Die ersten 200 Zeilen.
BEYAZ ŞEYH
Roma.
Viterbo'dan gelen tren 12. perona girmek üzeredir.
Hamal! Hamal yok mu?
Dikkat etsene be adam! Ahırda mı büyüdün?
Wanda! Valizleri at.
Önce şapka kutusu.
Şapka kutusunu al. Şimdi valizi verecek.
Valizi ver. Dikkat et.
Dikkatli ol. İçindekiler zarar görmesin. Yanımdan ayrılma.
-Gel, bu taraftan in. -Geliyorum.
Gel canım. Sonunda Roma'dayız.
Yavaş. Dikkat et, düşme.
-Nereye? -Otel Tre Fiori'ye.
Tre Fiori mi? Deh, Bianche!
-Cavoli mi? -Hayır, Cavalli. Ivan Cavalli.
Ya siz hanımefendi?
Wanda Giardino. Artık Cavalli.
Furio, üçüncü kat, 5 numaralı balayı süiti.
-Kartpostal alır mıydınız? -Hayır, şimdi değil.
-Telefonu kullanabilir miyim? -İleride. 15 Liret.
Amcam ve yengemi arayacağım.
Buyurun.
Sağ ol canım.
Affedersiniz peder.
Ivan ben!
Yeni geldik. Hemen sizi aradım.
Evet. Eşimle birlikte. Sizinle tanışmaya can atıyor.
-Hanımefendi. -Wanda'yı çağırayım.
Size selam verip şükranlarını sunmak istiyor.
Wanda.
Wanda?
-Affedersiniz. -Buyurun.
Koridorun sonunda. Şuradan da gidiliyor.
-Affedersiniz. -Buyurun.
-24. Maggio Caddesi buraya uzak mı? -24. Maggio Caddesi mi?
Müsaadenizle.
Hemen şurası.
Şu sokağın bitiminde. Yürüyerek 10 dakika.
-Şu sokağın sonundan... -10 dakika mı?
10 dakika.
Buradasın demek! Ne biçim şaka bu?
Ne biçim şaka bu?
-Şapka kutusu nerede? -Şurada.
Yanımdan gitmiş olmana şaştım kaldım.
Amcama selam vermeden hem de. -Otel görevlisi asansöre binmemi istedi.
Otel görevlisiymiş. Yalnız başına otel görevlisiyle asansöre binilir mi?
Amcama ne diyeceğimi bilemedim.
Ona saygıda kusur edilemez.
Vatikan'da önemli bir mevkide bulunuyor. Kudretli biridir.
Karşında kim olduğunu unutma. Kudretli biri diyorum.
Bir parmağını şıklatsa, tüm Roma hizaya dizilir.
İki ay içerisinde belediye meclisine girmeye niyetliyim.
Dahası, yarın Papa'nın huzuruna çıkaracak bizi.
Saat 11'de.
11'de Papa'nın huzuruna çıkacağız!
Konuşmam gerekecek mi?
Hayır, sanmam.
Bunu hiç düşünmemiştim.
Hayır, sanmam. 200'den fazla çift olacak orada.
Şayet gerekirse, ben konuşurum.
Şimdi canım, izninle ceketimi çıkarmak istiyorum.
Daha makul bir saat olamazdı. Planlarıma cuk diye oturdu.
Bundan uygun bir saat olamazdı.
Her bir dakikayı planladım.
7'de Roma'ya varış, ki buradayız. 10'a kadar istirahat.
10 ile 11 arası akrabalarla buluşma.
Tanışıp, kaynaşma falan.
11'de Papa'nın huzuruna çıkacağız. Sonrasında amcam ve yengemle yemek.
Saat 1'den gece yarısına kadar bir saniye bile boş vaktimiz olmayacak.
Amcam ve yengemle birlikte Panteon'a, Kolezyum ve Roma Forumu'na gideceğiz.
Kuzenlerle buluşacak, birlikte Roma'nın antik yollarını,
yeraltı mezarlarını ve Cecilia Metella'yı gezip Roma'ya döneceğiz.
Akşam ise
heybetli ışıkları altında,
Ulusal Anıt.
Sonrasında, pek tabii,
baş başa bir yemek,
ardından da huzurlu bir gece.
Havlularınız.
Kat görevlisiymiş.
Duş almak istediğinizde bize yarım saat önceden bildirin.
Evet!
-Sıcak, değil mi? -Tabii ki.
-Ücrete dâhil mi? -200 Liret.
Olur. Yeterince vaktimiz var canım.
Şu an saat 9. Amcam ile yengem saat 10 buçukta gelecek. Harika.
Karım için sıcak bir banyo!
Belki yarın da ben yaparım, değil mi?
Şimdi,
hazır sen banyo yaparken,
ben de biraz kestireyim.
Sıhhatler olsun canım.
Sağ ol.
-Bay Fernando burada mı? -Kim?
Fernando Rivoli'yle görüşecektim. Onun için bir şey...
Fernando Rivoli buralara uğramaz.
Ödemesini almak için gelmek dışında.
Cumartesi'yi bekleyeceksiniz.
Ama ben yarın gideceğim.
-Bunu size versem? -Masaya bırakın.
-Günaydın hanımefendi. -Çocuklar.
Affedersin şekerim. Tut şunları Antonio.
-Ne var? -Bay Rivoli‘ye bir şey getirmiş.
-Bir hayranı... -Ona bir hediye getirdim.
...ve de arkadaşı.
Şunları odama götür.
-Adın ne senin? -Appassionata
-Ne? -Bambola Appassionata
Ne harika!
-Ben de Marilena Alba Vellardi. -Marilena Alba Vellardi mi?
Yıldızlı Cehennem, Kederli Ruhlar, Fırtınalı Kalpler,
Şam'da Yasak Aşk, Sevdaya Kapılanlar.
Cumartesi olsa da yeni sayınız yayınlansa diye bekliyorum her hafta.
İstasyondan aldığım gibi eve koşuyor, odama kapanıyorum.
İşte gerçek hayatım o an başlıyor. Tüm gece okuyorum.
Gerçek hayat, hayallerde yaşadığındır.
Evet. Hep hayal kuruyorum.
Başka ne yapabilirim? İnsanlar o kadar sıradan ki.
Genç erkekler bir kızla konuşma adabından bihaber.
Sokakta yürüyüşe çıktığınızda...
Sigara?
Hayır, teşekkürler. İçmiyorum.
Ama sakıncası yoksa hatıra olarak saklamak isterim. -Elbette.
Ben müsaadenizi isteyim.
Olmaz. Lütfen otur.
Ah kızım, çok haklısın.
Gigione!
İnsanın kendinden başka sığınağı yok. Tıpkı Kontes Lucilla'da...
- Aşk Ve Kader . -Bravo. Hatırlıyorsun demek.
Hem de tüm karakterleri.
Kontes Lucilla, Çingene Felga,
Maceraperest Raniero ve şu çocuk... Adı neydi?
Ama hepsinden çok Beyaz Şeyh.
Fernando Rivoli harikulade! Şu ifadeye bakar mısınız?
-Günaydın hanımefendi. -Girsenize çocuklar. Ne dikiliyorsunuz?
Bir dakikanızı rica edeceğiz. Son bölümün taslağını bitirdik.
-Bitti mi? -Evet.
-Günaydın. -Günaydın.
Her gün daha da güzelleşiyorsunuz.
-Beğendin mi? -Hem de çok.
Çok tatlısın!
Rivoli'ye üç mektup yazdın ve şimdi de tanışmaya geliyorsun.
Çok şanslısın canım. Birazdan burada olur.
Ama çok geciktim. Tek istediğim şey şunu...
Müsaadenizle, ne olduğuna bakabilir miyim? Fotoğraf mı?
Neymiş o? Göster hadi!
Siz mi çizdiniz bunu? Birebir aynısı olmuş.
Şu şahesere bakar mısınız hanımefendi?
-Muhteşem! -Sarığı kusursuz!
Hem ruhu zengin, hem de ressam!
Fernando bayılacak! Bu ne yüce gönüllülük, ne hassasiyet!
-Taslakla ilgili ne vardı? -Yönetmen hemen teslim etmemizi istiyor.
Bitirmeye çalışıyoruz işte! Bekle biraz.
Bay Fernando geldi mi?
Nando mu? Aşağıda. Yola çıkmak üzereyiz.
Kes sesini!
Ne diyordum?
Bakalım.
Şu kısım...
Baksana canım.
Gece çöldesin diyelim.
Şeyhin hayatının tehlikede olduğunu biliyorsun. Ne derdin?
Kim? Ben mi? Fatma olsaydım ne mi derdim?
Derdim ki...
"Ya Rab! Perişanım." Olmaz mı?
-Harika! Aferin! -Muhteşem! -Ne zarif, insani bir tepki.
-Sahiden mi? -Hemen yazıyorum bunu.
Çok sade. Tıpkı hayat gibi.
-Söyle şunlara, az sabretsinler. -Ben hallederim.
Canım...
Tamam. Birazdan geliyoruz.
Bitti.
Al bakalım delikanlı. Bunu Bay Fortuna'ya götür.
Bu genç hanımı da Fernando Rivoli'yle tanıştır.
Hadi canım. Şeyhin seni bekliyor.
Neler oluyor burada?
Ne oldu?
-Augurio, gel de şuranın haline bak! -Karım nerede?
Karım nerede?
Karım! Karım nerede?
Konuklarımız otelden çıkınca nereye gidiyor, nereden bilelim?
Kartpostal alır mısınız?
Bana 24. Maggio Caddesi'ni sormuştu. Oraya gitmiş olmalı.
-24. Maggio'da ne var? -Furio! 24. Maggio'da ne var?
24. Maggio'da ne mi var?
Bekle!
Bekle!
24. Maggio'da ne olduğu söyle.
Ne mi var? Kraliyet Sarayı.
-Ne tarafta? -Şu tarafta.
-Burada bekleyin. Onu çağırıyorum. -Olur, bekliyorum.
Acele edin! Gidiyoruz!
Oscar! Çabuk ol! Gidiyoruz!
Felga, Oscar! Gidiyoruz! Acele edin!
Felga, Oscar, Zalim Bedevi.
Çabuk olun! Geç kalıyoruz!
Çabuk! Herkes binsin!
-Araba nerede? -Gitti bile. Kamyona bin.
-Kamyonla gitmiyorum. -Dönüşte arabayla gelirsin.
No comments yet. Be the first to leave one.