Crossing Delancey

Crossing Delancey

Download Turkish Untertitel

Release Info

Crossing Delancey 1988 1080p WEBRip x264-RARBG TR
Ein Kommentar von dikistutmaz
23,976 fps

Tags

webdl
Veröffentlicht am: 2025-02-05
Downloads: 95
Hörgeschädigt: No
FPS: 23.976

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 200 Zeilen.

- Selam. - Selam.

- Onları tanıyor musun? - Tanıyorum, evet.

Pekâlâ.

- Selam. - Selam.

- Her şey yolunda mı? - Kesinlikle.

Selam, Anton.

- Selam. - Nasılsın?

- Çok iyiyim. Seni gördüğüme sevindim. - Kitabını bitirmişsin.

- Nasılsın? - Dönmüşsün.

- Hâlâ turnede olduğunu sanıyordum. - Yok canım. Kim bu insanlar?

Ne güzel bir parti bu böyle.

- Lionel burada olduğunu biliyor mu? - Hayır, onu görmedim.

Lionel.

Lionel, nasılsın?

- Teşekkürler. - Teşekkürler.

Görüşürüz.

İşsiz kalmayacaksın yani.

Millet.

Sizleri bu etkinlik için bir araya getirmek...

...oldukça estetik bir şok oldu.

Bu çok çeşitli yetenek grubu:

Yazarlar, editörler ve yayıncılar, ha?

Basılı materyaller hayatta kaldı.

New Day Books hayatta kaldı!

Hayır, bizi istiyorlar.

Bizi çok fena haklamak istiyorlar.

Burayı yıkıp temiz, çirkin...

...aşırı büyük ve kârlı bir yer yapmak istiyorlar, ha?

Küllerimizden yeniden doğarız.

- Ve işte buradayız. - Evet.

Tüm yaratıcı çabalarınız sayesinde...

...New York'un son gerçek sahafı...

...uzun bir süre daha varlığını sürdürecek.

Tanrı bizi korusun, millet!

- Oley! - Bravo!

Tebrikler!

Yo, yo, yo. Bunu yapmaları için tüm bu tatlı işsiz aktörleri işe aldık.

Teşekkürler.

Eee, ne düşünüyorsun? Başardık mı?

- Harikasın. - Başardık, değil mi?

- Dükkan kapansaydı nereye gidecektiniz? - Bilmiyorum. Bu imkansız, değil mi?

Bu kadını kaybetmemeye bak, Lionel.

Böyle bir sadakatle her gün karşılaşmıyoruz.

Sanırım Izzy'nin son üç haftadır seni vitrinimize yerleştirdiğini görmüşsündür.

Bu çok öne çıkarılan okuma ne zaman gerçekleşecek?

20'sinde.

- Yerel yazarlarına çok sadığım. - Ben de güçlü kadınlara çok sadığım.

İzninizle. Selam.

Bak, buralarda takılmana gerek yok. Ben kapatırım.

- Benim için sorun değil. - Yo, yo, yo. Devam et, hadi.

Hah. Izzy, buraya gel. İşte, al şunu.

- Hadi, hadi. - Lionel.

Evde bulunması her zaman iyidir. Hadi al.

- Ne harika bir parti. - Öyle değil mi?

- İyi geceler. - İyi geceler.

Izzy?

Orada patavatsızlık etmek istememiştim.

Al bakalım. Bunu bana fatura edebilirsin.

Bunca yıldır buraya geliyorum, sen hep buradaydın.

Muhtemelen çoktan almışsındır, ama olsun.

Teşekkür ederim.

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

“Dünyayı ince bir akışkanlıkla şekillendiren...

...ve güzelliği var edenler...

...senin gibi kadınlar, Izzy, canım.”

Merhaba.

Üzgünüm.

Sana bir şey söylemek istiyordum; ama içimden seni izlemek geldi.

- Bu kadar komik olan ne? - Hiçbir şey.

Şunları ben alayım.

Kurgu odası için bu anlaşmayı yaptım.

Sorun şu ki, her şeyi üç gün içinde hâlletmem gerekiyor.

Üç günde dört haftalık işi hâlletmeliyim.

Şu çok tehlikeli işinden bahsetsene biraz.

Moralini bozacak bir şeyler istiyorsun herhalde.

Hayır, birer kadeh şarap içip biraz sohbet ederiz diye düşünmüştüm.

İstersen, geceyi burada geçirebilirim.

- Katrina nerede? - Chicago'da.

Pekâlâ.

Metro

İlk baskı, o.

- Adama takıntılı mısın? - Ne?

- Görüşürüz. - Görüşürüz.

Delancey Metro İstasyonu

Kuru Temizleme

Kıpırdamadan dur. Bir tane daha.

- Kıpırdama. - Beni öldürüyorsun!

- Bunu yapmamı istiyor musun? - Öldürmeden de yapabilirsin.

Şimdi, kıpırdamadan dur. Bir tane daha.

- Tamamdır. - Bitti mi?

- Sanırım bitti. Evet. - Emin misin?

Emin olmalısın.

Etrafta sakallı yaşlı bir kadın gibi dolanmamı istemezsin.

Yani, birkaç tane küçük kalmış.

- Eee? - Alayım mı onları da?

- Al tabii, al, al. - Tamam, sadece iki tane daha kaldı.

Tamam, tamam, bu kadarı yeterli.

- Nasıl görünüyorum? - Çok güzelsin.

Şunu dinle.

Okyanustayım ve su garip bir renkte...

...pembe gibi...

Sanki, yakın zamanda orada bir şey kanamış gibi.

Ve ayaktayım, süzülmüyorum, yüzmüyorum...

...ayakta duruyorum ve su burama geliyor.

Sonra bir bakıyorum, buraya kadar inmiş.

Uğur getirir. Su, uğurdur.

Başına güzel bir şey gelecek. Güzel.

Parayı bulacaksın. Güzel bir şey.

Ne kadar berbat bir kağıt yığını taşıyorum. Al şunu.

- Çok ağır. - Bubbie.

Beni rahat bırak. Yardımcı ol biraz. Yükümü hafiflet.

Bubbie, burada 500 dolar var.

- Öyle mi? Hepsi o kadar mı? - Nereden buldun bu parayı?

Gördün ya işte.

Yanında mı taşıyorsun? Niye bankaya yatırmıyorsun?

Ben böyle seviyorum.

Benim bankam bu, buna güvenirim.

Bana 500 dolar verdin.

- Eee? - Ne için verdin bunu?

Torunuma küçük bir şey vermek için bir nedene mi ihtiyacım olması gerekiyor?

İyi iş çıkardın, o da emeğinin karşılığı.

Aldığın her bıyık için 100 dolar.

- İyi fiyat mı? - İyi fiyat.

- Eteğini aşağı çek - Aşağıda zaten.

Bacakları çıplak. Ne diyeyim?

Sana portakal getirdim. Daha sonra bir torba getiririm.

- Sakın çığlık atma. - Nasılsın?

- Niye çığlık atayım ki? - Hannah geliyor.

- Kim geliyor? - Hannah. Buraya geliyor.

Niye çığlık atayım ki?

Hannah. Çöpçatan Hannah.

Bir evlilik danışmanından randevu mu aldın?

Ida. Idela.

İşte bu. Torunum.

- Evet, çok güzel. - Çok güzel değil mi?

Affedersiniz. Ama ne yaptığınızı sanıyorsunuz, bilmiyorum.

Önce dinle, sonra konuş.

Çok hoş bir kız.

Ailesiyle mi yaşıyor?

Hayır, onlar Florida'da Red Buttons 'la yaşıyorlar.

Tüm sosyal yardım alanlar tek bir çatı altında!

Sen de alabilirsin.

Eee, Isabelle, kendine ait dairen mi var?

Nerede, köpek gibi bir odada tek başına yaşıyor.

Bir köpek yalnız başına yaşar, insanlar değil. Bir köpek.

Orası bir oda değil, bir daire. Çok da güzel bir daire.

Biliyorsun, orayı gördün. Bir yatak odası, bir banyosu--

Aynen, hapishane gibi pencerelerde parmaklıkları da var.

Biri gece içeri sızabilir, hep bunu düşünüyorum!

- Düşünmeyi bırak. - Neden olmasın?

- Affedersin, canım. - Düşünmem lazım.

Sana kalsa asla yapmayacaksın.

- Sen neden bahsediyorsun? - Senden bahsediyorum. Senden.

Bubbie, ben öyle yaşayamam. Bu yüz yıl önceydi.

Senin yaşında bir kız. Kaç yaşındasın sen?

- 33. - Seni ilgilendirmez.

Birkaç iyi adayım var. Hoş, saygıdeğer çocuklar.

- Kasap Nate gibi olmasınlar da... - Değiller.

Annesi dalaverecinin teki.

- Sürekli peşinde. - Normal, çok hoş bir kız.

Gözlerini açıyor, etrafına bakıyor, biraz yardımla bir adamla tanışıyor, nasıl?

Bubbie, buna hiç gerek yok.

Fırında beş dakikada ısıtabilirsin.

Lütfen, biraz otur, konuşalım.

- Sadece bir kere çevireceksin. Hepsi bu. - Beni dinlesene. Otur şuraya.

Tamam, tamam.

Ben mutlu biriyim.

Her şeyim var. Herkesin sahip olmak isteyeceği...

...istediğim zaman kiracıyı çıkarabileceğim bir evim var.

O evin kira piyasasını biliyor musun?

Aylık 1.500 dolar'a kiralanabilir muhtemelen.

İnanılmaz iyi bir işim var. Tahmin et geçen gün kimi aradım?

Telefonu kaldırıp özel numarasından aradım.

Isaac Singer'ı. Isaac Bashevis Singer'ı tanıyor musun?

Nobel ödülünü kazanmıştı.

Onu özel numarasından aradım.

Beni tanıyor.

Bir sürü ünlü yazar, yayıncı ve editör tanıyorum.

New York'taki en prestijli okuma etkinliklerini organize ediyorum.

Benim organizasyonum.

Bir sürü de arkadaşım var.

Hayatlarında muazzam işler başaran ve kendilerini tamamlanmış hissetmek için...

...bir erkeğe ihtiyaç duymayan pek çok kadın arkadaş.

Yarın hayatıma biri girse, hayır diyeceğimden değil.

Bu ihtimali tamamen dışlamıyorum; ama Bubbie, lütfen beni dinle.

Dışlamıyorum, tekrar ediyorum, dışlamıyorum!

Bir zamanlar bir üniversite hocası şöyle demişti:

“Ne kadar paran olursa olsun, yalnızsan hastasındır.”

Dinle beni.

Yalnızlık çok berbat bir şey.

Genç Hristiyanlar Birliği

- Candyce! - Biliyorum, biliyorum, pes ediyorum.

Ama bu şekilde yaşlı kadınları daha az ürkütüyorum.

Sonra bana kitabının bir kopyasını verdi, kapağı açtım ve yazdığı şu ithafı gördüm:

“Dünyayı ince bir akışkanlıkla şekillendiren ve güzelliği var edenler...

- ...senin gibi kadınlar, Izzy, canım.” - Güzel yazmış.

Şimdi de benim mi bir adım atmam gerekiyor acaba?

- Evli mi? - Ayrılmış.

Tamamen bağlarını koparmış.

Bu, tüm o karmaşık evrak işleri olmadan boşanmış olduğu anlamına mı geliyor?

Crossing Delancey subtitles in other languages

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left