The Hypnosis

The Hypnosis (Hypnosen)

Download Turkish undertekster

Udgivelsesinfo

Hypnosen (2023) tr
En kommentar af hajkarax

Tags

webdl
Udgivet den: 2024-09-15
Downloads: 66
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

HİPNOZ

İlk adetimi gördüğümde 11 yaşındaydım.

Diğer kızların aksine çok fazla kan vardı.

O zaman bilmediğim şey ise bir rahatsızlığım olduğuydu.

Kanımın pıhtılaşmasını engelleyen bir kan hastalığı.

Kanamam durmuyor.

Kolumda küçük bir kesik olsa bile kan durmaksızın akıyor.

Mesele şu ki, işin ilginçleştiği yer burası,

buna verdiğim ilk tepki utanç duymak oldu.

Vücuduma olanlardan utanıyordum.

ve kesinlikle dillendirmek istemiyordum. - "Kesinlikle."

- Kesinlikle dillendirmek istemedim. - Tamam. Evet.

Neyse ki cesaretimi toplayıp sonunda anneme söyledim.

Aksi takdirde işler gerçekten kötü gidebilirdi.

Paralel bir hikâyede,

belki başka bir zamanda

ya da sadece başka bir ülkede olsaydım

ölebilirdim.

Dünyanın pek çok yerinde kadın sağlığıyla ilgili her şey hâlâ tabu.

- 66 saniye. - Başardın. İnanılmaz.

- Gerçekten çok iyiydi. - Kesinlikle.

Bence bir dakikanın altına indirebiliriz. Biraz daha sıkıştırabiliriz.

- Ama yeterince iyi, değil mi? - Tanrım, evet. Başardın.

Dürüst, gerçek ve kişisel.

Ama sanki… Biraz ağır bir hikâye mi?

Biraz daha hafif, olumlu bir mesaj verebilir miyiz?

Hayır. Bu ciddi bir konu. Tonlaması da bu yüzden harika.

- Harika. Gerisi sizde, değil mi? - Evet.

Beğendin mi?

Çok güzelmiş. Bunu giyeceğim.

Shake Up'ı bilmeyenler için bize biraz bundan bahsedebilirsiniz.

Bir sunum koçu ile birlikte üç günlük bir atölye çalışması.

Büyük bir sunum yarışmasıyla sona eriyor.

Start-up'ınız seçildi. Nasıl hissediyorsunuz?

- Davet edildiğimiz için çok gururluyuz. - Yetenekli uygulama geliştiricileri var.

Onlarla tanışıp onlardan öğrenmek için gerçekten sabırsızlanıyoruz.

Pekâlâ.

EpiOne'ı öne çıkaran nedir?

- Epione. - Pardon.

Epione diğerlerinden nasıl sıyrılacak?

Biz sadece Batı dünyasına değil, küresel olmaya odaklandık.

Uygulama en büyük farkı, en az kaynağa sahip ülkelerde yaratıyor.

Uygulamadan çok fazla veri topluyorsunuz. Bunlar kaydediliyor mu?

- Bir çözüm üzerinde çalışıyoruz. - Üzerinde mi çalışıyorsunuz?

- Aslında bir çözüm bulduk. - Çoktan düzeltildi.

Düzelttik.

Bir fotoğraf çekebilir miyim? Birlikte harika görünüyorsunuz.

Biraz daha gülümseyin lütfen. Harika. Teşekkür ederim.

- Verileri araştırma için kullanacağız. - Aynen öyle.

- Bilgileri asla satmayacağız. - Kesinlikle.

- İkiniz de aynı fikirde misiniz? - Evet, kesinlikle.

Ne tür bir köpeksin sen?

İlk olarak…

İlk olarak buna karar vermelisin.

Böyle.

- Bu bir chihuahua. - Ben büyük bir köpeğim.

- Sokak köpeği gibi mi? - Sokak köpeğiyim. Portekiz'den.

Merhaba köpekçik.

- Sigara kokuyor muyum? - Birazcık.

Kahretsin. Özür dilerim.

Bir hipnoterapiste görünmeyi düşünüyordum.

- Sigarayı bırakmak için mi? - Evet.

Bunlar saçma işler değil mi?

Hayır, değil.

Gerçekten yaygın. Çoğu insan gidiyor.

Bence her şey iradeyle alakalı.

Randevu ayarladım bile.

Peki.

- Heyecan verici. - Evet.

Şimdi ne...

Bence bu sunumu yaparken bazı özelliklerin ödeme karşılığı olacağını da eklemeliyiz.

Gelecekte öyle olacağından bahsedebiliriz.

- Yapmayacağımızı söylemiştik. - Ama daha fazla fona ihtiyacınız var.

Kesinlikle. Tabii ki.

İstemediğiniz bir şeyi yapmamalısınız ama duracağımız yer burası değil.

Bunun üzerine gitmeliyiz.

- Bir olasılık olarak belirtebiliriz. - Olabilir.

Hatta yapmamıza bile gerek olmayabilir. Sadece söylesek yeterli, değil mi?

- Kesinlikle. - Doğru.

Sanki sağlıksız bir davranışın bir parçası gibi geliyor.

Stresli oluyorum ve iyi hissetmiyorum.

Stres altında mı hissediyorsunuz?

Hayır. Stresli mi görünüyorum?

Belki… Bazen öyle hissediyorum ki…

sanki hiçbir şeye dahil değilmişim gibi.

Yani…

Dahilim ama artık karar veremiyorum.

Daha doğrusu,

başkalarının benden beklediğini düşündüğüm kararları veriyorum.

Sanki her şeyi uyum sağlamak için yapıyormuşum gibi geliyor.

- Belki de sorunun sigara içmek değildir. - Değil.

Kendini tutuyormuşsun gibi hissediyorum. O ses hepimizin içinde var.

O sesin güçlenmesine izin verirsek bizi engelleyebilir.

Bazen bu sesi kısmamız gerekir.

Bence denememiz gereken şey biraz radikal bir şey.

İlk defa öne çıkmayı arzulamadığın noktayı hatırlıyor musun?

Çocukluğumdan kalma bir şeyi mi?

Evet.

Uzan lütfen.

Sadece sesimi dinle. Tamamen rahatlayabilirsin.

Tek duyduğun şey sesim.

- Sana dokunmamın sakıncası var mı? - Yok.

Kolun ağır.

Göz kapakların çok ağır.

Büyülü ve mistik bir yolculuğa çıkıyoruz.

Yolculuk derinlere iniyor.

Kolun ağır.

Göz kapakların ağır.

Gözlerin...

…kapanıyor.

Artık derinlerdesin.

Orada bir kapı var.

Kapıyı açıyorsun…

…ve orada küçük Vera'yı görüyorsun.

Küçük Vera'nın elini tut.

Yanına oturup kendini güvende hissetmesini sağla.

Kendini iyi hissetmesi için ona ne söylemen gerekiyorsa söyle.

Ondan bire doğru sayacağım.

On.

Dokuz.

Sekiz.

Yedi.

Altı.

Beş.

Dört.

Üç.

İki.

Bir.

Merhaba.

Merhaba.

Anne, kim bu adam?

- Kız arkadaşımı bekliyorum da. - Peki.

Çocuk parklarında takılan tiplerden biri olduğumu falan mı…

- Neden böyle düşüneyim ki? - Ne?

- Neden böyle düşüneyim ki? - Hayır, düşünmemelisin…

Annenin, arabasını ödünç vermesi çok hoş.

- Ne? - Hiçbir şey.

- Shake Up için hazır mısınız? - Kendimize güveniyoruz.

Hayır, teşekkürler. Gazlı içecek sevmiyorum.

- Kendimize güveniyoruz. - Güzel. Julian işini biliyor.

Keyfine bak, biraz çerez ye.

- Lezzetli mi? - Evet.

Tamam, ben de deneyeyim madem.

Wi-Fi sorun çıkarıyor.

- Bakmamı ister misin? - Lütfen. Modem köşede.

- Gördün mü? - Evet.

Eli iş tutan birine sahip olmak harika olmalı.

Evdeki birçok şeyi ben tamir ettim. Gel de bak.

Doğrudur.

Demek istediğim, sen teknolojiden bu kadar anlamıyorsun.

- Belki de sen fark etmemişsindir? - Bazı insanlar bu konuda iyi değildir.

Ben de herkes kadar bilgiliyim.

Aslında bu işlerde pek iyi sayılmam.

Ben yapmadım. Ben sadece...

- Gidip arabanın anahtarlarını getireyim. - Çok teşekkür ederim.

Bu arada, Julian'a senden selam söyleyelim mi?

- Eskiden birlikte çalışıyormuşsunuz ya? - İstediğin gibi takıl.

Annene karşı çıkman harika.

Ne dinliyormuş bir bakalım. "İrlanda bar panayırı."

Enteresan.

Annemin bununla dans ettiğini düşünsene.

Hani Titanik'te "ayaktakımı" ile dans ediyorlar ya?

- Bana hareketlerini göster! - Hayır.

Hadi ama!

- Sen"ayaktakımı" mı dedin? - Bilmiyorum.

Hiç sanmıyorum.

Hadi ama!

- Shake Up! - Shake Up!

- Shake Up! - Shake Up!

-Merhaba. Hoş geldiniz -Merhaba. Teşekkürler.

- Shake Up için buradayız. - Pekâlâ.

- Adınız neydi? - Epione.

Epione. Harika.

Vera.

Teşekkür ederim.

Başlamak ister misiniz?

Sunuma mı?

Evet.

Bu yüzden buradayız, değil mi?

- Sunumlarınız üzerinde çalışmak için. - Evet, tabii ki.

Başlayabilirim. Başlayabiliriz. Birlikteyiz.

- Sahne senin. - Tamam.

Şunu çıkarayım. Çok sıcak.

- Burada mı yapacağız? - Evet.

Sen başla.

Pekâlâ.

Size ilk regl olduğum zamanla ilgili bir anekdot anlatarak başlayacağım.

- İngilizce. - Ne?

İngilizce olarak.

Şey... Neyse. 11 yaşındaydım. Çok gençtim.

Mesele şu ki ben hemofili hastasıyım.

Kanımın pıhtılaşmamasına neden olan bir kan rahatsızlığım var.

Kanım akıyor da akıyor.

Öylece durmuşum, 11 yaşındayım

ve kanlar içimden bir nehir gibi fışkırıp önümdeki kaseye boşalıyor.

Koltuğu ve yeri kanla kaplıyorum ve paniklemiş bir hâldeyim.

Anneme koşuyorum ve,

"Ne olduğunu anlamıyorum! Kan durmuyor!"

O da böyle durumlarda pek iyi olmadığından kendisi de paniğe kapılıyor

ve pahalı tasarım halısına kan bulaşacak diye endişeleniyor.

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left