De første 200 linjer.
KATMANDU
Hata yaptım Su.
Telefonlarımı açmayacak mısın?
Yıllardır beraberiz.
Ben normalde seni aldatır mıyım?
Sence neden böyle oldu?
Yalnızdım Su.
Benimle azıcık ilgilenseydin gözüm başkasını görür müydü?
Sorun, bana hiç öncelik vermemen.
Senin esas ilişkin, ülkenle arandaki ilişki.
Çünkü babanı mutlu etmenin tek yolu bu.
Ve baban mutlu olmazsa…
Dışişleri toplantısı sabah dokuzda. Geç kalma!
Toplantıdan önce stratejimizi belirlememiz lazım.
Nepal, Çin'e yaklaşıyorsa kendi avantajımız için…
Rahat ol.
Bunları Khurana Bey halledecek.
Sen sadece gözlemcisin.
Haberleri izle Suhana.
Aynı Pakistan gibi Nepal de hizaya gelecek.
Görüşürüz.
Hanımlar ve beyler!
Şimdi büyük alkışlarınızla…
İSLAMABAD
…karşınızda Pakistan'ın yeni Başbakanı.
Bay Shahzad Alam!
- Yaşasın… - Shahzad Alam!
SHAHZAD ALAM PAKİSTAN BAŞBAKANI
Pakistan bağımsız olduğu günden beri
batı güçleri tarafından
piyon olarak kullanılıyor.
Ancak Pakistan'ın yeni Başbakanı olarak sizlere söz veriyorum,
artık yepyeni ve cüretkâr bir yoldan ilerleyeceğiz.
Bugün öyle trafik vardı ki yemin ederim…
Tabii, suçu trafiğe at zaten!
Sen dert etme, mumları ben yerleştiririm.
Kaç mum lazım onu biliyor musun acaba?
Kaç?
Yeni Pakistan kimseye savaş açmayacak
ancak diplomatik çözümler arayacak.
Sınırlarımıza barış gelecek.
Ve barış ruhu namına
terörist Yaseen Mirza'yı.
Hindistan'a teslim edeceğiz.
Pasta ister misin? Ya sen?
Yaseen Miyaan,
sesini çıkarmazsan çocukların daha nice doğum günleri kutlar.
Ama tek kelime dahi edersen
sınırın her iki tarafında yaşayan
bütün sülalen yeryüzünden silinir.
Tanrı yanında olsun.
Yaseen'i teslim ederek.
Hindistan ve Pakistan arasında
yeni bir dostluk dönemi başlatabiliriz.
- Yaşasın… - Pakistan!
Yürüyün.
Açılın.
- Geri çekilin! - Gelin.
Sen de arkaya geç!
KATMANDU
Efendim, Çin aynı stratejiyi.
Hambantota Limanı Antlaşması'nda kullanmıştı.
Sri Lanka'ya ücretsiz yardım sözü vermişlerdi
ama şimdi hâllerine bakın.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI
Deprem yardım fonları, sizi zayıflatacak…
Büyükelçi Khurana.
Nepal'le Sri Lanka bir değil.
Sınırdaki problemlerimizin farkındayız ve bunları iyi anlamaktayız.
Buraya Hindistan'ın çıkarlarını izah etmeye geldiniz,
lütfen konudan sapmayalım.
Efendim, biz ikimiz, ekibiz.
Affedersiniz!
Bu odada ana dilimin lekelenmesine müsaade etmeyeceğim.
Çin'i bu meseleye daha da dâhil etmek
tüm alt kıtanın güvenliğini tehlikeye atar.
Efendim, bu durum…
Neden bunca yıllık dostluğumuzu riske atıyorsunuz?
Nepal için en iyisini biz biliriz.
Hindistan'a bel bağlamamıza hacet yok.
- Çok teşekkür ederim. - Efendim, bir şey söyleyebilir miyim?
Nasıl?
Bunu nereden buldunuz?
Kalküta'da bir gazeteciden.
Bunlar mesnetsiz söylentiler.
Yaklaşan seçimler yüzünden
oğlumu hedef alıyorlar.
Onun odun kaçakçılık çetesiyle hiçbir alakası yok.
Bunlar fotomontaj.
Biz de öyle düşünmüştük efendim.
Hatta Büyükelçi Khurana ve Başkonsolos Yardımcısı Solanki
sabahtan beri bu haberi engellemeye çalışıyor.
Çok şükür sonu iyi bitti.
Bir an onu kaybettik sandım.
- Ben arabaya geçeyim mi efendim? - Evet.
Bakan'a şantaj ha?
Bu kadar yürekli bir hamle yapmadan evvel.
Büyükelçi'ne danışman gerekmez miydi?
Ben seni hiç susturdum mu?
Hayır, efendim.
Ama millî güvenlik söz konusu olduğu için
sakınca görmezsiniz diye düşündüm.
Özür dilerim efendim.
Özre gerek yok Suhana.
Baban, Kore Büyükelçiliğinde büyükelçimdi
ve dedenin adı da Hindistan'daki tüm yurttaşlık kitaplarında geçiyor.
Diplomasi sizin kanınızda var
ama protokolü göz ardı edemezsin.
Haklısınız efendim.
Güney Asya Bölgesel İş Birliği Örgütü toplantısında yerler belirlendi.
Çin Büyükelçisi'nin yerine siz ortada oturacaksınız.
Fotoğraflar çok güzel çıkacak.
Hakkında şüphelerim vardı ama yok, sen hazırsın.
Tamamen hazırsın.
Neye hazırım efendim?
Kalküta'daki gazeteci kim demiştin?
Şurayı imzalayınız efendim.
Londra Köprüsü yıkılıyor Yıkılıyor, yıkılıyor…
Ama müsteşar pozisyonuna Jacob Tamang geçmeyecek miydi efendim?
St. Stephen's ve Harvard Üniversitesi mezunu.
Suhana Bhatia, seçkin siyasi ailesi için daha fazla başarı kazanıyor.
Britanya'daki en yüksek ikinci mevkiye yükselen Suhana.
Hindistan'ın en genç müsteşarı olma yolunda ilerliyor.
Bu konu hakkında bilgileri.
Hindistan Dışişleri Bakanı Manohar Rawal'dan alacağız.
Efendim, kimileri bu mevkiye atanmasının
nepotizm sebebiyle olduğunu söylüyor…
Bu sunucular da hep zırvalıyor!
Suhana'nın dedesi Birleşmiş Milletler temsilcisiydi.
Babası ise.
Kore, Rus ve Alman büyükelçiliği yaptı.
Suhana uçağın var.
Eminim, Suhana Bhatia
sadece ailesinin mirasını sürdürmekle kalmayacak,
aynı zamanda en iyi Dışişleri memurlarımızdan biri olacak.
- Tebrikler! - Tabii ya, herhâlde!
Seninle çok gurur duyuyorum.
Şansı açık olsun!
- Diğer bir haber ise… - Dhanraj, hakikaten tam senin kızın!
Edindiğimiz bilgilere göre Pakistan, Yaseen Mirza'yı iade etmeyi kabul etmiş.
Pakistan sahiden sözünü tutacak mı,
yoksa bu da numara mı?
Hatası ne kadar büyük olursa olsun herkes ikinci şansı hak eder.
Ne?
Bir sürü çikolatayla mesajlar gönderdi.
Tanrım, anne hâlâ bunu tartıştığımıza inanamıyorum.
Affetsen olmaz mı?
Bu arada odan oğlanın eşyalarıyla dolu.
- Onları ne yapayım? - Nasıl yani?
O dağınıklığı temizlemek zulüm gibi.
Oda benim odam, senin temizlemene gerek yok.
Bari aranızda ne olduğunu söylesen?
Shantanu, seni bu Bhatia mirası muhabbetinden kurtarır sanıyordum.
- Bhatia mirası ne demek? - Çok şükür ben kaçabildim.
Dhanraj ağabeyim, onu çok seviyorum.
Ama kendi mirası için senin hayatını harcayacak.
Hala, aldığım terfiyle en azından sen gurur duyarsın sanıyordum.
- Duyuyorum zaten! - Bu ne anne?
Ama hayat gururla geçmiyor.
Her şey, her zaman ülken için olamaz.
- Suhana haydi! - Yine başladı.
Bırak.
Bu baba kız takımının
tek derdi iş.
Ben teslim oluyorum.
- Beni özleyeceğini biliyorum anne. - Öyle kızım.
- Gel. Seni çok özleyeceğim! - Seni çok seviyorum!
Seni çok özleyeceğim kızım.
Söyle işte.
O pozisyonu hak etmediğimi düşünüyorsun, değil mi?
Hayır, öyle değil.
Senin yaşında.
Dışişleri gibi bürokratik bir kurumda o mevkiye gelmek
alışılmadık bir şey.
Sadece…
Rawal amca Katmandu'daki performansımdan
ne kadar memnun olduğunu anlatmadı mı?
Meziyetlerini ve başarılarını sorgulamıyorum.
- Öyle mi? - Evet, öyle!
Yani…
Yavaşlar mısın?
Yavaşlarsam diyeceksin ki.
"Herkesten iki kat daha başarılı olamayacaksan
onca ayrıcalığın, eğitimin ve fırsatın ne anlamı var?"
Ne yani, yalan mı söyleyeyim?
Hayır, istiyorum ki…
Ne?
Bana inanmanı istiyorum.
Azıcık da olsa inan.
Rawal amca gibi, Başbakan gibi.
Bu pozisyona nasıl gelmiş olursam olayım
görevimi hakkıyla yapacağım.
Bunu bilmen lazım.
Lütfen kızım.
Hey.
LONDRA
Yolculuk mu yordu Müsteşar Hanım?
Londra'da geceler, insanı yanıltır.
Güneş dokuzda uykuya çekilir, beşte işbaşı yapar.
Bekleyin de görün.
No comments yet. Be the first to leave one.