De første 181 linjer.
Superstore'da geçen sezon...
Ulusal Hava Servisi, şiddetli kasırga uyarısında bulundu.
KASIRGA METRO BÖLGESİNDE ETKİLİ
Kimse dışarı çıkmasın! Kapıları kilitleyeceğiz.
Yüce İsa, sonsuz gücün ve merhametinle bizi koru!
Seni seviyorum Jeff! Duygularımı söylemeden ölmek istemiyorum.
Sandra!
Yüce Allah,
vsonsuz gücün ve merhametinle bizi koru.
Yanımda olduğun ve beni sakinleştirdiğin için teşekkürler.
Tabii ki yapacağım. Her zaman.
ST. LOUIS İTFAİYESİ
Umarım hepiniz harika bir tatil geçirmişsinizdir.
"Tatil" derken iki ay maaş almadığımız dönemi mi kastediyorsun?
Neyse, o zamandan beri çok fazla vicdan muhasebesi yaptım ve...
Geliyorum!
Neredeyse çarpacaktı.
Bu durum aklımda pek çok soru işareti bıraktı. Mesela...
Mesela...
Kasırga neden bizi vurdu?
Neden Allah'a dua edince durdu?
Ve neden...
Pardon. Neredeyse düşüyordum.
Yani Allah tek gerçek ilah mı?
Yoksa Allah ve İsa aynı ilah mı?
Veya farklı ilahlar
ama sorumlulukları paylaşıyorlar mı?
Şeyin anlamı ne olabilir...
Şeyin...
Yani bunları düşünüyordum.
Bunları düşünen başkası var mı?
Peki. O zaman işe koyulalım!
20 dakika falan yürüdük galiba.
- 23. - Ne?
Unutmayın, otoyoldan karşıya geçerken tek sıra.
- Biz Cloud 1 miyiz? - Hayır.
- Sahiden de şanssızmışsın. - Bir tek benim dairem değildi.
Kasırga tüm binayı düzlemiş.
Korkunç. O sırada içeride miydin?
Hayır, o sırada buradaydım.
Doğru ya! Aklımdan uçmuş.
Yani sahip olduğum her şey gitti
ve şu anda konteynerde yaşıyorum.
Bir açıdan artık konteyner çöpü müsün?
- Konteynerde yaşadığıma göre... - Kabul etti.
Neden Garrett'ın dairesine taşınmıyorsun?
Olmaz! Yani, yok ya.
Jonah ev arkadaşı istemez. Yetişkin o.
Evet, olmaz. Yani aslında çok isterim
- ama asla zorlamak istemem. - Yani bana sorun olmaz.
Yapabiliriz ama alan çok sıkışık.
- Tabii, evet. - İki yatak odan var sanıyordum?
Evet, mimari yapısına girersek
evet, ikinci bir odam daha var
ama tekerlekli sandalyede birden fazla oda gerekiyor.
- Neden? - Güvenlik. Affedersiniz. Gitmeliyim.
Ay, pardon.
- İşe döndük demek. - Evet, sanki hiç gitmemişiz gibi.
Evde işler nasıl?
- Emma. Emma nasıl? - Harika!
- Evet. - Evet, liseye başlıyor.
- İnanılmaz. Çok heyecanlı. Ergen olmuş. - Bir de bana sor.
- Dikkat! - Aynen öyle.
Eyvah eyvah!
Şeyden hiç bahsetmedik...
Zorunda mıyız?
Evet, hayır, yani gerek duymuyorsan konuşmamayı tercih ederim.
- Hayır, duymuyorum. Gerek yok. - Harika. Ben de duymuyorum.
Evet, aynı... Aynı. Sadece işler şey olmasın...
...tuhaflaşmasın istiyorum.
Hayır! Tuhaf değil.
- Sorun yok. İyiyim. - Çok iyi.
- Evet, iyiyim. - İyisin.
- Yani iyisin. - İyi ötesiyim.
- Marcus! - Marcus! Nasıl gidiyor dostum?
- Bir şeyler taşıyorum işte. - Klasik Marcus!
- Keyfine bak! - Geri dönmene sevindim.
Teşekkürler, yapacağım.
Dinleyin, düşünüyordum da
Mateo'yu arkadaş grubundan atmalıyız.
Belki de sorumlulukları farklı olan aynı tanrılardır.
- Evet, bunu sonra konuşsak? - Elbette.
Sadece inşaat işleri devam ederken
açılışa hazır olabileceğinden emin olmak istedim.
Endişelenme. E-postan hemen yanımda.
Kapı hediyelerimiz ve çocuklar için gelecek Minion'lar hazır.
Howie Mandel de mi geliyormuş?
Pazarlama müdürü olan değil. Komedyen olan. Aynı isimli.
Hiç endişelenme, hayal kırıklığına uğratmayacağım.
Güzel. Bugün üçte görüşürüz.
- Üçte neden geliyorsun? -Açılış için.
"Çalışanları 28'inde büyük açılıştan bir hafta önce getir." yazıyor.
Bugün 28'i, yani daha açık olamazdı.
Evet ama "28'indeki büyük açılış" diyebilirdi.
Böyle olunca 28'i başlangıç gibi geliyor.
"Çalışanları 28'inde büyük açılıştan bir hafta önce getir."
- Evet, kafa karıştırıcı. - Hayır!
"Çalışanları... 28'inde büyük açılıştan bir hafta önce getir."
Öyle demedi ki! Vurgu ekliyorsun.
Peki çocuklar, ne yapacağımıza karar vermeliyiz.
Veya Dina'nın da söyleyeceği gibi,
"Ne yapacağımıza karar vermeliyiz."
Belki öyle yapardım. Belki öyle söylerdim.
O zaman radyo kariyerinde bol şans.
Çalışanların dikkatine...
Dikkat. Deneme. Kahretsin.
Herkes dinlesin!
Bugün dört saat içinde mağazayı açıyoruz!
Yani dört saat içinde hazır olmalıyız.
Doğrusu, bunu yapabileceğimizi sanmıyorum.
Mümkün gibi gelmiyor.
Başarılabilir bir şey değil.
İNDİRİME GERİ SAYIM 4 SAAT
Ama bu sadece benim fikrim. Tamam. Görüşürüz!
Peki, çok zamanımız yok.
Bu yüzden rafları önce büyük mallarla doldurup...
Dur, peki ya sadece bir koridoru dizsek
fotoğrafını çeksek, gerçek boyutunda büyütsek
ve tüm koridorlara yapıştırsak nasıl olur? Bom.
Olabilir.
Bakın, yarın hepsini düzeltebiliriz
yani şimdilik hızlı ve kötü yapmak, yavaş ve iyi yapmaktan iyi.
Ama hızlı ve iyi daha iyi.
Ne yapıyorsun?
Ne var? Hızlı ve iyi, hızlı ve kötüden daha iyi.
Evet ama şimdilik hıza öncelik vereceğiz.
- Tamam. Ben ikisine de öncelik veriyorum. - İkisine birden öncelik veremezsin.
Boş verin. Jeff gelene kadar elinizden geldiğince güzelleştirin yeter.
Bekle. Jeff bugün mü geliyor?
- Evet. - Yavaş ve kötüye ne dersiniz?
- Hey. - Selam.
- Burada ne dönüyor böyle? - Ben...
...sabahları duş alamıyorum
çünkü yan konteynerdeki Cliff banyo yapıyor oluyor.
İdare ediyorsun işte.
Evet, sadece bir yer bulana
veya biri yanında kalmama izin verene kadar...
- Şey, benim... - Evet, evet. Buyur, tabii.
Ne dedin?
Bir şey dedin sandım.
- Bir şey demedim. - Peki.
Sadece Minion kostümleri istiyoruz.
"Lego Ninjago" da neyin nesi öyle?
- Affedersiniz. - Bekleyin.
Kapalıyız. Saat üçte tekrar gelin.
Ben müşteri değilim. Adım Howie.
Mandel. 11'de burada olmam söylenmişti.
- Burada mı çalışıyorsun? - Sayılır.
Sıçayım ya! Yeni başlayanları bildirmemelerine ayar oluyorum.
Bir yelek ve ad etiketi kapıp yiyecek reyonunda Leonard'a yardım et.
Kusura bakmayın.
Ben Howie Mandel'im.
İyi, tamam. Bordroluya söyle.
Yelek. Etiket. Yiyecek. Fırla!
Ne...
- Yetenek Sizsiniz Amerika? - Benden ne istiyorsun, anlamadım!
- Peki... - Yok artık.
Hepsini baştan yapmalısın.
Ama rafı boşaltmadan yerinden oynamaz.
Earl için ne kötü bir gün, yazık.
İç çekme! İçini çektiğini duyuyorum!
- Glenn. - Ne var?
Tüm rafı yeniden dizecek zamanımız yok.
Aynen. Gördün mü Earl? Şimdi Amy'yi de kızdırdın.
Bazen tüm dünyanın beceriksiz olduğunu düşünüyorum.
Glenn, konuşmanı yazmayı bu kadar hızlı bitirip
her şeyi yönetmek için buraya gelmene çok sevindim.
- Konuşmam mı? - Herhâlde.
Herhâlde kurdele kesme töreninde konuşman gerekecek.
Herhâlde.
Merak etme! Sen yokken elimizden geleni yapacağız.
Rafı olduğu yerde bırak. Bugün olmaz, Earl.
Jeff'e ne diyeceğim? Beni geri aramadı.
Belki mesajı almamıştır.
Belki de fırtınadan seni duymamıştır.
Beni duymak ister miydi, onu bile bilmiyorum.
Durum karmaşık.
Kasırga sırasında sevgilim Jerry'nin başına posta kutusu çarptı.
O zamandan beri komada.
Her gün onu ziyaret edip kitap okuyorum.
- Beşinci Harry Potter kitabına geldim. - Aslında bir şey yapabiliriz.
No comments yet. Be the first to leave one.