Die ersten 200 Zeilen.
ANLATILARI KEŞFETMEK
AMERİKAN EDEBİYATI
ACİL SON UYARI
RUFI THORPE'UN ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR
FULLERTON ŞEHİR MERKEZİNE HOŞ GELDİNİZ
Bu adam savaşmak istiyor, belli.
Savaş istiyor!
Velayet davası, değerlendirme talebi, Çocuk Koruma Hizmetleri'ni araması.
Yani, gözünü hırs bürümüş.
Bir de pozitif uyuşturucu testi var.
Jinx.
Şansı epey yüksek.
En iyi seçeneğimiz onu bu işten vazgeçirmek.
O yavşakla iyi mi geçinelim yani?
Yani, adama yavşak demeyeceğiz.
İkinci ara buluculuk oturumu ayarlandı. Onu sakinleştireceğiz.
Yani tüm kartlar onun elinde
ve bu işin peşini bırakmayı seçmezse…
Siki tuttuk!
Şu andan ara buluculuk oturumuna kadar önümüzde psikolojik değerlendirme var.
Mantıklı ve sorumluluk sahibi olman çok önemli.
Delirme işine biraz ara ver.
En iyi hâline tanık olması lazım. Sen de Mark'ın annesinden özür dile.
Rüyanda görürsün.
Bodhi'nin kızınla yaşamak için tek şansı olarak düşün.
Ben ne yapabilirim?
Bence sen yapacağını yaptın. Kafanı kuma göm ve bir hobi falan bul.
Örgü örmek olmasın.
İğnelerle vakit geçirme.
Çok hoş.
Ayrıca evden tamamen çıkmış olman lazım. Senden tek bir iz bile kalmasın.
Çocuk Hizmetleri'nin gelmesinin bir anlamı yok.
Sadece tedbir, değil mi?
Evet Kenny.
Göçmenlik Bürosu'nun gelmesi gibi.
Her şey yolunda mı diye kontrol ediyorlar sadece.
Peki. Ben hiç…
Ben…
Adımı böyle hor görerek söylemen hiç hoşuma gitmiyor.
Kötü hissettiriyor.
Özür dilerim. Biraz gerginim de.
Adamın annesinden özür dilemem gerekiyor.
Dileyecek misin?
Beni öldürüyor olsa da.
Ki öldürebilir.
- Peki Margo'nun değerlendirmesi? - Psikoloğun biri evine gelip
Margo'ya sorular soracak, sanki akıl hastasıymış gibi.
- Buyurun. - Durum çok kötü.
Atlatacağız.
Onu nereden bilebilirsin ki?
Bebekle nasıl geçinecektin?
Bir planım yoktu. Şimdi düşününce görüyorum, safmışım.
İşler yoluna girer sanmıştım.
Bugünlerde dünyayı biraz daha net görüyorum.
- Merhaba. - Merhaba.
Çay alır mısınız?
Harika olur.
Jinx!
Derler ki mühim olan nasıl düştüğün değil, nasıl kalktığındır.
Saçmalık!
Mesele hemen kalkmak değildir.
Mesele seni düşüren kişinin ağzını burnunu kırmaktır!
ŞAMPİYON JINX
Benimle görüştüğün için teşekkürler.
Oturabilir miyim?
Çenem telle bağlı.
Mimiklerimin oynamamasını lütfen yumuşama olarak algılama.
Tabii.
Özür dilerim.
Ben…
Kendimi kaybettim. Ben…
Bu bir bahane değil
ama umarım beni affedecek büyüklüğü…
…kalbinde bulursun.
Özrünü kabul ediyorum.
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Niye kabul ettiğimi bilmek ister misin?
Evet, tabii isterim.
Bir anne olarak oğlumdan büyük umutlarım ve beklentilerim vardı.
Pulitzer Ödülü kazanmasını beklemiştim doğrusu.
İnanır mısın?
Üniversite birinci sınıfların edebiyat profesörü olduğunu görmek…
Bir de Fullerton'da.
Ebeveynler, çocukları kendilerini hayal kırıklığına uğrattığında
dayanılmaz bir acı hisseder.
Senin acını düşünemiyorum bile.
Kimmiş bu?
Selam.
Selam ufaklık.
Margo evde değil.
Evet, aslında seni görmeye gelmiştim.
Beni mi?
Sana bir özür borçluyum.
Margo'yu nasıl üzdüğümü çok konuştuk.
Ama seni de yüzüstü bıraktım.
Benim çok arkadaşım yok.
Ama hâlâ sana arkadaşım diyebilecek kadar şanslıysam…
Beni çok korkuttun.
Cidden korkuttun.
Margo'yu da.
Bunu bir daha yapamazsın.
Evet.
Avukat, burada olman iyi değil dedi.
- O yüzden… - Doğru.
Geldiğini Margo'ya söylerim.
Peki.
Yarın için iyi şanslar dediğimi de ilet.
- Peki. - Shadow Hat.
Shadowheart.
Shadowheart.
Shadowheart.
AÇ HAYALET
HAYRANLAR
Değerlendirme için para verdim.
Avukata ödemelerim var.
Dağ gibi birikiyor lan.
Kumbara fotoğrafları meselesi ne oldu?
Vajina doğanın kumbarasıdır.
Durumun dediğin kadar kötüyse artık tanınıyorsun.
Fiyatını belirle.
Yok, şu an zaten çok harika bir intiba bırakmıyorum.
Müstehcenliğin sırası değil.
Ayrıca ben porno çekmiyorum. Sanat yapıyorum.
Sen hallet çünkü bu kız…
- Peki. - Gıcık oluyorum.
- Evet. - Çünkü…
İçselleştirdiğin fahişefobin tatlı.
Kendi yolundasın şu an. Anlıyoruz da…
Her seks işçiliği sanattır.
Performans, fantezi, sanat.
Kelimenin tam anlamıyla insanlara bir fantezi satıyorsun.
Kostümlere bak. Harcadığımız çabaya bak.
Kendini böyle küçük mü göstereceksin?
Yarın senin için büyük bir gün.
Eve gidip dinlenmek istersen de hiç sorun yok.
Teşekkürler.
Gel Biotch.
- Deli kız. - Deli kız.
- Ondan yanımızda. - Ondan seviyoruz.
Ver onu.
Hazır mısın?
- Olabildiğince. - Peki Jinx ve Shyanne?
- Gelmediler. - Güzel.
Bir sporla uğraşır mısın?
- Pardon? - Maç günü.
Mücadele zamanı.
Aferin sana.
Zeytin dalı.
Kibarlık.
Hoş geldiniz.
Başlamadan önce bir haberim var.
Dr. Sharp'ın değerlendirme raporu geldi.
İşaretli kısma gelelim.
"Gördüklerime göre Margo Millet, Bodhi'nin yasal ve fiziki velayetini
tamamen üstlenmeye psikolojik olarak uygundur."
- Harika. - Peki.
Mesele, davacının Margo'nun psikolojisinin uygun olmadığı inancına yoğunlaşmıştı.
Doktorun bulguları ortada, peki davayı kapatmak istiyor musunuz?
İstemiyorum.
Neden?
Genel olarak uygun olduğundan şüphem yok Margo.
Bodhi'yi beslemen, bezini değiştirmen, burnunu açman…
Harika. O zaman sorun ne?
Günümüzde çocuklar hiç olmadığı kadar çok ahlaki zorlukla karşılaşıyor.
Etik büyütülmeleri gerekiyor.
Öğrencini siktin.
- Peki, Margo… - Şunu diyeyim.
Evli olduğumu biliyordun,
çocuklarım, eşim olduğunu da biliyordun.
Onları tanımıyor olsan da onları sen de mağdur ettin.
İhanetimde suç ortağıydık. Tek fark, aldığımız risklerdi.
Ben her şeyi kaybedebilirdim, ki kaybettim lan.
Ama senin için bu bir eğlenceydi.
Ben aptaldım ama sen zalimdin.
- Bu ne cüret? - Neyse, suçlu kim, fark etmez.
- Mühim olan bunu atlatmamız. - Evet. Atlatmak için destek gerekir.
Onun destekçileri seks işçileri,
şiddete meyilli ebeveynler, ki biri eroin bağımlısı.
Ve kendini elf sanan bir ev arkadaşı.
Ortak velayeti kabul ederim.
- Harika. - Evet ama ilk iki yıl
Bodhi ve Margo'nun tüm etkileşimleri denetim altında olsun istiyorum.
Siktir lan oradan.
Bir sakinleşelim.
Asıl ona söyleyin.
Öncelikle sen Çocuk Koruma Hizmetleri'ni aradın.
Sonra beni bir psikiyatra incelettin.
- Margo. - Neden korkuyorsun?
- Bodhi bana benzer diye mi? - Margo.
Ya sana benzerse?
Korkağın tekine.
Peki. Artık yeter.
- Oğlumu… - Yeter.
- …bir sapık yetiştiremez. - Margo.
Bana saldırdığı kayıtlara geçsin.
DNA'sında şiddet var.
Yapmaması gerektiği söylenen tek bir şey vardı, onu yaptı.
Mark'ı kışkırttı.
Şimdi ne olacak?
No comments yet. Be the first to leave one.