Die ersten 200 Zeilen.
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Bu, göklere şarkı söylediği an.
Onun için. Hikayeyi hatırlıyor musun?
- Evet. - Deliriyor.
- Onun için mi? - Onun için.
Onu, o zaman mı öldürecekler? Kötü bir şey olduğunda mı?
Henüz değil. Bakalım nasıl duracak.
- Böyle mi? - Aşağı yukarı evet.
- Tamam mısın bebeğim? - Hayır.
Artık bekleyemem.
Daha fazla tutamadım.
Hadi artık, Sol.
Çıkar.
Bırak gitsin, hadi.
Bana biraz tuvalet kağıdı ver.
Yakala.
- Daha fazla dayanamadım. - Aferin anne.
Ne?
Burası umumi tuvalet! Çıkın!
Neredeyse bitti! Hadi.
Çabuk.
Çıkmıyorsa zorlama, Sol.
Eve vardığımızda tekrar girersin.
Temizlen.
Hadi ama.
- Hayır. - Bitir.
Köprü! Köprü! Köprü!
Doğru. Motorlu kovboy kızlar gibi, köprünün altından geçeceğiz.
- Nefesimizi tutalım, tamam mı? - Tamam.
- Ve bunu yaparken bir dilek tutmalısın. - Tamam. Senin dileğin hazır mı?
- Evet. - Tamam, benimki de var ama bu bir sır.
Daha fazla tutamayacağım.
Bu, dileğinin gerçekleşeceği anlamına gelir.
Sana, ne dilediğimi söylemeli miyim?
- Söyle. - Babamın ölmemesini diledim.
Merhaba teyze. Nasılsın?
İyiyim teyze. Her şey hazır. Evet.
Zepeda'lar, bana geri dönmedi.
Gelip gelmeyeceklerini öğrenmek için, onlara mesaj atabilirsin.
Evet.
Bu harika, teyze.
İstediğin herhangi bir hediye olur.
Aynen sana söylediğim gibi. Tona'ya bir hediye, eğlenebileceği bir şey.
Bilmiyorum, aklına gelebilecek herhangi bir şey.
Baksana, Obregón geliyor mu? Bu harika!
İşten erken çıkıp çıkamayacağını bilmiyordu. Bu harika.
Bir saniye bekle lütfen. Nuria! Kapıya bakar mısın lütfen?
Şu anda bakamam, meşgulüm. Sen bakar mısın lütfen?
Eğil tatlım. İşte bu kadar.
Tamam. Biraz sıcak olacak.
Bir keresinde, yüzme havuzuna gittikten sonra kulağım ağrıdı...
...ve Büyükanne Susana bunu yaparak, ağrının geçmesini sağladı.
Gerçekten mi?
- Nasıl? - İyi.
- Sıcaklığı hissedebiliyor musun? - Evet.
İyi hissettiriyor, değil mi?
Ne şirin bir hediye.
- Merhaba, Cruz. - Merhaba, Lucia.
Bir dakika, bunu halletmeye çalışıyorum.
- Bunu görebiliyorum. - Bırak da burnunu düzelteyim tatlım.
Hayır, bununla nefes alamıyorum.
Sadece kısa bir süreliğine, baban seni böyle görebilsin diye.
Seni böyle görmek hoşuna gidecek, değil mi Cruz?
- Kesinlikle. - Çok güzelsin.
Ayrıca çok büyük bir sürprizimiz var.
Kimseye söyleme. Sadece Cruz bilsin.
Altı yumurta ve iki su bardağı şeker.
- Bunu buraya koyacağım. - Tamam. Buraya koy.
- Dışarıda bulduğum hediyeye bak. - Bakayım.
Merhaba Solecito. Bu peruk harika, bayıldım.
- Teşekkür ederim. - Kötü.
- Bu pastayı babama getirdim. - Çok teşekkürler tatlım.
Peruğun gerçekten harika, bayıldım.
Onunla, gerçekten harika görünüyorsun. Peki ya balonlar?
Onları da partiye getirdik.
Anne, palyaçoları sevmiyorum.
Neden bu kadar kaba davranıyorsun, Esther?
Bunu komik bulmuyorum. Çok kabaydı.
- Kuzeninden özür dilemelisin. - Ancak, peruğu ve burnu çıkarırsa.
Çıkarmayacak.
- Onu rahat bırak. - Çok güzel olmuş.
Bu bir gökkuşağı peruğu.
Gökkuşağının sonunda ne var Sol? Altın. İşte sen altınsın, Sol.
Buraya gel tatlım.
- Pasta yapmakla meşgulüz. - Özür dilerim.
Aferin kızıma. Aferin.
- O burunla çok hoş görünüyorsun. - Babamı görmeye gidebilir miyim?
Şu anda olmaz tatlım, dinlenmesi gerekiyor.
- Beni görmek istemiyor mu? - Olur mu öyle şey!
Parti için iyice dinlenmesi ve bir süre uyuması gerekiyor.
- Onu, bir süreliğine sana bırakacağım. - Teşekkürler Cruz.
Pastayı yapalım, olur mu?
Evet! Yumurtaları içine koymak istiyorum anne.
- Yumurtaları koymak mı istiyorsun? - Evet.
Tamam o zaman. Hadi bakalım.
Buraya şunu koymalısın... Altı yumurta demiştik değil mi?
Harika. Ve daha sonra...
Kalk.
İşte böyle.
İki, üç...
Nefes al.
Derin nefes al.
- Yavaş. - Tamam.
Dinlen.
İşte böyle.
Kendin gider misin?
- Teşekkürler, Cruz. - Burada olacağım.
Merhaba hala.
- Merhaba aşkım. Nasılsın? - İyiyim.
- Annen nerede? - Tiyatroya gitmesi gerekiyordu.
Ondan bir şey isteyecektim. Neyse boş ver, mesaj atacağım.
- Partiye hazır mısın? - Evet.
Ne tatlı bir palyaçosun sen. Bayıldım.
- O burunla, aynı babana benziyorsun. - Nefes alamıyorum.
Onu çıkar ve parti başladığında tekrar tak. Tamam?
- Babamı görmeye gidebilir miyim? - Olmaz tatlım.
Onu rahatsız etme. Dinleniyor.
Bu akşam için, çok iyi dinlenmesini istiyoruz.
Onu rahatsız etme lütfen. Uyuyor, tamam mı? Söz mü?
- Söz veriyorum. - Onu rahatsız etmeyeceksin tamam mı?
- Söz mü? - Söz.
- Anlaştık. Bana yardım eder misin? - Evet.
- Kahve ister misin Monsi? - Ona kahve verme. Onu rahat bırak.
Tamam.
- Burası çok kirlendi. - Öyle mi?
Gurluyor.
Sana, temizlemen için bir şey vereceğim.
- Kendini kirletme tatlım. - Tamam.
Anne, gerçekten çok kirli.
- Sen de mi temizlik yapacaksın? - Hayır, erişemiyorum.
İşte anne. Bu, Monsi'nin kahvesi. Ve ton balığı.
Tatlım, ona neden kahve verdin? Bu onu hasta edecek.
- Orayı silmek ister misin? - Evet.
- Monsi'yi alacak mısın? - Ver bana.
Ben burayı temizlerken, onu tut.
Islanacağım.
- Islanacağım. - Arkana yaslanma, düşeceksin.
- Bak anne. - Ne oldu tatlım?
Onu ısırma. Dişlerine zarar verirsin. Bu kadar yeter.
Ayak taşını bana ver.
- Hala. - Efendim tatlım?
Büyükanne neden öldü?
Büyükanne, kansere yakalandığı için öldü.
- Nerede yatıyor? - Büyükbabayla birlikte.
Ama hangi odadaydı?
- O ne demek tatlım? - Hangi oda?
Şu an babanın uyuduğu yer.
Dişlerine zarar vereceksin. Dur artık.
Tatlım, lütfen. Bana ver onu.
Su çok güzel.
- Bak anne. Böyle. - Aferin.
- Bitti mi? - Her şey tamam. Çok güzel görünüyorsun.
Bu ne?
- Bir kap tatlım. - Ne için?
- Şarap içmek için mi? - Tam olarak değil.
Hayır tatlım. Ondan şarap içemezsin.
- Ellerimi yıkayacağım anne. - Tamam.
Sabunu uzatır mısın?
- Bu ne? - Sabun.
- Köpek sabunu. - Hey, buraya bak Esther.
- Küpeli mi iyi küpesiz mi? - Küpeli.
Umurumda değil. Çok uzun zamandır bekliyordum!
Sonsuza kadar bekleyemem. Saçlarım mahvolacak.
Burada bir havlu var. Ellerini kurula.
- Nuri. - Ne?
- Diğeri arızalı. - Çıkıyorum. Neredeyse tamamız.
Ve neredeyse altıma sıçacağım, lanet olsun.
Daha hızlı. Daha hızlı. Daha hızlı.
- Bununla oynamak istemez misin? - Hayır, Monsi'yle oynamak istiyorum.
- Tamam. - Monsi.
Ve beraber olduk.
Ve o, hayatımın en iyi seksiydi.
Ama aynı zamanda... Kahretsin! Kendimi çok suçlu hissettim.
Açıkçası, Roberto bilmiyor.
Roberto için üzülmüyorum bile.
Kendim ve oğlum için üzülüyorum.
Demek istediğim, aynı kahrolası şeyleri tekrarlayıp durmak istemiyorum.
Bir yerde Roberto ve ben...
...iyi bir noktaya geldik diye hissediyorum...
...ve bu bilinçli bir adımdı.
Şimdiyse, geçmişteki saçmalıklar geri geldi ve durum artık çok daha kötü.
Bebeğim için, kendimin en iyi versiyonu olmak istiyorum...
...ama en kötüsüymüşüm gibi hissediyorum.
Daha önce her şey kötüyse, şimdi çok daha kötü.
Bu beni çok üzüyor, çünkü kontrol edemiyorum.
Açsana biraz.
Bunu, bebeğime aktarmak istemiyorum.
Yaptığım tüm bu saçmalıkları bilinçsizce özümsemesini istemiyorum.
Bu beni çok kızdırıyor!
Sol tatlım, bana bir kağıt havlu uzat lütfen.
- Hala. - Efendim tatlım?
Neden, babamın bütün resimleri kaldırıldı?
Bunu bizden kendisi istedi aşkım.
Çocukluğumuzdan kalma tabloları görmek istiyordu.
Bana yardım eder misin? Burada boya kaldı mı?
- Hayır. - Peki ya boynumda?
Orada da yok.
- Tamamdır. - Al.
Teşekkür ederim.
Bitlerden kurtuldun mu?
No comments yet. Be the first to leave one.