De første 194 linjer.
BEYAZLAR BECEREMEZ
Yan yana yürüsem seninle
İşte bu!
Beyler, şuradaki Venice Beach sahası mı?
Başka bir yer yok değil mi?
Dur bakalım. Bağış şapkasına hiçbir şey koymadın.
-Pardon dostum. -Tamam.
50 dolar iyi mi? Şaka şaka. Alın bakalım.
Gördünüz mü? Size cömert biri demiştim.
Burası eskiden "Kral" Eddie Farouk ile Duck Johnson'ın oynadığı saha mı?
Evet. Burası onların sayılırdı. Burada oynayan en iyi oyunculardı.
Siz bir de beni izleyin.
Şarkıya devam beyler.
Babam vaizdi.
Bu olaya bayılırım.
-Bir dolar koydu. -Ne yapacağız bununla?
-Bir dolara ne oluyorsa artık. -Peki.
Hadi bakalım!
Takma kafana.
Şu ufak elemana gönder.
Topu ufaklığa ver.
Devam, devam, devam. Hayır, hayır, pas verme...
Adamım be!
Şuna bak be. Gayet iyi.
Walter, şu koca yağlı kıçını kaldırsan diyorum.
Senin böyle rezil etmekten bıktım Walter. Kolay değil.
İnsanı bu kadar rezil etmek hiç kolay değil.
Ben seni köpek ediyorum lan.
-Yem ederim. -Bu kadar rezil
-olamam dostum. -Ben seni köpek ediyorum.
Hadi dostum. Bitirelim şu işi hadi.
At şu topu. At şu topu.
Pekâlâ, emanet Walter'da. Göster bakalım.
Şut atmayacak mısın? Hele bir dene, bak nasıl
blokluyorum seni. Asla sayı yapamazsın Walter.
-Çünkü yeterince iyi değilsin. -Sen öyle san.
-Sanmıyorum. Biliyorum. -Hadi şunun
-bir tadına bak. -Biliyorum. Ne yapacaksın?
-Nereye? -Topu yolla!
Defol şuradan dostum. Top bile süremiyorsun. Şuna bak!
Yürü, yürü, yürü. Devam! Hadi!
İşte böyle canına okurlar.
Füze gibi gitti be, füze gibi!
Fena koydu. Fena koydu!
Fıstıklar. Bakın ne diyeceğim.
Övünmek istemem ama benden iyisi yok. En iyi benim!
-İyi misin dostum? -Evet, iyiyim dostum.
Şu koca kıçını kaldır da biraz top oyna.
Dostum, çek şu ayyaş kıçını önümden.
İşte böyle Walter. İşte böyle. İnsan bu kadar da rezil edilmez ki.
Faul yaptın dostum!
Faul mü?
-Faul demek. -Al şu topu da kapa çeneni.
Peki. Kaç kaç oldu?
-Dokuz sekiz, biz kazandık. -Siz mi?
Siktir lan. Dokuz sekiz biz kazandık. Göte bak.
Ufaklık, sayabilsen astronot olurdun.
-Dokuz sekiz, biz kazandık. -Dostum!
George, astronot senin anandır.
Annene laf söyledi dostum.
Seni salak yerine koyuyor. Seni ve anneni.
Ben bunun altında kalmazdım dostum.
Annem astronot falan değil!
Annem astronot değil. Söylesene lan! Söyle!
Annen astronot değil. Baban da astronot değil.
Astronotlukla hiçbir ilginiz yok tamam mı?
Aynen öyle. Annem astronot değil. Anladın mı?
-Sal gitsin dostum. Siktir et. -George, dostum.
Annene astronot derken
senin ne kadar boktan olduğunu anlatmak istedim.
Peki, tamam. Anneleri hiç karıştırmayalım.
Ben seninkini karıştırmıyorum.
Annemi karıştırma dostum.
Karıştırmayacağım.
-Anlaştık. -Güzel.
Güzel!
Karıştırmayacağım.
Güzel!
Karıştırmayacağım.
Kaltağı eve ne zaman göndereyim?
-Hop! Skor ne? -Dokuz sekiz, biz kazandık.
Ne? Sana yenilmiş olamayız dostum.
Sana yenilirsek eve gidip kendimi asarım ki bunu yapmak istemem.
Siktir lan sıska.
Sen siktir lan dombili göt!
-Siktir lan! -Lan! İkiniz de çenenizi kapatın.
Kafamı siktiniz be kafamı!
Dostum, skor kaç kaç?
Sana diyorum mankafa. Ne o? Sağır mısın?
-Duvara mı konuşuyorum lan? -İsmim mankafa değil. Billy Hoyle.
Billy Hoyle.
Billy Hoyle!
Billy Hoyle. Peki, Billy. Ona kadar sayabilir misin, Billy?
-Tabii. -Güzel.
-Skor kaç kaç, Billy? -Bilmiyorum.
O zaman mankafasın.
Mankafa olabilirim ama ismim bu değil dedim.
Lafı iyi koydu, Sid!
Siktir lan.
Hadi!
-Pekâlâ. -Sekiz sekiz. Top sende.
Hayır, hayır. Dokuz sekiz. Top sende.
Çünkü bahane istemiyorum. Tamam mı?
-Sekiz sekiz. Berabereyiz. Top sende. -Deli misin lan?
-Siktir git buradan. Topu da al. -Top senin.
Senin dedim.
-Al şu topu. -Sidney!
-Senden bir şey almam. -Sidney!
-Senin hatun çağırıyor dostum. -Sidney!
Hatunun çağırıyor dostum.
En azından bir hatunum var.
Durun bakalım. Annelerden bahsediyordunuz.
Annen o kadar fakir ki, sokakta bir teneke kutuyu tekmelerken gördüm.
"Ne yapıyorsun?" diye sordum, "Taşınıyorum." dedi.
Annen o kadar yaşlı ki liseye at arabasıyla gidiyormuş.
Seninki de o kadar şişko ki düşünce yerler yağdan yapış yapış oluyor.
-Merhaba hayatım. -Selam tatlım.
-Ne haber? -Bak,
markette alışveriş yapıyordum, çek karşılıksız çıktı.
Nakit de yoktu.
Kusura bakma tatlım. 20 dolar yeter mi?
30 daha iyi olur.
-Yoluyor musun beni? -Evet.
Şu işe bak. Bunu sadece sen yapabilirsin.
-Anladın mı? -Evet.
Bak, burada birkaç iş var gibi.
-Sen merak etme. -Tamam.
Gitmem gerek. Dostum, ben gidiyorum.
Babanın işe dönmesi gerek. Beni kandırmaya çalışıyorlar.
-Görüşürüz de. -İnanabiliyor musun? Ben kaçar.
-Konuşuruz. -Görüşürüz.
Annene yaşına göre davran dedim, kadın olduğu yerde geberdi.
Dostum, senin annenin peruğu bile beyazlamış. Ne haber?
-Annenin dişleri öyle sarı ki... -Hey.
-...ekmeğe tereyağı niyetine sürülür. -Kesin şunu dostum.
İkiniz de bir nefes alın dostum.
Tüm enerjinizi toplamanız gerek. Hadi bakalım.
-Koşamam dostum. -Ne?
Ayak parmağım acıyor dostum. Yerime başkasını sok.
Gel hayatım. Sorun değil. Sen yine de kahramanımsın.
İşte böyle tatlım.
Bir dakika. Dur, dur, dur.
Bu Engelli Bey yerine kim girebilir?
Bu ana kuzusu yerine kim girebilir?
Hey. Ne diyeceğim... Şu Billy Ho'yu alalım.
-Billy Ho mu? -Hayır dostum, onu istemiyorum.
Oynarken izlemedin ki hiç.
-Belki de iyidir. -Dostum, bu herifi istemiyorum.
-Olmaz. -Billy Ho.
-Neden ki? -Çünkü beyazım.
-Çünkü beyaz. -Çünkü beyaz. Baksana dostum.
Bak, ne fark edecek ki? Bernard King'i getirsen bile fark etmez.
-İki sayı sallayıp bitireceğiz. Şak diye. -Şak diye.
-Şak diye. -Şak diye. Hadi, Billy Ho.
-Hadi bakalım. -Hey. Hayır, hayır.
Böyle havalı esneme hareketlerine gerek yok.
Tamam mı? Çık şu sahaya
ve defansta öylece takıl.
İki sayıda bitireceğiz.
Bu kadar. Gerisi umurumda değil.
Yeni takım arkadaşınız. Bir bardak su için artık.
Billy, şu esneme zırvasından belki ben de yapmalıyım.
Şimdi oldu mu? Peki, hadi biraz top çevirelim.
Gel, tatlım. Sana birkaç numara göstereyim.
Bende. Bende. Bende.
-Kaçıl şuradan dostum. -Pekâlâ.
Bak ne diyeceğim Billy. Neredeymiş bizim Billy?
Gel de nasıl kaçacağımı göstereyim sana.
Nasıl ama?
Elin top tutuyor demek. Nereye kaçacaksın?
Yakaladım seni. Nereye kaçacaksın? Dibindeyim.
Nereye kaçacaksın? Bu saha benim. Benim sözüm...
Ne oluyor? Dikkat edin! Önünü kesin!
-İşte bu tatlım! -Şans. Tamamen şans.
Galiba dokuza sekiz biz kazanıyoruz.
-Gönder. -Top bende.
Pekâlâ mankafa.
Bak, güneş bazen köpeğin kıçına da vurur.
Piyango herkese vurabilir.
Anladın mı beni?
Yolla, yolla.
-Yolla. -Topu istiyorsun demek.
Topu tutamazsın sen.
Hadi!
Çekil lan önümden.
İşte bu kadar tatlım.
Siktir git dostum. Astronot anana bak sen.
Annen astronot olamayacak kadar ayyaş dostum.
Bak ne diyeceğim.
Bana The Brady Bunch' taki herifleri andırıyorsun.
Değil mi? Oradaki götlere benzemiyor mu?
-O dizidekilere... -Cindy'ye, oradaki kıza benziyor.
Evet, aynen öyle!
-Genç, kıvırcık saçlıya. -Dur bir dakika.
No comments yet. Be the first to leave one.