De første 164 linjer.
Kurallar vardır.
Çevremizle uyum sağlamamıza yardımcı olacak davranış biçimleri.
Yerel geleneklere uyum için gezegenden gezegene farklılık gösterirler.
Ama bir kural var…
İlk kural…
O asla değişmez.
Öldürmeyeceksin .
ST. ANTHONY'S ŞEHİR HASTANESİ
8 GÜN ÖNCESİ
Devam et. Sorun yok.
Evet, iyi günler.
Tutar mısınız?
Yazıcıda bir sorun var.
Isınması gerekiyor olabilir.
PERSONEL
İMHA EDİLECEK
SADECE YETKİLİ PERSONEL
GÜVENLİK
2-8 ARASI - ÇATI ERİŞİMİ 4 - MERDİVEN 2
YANGIN ÇIKIŞI KAPI KAPALI OLMALIDIR
Siktir.
Telefonunu mu istiyorsun?
İsa şöyle dedi:
Size esenlik bırakıyorum,
size esenliğimi veriyorum.
Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum.
Yüreğiniz sıkılmasın
ve korkmasın.
Korkma.
Korkma.
ASİSTOL HAYATA DÖNDÜRME
Kaç.
İşte o zaman hata yaptığımı anladım.
Anladın mı? Tuzaktı. Beni oraya öldürmeye getirdiler.
Sonra kıyamet koptu, bağırışlar ve silah sesleri duyuldu.
Merdivenlerden çıkanı bile bilmiyordum. Kapıyı kırdılar. Tanrı'ya şükür sizdiniz.
Çapraz ateşte kalmadığın için şanslısın.
- Evet. - Adamlarım her zaman dikkatlidir.
Yine de söylemeliyim ki bir keresinde bir VIP'yi yanımızda gezdiriyorduk.
Bunu bazen
polis rolüne hazırlanan oyunculara da yapıyoruz.
Bilirsiniz… Adamın adı neydi?
- Jude Law. - Evet o. Jude Law.
Yanlışlıkla Inglewood'daki çılgın Kod 30'a denk geldik.
Ateş açıldı, memur vuruldu, her şey var.
Kurşunlar havada uçuştu. Bing, bing, bing. Bizim araca.
Jude Law'ı bu pisliğin tam ortasına sürmüştük.
Her şey yolundaydı
ama şikâyetlerin olacağından, kıçların elden gideceğinden emindim
ama adamım ateş altında soğukkanlıydı. Her şey yoluna girdi.
Jude Law'ı severim.
Evet, o iyidir.
Başka bir şey var mı Pete? Bu gecelik tamam mı?
Her şey yolunda. Geldiğiniz için sağ olun.
- Bir şey çıkarsa haber veririz. - Ama bir dakika lazım Pete.
- Tamam. - Sağ ol.
Beni nasıl teşhis ettin?
- Sesinden. - Sesim mi? O telefon görüşmesinden mi?
Hastanedeki kamera kayıtlarından.
Hareket ettiğini, yürüdüğünü gördüm.
Ters takılı saati kontrol ettin. Askerlik günlerinden kalma alışkanlık mı?
Denizcilerden.
Doğru ya. Semper fi. Her zaman sadık.
Ji Moon hastanede Chuy Jaquez'i öldürdüğünü gördü.
Şimdi de izini kaybettirmek için Ji'yi öldürmek zorundasın.
Her açıdan kötü şans.
Ama anlıyorum.
Chuy, Kelepir Satış yüzünden ölmek zorundaydı.
Bütün bunların sebebi bu. Öyle mi?
Bunların sebebi derken?
Peşinde olduğun şey. Ez4'lerle olan işin, uyuşturucular…
Bu senin sırrın.
Seni bu kadar çaresiz bırakan bu.
Bir saat önce aradılar.
"Onu rahat bırak."
Senden bahsediyorlardı.
Onu diyen kim?
Kim bilir?
Koruyucu bir meleğin var. Tebrik ederim.
Ama senin çocuğa tebrik yok.
Onu umursamıyorlar.
- Ben umursuyorum. - Ama nerede olduğunu bilmiyorsun.
Sen de bilmiyorsun.
Er ya da geç nerede olacağını biliyorum.
Yani?
Yani o bir keş.
Malum, öyle bir adam… Bu sadece bir zaman meselesi.
Senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum Teğmen Vega.
Kim olduğunu ya da ne istediğini. Ama işime devam edeceğim.
Bu, yoluna çıkacağım anlamına geliyorsa o zaman öyledir.
Onun dışında ben
konuşacak başka bir şey göremiyorum.
Evet, katılıyorum.
LOS ANGELES COUNTY ŞERİF KARAKOLU
Yemin edersiniz, rozet takarsınız .
Bir şeyle başlarsınız ama sürecin bir yerinde…
…başka bir şey olursunuz.
Bazen acaba değiştim mi diye endişeleniyorum.
Yeni mesajınız yok.
- Evet. - Hayır.
- Selam. - Merhaba.
Bunlar Iain ve Peter, meslektaşlarım, iş arkadaşlarım ya da…
Ne olduklarını bilmiyorum.
Bu, arkadaşım John.
- Memnun oldum. - Herkes ne içiyor?
Ben Pinot Grigio içiyorum, bu züppeler martini içiyor.
Sana bir şey söyleyelim mi?
Hayır, sağ ol.
Sana sorabilir miyim… Benim odamda mıydın?
Ne?
Odama girdin.
Tamam…
Bize biraz izin ver.
Sen… Ne oldu?
Sanırım olanı biliyorsun Charlotte. Örümcek ağı.
Hayır, bilmiyorum.
Bu ne böyle?
Ne beklediğimden emin değilim.
Görünüşe göre bu değil ama bu, bu iyi. Akıllıca.
Giriyorsun, seni görmeme izin veriyorsun. Kur yapıyorsun. Çok değil, biraz.
- Yavaşça yaklaşıyorsun… - Pardon,
neyin var bilmiyorum
- ama benimle… - Odamda kamera var.
Kameralar mı?
Güvenliğim için, merakım için, bunun için.
İçeri girdiğini gördüm.
Çekmecelerimi karıştırdığını gördüm.
Tanrım.
Beni görevli içeri aldı.
Sana not bırakmak istedim.
- Not mu? - Cilveli küçük bir not.
Git bak hıyar.
John Sugar denen adamla ilgili bir şey yok.
Arkadaşı yok, ailesi yok. Güzel bir otelde yalnız yaşıyor.
Önemsiz biri. Zengin müşteriler için dedektiflik cosplay'i yapıyor.
Olabilir. Ama yolumuza çıkarsa bazı insanlar bundan hoşlanmayacaktır.
Ne düşünüyorsun patron?
Bence endişelenecek bir şey yok.
Hannah McDaniels?
Evet.
Sizinle Ji Moon hakkında konuşmak istiyorum, sorun olur mu?
Hastaneye sizi görmeye gelmedi mi?
Hayır.
Luann Baker bazen geldiğini söyledi.
- Luann Baker mı? - İş arkadaşınız.
Eski iş arkadaşınız.
Orada gerçekleşen bir narkotik soygunu yüzünden kovulmuş.
Birinin, güvenlik kartını çaldığını ve ilaç dolabına girdiğini söyledi.
Aslında ona tuzak kurulduğunu söylüyor.
Tanrım.
Aslında şanslısın Hannah. Ben narkotik değil çete polisiyim.
Bir hastanedeki ilaç soygunu umurumda değil.
Tamam, peki. Umursadığınız ne?
Bu güzel bir soru.
Arkadaşlarım ve ben
Ji'nin çete bağlantılı bir cinayete tanık olmuş olabileceğini düşünüyoruz.
Doğru ya. Bunu duymuştum.
- Ne gördüğünü söyledi mi? - Hayır, sadece dedi ki…
Bazı kötü insanların onu aradığını duydum.
Bu doğru.
Bu yüzden onu bulmak istiyoruz, onu korumak için.
Bana nerede olduğunu söylersen Ji'ye büyük bir iyilik yapmış olursun.
Ji kötü bir adam değil.
Vahşi biri ama kötü değil.
No comments yet. Be the first to leave one.