De første 200 linjer.
Çok üzgünüm.
Özür dilerim, lütfen.
Hâlâ düzeltebiliriz.
-Nasılsın? -Seni görmek güzel.
Teşekkürler, gelmeniz büyük incelik, nasılsın?
Grace. Kardeşlerin nerede?
Oturma odasındalar,
Anna onları deli ediyor, fotoğrafları çıkarmış.
Gel, çocukları kurtaralım bari.
Gel.
Al, Jane. Teşekkürler.
Değiş tokuş yapabiliriz.
Mutlu yıllar, Val.
Alanna, geldiğin için teşekkür ederim.
Salonda şampanya var, senin için de viski, Ned.
-Birazdan görüşürüz. -Teşekkür ederim.
-Rory. -Affedersin.
Kocaman gülümseyin.
Teşekkür ederim.
-Jenny ve göbeğiyle de çektirelim. -Yok, istemiyorum...
Hadi Jenny, kızlarımla birlikte bir fotoğraf.
Grace!
Her zaman birlikte olamıyoruz.
Bu anı ölümsüzleştirelim.
Val, çekebilir misin?
Tabii.
Hayır, gel.
Tamam, hazır olduğunuzda.
Grace,
Grace, şu ördek ağzı yapma lütfen.
Hadi, herkes güzelce gülümsesin.
Bir tane de birlikte.
Bu geceyi hatırlatsın.
Singapur'a giderken Anna yanına alır.
Frank, kalk bakalım.
Hadi, Frank amca.
Gel anne.
Tamam.
-Bir tane daha. -Tamam.
Çok güzel.
Evet, harika.
Bir tane daha.
-Güzel. -Bakalım.
Mutlu yıllar.
Annem objektife baksaymış daha iyi olacakmış.
İki dakikaya geleceğim, olur mu?
Çok sevimli.
Şu göbeğine bak.
Baba, beş dakika vermelisin.
Sonra tatlım.
Fırın gibi olmaktan çok sıkıldım.
Bir sonraki birlikteliğimiz...
vaftiz töreninde olacak.
-Merhaba Denis, iyi akşamlar. -Carl.
Tanrım, harika görünüyorsun.
Sordun mu? Gelecek mi?
Gelecek galiba.
Grace, seninle Joe hakkında konuşmalıyım.
Cathy!
Cathy, Tanrım.
Gel, gel.
Anna'nın oğlanlarıyla tanıştırayım.
Nasıl büyüdüklerine inanamayacaksın.
Evet, kardeşim,
eğleniyor musun?
Cevabı kendinden biliyorsun.
Yaşlanıyoruz...
...bir şeyleri görmek netleşiyor.
Nasıl?
Kim seni kolluyor...
kim elinde bıçakla arkanda bekliyor.
-Denis, ben... -Konuşacağız...
ama şimdi değil.
Cathy, bizim
dördüncü kızımız gibi, bu evde büyüdü sayılır.
Ayrıca benden bir şeyler aşırırdı.
Sadece göz kalemini aldım.
Bir de dudak parlatıcını.
Evet.
Ağır ol bakalım, pastayı kaçıracaksın.
Tamam.
Gel hayatım,
doktorun dediklerini unutma.
Sodamız var mı?
Sodamız var mı?
Gel, istersen senin yerine buzdolabını açayım?
Sen de içine bak.
Onlar gibi olacağım.
Birlikte yaşlanacağın biri. O zaman...
hiç yalnızlık hissetmezsin.
Sen istemez misin?
Merhaba.
Elaine.
Onu kim çağırdı?
Ben.
Grace, lütfen rahat davran, sakin ol.
Onu hoş tutmalıyım.
Çocuklar artık sende, değil mi?
Grace.
Bu konuşmanın sırası değil.
Tabii.
Rahat olacağım, tamam.
-Teşekkürler. -Carl, bir şey ister misin?
Aldığımız özel pilsen birasından istiyordur.
-Buyur. -Sağ ol.
Sodayı bulamıyorsun ama.
Anlamdım, ne dedin?
Kim soda istedi, dedim.
Elaine.
Az önce geldi.
Gelip merhaba demelisin.
Selam.
Joe, anlatma fırsatım olmadı.
Grace'den sakınmak zorunda değiliz,
hem onca zaman geçti.
Biliyorum, ama o,
biliyorsun, hassas olabiliyor.
Evet, peki...
biz de hassas oluruz.
Gel.
Gelmene çok sevindik, Elaine.
Çocukları düşünüyordum o yüzden,
anlayabilirsiniz.
Onları için nasıl kolaylaştırabilirim diye,
o kadar zaman sonra ilk buluşmamız
fazla resmi olmasın dedim.
Neredeler, biliyor musunuz?
Ben izlerini bulabilirim.
Evet, muhtemelen evet.
Yanlarına gitmeye ne dersin?
Tamam.
-Tamam. -Olur.
Gel.
-Merhaba. -Merhaba.
-Selam. -Selam, Elaine.
Geldiğin için teşekkürler.
Söndür o sigarayı.
Biranı da bitir,
gece başka sigara ve bira yok, tamam mı?
Hadi gelin.
Anneniz geldi.
Zorunda mıyız?
İstediğin kadar ağırdan alabilirsin.
Merhaba, nasılsın, dersin,
falan filan.
Falan filan.
Bak, doğal yetenek.
Jacob hadi, yürü, içeri geç.
Sabit mi duruyordu sanki.
Anlamadım, ne dedin sen?
Rory!
Onlar, yorgunlar.
Kamyonetten peçete getirir misin?
Merhaba.
Joe!
Evet.
Karides alır mısın?
Olur.
Dikkat et, sıcaklar.
Cathy, Ennis'ten döndüğünü söyledi,
seni çağırmasını söyledim. Geri dönmek nasıl?
-Evet. -Kafeme uğramalısın, adı Graces.
Kendine bir bak, artık bir dedektifsin.
Bence pasta için hazırız.
-Merhaba, Joe. -Merhaba, Jenny.
Peki.
Seni gördüğüme sevindim.
Evet...
...ben de sevindim.
Gideyim.
Görüşürüz.
Beni asla bırakma.
Grace!
Grace.
İyi misin?
Başlıyoruz.
-Konuşma isteriz. -Hadi, sesini duyalım.
-Zorunda mıyız? -Evet, zorundasın.
Tanrım!
Peki, şöyle söyleyebilirim...
evet bu, en harika doğum günüm...
daha iyisini dileyemezdim kesinlikle.
Gerçekten, herkes, hepiniz en başından beri buradasınız ve...
ben...
teşekkür ederim.
Tamam, daha iyi olabilirdi.
Baba, dayanamadın yine.
Madem sen de söyledin...
peki.
İşte, buradayız.
Biz 25 yıldır birbirimize dost olduk.
Tabii, evet, bu sürede tuhaf kavgalarımız da oldu.
Bir şekilde bunları hayatımızla harmanladık.
Benim Anna'm, senin Jenny'nin.
Bize söz bırakmadılar.
Son olarak da Grace'miz aramıza katıldı.
Üstesinden geldik, Val...
yine aynı şekilde devam edeceğiz.
Birbirimize yine dost olacağız.
Neden bunu sevdiklerimizle kutlamayalım?
No comments yet. Be the first to leave one.