Untold

Untold

Stáhnout Turkish titulky

Série 6

Informace o verzi

Untold 2021 S06E05 The Testimony of Vince Young 2026 NF WEB H264-SupDoc
Komentář od tedi
Retail NF | 1:18:29

Tagy

webdl
Zveřejněno: 2026-08-25
Stažení: 1
Pro sluchově postižené: No

Náhled titulků v jazyce Turkish

Prvních 200 řádků.

30 yılı aşkın süredir spor muhabirliği yapma şansına sahibim

ama hiçbir maçı bu kadar sabırsızlıkla beklememiştim.

Bu maçın en can alıcı anlarını arıyorsanız

"Vince Young"a bakmanız yeterli.

Vince Young'ın bandını ilk izlediğiniz anı hatırlıyor musunuz?

Evet. Onu acayip iyi bulmuştum.

Vince Young, kolej futbolunun en tehlikeli ve heyecan verici quarterback'i.

Onu durduramıyorlar. Olağanüstü!

İnanabiliyor musunuz?

O bir canavardı. Fiziksel olarak üstündü.

Savunma taktiğiniz mükemmel olsa da onu alt edemezsiniz.

Touchdown!

Vince Young bambaşka bir seviye kanka.

Yeteneği, yıldızlığı ve kişiliği zamanının ötesindeydi.

Arkadaşlarımla ona kolej futbolunun Michael Jordan'ı derdik.

Ondan daha efsanesi var mı?

Kolej tarihinin en iyi spor performansını izletti.

Geriye tek bir maç kaldı.

Southern California Trojans, Texas Longhorns'a karşı.

-Boynuzlayın onları! -Ulusal şampiyona.

Kolej futbolu hayranları için 2006 Rose Bowl yüzyılın maçıydı.

Kimse öyle bir maç oynamamıştır.

Vince'in profesyonel takıma seçileceği ve NFL'de başarılı olacağı kesin.

Rose Bowl maçından beri hayatım şöyle…

Tennessee Titans, Vince Young'ı seçti.

-Sürekli ileri gitti. -Vince Young.

Young yine yapacağını yaptı!

Ama aynı zamanda bununla baş edemedim.

Topu kaybetti.

Yüksek beklentileri olan insanlar üzerlerinde büyük baskı hisseder.

Başarısız hissetmek kötü bir psikolojidir.

Yuh sesleri. Vince Young'ın pası kesildi.

Yaşadığım her şey…

Quarterback, evden silahla ayrılmadan önce birkaç kez intihardan bahsetmiş.

…başıma gelmeyeceğini düşündüğüm şeyler…

Tartışmalı oyuncu Young'ın

başantrenör Jeff Fisher'la da arası açılmıştı.

Tüm bunları nasıl hazmedeceğini bilemedi

ve zayıflık gösterdi.

Vince'in şu ana kadarki tepkisini beğenmedim.

…medyadaki saçmalıklar…

Sorun istemem.

…kontrol edebileceğim bir şey değildi.

-Bu çok üzücü. -NFL kariyeri bitti bence.

Nokta. Gerisi boş.

Şu noktada geçmişinle barışık mısın?

Hayır, barışık değilim. Hem de hiç.

Ama her şeyin bir sebebi vardır.

İşte hikâyemin perde arkası.

VINCE YOUNG'IN HİKÂYESİ

-Efsanesin dostum. -Forman on numara.

-Vince Young hayranıyım. -Öylesin.

Öylesin yavrum.

En iyisi.

Tamam, hadi bakalım.

Tadını çıkarın.

Texas Memorial Stadyumu'nda atmosfer her zaman şahane.

Texas'ın gözleri üzerinizde…

Hâlâ futbola bayılıyorum.

Aile gibisi yok be.

Kariyerimdeki o anları zihnimde tekrar yaşayıp duruyorum.

Kolejden başlayarak tüm maçları izliyorum, hatta bazı lise maçı özetlerini bile.

Bu adam da sağlamdır.

O ışığı özlüyorum.

Çok anlamlı bir maç için eski yıldızlar buluştu.

Tarihin en iyilerinden Vince Young'da yerini aldı.

En üst seviyede oynamış biri olarak hâlâ saygı görmek…

işte bütün olay bu.

İkinci hak ve gol bölgesi. Yanıltma taktiği…

-Arch Manning'in ellerinde! -Yürü be!

Arch, yakalayabilir misin?

İşte bu lan!

Ben küçükken çok fakirdik, günü gününe yaşıyorduk.

Ev hayatımız tam bir keşmekeşti.

İçki, eğlence, uyuşturucu, kavga.

Mahallemde bir ağaç vardı.

Orası düşünmeye gittiğim güvenli yerimdi.

O ağaca tırmanır, orada otururdum.

Bir sonraki hedefime daha iyi odaklanmamı sağlardı.

Madison Lisesi'nde sahaya çıktığımda elimden gelenin en iyisini yapmak istedim.

Böylece ailemin yaşam tarzını tamamen değiştirebilirdim.

1,96 boy, 102 kilo ve geyik gibi koşuyor. Resmen haksız rekabet.

Çocukken quarterback'liğe uygun olmadığımı söylerlerdi.

Vince Young! Touchdown.

Biri bana yapamazsın deyince yapma isteğim daha da artıyor.

Beş, dört, üç, iki, bir…

Kalkış!

Boşta, topu aldı!

Young'dan ne pas ama!

En iyi genç sporculardan biri. Quarterback'inizi tanıtın.

Vincent Young'ı herkes tanıyor. O her konuda başarılı.

Koşuyor. Sıçrayabiliyor. Pas atabiliyor.

Sayı bölgesine atıyor. Touchdown!

Onu haberlerde görünce "Ne oluyoruz ya?" dedim.

"Bu çocuk herkesi ipe dizecek" dedim.

Olağanüstü oyunlarıyla nefesimizi kestiğini gördük.

Onunla dalga geçenler sonra arkadaşı oldu.

Farklı biri olacağını biliyorlardı.

Yıldız olacaktı.

Vince Young boşluğu buldu, işte gidiyor.

Ama Astrodome hıncahınç dolduğunda gerçekten dank etti.

Seyirci gittikçe arttığı için

maçlarımızın çoğunu Astrodome'da oynuyorduk.

Madison Marlins ligin korkulan takımı oldu.

Lise futbolu seviyesi için inanılmazdı.

Mükemmel bir sezon.

Gittiğimiz her yerde insanlar onu tanıyordu.

Bizi bile tanıyorlardı.

"Bu çok büyük bir olay" diyorduk.

Bu, sahada ve saha dışında aranan tüm özelliklere sahip olan

genç bir delikanlının hikâyesi.

Kolejlerden mektuplar gelmeye başladı.

Kameralar şu anda olduğu gibi burnumun dibindeydi.

Gün boyu mektuplar geliyordu.

LSU, Florida, Alabama. Hepsi yazıyordu.

Hatta bazılarını çöpe attığını gördüm çünkü çok fazla mektup geliyordu.

Aslında Florida State'e gitmek istiyordum.

Bobby Bowden'ın takımı. Florida State Seminoles.

Şu hareketi yapmalarına bayılırdım.

-Charlie Ward hayranıydım. -Pas atacak…

İyi bir siyahi quarterback'ti.

Touchdown!

Koç geldi. "Florida State'ten mektubun geldi" dedi.

Delirdim tabii. Mektubu cips poşeti açar gibi açıyorum.

Wide receiver olmamı istiyorlarmış. "Yok, olmaz" dedim.

"Wide receiver olmak istemiyorum. Quarterback olacağım."

Kalbim kırıldı.

"Sıçtın, şimdi ne yapacaksın?" dedim.

"Texas'ta her şey daha büyüktür" denir.

Texas'ta futbol sadece büyük değil,

hayatın her alanına sızmış bir olgudur.

Ama bir UT taraftarı olarak,

eyaletin amiral gemisi olan okulun tabiri caizse "rezil durumda" olması fikri

katiyen kabul edilebilir değildi.

Texas Longhorns Cotton Bowl'da coşkuyla sahaya çıktı.

Kolej futbolunun 60'lı ve 70'li yıllarında Longhorns çok büyüktü…

Texas, ülke şampiyonu oldu.

…ve çok iyiydi.

Washington'a götürüp "Texas" yazacağım. Tamam mı?

Ama 1996'da onlarca yıldır şampiyon olamıyorlardı.

Longhorns hezimet yaşıyor.

-Longhorns hüsrana uğradı. -Vasat bir takımdı.

Rezil oldular.

Texas, kolej futbolunun espri konusu olmuştu.

Bu Texas eyaletine hiç yakışmıyor.

5 ARALIK 1997

Karşınızda Texas Üniversitesi'nin yeni futbol koçu Mack Brown.

Başlangıç olarak şu hareketi yapabiliriz bence.

Mack Brown, Texas'ı saygın günlerine geri döndürdü.

Mack Brown, Horns'un kaderini daha ilk yılında değiştiriyor.

Çizgide! Touchdown!

Yetenek avcısıydı. Texas futbolunun Oz Büyücüsü'ydü.

Horns boynuzu takar!

Texas bir yetenek havuzuna dönüşmüştü.

Hepimiz onu kurtarıcı olarak görüyorduk.

İlk sene dokuz maç değil, hepsini kazanmak istiyordum.

Şampiyon olmayı 54 yaşına kadar beklemek istemiyordum.

Kazanma isteklerini kırın. Hadi.

Önümüze maçı koparacak fırsatlar geldi ama değerlendiremedik.

Çok zor bir gündü, şimdi beter oldu.

Mack Brown ve yetenekli oyuncularına rağmen

Texas o eşiği aşmasına yardım edecek birine ihtiyaç duyuyordu.

İzleme ekibimiz "Bu çocuğu izlemelisin" dedi.

Bu da genelde "Çabuk gel" demekti.

Vince akıllıydı, notları iyiydi ve yetenekliydi.

Asıl mesele takıma uyup uymayacağıydı.

Tarzımıza uymayan oyuncuları takıma almıyorduk.

Yetenekli olsalar bile.

Bu yüzden o kişiyi tanımak,

nasıl bir ortamda yetiştiğini bilmek benim için çok önemliydi.

Koç Brown'la ilk kez evime yaptığı resmî ziyarette tanıştım.

Hücum tarafındaki hemen herkesi getirmişlerdi.

Evde çok fazla kişi vardı.

Ev büyük değildi. Mack Brown yerde oturuyordu.

Onu sevmiştim çünkü adam bok gibi zemine oturmuştu.

-Küfretmek istemedim. -Edebilirsiniz.

Çok özür dilerim.

Hiç unutmam, ninesine bayılmıştım. Sert kadındı.

"Texas'ın siyah bir quarterback oynatacağını sanmıyorum" dedi.

"En iyi quarterback'i oynatacağım" dedim.

Evimde bana "Sana şans vermek istiyoruz" dedi.

"Texas Üniversitesi'ne gel, seni wide receiver oynatmayacağız."

Bunu ondan duymak beni mutlu etti.

Şimdi herkes bunu yapsın.

Koç Brown aileye çok önem verirdi. Ben de öyleyim ve bunu gördüm.

Texas Üniversitesi'ni ziyarete gittiğinde

sözleşme imzalayacağını tahmin etmiyordu.

Sevgilisi olarak transfer gezilerine gitmiyordum.

Arayıp "Texas'a imzayı atacağım" dedi.

Ben de "Peki" dedim.

Hep kendi bildiğimiz gibi yaşadık.

Ayrı ayrı ve birlikte.

UT'den akademik burs aldım, orada okudum.

-Gerisi zaten malum. -Evet.

Bu sabah 11.00'de

Madison'dan Vince Young, Mack Brown'ın Texas sınıfının merkezinde.

Ülkenin en başarılı transfer jenerasyonu seçildiler.

Kampüse geldiğimde "Vay be!" dedim.

"Texas Üniversitesi böyle demek."

-Patlamış mısırları hazırlayın. -Evet.

Komentáře

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left