Die ersten 200 Zeilen.
BU GÖSTERİ CALIFORNIA, LONG BEACH’TEKİ TERRACE TİYATROSU’NDA
CANLI KAYDEDİLDİ
PATTI LABELLE BU PROGRAMIN ÖNEMLİ BİR PARÇASIYDI.
SÜRE, KENDİSİNİ BU KAYDA DAHİL ETMEMİZE İZİN VERMEDİ
AMA GÖSTERDİĞİ PERFORMANSA MİNNETTARIZ
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Teşekkürler! Selam!
Teşekkürler! Çok teşekkürler!
İyi akşamlar.
Tuvaletten gelenleri bekleyelim.
İnsanlar orada işiyor ve "Aman! Bu şey başladı bile!
Kahretsin!" diyorlar.
Ne var ne yok, kardeş?
Aynen öyle.
Aman Tanrım, şu geri koşturan beyazlara bakın.
Beyazlar umursamaz, dostum. Öylece çıkar gelirler.
"Siktir et, gidiyoruz Umurumda bile değil."
Değil mi?
Ama siz zenciler Long Beach’e giderek risk alıyorsunuz, adamım.
Buraya gelirken polisin bir kardeşi durdurduğunu gördüm.
Zencinin elleri böyle yukarıdaydı "Ha? Ne?" diyordu.
Üzerini falan arıyorlardı.
Eminim içeri atmışlardır.
Long Beach’te içeri düşmek pislik bir durum, değil mi?
"Neredesin?" "Long Beach’teyim."
"Kahretsin, senin kıçını kurtarmaya oraya gelmiyoruz."
Benim için eğlenceli kısım bu, beyazların aradan dönünce
koltuklarını çoktan kaptıklarını görmeleri.
Değil mi? "Ah… tatlım biz burada oturmuyor muyduk?
Değil mi… Öyle sanıyorum…
Biz... Biz burada oturuyorduk... Değil mi?"
"Evet, tam burada oturuyorduk."
"Şu anda burada oturmuyorsun, lavuk seni."
Evet.
Etrafta bir grup zenci varsa beyazların nasıl nazikleştiklerini fark ettiniz mi?
Çıkıyorlar, herkesle konuşuyorlar.
"Selam! Nasılsın'?"
"Sizi tanımıyorum, ama işte karım! Merhaba!" diyorlar.
Niye fotoğrafımı çekiyorsun ki?
Kime göstereceksin?
"Richard Pryor’ın resmi var bende!" diyecek.
"Kimin umurunda ki?"
Geç yerine otur.
Otur, pis herif!
Makinede filmin bile yok, biliyorsun!
Numara yapıyorsun. Flaş çakıyorsun sadece.
Flaş da yok. Geç otur çirkin herif.
-Teşekkürler. -Teşekkürler.
Şimdi hemen koltuğuna git. Çıkışa.
Hayır, ama komik cidden. Beyazlar komik.
Fark ettiniz mi, bir yerdeki tek zenciyseniz
ve beyazların yanına giderseniz, acayip olur, değil mi?
"Yolumdan çekilir misin dostum?"
Affedersin. Çok teşekkürler.
Her lanet yeri kapıyorsunuz. Aman Tanrım!"
Ve zenciler de gerillalar gibi gider yerlerine, adamım.
Buraya gelirken, sekiz kadar beyaz cesedi gördük.
Biletleri hala ellerindeydi.
Zenciler buraya girerken ezip geçmiş onları.
"Çekilin yoldan, göt herifler. Evet.
Üç yıldır görmedik zenciyi. Sen neden bahsediyorsun?"
Beyazlar da "Tabii. Devam et. Tabii. Geç önüme. Sorun değil.
Ne istiyorsun? Belanı mı?
Bir sürü var burada!
Kuzen falan olabilirler."
Sırada önüne geçtiğin bazı beyazlar böyle yapmaz ama.
Önüne geçersiniz... "Peki. Kes şu saçmalığı
Kes şu saçmalığı dedim.
Beyaz heriflerin sinirlenip, küfür etmesine bayılıyorum.
'Çünkü küfür ettiğinizde komik lavuklar oluyorsunuz.
Şöyle saçmalıklar söylüyorlar, "Evet, hadi, kuş kafalı!
Hadi, seni lanet 'serseri ' Hadi!
Orospu çocuğu! Hadi!
Evet, haklısın, ahbap!"
Zenciler de "Bununla ahbap ol" der.
Evet.
'Ahbap' mı olmak istiyorsun, al bununla ahbap ol"
Siyahlar aletlerini kavrar, adamım.
Umurumda değil. Zenciler sokakta yürürken, aletlerini tutarlar.
"N'aber, adamım? Bir bok yok. Lanet.
Nasıldır bilirsin. Tutunuyorum işte."
Değil mi? Andrew Young bile aletini tutar!
Amerikan başkanıyla konuşurken,
Andrew Young, "Ah, Sayın Başkan
Şimdi ciddi şeyler konuşmalıyız. Cidden.
Affedersiniz, Bayan Carter."
"Sorun değil.
Fıstıktan büyük!"
Patti ve ben bu akşam bizi görmeye geldiğiniz için cidden çok mutluyuz.
Kalbimizin derinliklerinden diyoruz bunu. Teşekkürler.
Patti de şarkı söylemekten helak olacak.
Yani, Patti’nin buralarında bir haltlar oluyor ve...
O haltlar hep benden geçiyor, adamım.
"Size şarkı söyleyeyim pislik herifler! Evet!"
Ve orkestra da bir acayip, adamım.
Çok acayip bir orkestrası var.
Cidden.
Bu yüzden kornoyu çalan beyaz kıçını çatlatıyor, tamam mı?
Eğilmiyor bile. Pislik...
Hayır, korno çalan çoğu kişi,
eğilir falan, oradan bir boklar çıkartmak için.
Bu herif de, "Sorun yok."
Bir halt da kaçırmaz, tamam mı?
"Kaygılanmayın, zenciler. Sizinleyim. Devam edin."
Ve ben şahsen, buraya bir kişinin bile gelmesinden memnunum.
Özellikle bu yıl yediğim haltlardan sonra.
Hayatım boyunca asla, bir kez daha evimde polis...
görmek istemiyorum...
arabamı öldürdüğüm için...
beni hapse atanı.
Ve bana arabamı öldürmek, mantıklı geldi, tamam mı?
'Çünkü karım beni bırakıp gidecekti.
"Bu siktiğimin arabasında, olmaz" dedim.
"Hayır, asla olmaz.
Gidersen, ayağındaki Hush Puppie’lerle gidersin.
Çünkü ben bu pisliği öldüreceğim burada."
Ve şu büyük Magnumlardan biri vardı bende.
Çıkarttığı gürültüyü biliyor musunuz? Arabayı vurdum, "Bum!" etti.
Lastikler bağırdı...
İyi geldi bana. Bin kez daha ateş ettim.
"Bum!"
Ve içtiğim votka da,
"Devam et. Bir şey daha vur" dedi .
Motoru vurdum.
Motor düştü lanet arabadan. Motor "Sikerim. Tamam!" dedi.
Sonra polis geldi.
Eve girdim.
'Çünkü onların da Magnumları vardı.
Ve arabaları öldürmüyorlar.
"Zencileri" öldürüyorlar.
Polisin burada kullandığı bir boğaz sıkma var.
Zencileri boğazlayarak öldürüyorlar.
Yani işlerini bitirdiklerinde artık ölüsün.
-Biliyor muydunuz bunu? -Evet.
Zenciler "Evet, biliyorduk" diyor. Beyazlar, "Hiçbir fikrim yoktu!"
Evet, ikisi bacakları tutuyor, biri kafanı ve vuruyor,
"Siktir. Bu kırıldı.
Bir zenciyi kırabilir misin?
El kitabına bakalım. Sayfa sekiz. 'Bir zenciyi kırabilirsin' İşte burada.
Karakola götürelim. Tamam mı."
Sonra köpekleri salıp, kıçını kovalatırlar, tamam mı?
Kurt köpekleri falan. Fena pislikler, değil mi?
Bazılarında Dobermanlar var. Doberman Pinscher’lar mıydı?
-Onlar da kötü puştlar. -Evet!
-Hızlılar da. -Evet!
Ortalama bir beyazı yakalarlar.
Yakalarlar!
Ama zenciyi yakalayana dek herhangi bir şey yapmak için…
çok yorulmuş olurlar.
Değil mi? Belki biraz seversiniz falan.
"Koşmaktan yoruldun mu?"
Geç otur şöyle. Ben gideceğim. Tamam mı?"
Bir sokak arasında 16 yaşında bir kardeşi bıraktıklarını gördüm.
Polis arabadan atladı ve Doberman’ı saldı üzerine.
Ve kardeş alçaktan koşuyordu. Yani, böyle aşağıdaydı.
Ve köpek de kıçındaydı.
Ve bu kardeşe iyi gelmiş olmalı,
çünkü kardeş köpeğe karşı aşırı hız yapmaya başladı.
Evet! Kardeşin şapkası vardı. Böyle oldu...
Ve bana göre, köpek dedi ki "Kahretsin!
Siktir et şu zenciyi, adamım.
Beni öldürecek değil ya. Salla gitsin
Bisküvi getiri bana. Evet."
Köpekler çok acayip, adamım.
İki köpeğim var. İki kızak köpeği. Polis köpekleriyle dövüşmeyi öğrettim.
Dedim ki, "Üzerime bir köpeğin atladığını görürseniz, bir şeyler yapın.
Yapmazsanız, yılbaşında arabaya olanları biliyorsunuz, değil mi?"
"Anladık, Rich. Anladık. Anladık. Endişelenme."
Hiç bir şeyi de ısırmazlar, tamam mı?
Yani, çok da akıllı köpekler, değil mi?
Köpek maması kutularının üzerini okurlar.
Okurlar! "Alpo mu? Et yan ürünleri olmaz, soya fasulyesi olmaz...
Evet, Rich, bu iyidir. Ver şunu bize, lütfen.
Belki yanında biraz da şarap alabiliriz miyiz?"
Ve bir hırsız girince de, "Akşam yemeğimizle uğraşma.
Şu üstteki her şeyi alabilirsin".
Sonra bir Doberman aldım, tamam mı?
Şu kötü, pis heriflerden biri?
Birisi çaldı onu.
İşte bu kadardı kötülüğü.
Ve bir köpek barınağından almıştım.
Barınaktan köpek alıp hayatlarını kurtarıyorsunuz.
Bunu bir barınaktan almıştım ve birisi çok kötü istismar etmişti.
Her seslendiğimde çıldırırdı.
"Hey, Şampiyon" derdim. "Ne? Lanet! Aman Tanrım!
Ne yapıyorsun, adamım? Yapma şu boku. Kafamın içine ediyorsun.
Çok zor bir şey, Rich. Sadece...Tanrım, lütfen."
Dobermanlar böyledir. Yavruyken, cidden korkak olurlar.
Bakarsınız falan, onlar...
Ala büyüdüklerinde, onlara bakmanızdan bile hoşlanmazlar, tamam mı?
Çoğu köpeğe gözünüzü dikip bakınca şöyle olurlar...
Dobermana bakarsanız, Doberman...
"Ben oyunu öyle oynamam" der.
Ve size dişlerini gösterirler, tamam mı?
"Ben gülüyor muyum, şerefsiz?
Kıçını koparmak üzereyim!"
Çok iyi bekçi köpeği olurlar değil mi?
Ama tek sorun, hırsızların eve girmesine izin vermeleri.
Aynen! "Hırsız, evet! Gel içeri! Hadi! Evet!
No comments yet. Be the first to leave one.