The Gift

The Gift

Download Turkish Untertitel

Staffel 1

Release Info

Atiye S01 WEBRip x264-STRiFE
Ein Kommentar von engereklee

Tags

webrip
web
x264
BRip
Veröffentlicht am: 2019-12-28
Downloads: 19
Hörgeschädigt: No

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 190 Zeilen.

Atiye'nin kime ne zararı oldu?

- -

-Yakalandın! -Ha siktir!

Ödün mü patladı senin?

Senin de kafan patlayacak şimdi!

-Bu akşam için. -Hmm.

Gül biraz klişe oldu ama idare et.

Sen de biraz klişesin ama idare ediyoruz. Ne yapalım?

Ah!

-Hâlâ uğraşıyor musun aşkım? -

Yormuşsun kendini.

Yok ya, o öylesine. Biraz kafam dağılsın diye.

Başın mı ağrıyor?

Kâbus falan mı?

Yok, öyle bir şey değil.

Sence öğretmen olmakta bir sıkıntı yok, değil mi?

Canım, sen öylesine bir öğretmen değilsin ki.

Sen bayağı çocukların kafasını açıyorsun.

Haklısın.

O zaman sergiyi iptal etsem sorun olmaz.

Delirdin herhâlde?

Yani...

Bazen delirdiğimi söyleyenler oluyor.

Bak gör, bütün işlerin satılacak.

Hem satamasan da ben alırım!

-Ozan, hayır. -Ne?

Sakın. Söz verdin. Sergiden hiçbir şey satın almak yok.

İyi, tamam.

Resim tarihinin gelmiş geçmiş en iyi ressamının eserlerini

almaktan mahrum kalayım yani.

Çok güzel kokuyorlar.

Aslında yapraklarını yatağına serpiştirecektim.

Öyle mi?

Evde olmayacaktın ya?

Niye evde olmayacaktım?

-Kardeşinle buluşacaktın. -Aa! Ben onu unuttum!

-Hayret, sen bir şey unutur muydun ki? -

Gitmem lazım.

-Gitmem lazım! -Bir şey yapmıyorum ki.

Gerçekten gidip elbise işini halletmem lazım.

-Bir şey yapmıyorum ki! -Elbise işini halletmem lazım!

Hadi git.

Git hadi.

O zaman madem geç kaldım...

Hadi.

Etek boyunu kısaltacağım bunun biraz.

Bakayım.

Hmm.

Yakası okey bence. Bozmuyorum.

Çok güzel olmuş! Aferin.

Sağ ol!

Küçük kızlar annelerinin elbisesini giyip poz keser ya, aynen öyle oldu.

Bak. Küçük kızım. Oyun oynuyorum.

-Abla, efsane gözüküyorsun! -

Beğendim.

O ne o?

Encore.

Sorabilir miyim, nedir Encore?

Tabii. Yeni bir date app'i.

Seni böyle şarkıların üstünden eşleştiriyor.

Her eşleşme de bir "Encore" oluyor.

-Yok artık! Dalga geçiyorsun! -Ne var ya?

Ne oluyor yani? Aynı şarkıyı seviyorsunuz diye ruh eşi misiniz?

Olamaz mıyız?

O zaman niye bütün çiftlerin

"Aşkım, bu bizim şarkımız." dedikleri bir şarkıları var?

-Ozan'la bizim yok. - Hah.

Ozan'ın en sevdiği şarkı, "Bizimkisi Bir Aşk Hikâyesi."

- -Onu da Beşiktaş maçlarında söylüyor.

Ne yapalım hayatım?

Hepimiz beyaz atlı prensimizi senin gibi üniversitede bulmuyoruz.

Sen de bulacaksın tatlım, merak etme.

Bulacağım tabii. Hem de bu hafta sonu bulacağım.

Cansu'cuğum.

Kimse hayatının aşkını plajda bulmadı bence.

Allah Allah! Niye? Ben her hafta buluyorum.

Şurada bir kadın var.

Beş dakikadır buraya bakıyor.

Süper! Buyursun gelsin. Belki bütün elbiselerimi alır.

Tuhaf bir kadın.

Tüylerim ürperdi resmen.

Nerede ya?

Az önce şuradaydı.

Aman boş ver! Abla, gel bak, yetişmeyecek yoksa.

Tamam, pardon.

Hocayı çağırın.

Hocayı çağırın!

O zaman Göbeklitepe'nin Giza Piramitleri'nden yedi bin yıl önce,

Stonehenge'den de altı bin yıl önce inşa edildiği doğru?

Doğru. Karbon testi verilerine bakarsak öyle.

Bazıları buraya dünyanın ilk tapınağı diyor.

Bazılarıysa kayıp şehir Atlantis olduğunu iddia ediyor.

Biliyorsunuz buradaki kazılar 1994 yılında başladı.

Babam da hemen kısa bir süre sonra bu çalışmalara dahil oldu.

Ee, şu ana kadar belki de buranın %10'undan daha azını ortaya çıkarabildik.

O yüzden söylediklerimiz dışında herhangi bir teori üretmek için çok erken.

Siz de bu yüzden mi babanızın izinden gittiniz?

Buranın gizemini çözebilmek için mi?

Hayır. Yani tabii ki ben küçükken babamın şevki beni etkiledi

ama benim burada olma amacım arkeolojik eserleri incelemek, analiz etmek.

Yoksa gizem çözmek değil.

Yani filmlerdeki gibi ganimet peşinde değilsiniz

ya da kutsal hazine avcılığı yapmıyorsunuz. Doğru mu?

Evet. Indiana Jones değilim, eğer onu soruyorsanız.

Ee, bakın, bir arkeolog bütün ömrü boyunca uğraşıp, çalışıp

tek bir keşif bile yapamadan ölebilir.

Arkeolojinin amacı,

gerçek arkeolojinin amacı aslında

geleceği anlamaya çalışmaktır.

Yani, geçmişteki bulguların üzerine koyarak bugünü yorumlarız.

Hocam!

-Erhan Hocam, bir şey buldular! - Ne oluyor?

Bilmiyorum. Pardon.

İlham aldığım sanatçılar çok.

Pollock, tabii ki. Franz Kline.

Helen Frankenthaler.

Siz kendinizi bir ressam olarak nasıl tanımlarsınız?

Yani, benim nasıl tanımladığım çok önemli değil aslında.

İşlerim kendilerini anlatıyorlardır diye düşünüyorum ya da öyle umuyorum en az...

Kendisi görmüş olabileceğiniz en muhteşem, en iyi ressamdır kendisi

ve geçmiş gelmiş en iyi, best abladır.

-Kardeşim Cansu'yla tanışmış mıydınız? - Merhaba.

-Merhaba. -O da tasarımcı. Merhaba Cansu.

- Şerefe! - Şerefe bebeğim.

Atiye gerçekten özgün bir sanatçı.

İlk kişisel sergisini yapmak bizim için bir şeref.

Herhâlde siz de en az bizim kadar gurur duyuyorsunuzdur kızınızla?

Duymaz olur muyuz? Elbette duyuyoruz. Değil mi hayatım?

Tabii.

Bence gayet özgün, hatta tam da bu yüzden bu tabloyu almanız lazım.

Hande Hanım, bence bu mavi, gözlerinizle müthiş uyumlu.

Çok teşekkür ederim.

Vay be!

Müsaadenizle.

- Babacığım. -Oh.

Burası ikinci kazı alanı.

Serdar Bey?

Atiye'ciğim.

Ozan, Tokyo'da olduğunuzu söylemişti.

Hiçbir iş bu geceden daha mühim olamaz tatlım.

Hepimiz seni tebrik etmek için buradayız.

- Selam. - Hoş geldiniz.

Şuraya bak ya. Ne kadar da kalabalık!

-İçki de bedava olunca... -Oo! Çoğu iş satılmış bile.

Biz hangisini alacağız?

Baba, para kazanmak Atiye'nin çok da umurundaydı sanki.

Kesin serginin gelirini bir yerlere bağışlamıştır.

Mustafa Bey?

Hayatta daha önemli şeyler var, değil mi?

Mesela daha çok para kazanmak.

Yine o kadın.

Hangi kadın?

Bir tutar mısın?

Hanımefendi?

Hayatım?

Hayatım.

O kadın az önce buradaydı, yok oldu.

Hayatım, serin sanki dışarısı biraz. Gel, içeri gidelim mi?

Hocam.

- Nerede? - Şurası hocam.

Işık?

Burası bir kapak gibi duruyor, yanlış mıyım?

Olabilir.

Sadece bir işaretleyici olma ihtimali de var.

Daha önceki bulduklarınızdan farklı mı?

Daha önce kimsenin böyle bir şey bulduğunu sanmam.

Şu ortadaki şekil...

...bayağı değişikmiş.

-Neyle ilgili olabilir fikriniz var mı? -Hayır, yok.

Ama buna sadece değişik demek büyük bir haksızlık olur.

İyice yakından çeksene.

Evet, tamam, sizi dışarı alalım.

-Teşekkürler hocam. -İyi günler.

Hocam, geçit mi var, ne diyor?

Bilmem.

Geldiğiniz için çok teşekkürler.

- İyi akşamlar. - Toparlanalım yavaş yavaş.

Serdar Bey, bu gece aramızda olmanız ne büyük şeref.

O şeref aslında bize ait Serap Hanım.

Galeri sahibiyle şimdi konuştum, Atiye'nin tüm eserleri satılmış.

Müthiş!

Harika.

İnsanlar, renkleri ve ebatları sevdi galiba.

Hıhı.

Yani tam olarak ne anlatmak istediğimi anlayıp anlamadıklarından emin değilim.

Gerçi kendim anlıyor muyum, orası da belli değil.

Fark eder mi? Sonuçta hepsi satıldı. Tebrik edilmeyi hak ettin.

"Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"

Buyurun. Yapılmışı var!

Bizim küçük kızı hatırlarsınız Serdar Bey.

More Turkish subtitles for The Gift

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left