Die ersten 200 Zeilen.
Altmanesk sıfat .
1. natüralizm, toplumsal eleştiri, janrın altüst edilmesiyle karakterizedir;
2. öngörülebilir normlara uymaz;
3. yok edilemez.
Başlayalım yeniden
En baştan başlayalım
Unutalım kalbimi kırar gibi olduğun o zamanı
Bulunduğumuz her yerde yeniden
Başlayalım
Yeniden
Başlayalım yeniden
Gururumuzu çiğneyelim
Kalbimizden geçene verelim dikkatimizi
Aşka bir şans verelim yeniden
Başlayalım
Yeniden
Filmleri kumdan kalelere benzetiyorum.
Arkadaşlarının yanına gidip "Çok güzel bir kumdan kale yapacağız" diyorsun.
Sonra da onu yapıyorsunuz.
Sonra deniz yükseliyor, 20 dakika içinde kumu düzlüyor,
geride herkesin hafızasında yarattığın o yapı kalıyor, hepsi bu.
Altmanesk. Ne demek?
Korkusuz.
MAKASSAR BOĞAZI
B-24 BOMBACI BİRİMİ MOROTAI ADASI, 1945
Kansas şehrinde büyüdüm.
18 yaşımdayken havacı oldum
ve Güney Pasifik'e gittim.
Mektup yazmaya başladım. Bir kadın kuzenime mektup yazıyordum.
Onu çok tanıdığım söylenemezdi ama en büyük menajerlerden biri olan
David Selznick'in kardeşi Myron Selznick'in sekreteriydi.
Ona komik, tatlı bir mektup yazdım,
o da bana cevap yazdı.
"Bobby, ne kadar hoş bir mektup bu, sen bir yazarsın" dedi.
Ben de evet, ben bu işi yapacağım, dedim.
MALİBU, KALİFORNİYA
Hava Kuvvetlerinden çıktığımda babam Kaliforniya'da yaşıyordu.
Malibu'nun tepelerinde bir ev kiralamıştı.
Ben de yanına taşındım.
Alt katta George W. George adında bir adam kalıyordu.
Ona yazar olduğumu söyleyince "Ben yönetmen olacağım" dedi.
"Birlikte bir şeyler yapalım."
Birlikte bir hikâye yazıp RKO'ya sattık.
HİKÂYE GEORGE W. GEORGE ve ROBERT B. ALTMAN
Senaryoyu yazmama izin vermediler.
Ben de "Peki, gelip film çekimini izleyebilir miyim?" dedim.
"Hayır."
Ben de oyun yazarı olayım dedim ve bir oyun yazdım.
Bir arabaya atladım, New York'a giderken Kansas şehrinde durdum.
Doğduğum yerde.
Barda az çok tanıdığım bir adamla karşılaştım.
"Ne yapıyorsun?" dedi. Ben de "Senaristim, senaryo yazıyorum" dedim.
Azıcık yalan söyledim.
"Oyunum için New York'a gidiyorum, sen ne yapıyorsun?" dedim.
O da "Ben de film yönetiyorum" dedi.
"Nerede?" dedim.
"Burada Calvin diye bir şirket var" dedi.
CALVIN SESLİ ÇEKİM STÜDYOSU
Ben de kalkıp gittim,
yaptığım şey hakkında biraz daha yalan söyledim ve beni işe aldılar.
BENZİN İSTASYONU İŞLETMEK
- Günaydın Bay Jones. - Günaydın Charlie.
- Depoyu doldurayım mı? - Evet, bir şey daha var.
Biraz acelem var ama motor yağının değiştirilmesini istiyorum.
TRAFİK GÜVENLİĞİ KAMU SPOTU 1953 civarında
Sinema okulum böyle bir endüstriyel film işinin içindeydi.
Bu filmleri çekip kurguluyordum. DAHA İYİ BİR FUTBOL, 1954
Bütün araçları öğrendim.
Calvin şirketindeyken,
babası orta batı, Roden'de
bir tiyatrolar zincirinin sahibi olan bir adam
bir film yapmak istiyordu.
Bir suç filmi.
Adı da Suçlular 'dı.
O filmi üç gecede falan yazdım.
Sabaha kadar uyumayıp senaryoyu yazdım.
SUÇLULAR
İçeri girecek miyiz?
Bir girip bakalım. Ortamı beğenmezsek gidebiliriz sonuçta.
Filmi 65 bin dolara yaptık ve sahiden kötüydü.
Nereye?
Ama Hitchcock bu filmi görmüş ve son derece etkilenmiş.
Beni toplantıya çağırdı
ve bana bir "Hitchcock Sunar" teklif etti.
Merhaba. Bayan Gould?
- Ben... - Alo?
Ne yaptığını sanıyorsun?
Onu arayacağım ve âşık olduğumuzu söyleyeceğim. Bana engel olamazsın!
Alo?
Alo?
Alo?
Hangi numarayı aramıştınız?
Onlardan iki tane yaptım.
Sonra bir menajer buldum ve bana "Whirlybirds"te bir iş ayarladılar.
Dükkân soyan iki çocuk dükkân sahibine saldırdı.
Yaşlı adamı garajda öldürenlerle aynı kişiler olabilir.
Aynı mı!
- Yakalayabilir misin? Anlaşıldı. - Deneriz Greendale.
Onu iki buçuk günde çektik.
Her beş günde bir iki bölüm çekiyorduk.
Yardımcı yönetmenim Tommy Thomson sabah beni alırdı,
arabaya atlar ve şeye doğru sürerdim...
Kaliforniya'daki vadiye.
O sahneleri çektiğimiz yere.
"Bugün ne yapıyoruz?" derdim.
O da "Şu kısım var; iki adam şöyle yapacak.
Kocasını aldatan bir kadın var,
vuruluyor, bir adam var, civcivler var,
bir sürü yumurtaları var, helikopter onları almazsa ölecekler,
bir ikilem var: Tavukları mı alsınlar yoksa cinayeti mi çözsünler?"
Ben de "Tamam, anladım" derdim.
Kaliforniya'da doğup büyüdüm. Sahilde çok zaman geçirirdim.
Bir gün bir film şirketi ilana çıktı, yüzebilen kızlar arıyorlarmış.
Ben de şansımı denedim ve rolü almayı başardım.
YÖNETMEN MERVYN LEROY
İş almaya başladım,
bir gün "Whirlybirds"te hemşire rolü için çağrıldım.
Yönetmen Robert Altman'dı.
Biraz akşamdan kalma gibiydi.
Tanıştırıldığımızda "Merhaba" demedi, "Ahlak anlayışın nasıl?" diye sordu.
Ben de "Biraz sallantıda, seninki ne âlemde?" dedim.
Böyle başladık.
İLK BULUŞMA 5 NİSAN 1959
Tam zamanlı bir ilişkiye başladık hemen.
Whirlybirds'ten sonra bir daha hiç çalışmadım .
Daha önce iki kez evlenmişti ancak o evlilikler yürümemişti.
Bu evliliklerinden üç çocuğu vardı: Christine, Michael ve Steven.
Benim de Konni'm vardı.
Onlar evlenince taşındık,
yeni okulum büyük bir baba-kız balosu düzenleyecekti,
ben okulda yeniydim, bu da beni çok tedirgin etmişti.
Bob'la birbirimizi çok iyi tanımıyor olsak da
babam olarak benimle baloya geldi.
Çok da tatlı davrandı.
Sadece mutlu olmamı istiyordu.
Evlendikten kısa bir süre sonra Bobby doğdu.
Bir ev aldık, harika bir evdi. Orada bir sürü parti verdik.
Bob parti vermeyi severdi.
PARTİ
BAR AÇIK
Bonanza'da, Kükreyen Yirmiler'de ve birçok başka dizide yer aldım.
Televizyonun en iyi yönetmenlerinden biri oldum.
OTOBÜS DURAĞI
Televizyona iş yaptıkça kendisine verilen bu senaryoların
sürekli aynı terane olduğunu fark etti.
SAVAŞ!
"Savaş"ı yaptığı sırada ,
dizinin daha gerçekçi olması için kendi savaş deneyiminden yararlandı.
Vic Morrow'u "travma bağlantılı stres" e sokan bir bölüm çekti,
bu da başını belaya soktu.
Joey?
Doktor!
O benim ağabeyim. Ağabeyim Joey.
O öldü.
Benim yüzümden.
Bu adam kendinde mi?
Kardeşi olduğunu düşündüğü ölü bir Alman'ı taşıyıp gelmiş.
Bu dizinin yapımcısı Selig Seligman'dı ve bunu yapmamı istemedi.
"Bunu yapmanı istemiyorum" deyip şehir dışına çıktı.
Ve...
Elimizde düzgün bir senaryo olmamasına rağmen devam ettik.
Sonra bunu gördü ve beni kovdu.
Dizinin kurgusu için kurgucu gelirdi,
Washington Bulvarı'nda, MGM'nin orada bir bar vardı.
Ben barda otururdum ve Vic Morrow kurgucuya giderdi,
sonra gelip "Bunu yapmış" derdi.
Ben de ona "Şöyle, şöyle yapsın" derdim.
Sonra Vic geri döner ve...
Sonra bu bölüm oldukça ilgi gördü. Sanırım Emmy kazandı.
Dizilerinin daha gerçekçi olması için çabalasa da
yapımcılar pek oralı olmadı.
"Kraft Suspense Theatre"ın bir bölümünde,
firari mahkûm rolünde siyah bir oyuncu oynatmak istedi.
Sponsor siyah karakter fikrini reddedince,
Altman televizyonu bıraktı ve sponsora ağır sözler söyledi.
KRAFT'IN TEMALARI PEYNİRLERİ GİBİ TATSIZ
Benim için televizyonun miadı dolmuştu, bıraksam daha iyi olacak dedim.
Altmanesk ne mi demek?
Risk almak demek.
MANDEVILLE KANYONU, LOS ANGELES
TV ile köprüleri yaktıktan sonra,
Bob kendi filmlerini yazıp yönetmek istedi.
Daha özgürce yaratabileceğini düşündü.
O sıralarda Matthew'u evlat edindik ve ailemiz büyüdü.
Fakat paramız suyunu çekmişti.
Altı çocuğunuz varsa, sütçüye de borçluysanız bu kötü bir durumdur.
HOLLYWOOD PARK AT YARIŞI
Beşinci yıl dönümümüzde bana şöyle dedi:
"Hafta sonu yıldönümümüz için Las Vegas'a uçuyoruz.
Hazırlan. Ben yarış pistine uğrayacağım, seninle altıda havaalanında buluşuruz."
Daha sonra son 200 dolarımızın cebinde olduğunu öğrendim.
Hepsini riskli bir bahse koymuş.
Ama kazandı.
Las Vegas'a indiğimizde doğruca barbut masasına gitti
ve 6.000 dolar daha kazandı.
Ama işler aksi yönde gitseydi, bugün bunu anlatmak için burada olmayabilirdim.
Televizyonun ardından yıllar sonra yaptığım ilk film
Warner Brothers'la çektiğimiz "Geri Sayım"dı.
Gönderdikleri hikâyeyi beğendim.
Aya gitmekle ilgiliydi.
No comments yet. Be the first to leave one.