Die ersten 200 Zeilen.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
İÇGÜDÜLERİNE GÜVEN
DÜŞÜNMESEYDİM ÇOK DAHA MUTLU OLURDUM
Abla?
Geliyorum.
İşte buradasın.
Herkes seni soruyor. Ne oldu? Her şey yolunda mı?
-Evet, iyiyim. -O zaman bizim için gülümseyiversene.
Daha iyi oldu.
Bak, bu bir parti, tamam mı? Cenaze değil.
Rica etsem şunu masaya koyar mısın?
SEN DE BENİMLE GEL!
OLMAZ. SEBEBİNİ BİLİYORSUN.
-Abla. -Selam.
Babam ne zaman gelecek?
Emin değilim ama gelecektir, tamam mı? Merak etme.
Şimdi bir öpücük ver.
-Dur, bırak. İğrenç. -Ben senin ablanım. Hadi ama.
Telefon yok.
Peki anne.
Oğlum, kibritleri gördün mü?
Ben getiririm.
LÜTFEN!
KES ŞUNU
SEN BURAYA GELSENE.
YOK, BEN ALMAYAYIM
Abla, geldi!
Abla!
-İşte bu! -Yaşasın!
Hepiniz hoş geldiniz.
Geldiğiniz için sağ olun. Bunun bizim için anlamı büyük.
Özellikle küçük, güzel kızımız doğduğundan beri
her yıl 16 Ağustos'ta burada olan herkese teşekkürler.
17 yıl, birini aramak için uzun bir süre.
Ama ilk göz ağrımı, güzel kızımı tekrar kollarıma alabileceksem
17 yıl daha ararız.
O yüzden lütfen eve dönmesi için...
...Tanrı'ya dua edin.
Edin ki onu alıp götürenler ettiğini bulsun.
Pekâlâ.
Puleng...
...ablan için de dilek dile.
Üç...
...iki...
...bir.
-Yine mi kitap? -Şu Xbox'a biraz ara ver.
"Bir şey bulmak istiyorsan en güzeli aramaktır.
Sevgiler, baban."
En azından bu resimliymiş.
Seninki Makhu.
Hayatta bir şeye ulaşmak için önce onu...
-Yazmalısın, biliyorum. -Doğru.
Şimdi aç bakalım.
Ne yazıyor?
"İçindeki anlatılmamış hikâyeden daha büyük bir acı yoktur.
Maya Angelou.
Umudunu yitirme. Sevgiler, baban."
Sağ ol baba.
-Seninkine bakayım mı? -Tanrım.
-Seninki daha da sıkıcı. -Aptallık etme Siya. Boş olmalı zaten.
-Tamam. -Hoş bir kelime değil.
Bu sefer kalacak mısın?
Puleng, sabırlı olman gerek.
Bir orta yol bulacağız.
Söz veriyorum.
Hemen dönerim.
Âlem kız.
Vay, Zama, daha açık giyinseydin.
Puleng, her neyse.
Chris diye biriyle tanıştım, tamam mı?
17 yaşında, zengin, seyahat etmeyi, partileri seviyor ve kıçımı beğeniyor.
-Sevdiğiniz şeyler ortak yani. -Evet, aynen.
Dostum, benimle partisine gelir misin?
Bebeğim, olmaz. Khumalo Ulusal Yas Günü'ne aykırı olur.
Peki, fikrin değişirse söyle.
Bekle, kapatmadan, evet mi, hayır mı?
Puleng?
Benim için hayır.
Üzgünüm Zama, sonra ararım. Kapatmam gerek.
Neden hemen gidiyor?
Yakında dönecek, tamam mı? Merak etme, her şey yoluna girecek.
Babam gitti.
Biliyorum.
Sen gönderdin, değil mi?
Bir yere gidecekmiş.
-Phume'ye niye koca pasta alındı? -Ne?
Siya'ya doğum gününde lokanta, burada olmayan Phume'ye üç katlı pasta.
Tabakları topla...
-Anne... -Hadi!
Zama'ya gidiyorum.
Bir yere gitmiyorsun. Misafirlerimiz var. Puleng!
Puleng!
TAMAM, GELİYORUM. GÖRÜŞÜRÜZ.
#OLEY
Gel!
-Söyleyebilirsin, iyi gelir. -Neyi?
"Siktir!" diyorsun.
-Zama. -Ne?
Âlem kız.
Bu sene nasıl geçti?
Konuşmak ister misin?
Hayır.
Aynı şeyler işte.
Chris var ya, benden çok hoşlanıyor. Yoksa neden VIP listesinde olayım?
Dur, ev partisinin VIP listesi mi var?
Evet. Belki Llandudno'da böyledir.
Llandudno mu?
Zama, neden bu kadar uzağa gidiyoruz? Ben davetli miyim ki?
Bilmiyorum. Gidince görürüz.
Sakin ol, sorun olmayacak.
-Peki, onunla nasıl tanıştın? -Özel mesaj attı.
Tamam, gizlice Instagram'ını takip ediyordum,
yanlışlıkla 35 hafta önceki bir fotoğrafını beğendim.
O an ölmek istedim.
Bu partiye kimler gelecek? Yani... Ya bu insanlar tehlikeliyse?
Tanıdığımız kimse yok ve zenginler tehlikeli olamazlar.
Onu pek tanımıyorsun. Soyadı ne?
İçsene.
Soruları sonra sorarız.
İç kız.
Partiye gidiyoruz
Niye nine hırkası giymeme izin verdin?
Dostum, kıyafeti dert etme, tamam mı? Senin yüzüne her şey yakışıyor.
Gel. Bayan.
-Efendim? -Pardon.
-Adınız? -Zama ve Puleng.
Zama girebilir ama Puleng listede yok.
Ne?
Biliyordum. Eve gidiyorum.
Hayır dostum, bekle.
Bana beş saniye izin ver, hemen döneceğim. Güven bana.
-Beni burada bırakamazsın. -Dur bakalım. Sıradaki.
Tanrım.
ANNEM
P!
Addie. Şey... Sorun yok.
-Girebilir. -Buyur.
Üç, iki, bir, dik.
İşte bu, kaltak!
Gidelim buradan.
Tamam.
Dostum, sonra görüşürüz.
Zama?
Kahretsin.
Tekrar özür dilerim.
Kahretsin. Ben...
Hayır, sorun değil.
Bakıyorum arkadaş edinmişsin. Esrar ister mi?
70 rand. Parasına değer.
Yok, sağ ol.
Bir dahakine kızın kıyafetlerini yakmazsan belki seninle düzüşür.
Affedersiniz.
İzin verin lütfen. Pardon.
İzin verin, pardon.
Merhaba, elma şarabı alabilir miyim? Merhaba!
-Bir içki alabilir miyim? -Vay be.
Ben de deneyeyim mi?
Hey, Jono. Elma şarabı alabilir miyim?
Tabii.
Ne alırsın?
Ben mi?
-Bana da ondan. -İki elma şarabı.
Kız dayanışması, değil mi?
Bir tane var.
-Sorun değil. Sen al. -Hayır.
O alsın, ben cin tonik alayım.
Elma şarabı ne kadar?
-Bedava mı? -Hırkan güzelmiş bu arada.
Siktir. Puleng, dostum!
Dostum, bekle.
-İsterse katılabilir. -Çok üzgünüm.
Her şey yolunda mı?
Evet, sadece gördüklerimi unutmaya çalışıyorum.
Dur, az önce o istersem katılabileceğimi mi söyledi?
Ne diyebilirim ki?
Seçmeyi biliyorum.
Tanrım.
Bak dostum, seni ortada bıraktım, üzgünüm.
İşim bitince seni bulurum.
-İşin bitince mi? -Evet.
Bir öpücük ver bakayım. Ver...
Hoşça kal!
Buraya gelmen bile hata. Çok kalabalık.
Gitmemi söyle o zaman.
Bu gerçek mi? Çünkü öyleyse ben varım.
Gerçek.
Biri var.
BİLİNMEYEN KİŞİ
ANNEM
Bu telefonun sahibi var mı?
Alo?
Wade?
Wade?
Wade burada değil. Puleng'le görüşüyorsunuz.
Telefonu Wade'e ver. Annesiyim.
Lütfen, acil.
-Wade nerede, bilen var mı? -Fotoğraf kabininin yanında.
Wade?
Bir saniye.
Evet, kim beni arıyor?
No comments yet. Be the first to leave one.