Diva

Diva

Download Turkish Untertitel

Release Info

Diva (1981)
Ein Kommentar von mennoberg
MUBi

Tags

other
Veröffentlicht am: 2022-05-22
Downloads: 49
Hörgeschädigt: No

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 200 Zeilen.

Motosiklet mi?

Hayır. Küçük bir motor. Moped!

Mobilet mi?

-Pilot musunuz? -Hayır, postacı.

-Gösteriyi beğendin mi? -Evet, çok.

Şeri!

Harikaydın! Prenses seni görmek istiyor.

-Harika bir gösteri! -San Fransisko'dan sonra ilkiydi!

Olağanüstü biri!

İşte Nadya.

-Ne yapıyor? -Bunda bir iş var.

Görüşürüz!

Hoşça kal!

Affedersiniz!

Bir şey görmedin, salak. Polis.

Defol! -Yerinizden kalkmayın.

Dikkat et!

Kaçalım! Çabuk!

Lanet olsun!

Matmazel, dosyanızı alabilir miyim? Dosyanızı.

-Ne olmuş dosyama? -Lütfen, verir misiniz?

Tekrar giyinebilir miyim?

Özür dilerim.

''Diva'nın elbisesini kim çaldı?''

-Burası opera mı? -Opera değil, kıçım.

Dükkan için çalışmıyorum. Caz sever misin?

Tabii. Yoksa, caz değil mambo plakları çalardım.

Yazık, ben sadece disko müzik severim. Klasik bana göre değil.

Klasik hayranı değilim. Lirikleri severim. Bu açılış müziği.

-O zaman acele et, şimdi kapatacağım. -Tamam anladık.

Seni sinir mi ediyorum yoksa? -Evet, neden?

-Fotoğraflardaki sen miydin? -Hayır, bir timsah.

-Nasıl yapıyorsun? -Böyle, gördün mü?

-Fena değil. -İşimi iyi bilirim.

Kasetlerde nasıl yapıyorsun?

-Onun püf noktası ayrı. -Nasıl?

-Sana ne! -Çok çalar mısın?

Hediye etmek için çalıyorum.

-Kime? -Sen de hiç meraklı değilsin yani!

Birisine hediye ediyorum işte. İnzivaya çekilmiş birine.

-Kim o? -Yabancı biri, mistik takılıyor.

Koşmasana!

Dalgaları durdurmak istiyor.

Sen aslında şiirsel bir insansın.

Her neyse, bu akşam biri beni yemeğe davet etti.

Sokakta kaçtı ama, yakaladık.

Başka seçeneğimiz kalmamıştı.

Şimdi bulunduğu yerde çenesini tutar.

Evet.

Hayır, iz yok. -Arabaları sevmem.

-Mortier, kızı teşhis ettiniz mi? -Evet.

Nadya Kalonski, fahişelik yapmış. Aylardır kayıp.

Bizde kaydı bile var. -Dosyası mı var?

Uluslararası uyuşturucu ve kadın ticareti işi.

Evet. Sizin meşhur Antiller'deki uyuşturucu şebekesi.

-Tereddütlerinizi biliyorum. -Hiçbir tereddütüm yok.

Hiç doğru dürüst tanıklar getirmediniz. Hepsi öldüler.

Paula, cinayet saatinde istasyonda ne arıyordunuz? Trene mi binecektiniz?

Rastlantı değildi. Adamla buluşacaktık.

Sonra kadınla görüşecektik. -Hangi adamla?

Bir muhbir.

-İşe yaramıyor. -Anlaşsanız iyi olur.

Şartlı salıverildi.

Hakim ona Barbes'de bir panayırda iş bulmuş. Topluma yeniden...

...kazandırmak için ideal.

Şu...Nadya bilmem ne...

Söylediğinize göre...

...ifade vermek istediği için öldürülmüş.

Uyuşturucu şebekesinin gerçek şefini tanıyordu sanıyorum.

-Yani ''Antillais''ı mı tanıyordu? -Hayır, şef o değil galiba.

Başkası. İfade vermek istiyordu. -İfade mi? Ne üzerine?

-Bilmiyorum. Gizlice aradı beni. -Neden, izleniyor muydu?

Bilmiyorum. Telefonda panik içinde gibiydi. Onu korumak için...

...istasyondan almamı istedi. -Korumak için mi? Sen mi?

Bir ara birlikteydik.

Neden bize haber verdin?

Ne?

-Bizi niye aldın? - İş, bana göre bir numara büyüktü.

Nadya geçmişte kaldı. Hemen sizi aradım.

Neden müdahale etmeme izin vermediniz? - Nasıl? İstediğim...

Nereden bilebilirdim ki?

Yeni bir şey bilmiyoruz halen.

Neden yargılanmıştı?

Reşit olmayan bir kızla alenen ahlak dışı ilişkiye girmekten.

Konuyu incelemeye alın. Bildiğiniz işlemler.

Ne biçim tanıklarınız varmış! Hepsi serseri.

Serseri sizsiniz! Sizin polis tuzaklarınızı biliyorum!

Kaseti bildiğiniz halde bana konuş diyorsunuz. Bir şey bilmiyorum!

Kaset sizde. Hiçbir şey söylemeyeceğim artık.

Kaset mi?

Bir kaset buldunuz mu? -Hayır.

-Şimdiye kadar hiç sözü geçmedi! -Neyin?

Nadya'yla buluşacağınızı söylemiştim size.

İşte Nadya. Ters giden bir şey var.

Her şeyi banta kayıt ettiğini söylemişti.

Bunun, herifi kodese tıkmaya yeteceğini söylüyordu.

Yerinizden kalkmayın! -Kafeden bir şey göremiyorduk.

Postacıda mutlaka!

Bulun onu!

-Ve üç. -Hepsi bu kadar mı?

Caddeleri genişletiyorlar diye emekli maaşlarına zam gelecekti.

Caddeler genişletiliyor diye emekli maaşları artmaz!

Pekala. Hoşça kalın.

Koloratür mü? Lirik miyim şimdi?

Pekala, ne diyorsun? -Dramatik diyorum.

-Dramatik mi? -Evet.

-Lirik demiştin. -Dramatik de olur.

Daha iyi. -Burası bayağı kötü görünüyor.

Öyle mi? Çöküş imajı veriyoruz. Lüksün çöküşü.

Bu hangi marka oluyor peki?

Matmazel zevk sahibi. Bu bir Rolls Royce Corniche.

Monako'da oldu. Kumarhane önünde bir palmiyeye çarptı.

Eh, hepimiz günün birinde öleceğiz!

Bir Rolls'un hiç kaza yapmayacağı sanılır.

Otostop yaptığımda böyle bir arabası vardı.

Hemen bindim tabii!

Evet. Matmazel, benimle gelir miydiniz?

Fena değil.

-Beğendin mi? -Evet! Önceki sahibi komik adammış.

-Bir şey içmek ister misin? -Evet.

Harika!

Soğuk sayılmaz, ama asidi kaçmamış.

En azından bir kamışın yok mu?

-Kamış mı? -İşte şu büküklerden oluyor ya.

-Bükük kamış mı? -Evet, bükük. Çok şık oluyor.

Raquel'e benziyor. Önceki sahibinin...

...kaza yapmasına hiç şaşırmadım. Resimlere baksana!

Seni üçkağıtçı! Fena değil, San-Julius! Neyse.

Bende sadece şu var. Bükük.

-Buna bükük mü diyorsun? -Evet. Daha büküğü yok. Ne oldu?

-Benzin kokuyor. -Evet, benzin hortumu zaten.

O zaman normal herhalde.

Senin mi bu?

Nasıl açılıyor? -Hey, ne yapıyorsun?

Benim setime dokunma, kutsaldır o.

Kesinlikle dokunma!

Aman, yemeyecektim setini!

-İsviçre yapımı ince ayar. -Ayarı ince olan sensin!

Bu mu?

Cynthia Hawkins bu mu? -Evet.

-Çok güzelmiş! -Öyle mi buluyorsun?

Evet, dünya güzeli.

Aşık mısın yoksa?

Yok, değilim.

-Aşıksın, hem de nasıl! -Hayır, değilim.

İşte, gör bakalım! Sesini dinle! Tak şunu kafana!

Bir dakika!

Ne yapacaksın saatimle?

Ama. Skelton saatim!

Ağlama! Bak çok daha güzeli var elimde. Tamamen plastik.

Tam senin gibi bir kurbağaya göre.

-Bu bir Rolex! -Evet. İlk hırsızlığımdan kalma.

-Değerini biliyor musun? -Evet.

Sağ ol, Jules.

Catalani'nin ''Wally''si.

Olay dağlarda geçiyor. Ölmek isteyen bir kadın.

Kara sevdaya tutulmuş, şarkı söylüyor.

''Uzaklara gideceğim'' diyor. ''Çok, çok uzaklara.

Bulutların olduğu yere. Karların bembeyaz olduğu yere...

...beni bir daha göremeyeceksin herhalde, hiç göremeyeceksin.''

Ne kadar trajik. Sonunda...

...çığın içine atıyor kendini.

-Tam bir melodram. Harika! -Dinle, şimdi başlayacak.

Öksüzler. İşsizler. Mülteciler. Sevdalılar.

Mutluluk vefasız bir kadındır! Dikkat!

Garance, maça as oynanır mı hiç? Uğursuzluk getirir!

Haydi kaçırma fırsatı!

Kazanana bir hediye, kaybedene takdirimi sunarım.

Çark döndükçe şansınızı deneyin bakalım.

Evet, hanımefendi, dönmeye başladı.

-Gördün mü? -Kazandınız, hanımefendi!

Gördün mü? Söylemiştim sana. Haydi gel!

Beethoven bu. Böyle bir tane bizde vardı zaten.

Oyalanma, gel!

Beethoven'i sevmiyorum.

Gerçekten harika! Muazzam bir sesi var!

Bana ödünç verir misin? -Geri getir ama!

Elbette!

Saatin yok mu?

Tekrar yaparsan, seni geldiğin yere geri götürürüm!

Vietkong'unla birlikte.

Kızma lütfen. Felaket durumdaydım.

Dur! Sakın kıpırdama yerinden!

''La Wally'', birinci bölüm. Cynthia Hawkins.

Bunu da nereden buldun? Bunu hiç banta almamıştı.

İyi akşamlar.

-Postacılık da iyi iş. -Evet. Duruma göre değişir.

Aşk mektuplarını iletiyorsun! -Ceza kağıtlarını da.

Bana ne? Arabam yok zaten. Bütün ailem postahanede çalışıyor.

Kayınbiraderim Mark, uzun boylu biri. Tanıyor musun?

Olabilir. O kadar insanın arasında.

-lşık hoşuna gidiyor mu? -Evet.

Oldukça pahalı. Gerçi ucuza düşürdüm.

Atmosfer yaratıyor.

Neyse, pek önemli değil.

Seni tanımıyorum ama, tatlısın. Tekrar uğramalısın.

Sıcak burası.

Biraz deli olabilir misin?

Eksik bir şey yok mu? Setin?

Eksik yok sanırım. Kaosu bir görseydin.

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left