Die ersten 200 Zeilen.
A STRANGE PATH
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
- Özür dilerim. Üzerine mi hapşırdım? - Yo, sorun değil.
Bu sabah biz burada görüşlerimizi dile getirirken...
...Brezilya'da bir ölüm vakası teyit edildi.
São Paulo'da 62 yaşında bir adam öldü.
Hastanede tedavi görüyordu.
Salgın, Brezilya'da giderek tırmanıyor.
Hükümet tarafından atılan adımları, neleri yapamadıklarını tartışacağız...
- Filmin ne zaman gösterilecek? - Haftaya Salı, saat 14:00'te.
14:00'te mi? En yoğun zamanda yani!
- O zaman salı sabahı gelmeye çalışırım. - Çalışacak mısın?
Gelsen iyi olur, gelmezsen seni affetmem.
Duydun mu?
On yıldır uzakta ve şimdi gelmiş taleplerde bulunuyor.
Bu benim ilk uzun metrajlı filmim, izlemelisiniz.
YouTube'da filmlerinden birini izlemiştim.
Sıvası dökülmüş bir duvarı göstereni.
Ve “Sessizlik, sessizlik” diyen bir dış ses vardı.
Harikaydı, tribe sokuyordu adamı. Beğendim.
- Yenisinin hikayesi ne? - Hikâye mi?
- Filmlerini izlemedin mi? - İzledim.
Hikâye yok, sadece uçuş var.
Gerçek bir olay örgüsü yok, sadece kafamdan geçenleri filme alıyorum.
Hiçbir şey anlatmayacağım, yoksa gelmezsin.
Tamam o zaman.
Seni görmek gerçekten harika.
Ben de sizleri gördüğüme sevindim.
Merhaba oğlum, her şey yolunda mı?
Nasıl olduğunu haber ver bana.
Pazar gününden beri senden haber alamıyorum.
Dinle, ısrar etmek istemiyorum...
...ama bir ihtimal fikrini değiştirirsen...
Sana adresini mesaj attım, tamam mı? Bu...
Uyuyorum!
Hay sikeyim...
Breno, Ceará'da 20 vakanın teyit edildiğini söyledi.
- Yirmi ölüm mü? - Hayır, yirmi vaka.
Ölümler sadece São Paulo'da oldu, orada durum çok daha kötü.
Şimdiden dört kişi öldü.
- Bu çok korkunç. - Aynen.
Sanırım burada bir kapanma olması biraz zaman alacak.
En azından sen dönene kadar olmaz.
Brezilya o kadar siki tutmuş ki, belki hiç kapatmazlar bile.
Anlaşmamızı unutma...
Sen Portekiz'i boklayacaksın Brezilya'yıysa ben.
Sanırım bu anlaşmayı gözden geçirmemiz gerekecek...
...kendimi zar zor kontrol edebiliyorum.
Bu senin için daha zor, değil mi?
Her neyse, biraz daha anlat. Bugün ne yaptın?
Pek bir şey yapmadım.
- Yine sahile gittik. - Çok kıskandım.
Bebeğim, suda iki saat falan kaldım.
- Sıcak mıydı? - Burası her zaman sıcaktır.
Ve su da...
- Bebeğim? - Seni birazdan arayacağım, tamam mı?
Hükümet bugün barlar, restoranlar...
...avmler, sinemalar, gece mekanları, plaj büfeleri, spor salonları...
...ve diğer gerekli olmayan hizmetlerin... - Sinemalar mı?
...kapatılmasını öngören bir kararname yayınlayacak.
David, az önce bir toplantı yaptık...
...ve festivali ayın 6'sına ertelemeye karar verdik.
6 Nisan'a mı?
Deneyeceğiz; ama yine de emin olamıyoruz.
Ama dönüş uçağım ayın 25'inde, yani gelecek hafta.
Başka bir tarihe ertelemen gerekebilir ama o da riskli tabii.
Orada mısın?
Uçuşumu başka bir tarihe ertelersem, otelde fazladan gün ayarlayabilir misiniz?
Dürüst olmak gerekirse...
...bunun gerçekleşme olasılığı sıfır ile on arasında bir.
Ciddi misin? Biletimin parasını çoktan ödedim.
Şimdi uçuşumu ertelemek için daha fazla para harcamam gerekecek.
Festival en azından konaklama masraflarımı karşılayabilirdi.
Zaten öyle yapıyorduk; ama şimdi durum değişti.
Sorun değil, dostum.
Babama sormam gerek; ama babam sorun çıkarmaz.
- Ayın 25'inden itibaren, değil mi? - Evet.
Her şey yoluna girecek.
- Baban hâlâ tombala bağımlısı mı? - Evet.
Ama artık internet üzerinden oynuyor.
Tüm gününü evde geçiriyor.
Tombala, piyango, kart oyunları, oynayabileceği her tür kumarı oynuyor.
- Böyle işte. - Doğrudur...
- Ya seninki? - Benimki?
Babanı diyorum, dostum.
Bir süredir konuşmuyoruz, nerede olduğunu bile bilmiyorum.
Sen gittiğinden beri mi?
Bunun hakkında konuşmamız sıkıntı olur mu?
Hayır, sıkıntı yok yok.
Seni kötü etkiledi mi bu?
Aslında, sadece irtibatı kaybettik.
Başlarda, onunla mesaj yoluyla iletişime geçmeye çalıştım...
Onu aradım; ama asla cevap vermedi...
- Baban her zaman tuhaf biriydi, değil mi? - Deyim yerindeyse.
“Uçuşunu ertelemek” derken?
Bebeğim, filmimi göstermeye geldim ve festival ertelendi.
- Belli ki iptal edecekler. - Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Fark ettin mi bilmiyorum; ama bir salgının içindeyiz.
Kapanma sonlanınca, her şey yoluna girecek.
Ayrıca, Renan onlarda kalabileceğimi söyledi...
...böylece konaklama için para ödemek zorunda kalmayacağım.
Doğrudur.
Uçuş tarihi beş gün öncesinden değiştirilebilir.
Ne yapmak istiyorsan yap, ama bence hemen geri dönmelisin.
- Bak ne diyeceğim, babamın evine gittim. - Ne yaptın?
Cidden mi?
Onu görebildin mi?
Oraya gittim ve zili çaldım ama cevap vermedi.
- Taşınmış olabilir mi sence? - Bilmem ki. Belki de sadece dışarıdaydı.
Bebeğim?
Görüntün donuyor.
Bebeğim, beni duyabiliyor musun?
Günaydın, kardeşim.
Dinle, babamla konuştum...
...ama senin burada kalman fikrinden hoşlanmadı.
Şeker ve yüksek tansiyon hastası olduğunu unutmuşum...
...tamamen siki tutmuş durumda.
Çin'den falan gelmediğini söyledim.
Ama şu anda ortalık çok kötü.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm. Çok üzgünüm.
- Yardıma ihtiyacınız var mı hanımefendi? - Yok, oğlum, teşekkürler.
Artık kimse kimseye dokunamıyor, değil mi?
Teşekkür ederim.
Geliyor musun?
Hayır, bir arkadaşımın gelmesini bekliyorum.
Pekâlâ.
Eksik olma.
Kim o?
Kim o?
- David? - Selam baba, n'aber?
- Girmek ister misin? - Olur.
Dur.
- Kollarını kaldır. - Niye?
Gözlerini kapa.
- O nedir? - Ağzını da kapa.
Kahve iç.
- Nasılsın? - İyiyim, işime bakıyorum.
Sen nasılsın? Annenle mi yaşıyorsun?
Hayır, bir süre önce taşındım.
Portekizli bir adamla evlendi ve bir kızları oldu.
Kuzeydeki küçük bir kasabaya taşındılar.
Ben Lizbon'da kaldım.
Bir kızla çıkmaya başladım.
- O da Portekizli. - Harika.
- Sen neler yapıyorsun? - Aynı klasik şeyler. Eski işlerime devam.
- İş hayatı gibi mi? - Evet, çok meşguldüm, biliyor musun?
Anlıyorum. Yaptığın iş ne peki?
Bir şeyler yazıyorum. Kendi yazılarımı.
- Ne tür yazılar? - Bazı projeler. Kendi projelerim.
Senin burada ne işin var?
Filmimi bir festivalde göstermek için geldim ama gösterilmeyecek.
Hayır, burada, evimde demek istedim.
Ha, burada mı?
Bilmem ki...
- Paraya mı ihtiyacın var? - Para mı?
Evet, çünkü durumum o kadar da iyi değil...
- ...ve sana yardım edemem. - Para istemeye gelmedim.
Senin parana ihtiyacım yok. Merak etme.
Hayır, ben sadece...
Birkaç günlüğüne burada kalabilir miyim?
Ayın 26'sında otelden ayrılmam gerekiyor ve gidecek hiçbir yerim yok.
Evlat, o iş biraz sıkıntı.
Ev çok küçük ve odam da yok.
- Burada uyuyabilirim. - Evde çalışıyorum. Öyle olmaz.
Sessiz olacağım, burada olduğumu fark etmeyeceksin bile.
- Bazı değişkenleri kontrol etmeliyim. - Ne değişkeni?
Bazı değişkenler, prosedürler, faktörler...
Bak…
Numaranı yaz, ben seni ararım.
Önemli değil, boş ver.
Yaz, ben seni ararım. Ciddiyim.
Hayır baba, gerek yok. Başka bir yer bulurum.
- Emin misin? - Eminim.
Söyle bakalım delikanlı, gününün geri kalanı nasıldı?
Buralarda her şey yolunda.
Hava çok güzel, güneşli ve gökyüzü masmavi.
Bu da evde kalmayı daha zor hale getiriyor.
Umarım kapanma yakında biter.
Kokunu özledim.
Ve seni de, ama birazcık.
Kendini özletme, tamam mı?
Selam, bebeğim.
Arayamadığım için özür dilerim.
Babamın evine gitmiştim...
Ve…
Selam, bebeğim.
Dün arayamadığım için özür dilerim. Geceyi şehir merkezinde dolaşıp...
...bir şeyler kaydederek geçirdim.
Telefonumu odamda unutmuşum.
Kahvaltı edip seni ararım, tamam mı?
Ben de seni çok özledim.
- Günaydın. - Günaydın.
Kahvaltı 9:30'a kadar değil miydi?
Öyleydi; ama restoranlar kapatıldı.
Sosyal mesafe yüzünden.
Buradaki tek misafirin ben olduğumu söylememiş miydiniz?
Söylemiştim, ama kanun kanundur, ona uymak zorundayım.
Sosyal mesafeyi korumak adına yemeği odamda yiyebilirim.
Olmaz.
Market alışverişi yapan kızı kovmak zorunda kaldım ve dışarı çıkamıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.