Criminal Record

Criminal Record

Download Turkish Untertitel

Staffel 2

Release Info

Criminal Record S02E02 Firestarters 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
Ein Kommentar von BartuW

Tags

webdl
Veröffentlicht am: 2026-04-30
Downloads: 26
Hörgeschädigt: No

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 200 Zeilen.

Geçen gün klasik bir palavra duydum.

Adam şey dedi…

GÖRÜNÜŞE ALDANMA

…"Paul McCartney öldü, duydun mu?" "Ne? Hayır. Ne zaman?" dedim.

Adam,

"ABD turnesinde, Cow Palace'ta 31 Ağustos 1965'te. Evet.

CIA öldürdü" dedi. Ciddiyim. "Devlet gizleyip yerine benzerini koydu."

Ben de "Yok. Ölümcül bir hata yaptın ahbap,

bu doğru olsa o zaman 'Let It Be'yi kim yazdı?

J. Edgar Hoover mı? Hiç sanmam. Bazı Wings şarkılarını belki" dedim

ama… Şunu gösteriyor, değil mi? Gerçekleri takip etmek lazım.

İyi misin? JP, iyi misin?

- O… - Kımıldama.

JP, iyi misin? İyi misin? Ne?

Ayağım kaydı.

Suya düştü. Ben çıkardım.

Sen kapa çeneni. Anladın mı? Kapa çeneni.

İyisin. Bir şeyin yok.

Evet. Diğer taraf. Evet.

Tamam, son soru. Kaç parmak var?

Tamamdır! Panik bitti! Sarsıntı geçirmemiş!

Tamam. Çabuk dön.

Finn. İyi misin?

- June. - Amirim.

- Mesajı aldın mı? - Evet. Kim aradı.

- Gelmemi söyledi. - İyi.

- Sorun yok. - Olay mahallini boşaltalım.

- Halledin. Boşalmasını istiyorum. - Tamamdır.

Amirim, hapishanenin teslim ekibi ne olacak?

- Arayayım mı? Yakaladık diyeyim mi? - Aradınız, değil mi?

Evet. Evet, sorun değil.

Peki. Tamam. Gidin.

- Tamam. - Gidelim.

- June. Bir iyilik yapar mısın? - Evet.

Harika çocuğu St. Katherine's'e götürür müsün?

- Kontrol etsinler. - Sıhhiyecileri beklemeyecek miyiz?

Hayır. Kendimiz götürürsek daha iyi. Dr. Chakravarthi'yi iste.

- Chakravarthi mi? - Evet. Vekildir ama iyidir.

Ya o?

- Kaçan mı? - Evet, onunla

- konuşacak mısınız? - Evet.

Onunla oturacağım. Teslim ekibini beklerken konuşacağım.

İşimiz bitince ararım, tamam mı?

Durumu bilmeni istedim sadece.

Tamam.

Sağ olun.

Tamam, gel. Şoförün ben seçildim.

- William Caddesi'ne gidelim. - Tabii. Biniyor musunuz?

Hayır.

Öne geç.

Merhaba Billy.

Uyumamaya çalış.

Müzik falan çalayım mı?

Yok.

İstersen şarkı söyle ama.

Tabii.

Köşeden onu öpmeni izliyorum Oh

- Yürümek istiyorsan devam et. - Hadi ama.

Buradayım Beni neden göremiyorsun?

Oh, oh, oh Kendi kendime…

- Dans ediyorum. - Gördün mü? Partiye katıldın.

Bu flörtöz sohbet palavrasının kapatma düğmesi var mı?

Vay. Ağır laf soktun. Ben de iyi gidiyorum sanıyordum.

- Suya düştüm, biliyorsun, değil mi? - Evet. Evet. Sorun değil.

Çok kaygandı.

Kaygan mı? Ciddi misin? Vay canına. Sağ ol anne.

- Ne? - Önce Cumartesi, şimdi de bu.

Küçük bir şey yokmuş gibi davranma…

Küçük ne?

- Suffolk Meydanı. - Suffolk mı? Yani?

Ne, hatırlamıyor musun?

Nailsworth Caddesi'ndeydim.

O günlük görev verdiler. Sahada daha fazla polis olsun diye.

- Sesin tanıdık gelmişti - Evet, o, bendim.

Fırtınanın merkezinde. "Acil destek gerekiyor."

O sen miydin? Uyaran sen miydin?

Evet, çok geç kaldım ve sokağın yarısına gelmişlerdi bile.

JP…

Siktir. Fazla bekledim. Tıkandım.

Yine hata ettim, değil mi? Bu geceki gibi.

Bir çocuk öldü ve suçlusu benim

ve bununla yaşamak zorundayım.

Hiçbiri senin hatan değildi.

Tek yapmam gereken uyarmaktı ama. Değil mi?

Sadece uyarmak. Neden yapmadım ki?

Bir şey diyeyim mi?

Şarkı söylerken daha iyiydin.

Ne? Şimdi ne olacak?

Gidiyoruz.

- Nereye? - Sence?

Hapishaneye.

- Dur… - Durum ne?

Cezanın bitmesine altı yıl var,

bir de ilk akılma gelen, zavallı kızın annesi.

- Bu, haneye tecavüzdür. - Ona dokunmadım bile.

- Meydanda kamu düzeni suçu. - Yapmadım!

Kanalda memuruma saldırdın.

- Öyle olmadı! - Billy'nin sözüne karşı seninki.

Bak, hayatın bu, tamam mı?

Tek dediğim, çıktığında saçın benimki kadar beyaz olacak.

- Selam hayatım. - Selam. Benim.

Selam.

Bak, Zac aradı.

Gelecek Salı Jake'i alabilirler mi?

Leah'nın bir sirk şeyi varmış

ve… Jake'in orada olmasını istiyormuş…

Evet. Eğer… Yapmak istediği buysa olur.

Bunu konuşmamış mıydık?

Ben… Öyle mi?

Evet. Belki… Bak, acaba…

Gece kaçta dönersin? Ya da…

Henüz bilmiyorum. Sadece…

Emin değilim.

- Bak. Sonra görüşürüz. - Tamam. Evet. Görüşürüz.

Ona söylemedin.

Jake, bak, bazı şeyler telefondan…

Sonra söyleriz, tamam mı?

Arayan Leo'ydu, eşim.

- Bu kelimeden nefret ediyorum. - Evet. Ben de.

Açacağımı bildiği için oğlumun telefonundan aramak gibi bir huyu var.

- Sinsiceymiş. - Bence de.

Flört edene bak.

- Rüyanda görürsün. - Sadece…

Eve gitmem gerek.

Sizin ekibe verildiğimi söylemeliyim.

- Sorun mu bu? - Olabilir.

Patronunla daha önce çalıştık.

Söyledi mi?

Hayır.

- Hayır ama bir şeyler duydum. - Öyle mi? Ne gibi?

Onunla çok uğraşmışsın ama sonunda her şey yoluna girmiş.

Öyle de denebilir.

John-Paul Brownlee?

Evet.

Tamam, hadi. Neler yapabildiğini göster.

Dilemeye devam et.

Diliyorum zaten.

- Alo. - Durumu ne? İyi mi?

- Korkutucu derecede normal bence. - İyi. Dinle. Sana ihtiyacım var.

Konum yollayacağım. Gelmen ne kadar sürer?

Ne oldu? Teslim ekibi nerede?

- Yolda. - Ona sordunuz mu?

Suffolk Meydanı'nı mı? Bıçaklamayı mı? Tabii ki.

- Ve? - Birkaç isim var,

kontrol ederiz. Henüz açık delil yok ama şu var.

Bir çetenin yanında saklanıyormuş ve "verdi."

Başka bir şey ima etti.

- Nasıl yani? - Başka birinin de şahit olması lazım.

- Peki, tabii. - Güzel.

Billy. DÇ Lenker.

Tamam. Gösteri vakti.

Söylediğin gibi.

Suffolk Meydanı'ndan bahset.

Seni orada gördüm.

Bak, başka şansım yoktu, tamam mı? Gitmeye mecburdum.

"Bir iyilik yap" dediler. Şey gibi…

- Test mi? - Evet.

- Üstünde bıçak var mıydı? - Hayır. Tabii ki yoktu.

- Eğlenceli olur dediler. - Eğlence mi?

Yani yumruk atmak gibi, tamam mı?

- Sarıklılara ders veririz dediler. - Onu kim öldürdü?

- Bilmiyorum. - Çocuğu kim öldürdü?

Bilmiyorum.

Henüz.

Bana anlattıklarını kelimesi kelimesine ona da anlat Billy.

Peki…

- Konuştuğum adamlardan biri… - Kim?

Bilmiyorum. İsimlerini bilmiyorum ama o…

- Övünüyordu. - Ne diyordu?

Şey hakkında bir şey…

Lanarkshire için yedi ateşleyici.

Yedi ateşleyici mi?

Ne? O ne? Ne demek bu?

Bir saniye izin ver.

Ne?

Güvenli ev ne oldu?

Daire, oda, bahçede kulübe? Umurumda değil.

Beni hemen ara.

Tamam. Hoşça kal.

Amirim, nedir bu? Neler oluyor?

Görevimin bir parçası da silah izleme.

Tüm olası ateşli silahları, patlayıcıları,

akla gelecek her silahı ve parçalarını, kaybolanları,

- bulunamayanlar ya da… - Çalınanları.

Hiç bitmiyor

ama bir süre önce, geçen yıl Mayıs'ta. Ne kadar oldu? On ay mı?

Harwich Limanı'ndan doğuya giden bir kamyon

silahlı bir çete tarafından yoldan çıkarıldı.

Çalınanlar arasında İskoçya'daki ovalarda belirli bir vilayetteki

taş ocağına giden yedi askerî sınıf fünye de vardı.

Lanarkshire için yedi ateşleyici.

Doğru. Şimdi. Fünyeler, yedek parçalar, ne olmuş?

Ama bizim…

Bir endişemiz var.

Cosmo Thompson.

Billy'yi saklayan çete onun.

Gerçek adı Gavin Woznyiak. Adam, izleme listesinde.

İzleme listesi mi? Neden? Ne yaptı?

Eskiden aşırı sağ için silah kaçakçılığı yapıyordu.

Söylenti oydu. Bu ve her zamanki şikâyetler.

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left