Staffel 1

Release Info

01 Eight Hours Don't Make A Day Rainer Werner Fassbinder 1972-73 BluRay TAXES TR
Ein Kommentar von dikistutmaz
25 fps

Tags

bluray
Veröffentlicht am: 2024-12-04
Downloads: 40
Hörgeschädigt: No
FPS: 25

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 200 Zeilen.

EIGHT HOURS DON'T MAKE A DAY

BİR AİLE DİZİSİ

JOCHEN VE MARION

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Güzelim elbisem!

Güzelim şampanyam! Böyle mi yapılır, Klara Teyze?

Çok yazık. Tek söyleyebileceğim bu.

- Benim zamanımda... - Uzun zaman önce olmalı, Klara.

Anlayamadım?

Zaman hızla akıp gidiyor, yetişmek için acele etmeliyiz, bir, iki, üç!

Hadi ama, bu bir curcuna mı yoksa bugün benim doğum günüm mü?

Üzgünüm.

- Elim kaydı. - Kapa çeneni, Harald.

Ufak bir tokattan kimseye zarar gelmez.

Sen de kapa çeneni, Klara.

Bırak ağlasın. İyi gelir.

Ee, Jochen? Ben de bir yudum alabilir miyim?

Yoksa tokat atarak mı hak etmem gerekiyor?

Sadece gülüyordu. Çocuk dediğin gülebilmeli.

- Ama yetişkinlere değil. - Başka neye gülebilir ki?

- Şerefine büyükanne. Geleceğine. - Teşekkür ederim.

- O senin olduğu kadar benim de çocuğum. - Tartışmayalım.

Nasıl istersen.

Ağlama artık. Hadi.

Seni çok seviyorum Manfred Amca. Babamdan da çok seviyorum.

Sakın böyle bir şey söyleme. Anladın mı?

Çünkü bu babanı üzer, tamam mı?

Bir plak koy, büyükanne. Klara dans etmek istiyor.

Evet! En azından içimizden biri hâlâ hayatta!

Jochen, doğum günümde bana hediye ettiğin plak nerede? Onu koy.

Neşenin ne olduğunu bilmesen bile, Klara.

Bu elbiseyi daha dün temizlemeciden aldım.

8 mark 40 fenik tuttu.

İnanabiliyor musunuz?

Şimdi yeniden kirlendi.

N'oldu?

Minik kızımın en güzel elbisesi mi kirlenmiş?

Vah vah!

Ama anne, bunu Jochen yaptı.

Sen her daim dağınık bir domuzcuktun.

Püh! Öğk!

Pekâlâ, ceza olarak...

...karısı tarafından terk edilen bu canavarla dans edeceksin.

Ve Jochen, sen de bu gece odadaki en güzel kızı alacaksın.

Buraya gel. Buraya gel ufaklık ve büyükannenle dans et.

- İki hafta içinde arabam hazır olacak. - Gerçekten mi?

- Elbette. Ve ilk sürüşü sen yapacaksın. - Seni çok seviyorum, Manfred Amca.

Pekâlâ. Bir konuşma yapacağım.

Biliyorsun, konuşmalar sadece ölenler için yapılır.

Peruğumu takıp geliyorum hemen.

Sadece güzel bir şeyler söylemek istiyor büyükanne.

Güzel bir şeyler duymayı herkes ister.

Sevgili büyükannemize...

...60. yaş günü vesilesiyle söylemek istediğim şey...

- Söylemek istediğim şu... - O...

O...

Unuttum.

Çok güzel bir konuşmaydı.

Söylemek istediğin pek çok şey olduğunu görebiliyorum.

Çok teşekkürler, gerçekten.

Çok çok teşekkür ederim!

Buna içilir!

Evet, demek istediğini anladım. Mutfaktan bir şişe getireyim.

Yo, yo, mutfağın yerini biliyorum.

- Eee? Ufaklık nasıl? - Eee? Ufaklık nasıl?

İkisi de iyi.

- İkisi de iyi. - Büyükannem demek istediğini anladı, Wolf.

Sence... Tanrım!

Nasıl bu kadar acınası bir hâle düşebildim?

- Dediğim gibi, ne demek istediğini anladı. - Yav he, he.

Af buyurun da o peruğu nereden bulmuş?

Wolf ve ben doğum gününde ona hediye etmiştik.

Bilemiyorum.

Bence büyükannemin peruğu da çok güzel.

İşte bu.

Hiçbirinizin zevk sahibi olmadığı çok açık.

Büyükanne, içmeyi bırak.

Klara Teyze o perukla zaten yeterince sarhoş göründüğünü söylüyor.

Jochen!

Adın Jochen mi?

- Hayır, neden? - Çünkü büyükannem “Jochen” diye seslendi.

- “Jochen” diye seslendin, değil mi? - Evet, öyle seslenmiş olmalıyım.

Gördün mü? “Jochen” diye seslenmiş, “Manfred” diye değil.

- O yüzden, müsaadenle... - Çok özür dilerim.

- N'oldu büyükanne? - Şampanyamız bitmiş.

- Şehre gidip iki şişe alır mısın? - Tabii, Harald arabasını ödünç verirse.

Hey, acil olarak arabanı alabilir miyim?

Şampanyamız bitti ve babamın arabası serviste.

Olmaz.

- Arabam konusunda hassasımdır. - Ne?

Doğum günü için şampanya alması adına ona arabanı ödünç vermeyecek misin?

- Monika, lütfen, nedenini biliyorsun. - Ne kadar kabasın!

Harald ne yaptığını bilir, Monika.

Harald aklı başında biridir.

Her şeye burnunu sokup durma, Klara Teyze.

Evet, Jochen'imizin şoförlüğü çok iyidir.

Herkes iyi araba kullanabilir, baba. Ama herkesin sürüş tarzı farklıdır.

Bak, sen, Käthe ve Jochen kendi arabanızı kullanyorsunuz.

Bir de ben!

Evet, bir de büyükannem.

Evet.

Ne diyordum ben?

Arabayı, sadece ihtiyacı olan kullanmalıdır.

Aynen. Şimdi de kafamı karıştırıyorsun!

Harald tamamen haklı, kimsenin kullanmasına izin vermemekte tamamen haklı.

Bir şey olsa, tamir masrafını kim ödeyecek?

Kimse. Kimse tamir masraflarını ödemez.

- Jochen nerede? - Şampanyayı almaya gitti.

- Anahtarı sen mi verdin? - Evet.

Doğru. Gerçekten de vermiş.

Görünüşe göre dünyayı kadınlar yönetiyor.

- Hop! - Pardon?

“Hop” dedim. O şeyi parçalıyorsun.

Evet, “hop” dediğini duydum.

- Ama “pardon” dedin? Affedersin de. - Niye “pardon” diyeyim ki?

Çünkü “hop” dedim. Hop, çaktın mı?

- Evet, “hop” dedin. Niye? - Çünkü o şeyi parçalıyordun.

Hayır, parçalamıyorum. Sadece 2 mark ödediğim şeyi istiyorum, turşuyu.

Hamile de olsan bir şeyleri kırıp dökmemelisin.

- Hamile mi dedin? Doğru mu duydum? - Evet, “hamile” dedim.

- Demek öyle dedin! - Dedim, ee n'olmuş?

Hamile değilse, kim akşam 9.30'da turşu otomatına histerik bir şekilde vurur?

Hamile değilim, histerik değilim, hâttâ evli bile değilim.

- Değil misin? - Değilim.

Öyle bir planım da yok. Ayrıca bu seni hiç ilgilendirmez!

Hamileymişim! Tipik erkek işte, anca konuşup duruyor...

Eğer onlardan biri değilsen, büyükannemin doğum gününe gelebilirsin.

- Büyükannenin mi? - Evet, onun doğum günü.

Oha lan, gerçekten ciddisin.

Gerçekten ciddi misin?

Olur.

- Geliyorum. - Güzel.

O zaman turşular neden çıkmıyor bir bakalım.

Sadece mantıklı ve aklı başında bir erkek olmak gerekiyor.

Bunun parasını kim ödeyecek?

Tüm bunları kim sipariş etti?

Kimin harcayacak bu kadar parası var?

Kimin bu kadar parası...

Bu...

Gabi, değil mi?

Evet, tabii ki!

Geldiğine çok sevindim, Gabi!

Turşuları da unutmamışsın. Çok sağ ol.

Lafı bile olmaz. Doğum günün kutlu olsun.

Sağ ol, Gabi.

Lütfen otur.

Annem.

Babam.

Klara Teyzem.

Ve büyükannem. Onu zaten tanıyorsun.

Ve kardeşim Monika.

Ve onun kızı Silvia.

Ve bu da kayınbiraderim, Harald.

Bu da Manfred.

En yakın arkadaşım.

Merhaba.

- Şampanya nerede, Jochen? - Şampanya...

Ha, şampanya!

- Üzgünüm, elimden kayıp düştü. - Kayıp düştü mü?

- Evet. - Kayıp düştü.

Yere düştü ve paramparça oldu.

Affedersiniz.

Turşunun çok tuhaf bir doğum günü hediyesi olduğunu düşünmüyor musun?

Çok tuhaf mı?

Bilmem ki...

- Klara! - Anne?

Gabi'den doğum günüm için turşu almasını istemiştim.

Benim isteğimdi.

Bir saniye iznini rica edeceğim.

Harald'ın arabasını alsam olur mu?

- Gabi'ye kendi arabam olduğunu söyledim. - Sorarım.

Arabayı bu gecelik Jochen'a ödünç verebilir misin?

Gabi'ye kendinin olduğunu söylemiş.

- Yüz verdik bir de astarını mı istiyor? - Yapma böyle!

- Dans edelim mi, Gabi? - Olur.

Jochen, arabayı tüm gece için mi istiyorsun?

Hayır.

Sadece Gabi'yi eve götürmek istiyorum.

Tamam, o zaman evin önüne park et anahtarı da posta kutusuna koy.

- Sağ ol. - Lafı bile olmaz.

N'oldu? Bunca zamandır ne fısıldaşıyorsunuz?

Yok bir şey büyükanne. Harald'a, Gabi'yi eve götürmek için...

...arabasını kullanıp kullanamayacağımı sordum.

Anladım!

Kıza, araba benim mi dedin?

Çok aptalsın. Onunlayken bunu yapmana gerek yoktu.

Böyle kaba bir topluluğun arasında bir dakika daha kalamam.

Manfred, en yakın taksi durağına kadar bana eşlik et.

- Tabii. - Klara, hemen gidiyor musun?

Maalesef gitmek zorundayım, Käthe. Gitmek zorundayım.

Hoşça kalın.

Pekâlâ çocuklar, şimdi likör ve bira içeceğiz.

Şampanya zaten sadece Klara Teyze içindi.

Gabi!

Jochen seni eve bırakmak için arabamı ödünç istedi.

Jochen'i doğru anladıysam, şehrin dışında yaşıyorsun?

Seni bırakmasından mutluluk duyarım, Gabi.

- Çok mutlu olurum. - Güzel. Çok güzel.

Teşekkürler.

Şey...

Eight Hours Don't Make a Day subtitles in other languages

More Turkish subtitles for Eight Hours Don't Make a Day

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left