20 saattir Fluffy'yi bulamıyorum.

Sally bütün gece ayaktaydı ve ben hiç uyuyamadım.

- Çok stresliymiş. - Evet.

- Bir hayvanat bahçesi kurmuşsunuz kızlar. - Evet, kurduk.

- Aslanınız yok mu? - Kaplanımız var.

Ayı?

Sence 16'sında ne yapmalıyım?

Kız hep aynı tavırları takınıyor.

Oğlan da bir geri çekiliyor, bir üstüne gidiyor.

Yani, yetişmek çok zor.

- Oğlan, hâlâ içkiyi bırakmaya mı çalışıyor? - Evet.

Sabahtan beri en sâkin hâli bu.

Düşecek...

Bir kuşun bu pencereye çarpıp öldüğünü duydunuz mu?

Pencereye yapışmış tüyleri hâlâ görülüyor.

Niye kimse temizlemedi ki?

Olayı gören oldu mu?

Babam görmüştür, sanırım?

Bir kuşun pencereye çarptığını söyledi.

Fotoğrafı ne zaman çekileceğiz?

Bilmiyorum, neden gidip anneme sormuyorsun?

Sanırım, daha ince?

Daha ince.

Yani bu, dünkünden farklı olacak.

Sanırım bunları kullanabiliriz.

Çok tazeler.

Nane ve fesleğen de doğrayacağız.

Salata için de bu avokadoları kullanacağız.

- Olgunlaşmışlar mı sence? - Olgunlaşmışlar.

İki çeşit yeterli olur mu sence?

Bilmiyorum, belki de yetmez.

Bence iki yeterli.

Bence de yeterli olacaktır.

Limon kabuğu rendelememi ister misin?

- Merhaba, anne. - Pekâlâ, günaydın.

- Fotoğrafçı da kamerasıyla burada! - Günaydın.

Pardon, Maria. Ne demiştin?

- Limon kabuğu rendeleyeyim mi? - Evet, harika olur. Dörtte bir fincan.

Öyleyse fotoğrafı 30 dakika içinde çekileceğiz?

Sen ne dersin, Katy?

Ve Olek, senin de düşüncelerini almak istiyorum!

Maria, kitabı oradan alabilir misin lütfen?

Kartın arkasına...

...tüm ailenin birlikte çekilmiş bir fotoğrafını koymayı düşünüyorum.

Kartın ortasına ne tür komik bir şey yapacağımıza daha sonra karar verebiliriz.

Muhtemelen herkesinki ayrı olacak, çünkü Şükran Günü'nden önce...

...bir daha hep birlikte olamayabiliriz. Of!

- Şükran Günü için mi buradayız? - Hayır, maalesef.

Carol Teyze ve Declan Amca burada olacak, o yüzden başka bir şey yaparız.

12 Noel Günü geleneğini sürdürecek miyiz?

O zaman herkes kendi fotoğraf gününe özel yaratıcı temalar düşünsün!

O zaman her birimiz bir sayı seçer ve o günü yaparız...

Yani, 12 gün var.

Siz de kendi gününüze uygun Noel temasını seçin.

Belki Noel'in dokuzuncu ya da altıncı gününü seçebilirsiniz.

Ee, ne düşünüyorsun, Olek?

Madem fotoğrafçı sensin, sence bu çok mu fazla?

Bence, kartın tasarımı iyiyse çok sayıda fotoğraf olması sorun değil.

Peki. Dur, sana göstereyim.

Bu olmaz.

En iyi fotoğrafımız değil.

Annabelle'in saçı...

2010.

Bunun gibi bir şey. Ama daha ziyade bir kitapçık gibi?

Bugünün fotoğrafı da kartın arkası için mi?

Yani, düşündüğüm buydu.

Nehir kenarında güzel bir aile fotoğrafı işte.

Hepimizin birlikte gülümsediği bir fotoğrafa ihtiyacımız var sadece.

Örneğin...

- Kaptı be! - Beyler...

2006, olabilir bence.

Evet. Bakalım aklına bir fikir gelecek mi.

Bence küp değil de şerit şeklinde doğrayalım, Maria.

Yapma böyle.

Hadi...

Hadi...

Tamam, iyi fikir Barbara.

Acıktın mı?

Midem bir tuhaf, sonra yulaf lapası yaparım.

Olek, keşke Meksika kahvaltısı yapabilseydin.

Muhteşem bir şey.

Sağ ol, Maria.

Spice Girls mü bu?

Her şeyin üstesinden gelirdi.

Şunu biliyorsun.

Tabii. Tabii.

- Sedyedeki baban mıydı? - Evet, evet.

Baksana Olek,

...bu fotoğrafı görmüş müydün?

- Görmüştüm, evet. - Öyle mi?

Fotoğrafçılık kitaplarında.

Babamın Pasifik Tiyatrosu'nun sembolü haline geldiğini öğrenmek...

...oldukça gerçeküstüydü.

Bu fotoğrafla ilgili çılgın bir hikaye var.

O fotoğrafın Vietnam'danmış gibi tişörtlere basıldığı dönemi biliyor musun?

Biliyorum, biliyorum...

Ama öyle güzel bir hikâye ki, dinleyin bak.

Bildiğiniz gibi babam İkinci Dünya Savaşı'nda savaştı...

...bu fotoğraf da o vurulduktan hemen sonra çekildi...

...ve oldukça meşhur oldu.

Ama Grace ortaokuldayken sınıfı Washington'a bir gezi düzenlemiş...

...ve Vietnam Anıtı'nı ziyaret etmişler.

Anıtı gördükten sonra oradaki hediyelik eşya dükkanına girmişler...

...ve Grace, bir tişörtün üzerinde şu yazıyı görmüş...

...“Vietnam'da savaşan tüm askerlerimizi hatırlayın.”

Grace, orada çalışan kadının yanına gidip “Bu benim büyükbabam” demiş.

Oradaki kadın da daha iyi bildiğini düşünerek...

...“Olamaz, çünkü bu fotoğraf Vietnam'dan” diye cevap vermiş.

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left