Here Today

Here Today

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Here Today 2021 1080p WEB-DL DD5 1 H 264-EVO
En kommentar af Ferdi125
Language: Türkçe | thank Detective.K

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Udgivet den: 2021-07-07
Downloads: 27
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

Kardeşim! Affedersin!

Sol.

DUR

Dur işareti, sola.

Bir, iki, üç, dört, beş.

FLAŞ HABER

Sağda.

FLAŞ HABER KABLOLUNUN BİR NUMARALI KOMEDİ ŞOVU

Bay Burnz?

Charlie Burnz müsünüz?

Charlie Burnz, size diyorum.

Bay Burnz, Charlie Burnz.

FLAŞ HABER

Biraz süpür. Sahne donanımları yerlerinde olsun.

-Selam Marge. -Selam Charlie.

Herkes nerede?

Charlie, bugün pazartesi. Yazar toplantısındalar.

Doğru. Hafta sonum zorlu geçti.

Tamam, kendine iyi bak. Pekala.

Çabuk ol. Yeni skeç önerilerine başladılar!

Bu yeni skeçte...

...kimseyi gücendirmemeye dikkat ettik, bu yüzden hazır olun...

...ve keyfinize bakın.

Tamam, bu...

Bu yeni bir komedi albümü için uzun reklam.

Gezegen, yıldızlar ve uzayın çok güzel görüntüleriyle başlıyoruz.

Sonra anlatıcıyı duyuyoruz ve alt yazı görüyoruz.

George Carlin ve Richard Pryor'ın geleneğinde...

...sıradaki komedi sesini sunuyoruz.

Sonra Stephen Hawking'in bir fotoğrafına geçiyoruz.

Ama onu bir tuğla duvarın önüne koyduk.

Komedi kulübünde gibi duruyor.

Bilgisayarının olduğu yerde mikrofon var.

Belki bana öyle geldi ama kara deliklerin olayı ne? Değil mi?

Taklit sever misiniz?

Toplantı sence nasıl geçti?

Birkaç çok komik fikir.

Ama Brad, biri Roger'la ses tonu hakkında konuşmalı.

Biliyorum. Bence geriliyor.

Hadi ama.

George Carlin, Richard Pryor.

Stephen Hawking kendi ismini ondan daha iyi telaffuz ediyordu.

Yeni bölüm için bir tane.

Ya da Roger'ın dediği gibi, yeni "bö-lüm."

Tamam, çocuklara veririm.

Bu arada yeni bir icat var, bilgisayar.

Bir tane al bence.

Vardı ama bunu seviyorum.

Birlikte başladık. Kağıda dokunmayı seviyorum.

Tuşun demin orada olmayan bir iz bırakmasını seviyorum.

Ama bunlardan biriyle kendimi şımarttım.

Kullanmayı biliyor musun?

Kesinlikle. E-posta, mesaj göndermek ya da telefon açmak istemiyorsam.

-Onlar önemli değil. -Hiç.

-Yemek yiyelim mi? -Randevum var.

Bay Sosyal'e bak sen.

Şehir içi kütüphaneler için olan bağış etkinliğinde yemek için...

...açık artırma kazanan biri.

Çok güzel geçer.

Güzel restoran. Affedersiniz.

Hayır.

Pardon. Hoşça kalın.

Belki sizsiniz. Merhaba.

Phil Donahue. Memnun oldum.

-O da neydi? -Bayım, merhaba.

Özür dilerim. Yanlış kişi.

Affedersiniz. Hoşça kalın.

Affedersiniz. Acaba beni mi arıyorsunuz?

Ben Charlie Burnz.

-Yok artık. -Ne?

Bu sen miydin?

Evet.

Kötü yaşlanmışsın.

Öyle denebilir ama o çok eski bir fotoğraf.

Mayflower'da çekilmişti. Disk itme turnuvasını kazanmıştım.

Tebrik ederim. Ben Emma Payge.

-Emma, memnun oldum. Otur. -Geciktim, üzgünüm.

Boş ver. Sorun değil. Gelmene sevindim.

Açık artırmada bana teklif verdiğin için sağ ol.

Senin yaşında birinin hayranım olması gururlandırdı.

-Gerçek? -Tabii.

Kim olduğunu bilmiyorum.

Eski sevgilim sana teklif verdi.

-Sen vermedin mi? -Hayır.

Bu nasıl...

O bir aktör ve oyunculuk dersinde...

...senin sahnelerinden birini oynuyordu...

...seninle tanışmak isteyip teklif verdi.

-Ne kadar? -Yirmi iki.

-2.200 dolar mı? Müthiş. -2.200 dolarmış!

Yirmi iki dolar.

Kazanan teklif 22 dolar mıydı?

Yirmiyle başladı ve 50 sent artarak gitti.

Çok üzücü.

Merhaba. Le Monde'ye hoş geldiniz.

Garsonunuz benim. Ne alırdınız?

-Burada hiç yedin mi? -Hayır.

Biftek sandviçleri harikadır. Bir tek onu alırım. Müthiş.

Mükemmel. Deniz mahsulü salatası.

-Tamam. Size? -Ben de...

Ekstra deniz tarağı, kalamar ve yengeç eti alabilir miyim?

-Tabii. Peki size efendim? -Ben...

Bir de üstüne ıstakoz kuyruğu ve ekstra midye alabilir miyim?

Bir sürü midye.

Yeni Zelanda'dan gelenden, Jersey değil. Onlar kıllı.

İçinde ne var kim bilir? Zehirli olabilir.

Bitti mi? Çünkü söylemediğin birkaç tür kaldı.

Buyur.

-Ben... -Diyet kola alabilir miyim?

Peki size efendim?

Ton balıklı sandviç, tam buğday ekmeği, buzlu çay.

Tamam.

Biftek sandviçi çok güzel deyip neden...

...ton balıklı sandviç söyledin?

Sen Atlantik Okyanusu'nun yarısını söyleyince...

...canım menüde kalan son balığı istedi.

İyi dedin ihtiyar.

Sana bir şey sorayım.

Eski sevgilin niye gelmedi?

Beni aldattı.

Yatakta çok kötü olduğum içinmiş.

İnan bana doğru değil, tamam mı?

Hareketlerimi görmelisin. Yatakta sirk gibi.

Tamam. Önce şu yemek bitsin.

-Belini kırarım ihtiyar. -Teşekkürler.

Ölüp yüzünde gülümsemeyle yatarsın orada.

Çocukların "Nasıl öldü? Babam nasıl öldü?" der.

Ben de gözlerine bakıp şöyle derim...

...üstümde.

Çok hoş bir düşünce.

Komiksin ihtiyar.

Geldiğime sevindim. Eski sevgilime nazire yapmak için olsa da.

Her gün duymayacağın bir iltifat.

-Dalgayla gelene bak. -Evet.

-Çok teşekkürler. -Afiyet olsun.

Emma, açık büfen afiyet olsun.

Demek komedi seviyorsun.

Hayır.

Sevmiyor musun?

Yani gülmeyi severim ama gerçek hayatta. Anladın mı?

Gerçek hayatta yaptığım o. Komedi yazarıyım.

Pazarları Funny kanalında Flaş Haber'i izlemedin mi?

Ayrıca Broadway ve filmlere yazıyorum, beş kitabım var.

Sen ne yapıyorsun?

Charlie, iyi hissetmiyorum.

Suratın niye birden büyüdü?

-Dudaklarımı hissetmiyorum. -Deniz mahsulüne alerjin mi var?

Belki de.

Ne yapayım?

-Hastaneyi ara! -Ne?

Hastaneyi ara!

En yakın hastaneyi ara!

Bilmiyorum. İnternete bakayım.

-En yakın hastaneyi ara! -Sorun mu var?

Aman tanrım! Tamam, ne yaptınız?

Hiçbir şey!

Jersey midyeleri!

-Ne? -Jersey midyesi olduğunu biliyordum!

-Jersey mi? Ben Jersey'liyim. -Acil lütfen.

Acil durum bu.

Herkes sakin olsun.

-Ambulans çağırmalıyız. -Siri! Senin derdin ne?

Deniz mahsulüne alerjik tepki vermiş miydiniz?

Sipariş verdiniz ve bu mu oldu?

-Canım çekti. -Tamam. Geldik sayılır.

İyileşeceksin.

Charlie?

Charlie!

Her şeyim sensin Charlie, beni bırakma!

Tanrım.

Bay Burnz?

Formları doldurması gereken ben değilim.

-Bayan Payge'le ilişkiniz ne? -Beni müzayedede kazandı.

Peki, inanmayın.

Sigortası yok...

...ve buradan yalnız çıkmamalı.

Sigortası mı yok?

Tamam.

1.100 dolar mı?

Evet. Ambulans faturası postayla gelecek.

Çıkarken bana ödersiniz.

-Kızınız iyileşecek. -Kız...

Harika. Değil mi?

Onu Kenya'daki yetimhaneden evlat edinmenizi anlattı.

-Çok özel bir şey. -Anlattı mı?

-Evet. -Evet, şey...

O özel biri.

Bu çok ağır bir reaksiyon.

Başka alerjisi var mı?

Bence onunla konuşmalısınız...

...ya da kabilesinden yaşlılarla sizi konuşturabilirim.

Mbolo'yu istersiniz.

Bu kadar çabuk hareket etmeniz iyi.

Gecikseniz hikaye başka olurdu.

Reçetesi burada.

Eczane bu tarafta.

600 dolar mı?

Yani ton balıklı sandviç 2.000 tuttu.

-New York'a hoş geldin. -Bu ne?

Adrenalin. Bir saat içinde ona vermelisiniz.

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left