De første 200 linjer.
O üste değişik boklar dönüyor demiştim!
Sokuk bir mutant bebek yapmışlar!
Çocuklar, hadi!
Hadi, hadi!
Susie!
Lilly!
Elini ver bana.
Grogan, ha?
Oldukça emindi.
Sinemadaki sinema makinisti.
Elinde bir mumla.
Philly Malkin oğlumla aynı okuldaydı.
Biraz saygılı ol.
Affedersin.
Sence onlara ne yaptı? O kadar kan, ceset yok?
Ben nereden bileyim?
Belki yemiştir.
Ailelerini düşünemiyorum.
Bu gerçek bir trajedidir.
Hastalıklı piç.
Hâlâ orada bekliyorlar.
Gidebilmek için ya çocukları bulmalılar ya da suç atmanın yolunu.
Dedim onlara; o çirkin olay olduğunda sinemanın yakınında bile değildin.
Burada olduğunu söyledim. Endi Griffith izledik, sonra uyudun.
Onlara her şeyi sorun dedim.
Sence annemi tanıktan sayarlar mı?
Sana söyleyeyim; bizi korkutmaya çalışıyorlar.
Yapmadığın bir şeyi itiraf ettirecekler.
Ama siktirsinler!
Sakin ol anne. Ronnie hâlâ içeride uyuyor...
O da o çocukları en başta içeri almayacaktı!
O çocuğa ne olduğunu çözmeye çalışıyorlardı.
O kadar. Bu onun suçu değil.
Senin suçun.
Kızın aklına Hollywood zırvaları sokuyorsun.
Nora Charles falan sanıyor kendisini.
Dünya nasıl bir yer, unuttu gitti be!
O güvende, anne. Önemli olan da bu.
Haftaya o kızı okula geri yollayacaksın.
Eğitime ihtiyacı var.
Yoksa bu lanet kasabadan nasıl çekip gidecek?
Anne, çocuklar kayboluyor, gözler üstümüzde.
Arkamdan konuşuluyor, arkandan, arkamızdan!
Ronnie'yi gözümün önünden ayırırsam, başımıza daha neler gelir!
Kızı sonsuza dek koruyamazsın!
Pazartesi olsun, sabah ilk iş okula gidecek.
Başı dik, alnı ak.
Ronnie, benimle oyun oynama. Oradasın.
Veronika Grogan.
Gerçekten suçu sana atıp seni götürecekler mi?
Yok, yok, canım, yok...
-Ama az önce dedin ki... -Evet, ne dediğimi biliyorum.
-Büyükler öylesine konuşurlar. -Buraya gel.
Bana hiçbir şey olmayacak.
Her şey yoluna girecek. Anladın mı?
-İşte geldi. -Baba!
Gücünü göster.
Bu mu? Hepsi bu mu?
-Fazlasını kaldıramazsın. -Öyle mi?
Tamam. İşte böyle.
Ne habersin?
-Odamı görmek istiyorum! -Üst katta.
Tam iki saattir bu verandada sizi bekliyorum.
İki saattir, evet.
Hız sınırının epey bir altında kullandım.
-Merhaba bebeğim. -Hoş geldin.
-Tanrım. -Beyin var?
Üste ufak bir kaza geçirdim de. Dayak yemiş gibiyim.
-Tüh. Kötü mü? -Öldürmez.
Ne diyorsun?
-Daha büyük. -Çok iyiymiş.
Evet, sessiz bir mahalle, evet. Öyle işte.
-Güzelmiş. -Evet.
İyi günler.
Emin misin? Bir sorun yok mu?
Derdi olan, gitsin derdini Kennedy'ye anlatsın.
Tanrım!
Bu şey harikaymış!
Bakalım burada ne varmış.
Evet, merkezde güzel bir ikinci elci buldum.
Sahibi indirim yaptı.
Tam da istediğim türden. Nereden bildin?
Bir adam kendi oğlunu tanımaz mı?
Yani en son hediyen kravattı.
Bayılmıştın hani?
Ama kravatla Jüpiter'i göremezsin.
Aslında lazım olunca biz pilotlar yön bulmak için gezegenleri kullanırız.
Kokpitte bir cihaz bulundurmamız gerekir. Arıza olursa diye.
-Sekstant, değil mi? -Aynen öyle.
Küçük seyrüsefercim.
Gece daha iyi olur ama şimdilik bunu şeyde kullanırız, komşuları gözetlemede.
Bence böyle bir şey yapmayalım.
Evet, sanki daha iyi.
Bir şakaydı.
-Deneyebilir miyim? -Evet, tabii, lütfen. Olur.
İçinde ayna var. İki ayna aslında.
Aynalardan biri ışığı yakalıyor ve...
Diğeri de, büyütüyor.
Bildin, oğlum.
Kesinlikle ipek bonemden vazgeçmeyeceğim.
Hızlı toparlandık.
Biliyorsun, Charlotte, Charlotte'ın bonesi olmadan uyuyamaz.
Yarın her şeyi yerleştiririm.
Teleskop doğru karardı aşkım. Teşekkürler.
O çocuğun son ihtiyacı...
...kağıtları uçuşmasın diye kullanacağı bir beyzbol topuydu.
Onun yaşında bir eldiven için böbreğimi satardım.
Sen başkasın o başka, değil mi?
Zekası başına iş açıyor, haklısın.
Seni etkilemeye çalışıyor.
Canın yanıyor mu?
Onun tam tersi ne oluyordu?
Sensizlik bana göre değil.
Ben sana göre miyim?
SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI HAVA KARARMADAN EVDE OLUN
-Dean mi? -Hayır.
Tarih dersinden Cole mü?
-Ne haber kızlar! -Hadi, söyle gitsin işte!
Ne? Neyi söylesin?
Söz, kimseye söylemeyiz!
Konu nedir?
Sormayı kesebilirsiniz çünkü söylemeyeceğim.
Neyi söylemeyeceksin?
Biz yakın arkadaşlarız.
Kimden hoşlandığını söylemek zorundasın ki senin için mutlu olabilelim.
Senin için mutlu olmayalım mı?
Evet, senin için mutlu olmayalım mı?
Söz verin gülmeyeceksiniz.
Yarına sağ çıkamayayım ki.
Tamam.
Scotty Mills yavaş yavaş hayalimdeki erkeğe dönüşüyor.
Al işte! Güleceğinizi biliyordum!
O zaman Sümüklü Scott diyeceğini bilmiyorduk ki!
En son burnu aktığında çocuktuk!
"Beni mi tonuşuyorsunuz?
Pardon, pet tuyamatım da!"
Aman Tanrım, böyle konuşuyor!
"Bir şey mi totuyor? Totu alamıyorum!"
Hiç komik değil.
"Peteteniz var mı?"
Yeter artık.
Evet, kabalaşma.
Bakın, kim gelmiş.
Bu nasıl bir yüzsüzlüktür?
Uyuyamıyorum. Babası camdan girer diye korkuyorum.
Cesetlerin yerini biliyor mudur?
Seni merak etmiştim.
Onları düşünüp duruyorum. Ve o gördüğümüz şeyi.
Günaydın, öğrenciler. Müdür Dunleavy konuşuyor.
Saat sabah 9. Güneşli bir bahar günü daha.
Geçen haftaki mum ışığı seremonisine katılan herkese...
...teşekkür etmek istiyorum.
Theodore Uris ve Philip ile Susie Malkin adına.
Çok destekçi bir akşamdı. Dua ettik ve bir anma yaptık.
Gelen her kötülüğü aşabilecek bir topluluk olduğumuzu da...
...çok iyi hatırlatmış oldu.
Not: Kafeteryada her zamanki kıymalı burgerden olmayacak.
Onun yerine köfte, patates püresi ve-yeşillikler olacak.
Selam Marge.
İyi olduğundan emin olmak istedim. Konuşamadık...
İşte, sinemada olan şeyden beri.
Evet. Ben iyiyim. Teşekkür ederim.
Güzel.
Sanki beni görmezden geliyor gibisin.
Hayır. Yaşadıklarım çok zordu.
Eminim. Biliyorum. Öyledir.
Yerlerinize oturun. Hemen, lütfen.
Bak, seni gördüm.
Sabah. Ronnie Grogan'la konuşuyordun.
Yani?
Patty ve diğerleri seni önemsiyorlar ama benim kadar tanımıyorlar.
Seni malum kişinin kızıyla görürlerse, anlam veremezler.
Her şey eskisi gibi olsun istiyorsun.
Aramız, Patty'börler... Yardım edebilirim.
İstiyorum ama izin vermiyorsun.
Öğle yemeğini beraber yiyelim?
Phil ve Teddy öldü, Phil'in kardeşi öldü.
Salak Patty'börleri kim ne yapsın?
Bugün, ders konumuz dört temel yemek grubu.
Ve büyüyen bedenlerinizin en iyi formuna ulaşmasını sağlamak için...
...bu grupları en iyi şekilde nasıl kullanacağınız...
Bayan Douglas'ın sınıfı mı?
Affedersiniz. Ben sınıfı bulamadım da.
Adım Will Hanlon. Yeniyim.
Zaman kavramına da mı yenisiniz Bay Hanlon?
Şey gibi mi... Göreceli zaman?
Geç kalmanın bahanesi yok.
Bir dahakine notunu etkiler. Geç, otur.
Sessizlik! Sessiz olun!
Cedar Point.
Güzel kalem.
-Sağ ol. -Önünüze bakın!
Yardımcı olabilir miyim?
Evet, Binbaşı Hanlon, merhaba hanımefendi.
Albay Fuller çağırmıştı.
Binbaşı. İçeri gel.
Lojmanını aradık.
Kışlanda kullandığı silahları bulduk.
Sorgu esnasında da itiraf etti.
Masters mı?
No comments yet. Be the first to leave one.