De første 200 linjer.
Tekrar ediyorum, duyuyor musun Trevante Cole?
Sinyal kesildi.
Ana gemiden.
Tüm hayati değerleri.
YAŞAM DESTEK SİSTEMLERİ ARIZASI
İKİ YIL SONRA
ESKİ ABD, DÜNYA
- Selam. - Buyur. Herkes salonda.
Pekâlâ Trevante. Bugünkü görevimiz dünyayı kurtarmak.
Armstrong, hayır!
Armstrong!
Başkan Zhou, M-Günü anısına kısa bir konuşma yapacak.
GCN M-GÜNÜ KUTLAMASI
Sadece iki yıl önce ana geminin düşüşü.
DÜNYA ÇAPINDA MUM IŞIĞI AYİNLERİNE MİLYONLAR KATILDI
İnsan zekâsı.
Size söylüyorum, biz baskın türüz.
İnatçı bir grup pisliğiz.
Steven, diline dikkat.
Özür dilerim tatlım.
Beni takip et Caspar.
Hazırım Komutan Cole.
Arkandayım koca adam.
Gezegenimizin bize ihtiyacı var.
İki yıl önce, iki cesur insan, Trevante Cole ve Caspar Morrow,
bizimkileri kurtarmak için hayatlarını feda ettiler.
Ana gemiyi gökyüzümüzden indirdiler ve uzaylılar...
Allie, yukarı git ve kardeşini getir.
Bu adamlar, birlik olursak insanlığın neler başarabileceğini
en iyi şekilde gösterdiler.
İşte burada.
Usta bir uzaylı.
Hadi dünyayı kurtaralım.
Toby!
Hayır!
Şimdi gerçeğine daha çok benzedi.
Yok oldu.
Gel. Annem başladığını söylüyor.
Şimdi uyum sağlıyoruz
ve temellerimiz sürekli saldırılarla tekrar tekrar sarsılırken
hâlâ ayakta.
Bugün uzaylı saldırısı olmadan geçen iki yılı kutluyoruz.
Ana geminin düşüşünden ve istilanın sona ermesinden bu yana iki yıl geçti.
Her insanın, bir bütün olarak, kaybettiklerimizi hatırlamasını istiyorum.
BAŞKAN ZHOU: "ŞİMDİ BİRLİKTE ÇALIŞIYORUZ."
M-GÜNÜ'NDEN İKİ YIL SONRA
- M-Günü satışlarını gördün mü? - Hayatım.
Ne var?
- Konu satışlar değil. - Hadi ama.
Armstrong nerede?
Armstrong? Armstrong.
Gel oğlum.
Tatlım. Kapıyı kapatmayı mı unuttun?
Gidip bakacağım.
- Bakacağım. - Sağ ol. Bu evet demek.
Ben bırakmadım.
- Hafta sonu gitmeliyiz. - Evet.
Tabii ya.
Armstrong!
Armstrong?
Armstrong.
Armstrong?
Armstrong.
Buraya gel.
Armstrong?
Armstrong.
GEÇİT ALANI 11, ATLANTİK OKYANUSU, DÜNYA
Sadece tavuk.
O zaman neden tavuk demiyorlar?
Ne zaman gizemli et lafı duysam aklıma sudan çıkmış avcı-katil cesedi geliyor.
Hiç uzaylı eti yedin mi?
Tadı tavuk gibi değil. Daha keskin.
Muhtemelen ana gemiden gelen başka bir ölüm titreşimidir.
Keşke benim annem de böyle uykuda kalsaydı. Raporu yollayacağım.
Evet... Bu bir ölüm titreşimi gibi gelmiyor.
Komuta, burası geçit kontrolü. Değerler 100 ve yükseliyor.
Evet efendim, eminim. Şu an 200'de ve hâlâ yükseliyor.
- Sarsıntılar ne zaman başladı? - Bilmiyorum. Bir dakika kadar önce.
- Tatbikat mı efendim? - Tatbikata benziyor mu?
Geçit aktifleşiyor. Dağılın ve kapağın etrafını sarın.
Uzaylı yaşam formu görürseniz hemen ateş edin.
Kapağın açılmasına üç, iki, bir.
- Yüzbaşı. - Bekleyin. Her şeye hazır olun.
Vay anasını.
- Ne görüyorsun asker? - Bu Trevante Cole efendim.
ESKİ İNGİLTERE, DÜNYA
Sergi altı gün sonra
bu da dört günde çalışmaları bitirmemiz gerektiği anlamına geliyor.
İstisna yok.
Dünya ülkelerinin yarısı hangi bayrağı çekeceğini bilmiyor.
Dünya karmakarışık ve bu ezikler takımları için
savaşmaya hazır.
Bence hoş bir şey. Her şeyin normale döndüğü anlamına geliyor.
Şort giyen erkekleri destekliyorum diyebilirim.
Buna içilir.
Bence şortların daha kısa olması gerek.
Sen de ölebilirsin, umurumda değil.
Nasıl istersen!
Ah tatlı Westley'm. Ben ne yaptım?
Aman... Bayıldım.
Bu...
Neymiş o?
Belirli bir şey değil.
Yani, sanırım bir his.
Eskiden hissettiğim gibi.
Evet. Şimdi görüyorum. Bir dâhi.
Bu çok güzel. Gerçekten.
Bunu söylemek zorundasın. Erkek arkadaşımsın.
Ne? Sözleşmemde o kısmı görmedim.
Yazıyor.
Bunu gören oldu mu?
Muhtemelen sanattan anlayan bir züppedir.
Alınmak yok.
Alınmadım.
Gidip bakacağım.
Biraz hava alacağım.
Ne?
Merhaba?
Kimse var mı?
Kimse var mı?
Hey.
Hey, beni duyan var mı?
- Yemen lazım. - Kim dedi bunu?
Kim konuştu dedim? Kimdi o?
Neredeyim?
- Gemide miyim? - Gemide olduğunu mu düşünüyorsun?
Hayır.
Bilmiyorum.
Emin misin?
Bilmiyorum dedim.
Adını biliyor musun?
Bu ne böyle?
Adım Trevante Cole. Senin adın ne?
Adımın bir önemi yok. Rütben ne?
- Bu nedir? - Rütben ne?
Astsubay.
Aile üyeleri?
Bunu bana neden soruyorsun?
Söylediğin kişi olduğunu kanıtlamak için.
Başka kim olabilirim ki?
Anılarımızı öğrenmenin yolunu biliyorlar. İnsanların kafalarına giriyorlar.
Hayır.
O lanet uzaylılardan biri değilim. Tamam mı?
Tamam mı?
Dinle, insansan...
İnsansan beni buradan çıkar, tamam mı?
Emin olana kadar olmaz.
Emin mi? Emin... Burada duruyorum... Buradayım işte.
Burada duruyorum işte.
O yüzden sana sorular soruyorum.
Neden bahsediyorsun? Bunun anlamı ne?
Neredeyim ben?
Caspar.
Caspar nerede?
Hey.
Sana bir soru sordum. Caspar nerede?
Bir sürü soru sordun.
Caspar nerede?
Morrow. Caspar Morrow.
Nerede o?
Caspar Morrow iki yıl önce uzaylı ana gemisi Dünya'ya düştüğünde öldü.
Trevante Cole gibi.
Senin hayati değerlerin... Onun hayati değerleri...
...hiçbir yaşam belirtisi göstermedi.
Tekrar soruyorum, aile üyeleri?
Hayatta kalan aile üyeleri?
Çarpıcı bir gelişme,
tarihin en büyük askeri Trevante Cole hayatta ve Dünya'ya geri döndü.
İki yıl önce Trevante Cole ve Caspar Morrow
istilayı ve avcı-katillerin saldırısını durdurmak için
kahramanca bir çabayla uzaylı ana gemisine girdiler.
İkisinin de görevden sağ kurtulduğuna inanılmıyordu.
Jamila.
- ...hükûmet kaynakları doğruladı. - İyi misin?
Cole geri döndü.
Dönüşünün nasıl olduğu gizli.
Evet.
Hayır, ben... Ben...
Tıbbi muayene ve sorgulama için
DSK Karargâhına gidiyor. Cole'un...
Bu nasıl sızdı?
Hiçbir fikrim yok. Buradan sızmadı.
Çok sıkı tutmamız gerektiğini söylemiştim.
Evet, burayla onu çıkardıkları yer arasında epey mesafe var.
Bunu daha fazla saklayamayız.
Onu hazırlamalıyız.
Ne için hazırlayacağız?
Dünyayla yüzleşmeye Jack.
Adam gezegen tarihinin en büyük kahramanı ve hayatta olduğunu öğrendiler.
Onu çıkarmalıyız.
Bence bu bir hata.
Bu bir emirdi.
Beni dünyayı olası tehditlerden korumaya
yardımcı olacak istihbaratı yönetmem için işe aldınız.
Sayın Başkan, size söylüyorum, elimizdeki adamın tehdit olmadığından emin değilim.
O zaman emin ol.
Yirmi dört saat sonra uçakta olacak.
Hadi. Bir, iki, üç, dört...
Hey!
Biriyle konuşmam lazım.
No comments yet. Be the first to leave one.