The Old Man

The Old Man

Download Turkish Untertitel

Staffel 2

Release Info

The Old Man S02E03 1080p WEB H264-SuccessfulCrab-TORRENTGALAXY tr
Ein Kommentar von pitiko
Süre: 40:15

Tags

webdl
Veröffentlicht am: 2024-09-21
Downloads: 48
Hörgeschädigt: No
FPS: 23.976

Turkish Untertitel-Vorschau

Die ersten 172 Zeilen.

Afganistan'a hoş geldin.

Adım Angela Adams.

Federal Soruşturma Bürosu'nun özel ajanıyım.

Baban Faraz Hamzad.

Senin adın Parwana.

Hamzad'a sorun çıkarmanın senin için sıkıntı olmayacağı söylendi.

Bu ona nasıl bir sorun çıkaracak?

Yıkıcı türden bir sorun.

Meshbahar Yatağı.

Faraz Hamzad buldu. Onu kullanmak için planları var.

Şu an karşımda. Her şey durmuş.

Burada Talib askerleri var.

Hamzad için geldim.

O sana hesap vermez.

Onu getirecek misin

yoksa ben mi girip alayım?

Burası artık senin için güvenli değil.

Nereye gidiyoruz?

Bir zamanlar annene bahsettiğim bir mağaraya.

Nedir bu?

Saklanıp ortadan kaybolabileceği bir yer.

Ne var?

Angela, ona dikkat et.

Ne oldu?

Bu kadar ilerlemek kolay değildi.

Buraya nasıl geldiniz?

Marion.

Bizi içeri soktu. Çıkaracak da. Helikopter bir telefon uzakta.

Artık eve gitme vakti.

Onu burada bırakırsak ölür.

Belki.

Onu yapmayacağız.

Tamam. Dinle...

Konuşacağımız çok şey var ama onu eve götürmeliyiz.

Ona orada ihtiyaçları var ve tek başına kurtulamaz.

Beni de evde bekliyorlar.

Onun yüzünden. Yaptığı şey yüzünden. Bunu bildiğini biliyorum.

Sana gelme demiştim.

Ne?

Bana değil, Cheryl ve Henry'ye göz kulak olmanı söylemiştim.

Em.

Buraya sadece seni sevdiği için geldi Em.

Az önce olanlar da beni korumak içindi.

Biliyor mu?

Nasıl yani?

Ona ne olduğumu söyledin mi?

Söyledim, evet.

O zaman bunu anlamanız zor olmamalı.

Onu burada ölüme terk edemem.

Senden yardım istiyorum.

Vakit geldi.

Gitme vaktin geldi.

Bunu ikimiz de biliyoruz.

Hayır böyle değil. Sen böyleyken değil.

Gitmen gerek.

Evinde hükûmet askerleri var.

Onun için geldiler ama benim yüzümden geldiler.

Beni arıyorlar.

Aile, oradaki herkes tehlikede. Ona ihtiyaçları var.

Ve onu oraya geri götüreceğim.

Bana yardım edecek misin?

Evet.

Pardon ama ne oluyor böyle?

- Ne var? - Onu eve mi götürüyoruz?

Aşırı kibarlık etmiş olmuyor muyuz?

Belki şu anda aynı şeyleri duymadık.

Aralarında bir şey oldu.

Ne olduğunu ya da anlamını bilmiyorum.

Ama anladığıma göre Faraz'ı ölüme terk edersek

onu sonsuza dek kaybetmiş olacağız.

Onu sonsuza dek kaybetmek mi? Sen ciddi misin?

Harold sana söylüyorum,

duyduğum bu ve bu riski almak istemiyorum.

Yani evet,

onu eve götürüyoruz.

Tanrım.

Ondan ödün patlıyor.

Öldüğünden çok emindin. Alternatifinin

- daha korkunç olması yüzünden mi? - Hayır.

Onun için ilk gelen siz değilsiniz.

Fırsat gibi görünen bir anı ilk gören ben değilim.

Onun zayıf göründüğü yerde

seni temin ederim ki

bu sadece görüntüdür.

Sana diyeceğim bir şey yok,

sabrım tükeniyor.

O burada olsaydı

benden daha az anlayış gösterirdi.

Seni temin ederim.

Sahip olduğunu sandığın güce sahip olsaydın

şimdiye kadar geri çağrılırdım.

Tutuklanırdım.

Kim o?

İngilizce o zaman.

Sen istihbarat subayısın.

Adamlarının anlamayacağı bir dil bilirsin, değil mi?

Kimsin?

Sormana çok sevindim.

Neye bulaştığın hakkında hiçbir fikrin yok demektir.

Faraz Hamzad'ın işlerinin Kabil için önemi konusunda fikrin yok.

İçinde oynadığım rolü bilmiyorsun.

Başın ne kadar belada, bilmiyorsun.

Gel buraya.

Son transferimiz geciktiği için bakanlık endişeliydi.

Tabi olduğunuz yaptırımlar karmaşık.

Onların önüne geçmek için her şeyi yapıyoruz ama tökezledik.

Bakanlık bu yüzden bizi taciz için buraya gelmenize izin verdi

ancak bu, onları endişelenecek bir şey olmadığı konusunda temin edecektir.

Bize mesaj yollamak için seni kullandılar.

Bu para da cevabım.

Konu kapanmıştır.

Buradan sonra yapacaklarının hesabını vereceksin.

Sana söz.

Gidin.

Bu parayı nereden buldun?

Öğrenmek istemezsin.

İstiyorum.

Şu an daha büyük sorunlarımız var anne.

Bundan daha büyük ne sorun olabilir?

Morgan Bote adında birini hiç duydun mu?

Dan Chase'i teslim için yapılan anlaşmanın arkasında o vardı.

Görünüşe göre Parwana'yı almamıza o kadar kızmış ki

tüm mal varlığımızı dondurmuş ve bu yüzden mahvolduğumuzu görmek istiyor.

Bekle.

Adın ne?

Sorun yok.

Sadece bir soru sormak istiyorum.

Farouk!

Oğlumdan ne istiyorsun?

Farouk...

Yakın zamanda burada yeni birini gördün mü?

Bir kadın...

Farouk.

Tamam. Anladım.

Bu kadın dilimizi bilmiyor, değil mi?

Sen onun adını biliyor musun?

Bana söyler misin?

Farouk!

Farouk!

Daha az göz önü bir yere park edebilirdik.

Ne sormak istiyorsan sor.

Ona ne dedin?

Ona hikâyeni anlatmak için bir ömrün vardı.

Şimdi de ona benimkini anlatmış olabileceğimden endişeleniyorsun.

Ona ne dedin?

Endişene devam edebilirsin.

Aşağı gideceğim.

Hayır, sorun yok. Ben hallederim.

- Bence bu iyi bir fikir... - Burada kalsan daha iyi olur.

- Tamam, dinle. - Hayır.

Ne diyeceğimi bile bilmiyorsun.

"Dinle" diye başlıyorsa, şu anda onunla başa çıkamayacağımı biliyorum.

Tamam mı? Aklından geçenleri biliyorum. Biz çok...

Ne? Biz çok neyiz?

Çok benzediğimizi söyleyecektim.

Şu an bana ne olduğunu bilmiyorum, tamam mı?

- Bunu anlamanı istiyorum. - Anlıyorum.

- Anlamıyorsun. - Anlıyorum.

Hayır. Anlayamazsın.

Ama onu eve götürmek benim için önemli.

Şu an senin için de önemli olmasını istiyorum.

Peki.

Arkamda kal.

Ne yaptığımı biliyorum.

Tabii biliyorsun ama yine de arkamda kalmanı istiyorum.

Şu an benim için önemli.

Özel kuvvet helikopteri mi?

Taşkent üzerinde etkisi olan bir iş ortağım var.

Afgan hava sahasına girecekler, üç yolcuyu almak için

sizin belirlediğiniz yere gidecekler ve sınırı geçip geri dönecekler.

İş ortağınla birlikte bunun sana maliyetini hayal edemiyorum.

Senin mal olacağından fazla.

Kommentare

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left